Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Cumartesi Seksi modelden güzellik itirafı

        AYSUN ÖZ/HT CUMARTESİ

        Ablalarından çok farklı bir model kuşağı geliyor... Kusursuz görünmenin derdinde değil onlar. Bilakis alametifarikalarının kusurlarında saklı olduğunu kavramışlar... İsveçli model Frida Gustavsson da onlardan biri. Moda devlerinin kataloglarında giydirmek için yarıştığı Gustavsson’la güzellik ve hayat üzerine...

        Soğuk ülkenin sıcak kızlarından biri o. Bir önceki model neslinden de, tüm yaşıtları gibi çok farklı... Hayatın anlamını başka yerde arıyor, güzellik anlayışıysa şaşırtıcı. Stockholmdoğumlu, 15 yaşında alışveriş yaparken keşfedilen vemoda dünyasına Valentino defilesiyle sunulan Frida Gustavsson, 4 yılda neredeyse tümbüyük markalarla çalıştı. Louis Vuitton, Chanel, Lanvin, Fendi, Dior, Jil Sander, Alexander McQueen... Geçen yıllardaMarc Jacobs, Jill Stuart, Anna Sui, H &M,MaxMara ve Prada için reklamkampanyalarında yer alan ünlümodel şimdi de Maybeline New York’un güzellik elçisi. Kusursuz fiziği ve kendine güvenli bakışlarıyla daha 20 yaşındamoda dünyasının el üstünde tuttuğu modellerden biri olan Gustavsson, sorularımızı cevapladı.

        Yüzünüzden akan bu özgüven nereden geliyor?

        Özgüven beklenmedik yerlerden gelebiliyor, sokakta bir yabancının gülümsemesinden bile... Fakat genelde sevdiğimve güvendiğiminsanlar çevremdeyken kendimi rahat hissediyorum. Hiçbir şey beni ailemve arkadaşlarımla zaman geçirmekten daha özgüven sahibi yapamaz. İşte bu yüzden hayatımı evimolan Stockholm ve New York arasında geçiriyorum. 

        Güzelliğinizin öne çıkması da özgüveninizden mi? Zira sizin memlekette güzel kadın çok ama önce siz fark ediliyorsunuz...

        Güzellik, özgüvendir. Hiçbir şey sokaktamutlulukla yürüyen özgüven sahibi bir kadından daha güzel ve ilhamverici olamaz. İşte bu tarz bir güzellik, dikkat çeker. Fiziksel güzellikse değişkendir, birçok farklı şekilde karşımıza çıkar ve tek bir şeyi güzel olarak nitelendirmek çok zordur. Benimiçin kişiyi güzel yapan küçük kusurlarıdır. Mükemmellik sıkıcı...

        ‘ERKEK KIYAFETLERİYLE KENDİMİ KADINSI HİSSEDİYORUM’

        Kendi tarzınızdan söz eder misiniz?

        Küçüklüğümden beri kıyafet deneyip çıkararak kostümlerle farklı teatral karakterlere bürünmeyi severdim. Bencemoda ve giyim, insanların kendilerini ifade etmelerine, hislerini ve düşüncelerini paylaşmalarına olanak sağlıyor. Daha gençken, kendimi vintage kıyafetlere ve kendi kıyafetlerimi yapmaya kaptırmıştım. İkinci el dükkânlarını altüst etmek bir tutku haline geldi. Bugün de değişmiş sayılmaz.

        Vintage giyinmek zordur...

        Moduma, havaya, bulunduğum yere göre tarzımdeğişebiliyor. Yazları 70’leri andıran uzun baskılı elbiseler ve şapkalarla biraz daha bohemolmayı tercih ediyorum. Kışlarıysa dahamaskülen ve kat kat giysileri tercih ediyorum. Genelde sokak modasını kaliteli tasarımcı parçalarıyla birleştirmeyi çok seviyorum. Takım elbiseleri sade beyaz bir tişörtle, gündelik kıyafetlerimi şık aksesuvarlarla giyebiliyorum. Klasik bir kıyafeti erkek ayakkabıları veya iyi bir çift spor ayakkabıyla beraber kullanarak daha rahat bir görünümyakalıyorum.

        “Onsuz yapamam” dediğiniz parçalar hangileri?

        Favori parçalarım genelde karakteristik kıyafetlerimoluyor; nereye gitsem yanıma mutlaka alıyorum. Hafifçe üzerime oturan keten beyaz gömlek, eskitilmiş bir kot, siyah bir blazer ve tabii ki vintage spor ayakkabılarım! Fransız kadınlarının erkek kıyafetlerinimüthiş bir şekilde taşıması gibi kendimi bu kıyafetlerin içinde kadınsı hissetmeye bayılıyorum.

        ‘FAVORİ KITAM AFRİKA’ 

        Boş zamanınızda eğlenmek ya da rahatlamak için neler yaparsınız?

        Sanatı seviyorum, bu yüzden sergilerde oldukça zaman harcıyorum. New York’ta muhteşem müzeler ve galeriler var. The New Museum, The Gagosian Gallery ve the Gladstone Gallery favorilerimden birkaçı. Onun dışında West Side Highway’de koşu ve yürüyüş yaparım. Mercer ve Houston’daki Angelika Film Center’da film izlemekten veya arkadaşlarımla Soho’da gezinmekten hoşlanıyorum. İsveç’te büyümüş biri olarak, hep dışarıda ve ormanlarda oynadım, tam bir açık hava insanıyım! 

        Seyahati de seviyorsunuz o zaman, rotada hangi ülkeler var?

        Favori kıtam Afrika... Keşke Kenya, Tanzanya ve Fas’a daha fazla seyahat edebilsem. Bir dahaki seyahatimde Kuzey Hindistan’a gitmek istiyorum. Güney taraflarına seyahat ettim ama son zamanlarda Himalayalar’da yürüyüş yapmayı çok istiyorum; yani kuzey benim için mükemmel istikamet! 

        Okumaktan hoşlandığınızı da biliyoruz. Ne okuyorsunuz?

        Evet, okumaya bayılıyorum. En sevdiğim kitap, Aldous Huxley’den “Cesur Yeni Dünya”. Kitap, sosyal uygulamaların sorgulanabildiği ütopik bir gelecekte geçiyor, dâhice ve enteresan. Bir diğer favori yazarımsa Ernest Hemingway. Yazarın özellikle okumaktan hoşlandığım romanı “Afrika’nın Yeşil Tepeleri”. Ki bu romanda Hemingway’in Doğu Afrika’daki av maceraları var. Bir diğeri savaş sırasında bir askerin anılarının anlatıldığı aşkla ilgili bir roman, “Nehrin Ötesinde”.

        Frida’nın New York’u

        New York sizin için ne ifade ediyor?

        New York dünyanın başkenti ve burada olmaya bayılıyorum. Sanat, müzik veya moda, bu şehir herkes için her şeyin en günceli ve en iyisine sahip. Bu tarafını çok seviyorum. New York kültürlerin bir sentezi ve herkese kollarını açıyor. Benim için New York eğlence ve özgürlük demek.

        New York’ta favori mekânlarınız nereler?

        New York’ta vintage alışveriş için çok güzel seçenekler var. Özellikle West Village’da... Aynı zamanda yeni parçalar bulmayı da seviyorum. Favori markalarım Come de Garçon, Prada ve Acne. Yemek içinse La Bottega’ya bayılıyorum; Maritime Hotel de rahat ve leziz bir restoran. 16’ncı Cadde’ye yakınsam mutlaka orada yerim. Aynı zamanda Café Cluny, Lucien ve Indochine’de yemeyi de çok seviyorum. 

        Favori yemeğiniz hangisi?

        İsveç’te büyürken çok balık yerdim. Favorim avokado ve krema soslu kızarmış somon ve yanında roka salatası. Seyahat ettikçe ve farklı kültürler tanıdıkça zevkim de gelişiyor. Her seyahatimde yerli mutfakları mutlaka tadıyorum. Bir defasında Fas’ta muhteşem bir humus yemiştim, onu asla unutamayacağım!

        ‘Kusurlarımı kapatmak yerine...’ 

        Annenizden ya da büyükannenizden öğrendiğiniz güzellik numaraları var mı?

        İsveç’te benim doğduğum yer çok soğuktur, o yüzden annem küçük yaşımda bana cildimin kurumasını engellemek için çok su tüketmenin önemini öğretti. Makyaj konusundaysa kusurlarımı kapatmak yerine güzel yönlerimi ortaya çıkarmayı tercih ederim... 

        Makyajda kendinizi ifade ediş biçiminiz nedir?

        Arkadaşlarımla ister gece ister gündüz çıkayım, dramatik bir makyaj yapmaya bayılıyorum. Bunu da cesur kırmızı dudaklar veya siyah dumansı gözlerle elde ediyorum. 

        Neyi yanınızdan ayırmazsınız?

        Yanımda her zaman kapatıcı, iyi bir maskara ve siyah eyeliner bulundururum. Marka elçisi olduğum Maybelline New York’un eyeliner’ı favorilerimden. Bir de BB kreme bayılıyorum çünkü birçok etkiyi tek bir adımda vermeye yardımcı..

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ