Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Ekin TÜRKANTOS / GAZETE HABERTÜRK

A merikan yapımı televizyon dizisi Lost’u izlemişsinizdir. Bir uçak kazası sonucu gizemli bir adaya düşen yolcuların hikâyeleri konu edilmişti. Şimdi bir Lost karesini gözünüzde canlandırın. İşin ucunda elbette bir uçak kazası yok. Onların kaderini birleştiren sebep çok başka. Çeşitli nedenlerle Türkiye’ye gelmiş ve burada oyuncu olmaya karar vermişler... Kimi ülkesindeki depremden korkup en yaşanabilecek ülke olarak burayı seçmiş, kimi evlenmiş, kimi tatil için gelip İstanbul’da kalmaya karar vermiş, kimisi de Türk sanatçıların şovlarında dans etmeye başlamış. Hikâyeleri farklı olsa da Türk insanının yardımseverliği sayesinde burada çalışabilmek ve yaşayabilmek için yeni bir yön vermişler hayatlarına. Ülkelerini, ailelerini arkalarında bırakıp kilometrelerce uzakta, yeni bir hayat kurmak sanıldığı kadar kolay olmamış elbette. Japonya, Paris, Küba, Azerbaycan, Nijerya, Gabon, Senegal, Sudan ve Moğolistan’daki yaşamlarını şu sıralar Türkiye’de sürdürüyorlar. Yaşları 26 ile 34 arasında değişiyor. Onların hayali, yepyeni bir meslek uğruna savaşmak ve bugüne kadar uğraştıkları alanların dışında televizyonda yeni bir kariyer planlamak. Yabancı oldukları için çalışma izni aldıklarından pek çoğu için aslında zorlu bir yol. Ancak Türk dizi ve film sektörü ve sahne sanatlarındaki projelerde yabancı oyunculara ihtiyaç duyulması onları umutlandırıyor. Rüzgar Oyunculuk & Menajerlik Prodüksiyon şirketine bağlı çalışıyorlar. Bugüne kadar belki hep Nijerya’dan saat satmak, Azerbaycan’dan evlenmek için gelenlere aşinayız ancak artık onlar bu algıyı kırıyor. Aileleri de Türkiye’de oyunculuk yapmalarından, ekranda olmalarından müthiş gurur duyuyor. Elbette terör olayları dünyanın bir ucundaki aileleri için büyük endişe kaynağı. Ancak onlar sevdikleri, gönül verdikleri Türkiye’nin yaşamak için güzel bir ülke olduğunu düşünüyor. Aralarında çok fazla ülke gezenler, dünyanın hiçbir ülkesinde buradaki sıcaklığı görmedikleri konusunda hemfikir. Türkiye’de sürekli yeni oyuncuların sektöre katıldığı düşünüldüğünde işleri zor gibi geliyor ilk başta. Ancak farklı meziyetleri olması da onları ilgi çekici kılıyor. Aralarında samuray kılıçustası da var, ip atlamada dünya çapında başarısı olan da, dans eden de, yurtdışında müzikallerde oynayanlar da... İşte karşınızda Türkiye’nin yeni yıldızları...

Japon Matasaka: Kılıç ustasıyım

2011’de Japonya’daki büyük depremden sonra Kapadokya’ya gelmiş Matasaka Kobayashi. İstanbul’da bir Japon okulunda finans departmanında çalışıyor. Bir Türk’le evli ve 1 yaşında oğlu var. Aynı zamanda samuray kılıcı ustası. Birkaç reklam filmi çekmiş. İlk geldiğinde zaman moralinin çok bozuk olduğunu, Türklerin cana yakınlığı sayesinde kendini iyi hissettiğini söylüyor. “Televizyonda bir Japon olarak kendimi gördüğümde mutlu oluyorum çünkü ülkemi temsil ediyorum” diyor. Fiziksel özellikleri dolayısıyla komediye uygun olduğunu düşündüğü için o tarz projelerde oynayabileceğini düşünüyor. Türk oyunculardan Ahmet Kural ve Murat Cemcir’i seviyor ve bir gün onlarla oynamayı çok istiyor.

Paris’te doğan Türk kökenli Elisabeth Meltem Doğan:

Türkiye’de Fransız şirketleri adına özel sektörde çalışıyor. Paris’te 3 ayrı konservatuvarda eğitim almış. 9 yaşından beri müzikal tiyatrolarda yer alıyor. “Oyunculuk benim için bir rüya ve hedefim” diyor. Kübalı Castro: Hayalim Tarkan Küba’da bir festivalde dans eğitmeni olarak çalışırken bir arkadaşının “Sen iyi dans ediyorsun, yakışıklısın. Türkiye’de bu alanda çalışabilirsin” sözleriyle rotasını Türkiye’ye çeviren Lazaro Castro ise 87, Küba doğumlu. “Kübalıyım, doğal olarak dans ediyorum” diyor esprili bir dille. Bu yüzden iş bulma konusunda hiç sıkıntı çekmemiş. Funda Arar ve Ajda Pekkan’ın şovlarında yer almış. Yakında Demet Akalın ile çalışmaya başlayacağını söylüyor. Bu arada Türkçe’yi sokakta öğrenmiş, 5 dil biliyor. Eşi Türk ve Müslüman olmuş. Tarkan’la çalışmayı istemiş; “Küba’da onun Şımarık şarkısını çok dinliyorduk” derken Gülşen’le de çalışmayı istediğini söylüyor: “Gülşen benim ülkeme gitti. Tam bizim gibi bir klip çekti.”

Azerbaycanlı Nagiyeva: 5 dil biliyorum

8 Nisan’da vizyona girecek “Kızkaçıran” adlı filmde yer alan Gönül Nagiyeva, 82 Azerbaycan doğumlu. Moskova’da oyunculuk eğitimi almış. Ülkesinde oldukça ünlü bir oyuncu. Dans ediyor, şarkı söylüyor, balerin ve jimnastikçi. 5 dil biliyor. 2 yıl önce Türkiye’nin kapısı aralayan Nagiyeva, “Başta Türkiye’de çok güzel kadın oyuncular var diye çekindim ama yine de şansımı denemek istedim” diyor. Geçen sezon vizyona giren ‘Terkedilmiş’ adlı Türk filmiyle sektöre giriş yapıyor. Hep uluslararası bir oyuncu olmak istediğini söyleyen Nagiyeva’nın 8 yaşında bir oğlu var. Düzenini kurduktan sonra onu da yanına almak istiyor. Sürekli ezber çalışan oyuncunun Türk olmadığını kimse anlamıyor. Burada oyunculuk atölyelerine, diksiyon kurslarına gidiyor. “Türk sinematografisi o kadar ilerlemiş ki, bir sürü ülkeden daha iyi ve farklı. Türkiye’de iyi bir oyuncu olduğumu ispatlamamı sağlayacak rolümü bekliyorum” diyor.

Moğol mühendis: İTÜ’lüyüm

Üniversite eğitimi için 10 yıl önce Türkiye’ye gelen Munkh Orgil, 86 Moğolistan doğumlu. İTÜ Elektronik Bölümü’nden mezun. Türkiye’de bilgisayar mühendisi olarak çalışıyor. Geldiğinden beri hobi olarak oyunculuk yapıyor. Reklam ve dizilerde yer alıyor. Moğol olarak Türkiye’de çalışan ilk mühendis olduğunu söyleyen Orgil, “Hangi alanda çalışıyorsam yapabileceğimin en iyisini yapmalıyım. Hobinin geliştirilebileceğini gençlere göstermek istiyorum” diyor.

Senegalli Nyang: İp atlamada rekortmenim

Senegal doğumlu Muhammed Nyang da Marmara Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmuş. Spor, dans, ip atlama, boks ve rap’te iddialı. 10 yıldır Türkiye’de. Dizilerde yer alıyor. “Türkiye’de yaşamayı çok seviyorum. İnsanları çok seviyorum ama bazen de Allah Allah ben burada nasıl yaşıyorum diyorum. Bize sahip çıkan kimse yok burada, ne annemiz var ne de aileden başka biri. Çok kolay bir şey değil” diyor. Bir gün kız arkadaşıyla gezerken insanların “Adama bak, memleketimize gelip bir de kızla geziyor” demesini hiç unutmamış. Türk erkeklerinin çok kıskanç olduğunu düşünüyor. “Memletimde bu kadar popüler olmadım” diyen Nyang, bu kadar çeşit yemeği bir arada hiçbir yerde görmediğini söylüyor. Dünyada en çok sevdiği kişi annesi. Terör olaylarından endişelenen annesinin “Senin biletini alacağım gel artık” demesini yadırgamıyor. Türkiye’yi çok sevdiği için dönmeyi de şimdilik düşünmüyor.

Sudan kökenli Doğu: 2. Lig’de oynadım

İzmir doğumlu oyuncu Kıvanç Doğu ise mankenlik ve oyunculuk yapıyor. Yakında Show TV’de başlayacak ‘İstanbul Sokakları’ dizisinde yer alacak. Akrabaları Osmanlı toprağı sayılan Sudan’dan Yunanistan’a getiriliyor. Kurtuluş Savaşı döneminde dedesi Türkiye’ye geliyor. Babaannesi ise Karadenizli. Yani tam bir melez. Düzcespor 2. Lig’de oynarken sakatlanınca bırakmak zorunda kalmış. Ve oyunculuk macerası başlamış.

Moğolistan doğumlu Sukhbaatar: Sumo güreşçisi oldum

Nakliye işleriyle ilgilenen  Moğolistan doğumlu Chadrabel Sukhbaatar ise daha çok sumo güreşçisi gibi rollerde tercih ediliyor. Cengiz Han olarak bir reklam filminde yer almış.

‘Biraz Türkçe bilmelerini istiyoruz’

Rüzgar Oyunculuk & Menajerlik Prodüksiyon şirketinin Kurucusu ve Genel Müdürü Ezgi Adeoye, Türkiye’deki yabancı oyuncuların işlerini organize ediyor. Sahne ve gösteri sanatları yönetimi eğitimi alan ve uzun yıllar setlerde çalışan Adeoye, kast direktörlüğü de yapmış. “Türkler Çıldırmış Olmalı” adlı sinema filmiyle başladığı meslek hayatında 400 siyahiyle bir buçuk ay geçirince ister istemez yabancı oyunculardan oluşan bir kast ekibi kurmuş kendine. Daha sonra farklı ülkelerden oyuncu adayları ilk ona gelmeye başlamış. Daha sonra ajans kurmaya karar vermiş. Birlikte çalışacakları oyuncu adaylarından istenilen özellikleri şöyle sıralıyor Adeoye, “Öğrenim ya da iş nedeniyle uzun süre Türkiye’de yaşıyor olması, oyunculuğa ilgili ve tercihen eğitimi ve deneyimi olması, biraz Türkçe bilmelerini istiyoruz. Önce ofisimizde video ve fotoğraf çekimleri yapılıyor. Daha sonra kendi fiziklerine ve koşullarına uygun projelere konuk olarak yönlendiriliyorlar. Beğenildikleri takdirde isteyenler çekimde yer alabiliyorlar. Şu an 3 bin civarı oyuncumuz var.”