Demokrasi nöbetinde mesai yapanlar
3 haftadır demokrasi nöbetinde sabah akşam meydanları binlerce vatandaş dolduruyor. İşten çıkıp gelen mi dersiniz, meydanda sabaha kadar duran mı... Bir de meydanlara gelenlere yardım etmek, coşkularını artırmak ve düzeni sağlamak için saatlerce çalışan görevliler var. Bu onlar için mesai ama gönüllü kaldıkları bir mesai...
Mehmet Emin Demirezen / HABERTÜRK PAZAR
20 günü aşkındır meydanlarda demokrasi mitingleri düzenleniyor. Ben de işten çıktığımda, eve dönerken ya da hafta sonu şehri dolaşırken bu mitinglerin içinden geçiyorum; Taksim Meydanı, Beşiktaş Meydanı, Saraçhane, Gaziosmanpaşa Meydanı... Bazen de oralardan geçmek için yolumu değiştiriyorum ve karşılaştığım yorgun ama coşkulu yüzlere bakıyorum. Hep bir ağızdan şarkılar, tezahüratlar söylüyorlar, ardından bayraklar ortaya çıkıyor... Ama bu demokrasi nöbetinde sürekli gördüğüm, değişmeyen yüzler de var. Alan görevlileri... Onlar da coşkulu ama bu süreçte herkesten çok yoruluyorlar. Çünkü hem demokrasi nöbeti tutuyorlar hem de diğer vatandaşlara hizmet ediyorlar. Kimisi kan ter içinde çorba dağıtıyor, kimisi meydanlarda sahne düzeni kuruyor, kimisi de müzik yapıyor... Ben bu kez onlarla konuşmak, demokrasi mesaicilerinin hikâyelerini yazmak istedim. Günlerdir göre göre aşina olduğum yüzlerle tanışmak için sırt çantamı ve bayrağımı alıp meydanlara gittim. İlk durağım Saraçhane’ydi...
‘VATANDAŞLAR DESTEK OLUYOR’
Meydana vardığımda ilk dikkatimi çeken, belediyenin temizlik işçileri oldu. Ekip halinde bir yandan yollardaki direklere çöp poşeti bağlıyorlar, bir yandan da şarkılara eşlik ediyorlardı: “Ölürüm Türkiye’m, ölürüm Türkiye’m oyy...” Şarkı bitti, birinin yanına sokuldum. Sorumu yanıtlarken bile yerdeki çöpleri topluyor ve “Bu da vatan görevi” diyordu. Adı Ahmet Örs’müş, 5 yıldır belediyenin temizlik görevlisiymiş. Anlattı: “Meydanlarda mesaimiz saat 19.00’da başlıyor, sabah 07.00’ye kadar devam ediyor. Binlerce insan geliyor her gece, haliyle ortalık biraz kirleniyor... Yoğun kalabalıktan ötürü çok yoruluyoruz. Bunu şikâyet olarak anlama hemşerim. Biz hem meydanda işimizi yapıyoruz hem de vatanımızın bütünlüğü için demokrasi mücadelesine destek veriyoruz. Fedakârlık göstermek zorundayız. Burada bir başka bütünlük var. Mesela çok yorulduğumuzda o gece görevli olmayan arkadaşlarımız ya da buradan vatandaşlar bize destek oluyor...” Bunu söylerken gözleri ışıl ışıldı, başladım ben de onunla birlikte plastik bardakları toplamaya. Hiç değilse yükü hafiflesin, işi biraz azalsın diye. Yarım saat sonra karnım acıktı. Ahmet Abi beni çorba kuyruğuna götürdü. Upuzun ama nasıl da hızlı ilerliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, nöbete gelenler aç kalmasın diye mobil büfeler kurmuş. Saraçhane’de bu mobil büfelerden 4 tane var. Sıradaki insanlar kaç gündür burada nöbet tuttuklarını, başta ön yargılı olduklarını ama çorbanın beklediklerinden çok daha lezzetli olduğunu konuşuyor. Sıra bana geldi, çorbamı büfenin görevlisi Halil İbrahim Abi’den aldım. Birkaç soru sormak için yanına geçmeme de müsaade etti. Hava epey sıcaktı. Eh, çorba da öyle... Mobil büfenin içini siz düşünün artık. Orta yaşlı Halil İbrahim Abi yorgun görünüyordu: “Meydanlarda demokrasi mitingleri olduğundan beri çalışıyoruz. 24 saat burada insanların aç kalmaması için yiyecek, içecek imkânı sağlıyor ve sırf Saraçhane’de günde ortalama 5 bin kişinin karnını doyuruyoruz.” 24 saat çalışıp 24 saat izin kullanıyormuş. Bir uyu bir uyuma, amma zor iş!
‘BU TİŞÖRTÜN MEDIUM’U VAR MI?’
Gözüme başka bir manzara ilişti... İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bahçesinde kocaman bir TIR vardı ve vatandaşlara, ay yıldızlı tişörtler dağıtılıyordu. Önündeki kuyruk almış başını gitmişti; başı vardı da sonu yoktu sanki... Sıraya girdim. Konuştuklarımdan kimisi ilk kez tişört alıyordu ama aralarında 3’üncü kez alanlar bile vardı. Yaklaşık 20 dakika sonra sıra bana geldi. O kargaşada kaç beden giydiğimi haliyle söylemedim. Bir yandan da görevlilere seslenenleri duyuyordum: “Bunun medium’u var mı?” Yok artık! Kalabalığa kan ter içinde yetişmeye çalışan görevlilerse yapacak bir şey olmadığından sadece gülümsemekle yetiniyordu. İstanbul meydanlarında bu tişörtlerden her gün 20 bin adet dağıtılıyormuş. Yani haftada 140 bin tişört! Bugünlerde birçok evsizin üzerinde bu tişörtlerden görüyorum, galiba bu iş onlara da yaramış. 21.00’de program yavaş yavaş başladı. Sahne sorumlusu Fahri Bakar, son hazırlıkları kontrol ediyor, bir yandan da hiçbir şey noksan kalmasın diye uğraşıyordu. Canlı yayın hazırlıkları da tam gaz sürüyordu. Benim bile açıkçası başım döndü, herkes bir yere koşuşturuyordu, tıpkı çalışkan karıncalar gibi... Sonra birden bir ses duyuldu: “Ceddin deden, ceddin baban...” Meydan inledi! “Demokrasi nöbetinin süperstar ekibi”, yani İBB’nin Mehter Takımı sahneye çıkmıştı. Her gittiğim meydanda insanlar onların yolunu gözlüyordu hatta Beşiktaş Meydanı’nda Pokemon oynayan gençler oyunu bırakıp ekibi izlemeye gidiyordu, ne kadar ilgi çektiklerini artık varın siz düşünün...
HER GÜN 4 MEYDANDA MEHTER MARŞI
Şansıma, o gece burada sahnedeydiler. Performanslarından sonra heybetli Mehterbaşı Hasan Çinka ile konuştum. Çinka, “Darbe girişiminden sonra halkla ilk olarak 17 Temmuz’da Saraçhane’de buluştuk ve ardından diğer meydanlara gitmeye başladık. Bugüne kadar toplam 12 meydanda, çeşitli saatlerde bulunduk. Programlarımız ortalama 45 dakika sürüyor. Çok efor sarf ediyoruz ama değiyor, insanların coşkusu karşısında da zaten yorgunluğumuz uçup gidiyor” dedi ve devam etti: “Normalde ekibimiz 60 kişilik. Ama bu dönemde iki gruba ayrıldık, 30’umuz bir semte giderken geri kalan 30 kişi başka bir semte gidip, orayı inletiyor. Böylece her gece dört meydanda gösteri yapabiliyoruz. Üstelik sadece akşamları da çalmıyoruz, gündüz programlarımız da var.” Biz sohbet ederken, başkaları da gelip onlara sorular soruyordu: “Bir daha ne zaman geleceksiniz?”, “Bu kıyafetleri nereden aldınız?”, “Birlikte fotoğraf çektirebilir miyiz?”... Hiç kimseyi kırmadılar. Bu yüzden onlara çekinmeden demokrasi nöbetinin süperstarları diyorum ya! Malum kendileri en kısa mesafeli en uzun turnelerindeler...
Mobil büfe hizmeti verilen yerler
Saraçhane, Kısıklı, Taksim, Sütlüce, Vatan Caddesi, Kartal, Çağlayan, Atatürk Havaalanı, Hasdal, AKOM, Avcılar, Maltepe.