Mehmet Çalışkan

'Zengo'...
Şahan Gökbakar ile Togan Gökbakar'ın yapım şirketi Çamaşırhane Film'in ilk dış yapımı.
Şahan Gökbakar'ın ilk yönetmenlik çalışması.
Yasemin Sakallıoğlu...
İlk kez bir senaryosu beyazperdeye yansıdı.
İlk kez başrol oynadı.

Yasemin Sakallıoğlu'nun komedi menşei YouTuber'lık...
Çeşitli tiplemeleri canlandırarak çektiği videoları yayınlamaya başladıktan sonra dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.
Öyle ki, o videolardan biri ana haber bültenlerine bile konu oldu.

Yasemin Sakallıoğlu, insanlar üzerindeki etkisini beyazperdeye de yansıtan ilk YouTuber değil ama yapımcısı ve yönetmeni açısından oldukça ayrıcalıklı.
Şahan Gökbakar'ın hem yapımcısı hem de yönetmeni olmasından anlaşılan o ki Yasemin Sakallıoğlu, 'Zengo' ile oyunculuk toprağına çok hızlı bir sürede balsa kökü saldı.

Habertürk HT Stüdyo'ya konuk olan Yasemin Sakallıoğu hakkındaki kişisel görüşüm şu; Yasemin Sakallıoğlu'nun insana iyi gelen bir enerjisi var. İnsanın içinde cıvıl cıvıl bir atmosfer oluşturuyor. Önce tezgahtarlık, sonra da bankacılık yapmış. İşleri nedeniyle çok sayıda insanla karşılaşması gözlem yeteneğini geliştirmiş. Sonra da başta hemcinsleri olmak üzere insan hallerini komedi unsuru haline getirmede bir kabiliyeti oluşmuş. 
'Zengo', o kabiliyetin sinemaya ilk yansıması.
Gökbakar Kardeşler'in de bir bildiği var ki Yasemin Sakallıoğlu'na beyazperdeye giden yolu açtı.

Çamaşırhane Film, Şahan Gökbakar filmleri dışında ilk filmini sana çekti. Bununla ilgili neler hissediyorsun?
Evet, ilklerin bir arada toplanması 'Zengo'nun çok umut vadeden bir proje olduğunu gösteriyor. Çünkü ilklere çok saf, temiz bir heyecanla yaklaşılır. Birçok heyecanı aynı anda yaşıyorum. Türkiye'de birçok rekora imza atan Çamaşırhane Film, Şahan Gökbakar'ın filmleri dışında ilk filmini çekti. Senaryo yazdım ve ilk başrolüm. Bütün bunların heyecanını yaşamanın yanı sıra büyük bir heves ve şevkle doluyum.

'Zengo'nun fikri ortaya nasıl çıktı? 'Zengo' karakteri tamamen hayal ürünü mü yoksa gözlemlediğin kişi veya kişiler mi?
'Zengo', gözlemlediğim 3 kişinin tek vücutta toplanmış hali... Birincisi; ünlü bir kadın oyuncunun kayın validesi. 18 yaşımdayken çalıştığım butiğe gelip bize sürekli mal varlığını anlatırdı. Biz de sabahtan akşama kadar onu dinlerdik. Hatta oturduğu sitenin bahçıvanını da bize şoförü olarak tanıtırdı. İkincisi; yine başka bir müşterim. Onunla bir restoranda karşılaştığımda bana 'Keşke haberim olsaydı. Seni masama aldırırdım' demişti. Sanki beni oraya layık görmüyormuş gibi... Diğeri ise bir arkadaşımın annesi. Sürekli evindeki eşyaları anlatırdı. Mesela çift buzdolabı olmasından övünürdü.

Bu 3 karakteri senaryolaştırıp filme dönüştürme fikri nasıl oluştu?
Şahan Gökbakar'ın eğilimiyle dönüştü. Kendisi bir gün 'Yazdığın bir senaryo var mı?' dedi. 'Aysel Abla' adlı bir senaryo yazmıştım. Onu verdim. Okuduktan sonra 'Yazamamışsın' dedi. Son derece amatörce yazdığım bir hikâyeydi. Aslında hikâye güzeldi ama işleyişini tam olarak becerememiştim. Bunun üzerine Şahan Gökbakar, 'En sevilen tiplemen hangisi?' dedi. 'Zengo' olduğunu söyledim. 'Zengo'nun enerjisini, dinamizmini sevdi. Böylelikle senaryo haline getirdim.

Şahan Gökbakar ile tanışıyor muydun?
Eşi Selin Hanım benim videolarımdan birini beğenmiş. 'Perdeden bikini yaparım yine de yediğimden geri kalmam' dediğim video... Selin Hanım, o videoyu Şahan Gökbakar'a göstermiş. Sonra beni toplantıya çağırdılar. 'Zengo' ondan sonra şekillendi. Selin Hanım'a buradan selam olsun.

Şahan Gökbakar'dan komedi adına ne öğrendin?
Her an her şeye hazırlıklı olmayı öğrendim.

Yasemin Sakallıoğlu'na başrollerde Dilşah Demir, Ece Ertem, Semih Varol ve Ünal Kantarcı eşlik etti.

Daha önce bankacıydın. Komedi yeteneğini nasıl keşfettin? Veya biri mi keşfetti?
Ortaokul ve lisede hep tiyatroyla ilgilendim. Bankacılık yaptığım sırada da amatör olarak tiyatroya ilgiliydim. Bir gün kendime meydan okudum; 'Belediye tiyatrosuna gireceğim' diyerek bankadan istifa ettim. Belediye tiyatrosuna da giremedim.

Neden?
Çünkü torpil bulamadım.

Sonra...
Bir okul arkadaşım videomu çekti. O video dijital platformda yayınlandığının 4'üncü günü tüm ana haber bültenlerine konu oldu. Sonrasında bu sektördeki hikâyem başladı. Çok güzel teklifler geldi. Mesela birinden söz edeyim; o zamanlar Seda Sayan'ın izdivaç programı vardı. O izdivaç programına beni moderatör olarak istediler. Jüri üyelerinden biri olacaktım. Yani evlenecek kişilerin birbirlerine uyumlu olup olmadığına karar verecektim. Tabii ki kabul etmedim. Ben sanki o zaman çok doğru tercihler yapıyormuşum gibi bir de başkasının seçimlerine yön verecektim. Hakkımda öyle haberler yapılıyordu ki... Birazcık mayasında değişmek ve şımarmak olan biri olsaydım kafayı yiyebilirdim. O haberlerden biri "Cem Yılmaz'a rakip oldu" içerikliydi. Ben kimim ki daha Cem Yılmaz'a rakip olacağım? Düşünsenize o psikolojiye girdiğimi, kendimi Cem Yılmaz'a rakip olarak gördüğümü... Allah'tan tuttum kendimi, sağlam bir psikolojim vardı.

Kısacası kariyerin arkadaşının çektiği videoyla başladı...
Evet, arkadaşım çekti, annesi paylaştı. O zamanlar YouTuber'lık yoktu. O dönemlerde insanlar benim ne yaptığımı anlamıyordu. Hep 'Şu saçma sapan videoları çekme. Bir yere geleceğin yok' diyenler vardı.

Videoları çekerken nihai amacın oyunculuğa geçiş yapmaktı. Öyle mi?
Evet, nihai amacım hep oyunculuktu. Zirveyi temsil etmek istiyordum ama izdivaç programlarına davet edildim.

Alameti farikanın ne olduğunu düşünüyorsun?
Sadece 'gerçek olmak' diye düşünüyorum. Hissetmediğim hiçbir şeyi yapmıyorum. İlk videomu çektiğimde 45 - 50 yaşlarında devlet tiyatrolarından bir oyuncu bana bir mesaj atmıştı. Hiç unutmuyorum. Bana 'bu meslekte neyi unutmuyorsunuz?' deseler o mesajı hiç unutmuyorum. O mesajın bende etkisi çoktur.

Mesajda ne yazıyordu?
'Çok yüksek enerjisi olan ve çok yüksek kitleleri etkisi altına alabilecek bir kişisin ama lütfen kendin mutlu olmadığın sürece kimseyi mutlu etmeye çalışma'... Ben de onu yaptım. Herhalde o samimiyet insanlara gerçek anlamda o şekilde geçti. O yüzden videolarımın çoğunda kahkaha atıyorum. Çünkü videolar o an çıkıyor. Eğleniyorum, gülüyorum. Onun üzerine de insanlar gülüyor. Sanırım işin püf noktası birlikte gülebilmek.

Sanıyorum bir de iyi bir gözlemcisin. Bankacıyken de böyle miydin?
Ben oldum olası gözlem yapıyorum. Oyuncu olmasam da yine çok iyi gözlemde bulunup dedikodu yapan biri olurdum. Çünkü izlemeyi, bir şeyleri fark etmeyi çok seviyorum. Herkesin içinde değişik bir insan olduğunu görebiliyorum. Kimse tek kişi değil. Bankacıyken sessizlik tuşu diye bir tuş vardı. O tuşu alıp müşterilerle sohbet ederdim. Biri şöyle demişti; 'Yasemin Hanım, kartım brokoli olmuş'... 'Bloke' diyemiyordu da 'brokoli' diyordu. O şekilde her mesleğin içinde eğlenebileceğimiz bir taraf var. Ben onu bulma taraftarıyım. Belki de o yüzden insanlar beni sevdi.

'Zengo' senin için ne ifade ediyor? Kariyerinde nasıl bir yer tutmasını umut ediyorsun?
'Zengo' kariyerimde yaptığım en uzun soluklu iş oldu. Ben genelde 1 dakikalık videolar çeken biriydim. Bir de iki dizide rol aldım ama onlarda büyük rollerim yoktu. Elimden geleni yaptım.

Şahan Gökbakar'ın ilk yönetmenlik çalışması. Kendisi nasıl bir yönetmen?
Şahan Bey, oynamayı çok seviyor. Oynamayı çok sevdiği için bir oyuncunun halinden çok iyi anlıyor. Mesela sahne öncesi her sahneyi benimle karşılıklı oynuyordu. Bazen 'Zengo' da oluyordu. Öyle bir adam... İçinde kocaman bir enerji var ve o enerjiyi karşı tarafa yansıtmak istiyor. Bir de çok hızlı bir adam. Hızlı düşünen, hızlı anlatan ve anlattıklarının hızlı anlaşılmasını isteyen biri. O yüzden 'Zengo'nun seti benim için çakralarımı sonuna kadar açık tuttuğum, çok hızlı ve dinamiği yüksek bir setti.

Yazdığın başka bir hikâyen var mı?
Bir dram senaryosu var, ona başladım ama yarısında bırakmak zorunda kaldım. Çünkü çok ağladım. Gerçek bir hikâye. Senaryoyu yazarken dramı yaşayan kişiyle kendimi özdeşleştirdiğim için kendimi onun psikolojisinden kurtaramadım. O yüzden biraz ara verdim. Bir komedi hikâyesi daha var. O sürpriz olsun. 'Zengo' filminden sonra ona biraz daha eğilip onunla da insanların karşısına çıkabilirim.

Bankacıydın. Sonra bir anda şöhret oldun. Şimdi bir filmin de var. Bu durum nasıl bir psikoloji oluşturuyor?
Aslında hayatımı çok fazla değiştirmedim. Sadece artık daha fazla sorumluluklarım olduğunu ve boş vaktimin olmadığını düşünüyorum. Boş vakit yaratmaya da hakkım olmadığını... Çünkü sürekli üretici olmak zorundayım. Kendimi artık makine gibi görmeye başladım. Sadece hayatımda öyle bir değişim oldu. Bu durum mesleğime katkıda bulunuyor. Bir de zihnimi sürekli açık tutmam gerekiyor.

Filmleri toplam 36.193. 322 kişi tarafından izlenen, gişe rekoruna sahip Şahan Gökbakar ile Togan Gökbakar'ın seni sinemaya taşımaları fazladan sorumluluk yükledi mi?
Her açıdan sorumluluk aldığım bir proje. Bir de üstüne yönetmenim komedi üzerine Türkiye'de rekorlar kırmış biri. Bu da benim üzerimde büyük bir sorumluluk yaratıyor. Sağ olsunlar, bana olan güvenlerini elimden geldiğince boşa çıkarmamaya çalıştım.

Komedi sana ne ifade ediyor?
Komedi bana hayatın katlanılır kısmını ifade ediyor. Komedi ile hayatın her türlü derdine tasasına katlanabiliriz.