Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

BEDİA CEYLAN GÜZELCE - GAZETE HABERTURK - HT PAZAR

Küçüklüğümün Tercan Amca’sı ile ne zaman bir sofraya oturulsa, eski günlerden bahsederlerdi babamla. Aynı masada bir Tercan daha olurdu; ağabeyim. Babam, kadim dostunun çocuğu olmayınca, adını yaşatmak için oğluna onun adını vermişti: Tercan Ali. Hiç bahsedilmezdi ama Tercan Amca, zamanında karısının bileziklerini satarak, kimseye söylemeden babamın bir

borcunu kapatmıştı. Yaşça biraz büyüktü, “Oğlum” diye severdi babamı. O sofrada, kim Müslüman, kim Hıristiyandır konuşulmaz, Ermenilik nerede biter,

Türklük nerede başlar, karışırdı. Tercan Amca’nın Ermeniliğini, karısı ile çocuklarının değişik ve güzel isimlerinin anlamını sorduğumda öğrenmiştim. Ancak o zaman...

Kocaman dünya içinde bu, sadece benim küçük hikayem. Bütün kavgaların ortasında, bütün gerçekliğiyle duruyor. Kavgalıların arasına geçip, kollarımızı iki yana açıp “Artık yeter” demek için herkesin kendi hikayesinden yola çıkması lazım. Babamla Tercan Amca bunu yapabildiyse, herkes yapabilir. Hikayesi

olmayanlar ise benimkini ya da bir başkasınınkini ödünç alıp çocuklarına

anlatabilir. Burasının aynı zamanda Agop Amcalar’ın, Hilda Abla’ların, Aris’in, Alis’in de memleketi olduğunu hatırlamamız gerekiyor.

En önemlisi de memleketin insana en fazla ihtiyaç duyduğu zamanda, mesela İstiklal Harbi’nde bu insanların isimlerinden, dinlerinden önce vatanlarını

koruduklarını da unutmamalıyız.

15 Mayıs 1919’dayız. İzmir, Yunan işgali altında. İlk kurşun, gazeteci Hasan Tahsin’in ölümüne ve yazılı tarihe göre, İstiklal Harbi’nin yani Kurtuluş Savaşı’nın başlamasına neden olmuştu. Atatürk 19 Mayıs 1919’da Samsun’a

çıkmıştı ve vatan seferberlik haline geçmişti. Doğu, Güney ve Batı cephelerinde savaş sürerken bir yandan da art arda çıkan iç isyanlar

bastırılmaya çalışılıyordu. Kadınlar erkeklerini vatanı müdafaa etmeleri için savaşa uğurluyordu. Bu da yetmiyor, kendileri de cephenin gerisinde

mücadele veriyordu. Ta ki 11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalanıp da

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ