Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam Alo üzerimde büyü mü var?

        Adımı, soyadımı, yaşımı, mesleğimi, yaşadığım şehri yazıp malum numaraya mesaj attım. Ertesi gün arayıp numaranın sahibimedyumdan üstümde “Katlama Büyüsü” olduğunu öğrendim. İnandığımdan değil ama kim bu büyüyü yaptırdıysa

        ya da yapılmasına şahit olduysa, lütfen hemen gidip çözdürsün. Yoksa hayatım boyunca kimselerle birarada duramayacakmışım, ruh halim bir iyi bir kötü, rüyalarım hep karanlık olacakmış, hiç durmadan çekeceğim karın ağrısı da cabası... Medyum öyle söyledi. Kısa mesajda mesleğimi okuduğundan olsa gerek, fazla konuşmak istemedi. Çözdürün şu büyüyü, yoksa hayatımın sonuna kadar üstümde bu laneti taşıyacakmışım. Katlama büyüsü diye bir şey varsa, birileri iş edinip bunu dünyanın yarısından fazlasına yaptırmış galiba. Çünkü çoğunluk mutsuz, umutsuz, bir gün iyi bir gün kötü ruh haline sahip ve karanlık rüyalar görüyor. Dileyen herkes, internet vasıtasıyla medyumun telefon numarasına ulaşıp mesaj yollayarak büyü durumuyla ilgili neticeyi öğrenebilir. Hatta bazı medyumlar vesikalık ve/veya boy fotoğrafınızı da istiyor ki büyüyü suretinize bakarak tespit etsin. İşin geldiği nokta, durumun vahametini de ortaya koyuyor. Üstelik teknoloji de büyü ile uğraşanların ekmeğine yağ sürüyor. Artık büyü yaptırmak da, çözdürmek de, evde denemek de bir tık uzakta. Türkiye’de yasal olmayan büyü faaliyetleri için gerekli malzemeler de yine internet aracılığıyla kapınıza kadar getiriliyor.

        ÖLÜMSÜZLÜK BÜYÜSÜ

        Büyü, ilkel kabilelerden bu yana insanoğlunun çaresiz kaldığı durumlarda başvurduğu bir yöntem. Hitit, Asur ve Babil gibi medeniyetler tarihini değiştiren uygarlıkların tabletlerinde, alfabelerine ait olmayan metinler, resimler ve tasvirler de bu düşünceleri destekliyor. Yunan mitolojisinde büyü ölümsüz olmak için kullanılan bir yöntem mesela... Efsaneye göre, Asklepios, ünü dört bir yana yayılmış bir hekim tanrı. Elinde yılan sarılı asası ile bütün gün dağlarda dolaşan

        Asklepios, bir yandan da hastalara reçete yazardı. Müzik ve su sesi dinleterek hastaların rüya görmesini sağlayan Asklepios, onları böylece sağlıklarına kavuştururdu. Hekim tanrı, bazen kimsenin anlamadığı yazılar yazar, onları insanların bulabilecekleri yerlere bırakırdı. Öyle bir gün geldi ki, Asklepios

        ölümsüzlüğün reçetesini yazdı. Bunu duyan baş tanrı Zeus, bugünkü

        Bergama civarında bulunan bir tepede Asklepios’un karşısına çıktı. Zeus, ölüm ve doğuma ancak kendisinin karar verebileceğini söyleyerek, Asklepios’a bir şimşek

        fırlattı. Kalbine saplanan şimşek yüzünden son nefesini vermek üzere olan hekim tanrı, avucunun içinde sakladığı ölümsüzlük reçetesini bir otun üzerine düşürdü. İşte Antik çağda, bu otun sarımsak olduğuna, o reçetenin ise Asklepios’un yazdığı bir büyü olduğuna inanılırdı. Antik dünyanın şarap ve eğlence tanrısı Dionysos’un haftalar süren meşhur festivallerinde kadınların ve erkeklerin büyülerle kendilerinden geçtikleri, böylece tanrılarla iletişim kurdukları da metinlerde kendine yer bulan iddialardan.

        Ortaçağda, onlarca insanın engizisyon mahkemeleri tarafında cadılık ve büyücülükle suçlanıp yakıldığı, savaş meydanlarına medyum ve büyücülerin de götürüldüğü tarihi gerçekler arasında.

        DİN, DİL AYIRMIYORLAR

        Büyünün ne coğrafyası ne dini ne dili ne de milleti var. Özel semboller, çizelgeler, alfabeler üstü harfler, özel eşyalar... Her şey büyünün konusu ve malzemesi. İşleriniz “Üstümde bir uğursuzluk var” dedirtecek kadar ters gidiyorsa, durup dururken, nedensiz karnınız ya da başınız ağrıyorsa size büyü yapılmış olabilir.

        Ya da yıllardır kullanıp da kaybettiğiniz bir eşyanız, ortalık yerde kesip de düşürdüğünüz tırnağınız, iç çamaşırınız kötü emellere sahip birilerinin eline geçmiş olabilir. Medyumlar, büyüden korunmak için dua etmeyi öneriyor. Şu ak büyü, kara büyü işi de kafanızı karıştırmasın. Ak büyülerin, sevenleri kavuşturmak, ilgisiz

        sevgilinin dikkatini çekmek, kendini büyüden korumak gibi “masum” gerekçelerle yapıldığı öne sürülse de bana Yüzükler’in Efendisi’nde, birdenbire grilikten aklığa terfi eden büyücü Gandalf’tan başka bir şey hatırlatmıyor. Çıkış noktaları aynı.

        Dünyanın ya da birilerinin iyiliğini istemek. Dua eden eder ama bence yine de büyüden korunmanın en iyi yolu, ona inanmamak. Yani büyü düşüncesinden kendinizi korumak. Yoksa medyumun bana söylediği gibi bol bol katlanıp, açılmamız gerekir.

        BÜYÜ NE ZAMAN YAPILIR?

        Büyü yapanlar genellikle, sessiz, karanlık ortamları tercih ediyor. Büyücünün trans haline geçeceği düşünüldüğünden, bu işler için en uygun zaman gece. Yapılacak

        büyünün cinsine göre ayın hareketleri de gözlemleniyor. Yani siz yatağınızda uyurken, birileri size büyü yapmaya çalışıyor olabilir. Büyülerin de ömürleri var. Bazıları etkisini hiç kaybetmiyor, bazıları ise çözücü işlemlere dayanamayıp

        açılabiliyor. Bu işlem; bazen günler süren bir dua okuma seansı bazen de büyü yapılan malzemenin akan suya bırakılmasıyla gerçekleşiyor. Kara büyülerde; idrar, kan, deri, karga, kedi, kurbağa, kurt, domuz, timsah dişi, mezarlıktan toprak,

        kara tüy, yarasanın kanı ve gözleri, ökseotu ve daha birçok hayvanın kanı, kılı, tüyü kullanılıyor...

        Ak büyüler ise; ateş, altın, ayçiçeği, zeytinyağı, sarımsak, su, süt, sirke,

        elmas, incir, inci, adaçayı ve benzeri iyilik çağrıştıran otlar ve malzemelerle yapılıyor.

        PAPAZ BÜYÜSÜ NEDİR?

        Regl kanı ya da meni ile yapıldığı iddia edilen Papaz büyüsünün, Pagan dönemlerden kalma olduğu sanılıyor. Ritüel, Süryanilerin eski dili ile yazılan yazılar üzerine duaların okunması ile tamamlanıyor. Bazı kaynaklarda büyünün

        kanamanın son damlaları bazılarında ise ilk damlaları ile yapıldığından bahsediliyor. Büyülerin en tehlikelilerinden biri kabul edilen Papaz büyüsünü muska olarak hazırlayan kişi, bir kiliseye gidip Papaz'dan kendisine bir dua

        okumasını istiyor. Büyünün varlığından habersiz Papaz, duayı okuyor ve büyü tutmuş oluyor. Birini kısırlaştırmak, cinsel tercihini değiştirmek, bağlamak ya da sevgisini kazanmak için başvurulan bu büyüyü yine ancak bir Papaz çözebiliyor. Bir başka iddiaya göre ise Papaz büyüsü, Kuran'daki bazı ayetlerin ters yazılmasıyla da yapılabiliyor.

        FAVORİ BÜYÜLERİMİZ SABUN VE DOMUZ YAĞI

        Büyücünün malzeme listesinde, regl kanından saç teline, tırnaktan kullandığınız sabuna kadar her türlü akla gelmeyecek şey yer alıyor, Türkiye’de yapılan iki tane favori kara büyü var. Biri sabun diğeri ise domuz yağı büyüsü. Kişinin iç çamaşırına sürülen domuz yağı, karşısındakilerin onu domuz gibi görünmesine neden oluyor. Böylelikle domuz büyüsü yapılan kişiden sevgilisi de dahil herkes kaçmaya başlıyor. Daha feci sonuçlara neden olduğu söylenen sabun büyüsünde ise her sabah yüzünüzü yıkadığınız sabun, büyücü tarafından içi çivi ya da toplu iğne dolu bir sabunla değiştiriliyor. Bu büyünün yapıldığı kişilerin üzerindeki uğursuzluk bir türlü geçmek bilmiyor, hatta iş ölüme kadar varabiliyor. Saç kılı ile yapılan ak büyünün, ayrılanları biraraya getirdiği söyleniyor. Bir kadını, kendine büyü ile aşık etmek isteyen erkek, önce onun regl kanınından numune almak

        zorunda.

        BÜYÜ VE ÜNLÜLER

        Ünlüler arasında adı büyü ile anılanların sayısı hiç de az değil. Nazire Şenlendirici’nin cezaevindeki Deniz Seki’ye büyü yaptırıp yaptırmadığı konuşuluyor mesela. Söylenen o ki, Nazire Şenlendirici, eşi Hüsnü Şenlendirici’nin Deniz Seki’den ayrılması için, su, fanila ve muska ile büyü yaptırmış. Bu işe gönüllü olarak dahil olan kimliği belirsiz büyücü, Hüsnü Şenlendirici’nin fanilasına, içtiği suya büyü yapınca sevgililer ayrılmış. Kıvanç Tatlıtuğ’da bir zamanlar sevgilisi olan Azra Akın’la ayrılığında “Birileri bize büyü yaptırdı” açıklamasını yapmıştı.

        Prof. Dr. Nilüfer Narlı

        TÜRK KADINI BÜYÜYE VE BÜYÜCÜYE İNANIYOR

        Bahçeşehir Üniversitesi, Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı, büyü ile uğraşanların gerçeklerle yüzleşme konusunda yetersiz kişiler olduğunu söylüyor. İnsanların başlarına bir felaket geldiğinde ya da zor durumda kaldıklarında, hatayı kendilerinde ya da çevrelerinde aramak yerine doğaüstü güçlerden medet umduklarını söyleyen Narlı, “Ülkemizde bilhassa kadınların büyü ve büyücülük işlerine daha fazla başvurduğunu görüyoruz. Bunun nedeni de kadının sistem içinde kendini daha güçsüz hissetmesi. Büyüye inananlar, bireysel vicdanlarıyla

        baş başa kalmaktansa irrasyonel tarafları güçlü tutup zor anlarda doğaüstü, tanımlayamadığı varlıklarda suç aramayı tercih ediyor” diyor.

        İLAHİYATÇI DOÇENT DR. MUSTAFA ÖZTÜRK: "HAZRETİ MUHAMMED’E DE BÜYÜ YAPILDI"

        Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mustafa Öztürk, kesinlikle haram olduğunu öne sürmesine rağmen büyünün varlığına

        inanıyor. Kısa zamanda, gücünün yetemeyeceği kadar büyük şeyler yapmak isteyenlerin genellikle bu tür bir yola başvurduğunu söyleyen Öztürk, “Sihir ve büyü, Ehl-i Sünnet geleneğinde mevcuttur. Bu, eski çağlardan bu yana süregelen ve nesilden nesile aktarılan bir meslek gibidir. Peygamber Efendimize de büyü

        yapıldığı söylenir. Hatta Kuranı Kerim’in son iki suresi olan Felak ve Naas adeta bunun için yazılmıştır” diyor. Büyünün uzaktaki insanları da etkileyebileceğini

        düşünen Öztürk, “Büyünün dini imanı olmaz. O zinhar haram olan işlerle

        uğraşan kişiler, kendi aralarında semboller ve bizim aşina olmadığımız bir alfabe kullanır. Bu nedenle uzaktaki insanlara da tesir edebilirler” diyerek açıklıyor durumu.

        NEGATİF ENERJİ İNSANA YAPIŞIR

        Reiki Master olan Tülin İrde, kanser hastalarının kemoterapi sonrası oluşan ağrılarına reiki ile destek veriyor. İrde’nin büyü konusundaki düşüncelerini, insan enerjisinin yönlendirilmesiyle açıklıyor: “Büyü dediğiniz, bir tür enerji aktarımıdır. Büyü adı altında değil ancak pozitif ya da negatif enerjinin aktarımından söz edebiliriz. Negatif enerji insana yapışır. Reikide, enerjisini onarmak istediğimiz insanın dalga boyutuna geçip onun frekansından enerji gönderiyoruz. Zaten “Nazar” dediğimiz şey de bir anlamda bununla ilgili. Kötücül enerji, en çok ve en kolay gözlerden akratılır, bu nedenle de çeşitli hayvanların gözlerinin büyücülük işlerinde kullanıldığı söylenir.” Büyü yapılırken insanların eşyalarının

        kullanılmasına ise bir imajinasyon yaratmak için başvurulduğunu düşünen ve

        büyüye kesinlikle karşı çıkan İrde, “Reikide, uzaktaki bir kişinin böbrek ağrısını

        dindirmek için elinize bir kristal alıp onun o böbrek olduğunu düşünerek yoğunlaşabilirsiniz. Ya da elinize oyuncak bir bebek alıp onu enerji göndermek

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ