Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Çocukların, isteklerini zorlayıcı bir şekilde anne ve babasına yaptırma isteği her zaman karşılaşılabilecek bir durum. Çocukların "hayır" cevabını kabul etmemesi ya da isteklerini kabul ettirmede inatçılık yapması gibi durumlarda ailelere de haliyle pek çok sorumluluk düşüyor. Bir çocuğa hayır cevabını tabii ki anlatabilirsiniz. Ancak ilk önce inatçı davranışların tespitini doğru bir şekilde yapmalısınız. Peki çocuklara "hayır" kelimesi nasıl Çocuklara hayırı anlatmanın yollarını açıklayan Pedagog Dr. Adem Güneş’e göre inatçılık üç başlık altında toplanıyor. 

DİRENÇ İNATÇILIK

Çocuklar her yeni gelişim dönemine girdiğinde, yeni beceriler kazanır. Kazandıkları bu becerileri kullanmaktan keyif alırlar ve bu sayede gelişimlerini sürdürürler. Örneğin, iki yaş döneminde çocuk, tutma, atma, koşma becerilerine sahip olur. Bu beceriler çocuk için yeni ve heyecan vericidir. Su içeceği bardağı kendi tutmak, beceremese de kıyafetini kendi giymek, özgür bir ortam bulduğunda delice koşmak ister… Ebeveynler çocuğun bu döneminde onu yönlendirmek, yönetmek ve kendi dediklerini yaptırmak isterlerse çocuk direnç gösterir. Gösterdiği bu direnç inatçılık değil, gelişimsel ihtiyaçtır. Bu dönemde çocukla inatlaşmamak, onu yönetmemek gerekir. Ona eşlik etmek ve gelişimini tamamlamasına yardımcı olmak doğru bir davranış olur.

TEPKİSEL İNATÇILIK

Çocuk kendisine ayak uyduran ebeveyni ile uyum sağlar. Kendisini sürekli engelleyen, erken yaş döneminde yoğun kurallar oluşturan (Dört yaş öncesinde çocuklar kural tanımaz.), baskı ve şiddet gösteren ebeveynine karşı kendini korumak amaçlı "tepkisel inatçılık" sergiler. Tepkisel inatçılık sergileyen çocuklara karşı kurallar ve baskılar azaltılmalı, çocuğu yönlendirmek yerine onunla bir süre (Yaklaşık altı hafta) uyum sağlamaya çalışmalı.

BAĞLANMA BOZUKLUĞUYLA BİRLİKTE GELEN İNATÇILIK

Bağlanma süresinde (İlk iki yaş) annesi veya anne yerine geçen bir bağlanma figürü ile güvenli bağlanma gerçekleştiremeyen çocuk, sürekli bir tepkisellik ve inatçılık içinde olur. Çocuğun bu durumu aslında bilinç dışı bir huzursuzluk sürecidir. Bağlanma bozukluğu olan çocuklarda inatçı davranışlar, yeniden bağlanma süreci yaşanılarak uyum sürecine sokulabilir.

"Duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını koşulsuzca yerine getirin. İhtiyaçları pazarlık haline getirmeyin."

Çocuğun sağlıklı bir kişilik geliştirebilmesi için "özgür bir ortam" ve "koşulsuz sevgi" ihtiyacı var. Özellikle ilk dört yaşta çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçları koşulsuz olarak sağlanmalı. Ayrıca çocuğun ihtiyaçları bir pazarlık konusu haline getirilmemeli.

İHTİYACA DÖNÜŞMÜŞ DAVRANIŞLARA SINIRLAMA GETİRİN

Çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarının dışında, ebeveynlerin yanlış tutumlarının sonucu olarak "ihtiyaç olmadığı halde ihtiyaca dönüşmüş davranışlar" gelişmişse bunlar sınırlandırılmalı ve bunlara karşı mücadele edilmeli. Örneğin, çikolata ya da cips yemek bir ihtiyaç değil. Eğer çocuk damak tadı artıran bu gıdalar ile tanışmış ve inatla bunları istiyorsa, bu bir gelişimsel ihtiyaç değil, ihtiyaç haline getirilmiş davranışlardır. Böylesi durumlarda ebeveynler kararlı durmalı ve kesinlikle taviz vermeden bu alışkanlıklardan vazgeçirmeli.

DUYGUSAL YAKINLIK KURUN

Çocuklar bazen ebeveynleri ile kuramadıkları güvenli bağ eksikliğini, duygusal ihtiyaçlarını "oyalanma davranışları" sergileyerek bastırmaya çalışırlar. Bu dönemde çocuklar, anne-baba ile bağı zayıfsa sürekli oyun veya oyuncak ister. Böylesi durumda çocukla inatlaşmak ya da onun her istediğini yerine getirmemek adına, baskı kurmak yerine duygusal yakınlık sağlayarak oyalanma davranışlarından uzaklaşmasına yardımcı olmak gerekir.

ÇOCUĞUNUZA HAYIR CEVABINI NASIL ÖĞRETEBİLİRSİNİZ?

Ebeveynler çocuklarına ne kadar az kural koyarlarsa, katiyen uygulanmasını istedikleri kurallarda o kadar kolaylık yaşarlar. Çocuğun mutlak yapması gereken konularda kararlı olmak, çocuğun tüm iktidar mücadelelerine dirençle dik durmak gerekir.

Bazı durumlarda çocuğun inatçı tutumu oldukça sert olur. Bu durumda "3 adım kuralı" uygulanır. Örneğin elinde kesici bir cisim bulunan çocuğa o cismi yerine koyması istendiği halde koymuyorsa aşağıdaki maddeleri deneyebilirsiniz.

Ebeveyn bulunduğu yerden, çocuğa yaklaşmadan, kararlı bir ses tonu ile "O bıçağı masanın üzerine koyar mısın, Ali?" diye seslenilmeli. Bu sesleniş karşısında çocuk muhtemelen ebeveynin kararlılığını gördüğü için isteğini yerine getirmeyecektir.

Eğer çocuk ebeveynin dediğini yapmazsa, bu kez ebeveyn çocuğun yanına kadar gelmeli ve kararlı bir ses tonu ile "O bıçağı masanın üzerine koyar mısın Ali" diyerek bir kez daha seslenmeli. Çocuk biraz tereddüt yaşayabilir ancak yine de inatçı davranışına muhtemelen devam edebilir.

Bu durumda ebeveyn çocuğun elinden bıçağı alıp "O bıçağı masanın üzerine koyman gerekiyor" diyerek kararlılığını sürdürmeli. Çocuk bu durumda tekrar bıçağa uzansa bile ebeveyn bu kararlılığından vazgeçmemeli, çocuğa küçük bir taviz dahi vermemeli.

Böylesi durumlarda esas olan şey ise, çocuğun yaşadığı çevreyi onun zarar görmeyeceği eşyalar ile donatmak, zararlı eşyaları etrafta bulundurmamaktır. Yani aile, böylesi bir müdahaleye bulunacak bir ortamın oluşmasına izin vermemeli.