Serdar KULAKSIZ/HABERTÜRK

YAZI DİZİSİ 1

Bu başlığı okuyan dört kişiden biri dolandırıcıların potansiyel kurbanı

Profesöründen askerine, öğretmeninden sanatçısına Türkiye’de her gün yüzlerce insan birbirinden farklı yöntemlerle dolandırılıyor. Sadece İstanbul Adalet Sarayı’na günde 50 kişi gidip “dolandırıcılık” şikâyetinde bulunuyor. Psikiyatr Dr. Ayhan Akcan, “Türkiye’de nüfusun yüzde 25’i telkine, yani dolandırılmaya adaydır” diyor. Emekli Hâkim Yaşar Yetiş ise dolandırıcılığın cezasının hırsızlıktan az olduğunu söylüyor

‘Sülün Osman’ adıyla nam salan Osman Ziya Sülün, Türkiye’nin en tanınmış dolandırıcısıydı. İstanbulluları yıllarca kandıran Sülün Osman, Galata Kulesi’ni, Dolmabahçe Sarayı’nı bile insanlara sattı. Şehir meydanındaki saate bakanlardan para aldı. Bir dönemin ünlü dolandırıcısı Selçuk Parsadan ise sahte kimliklerle dönemin cumhurbaşkanını, başbakanını dolandırdı. Günümüzde de dolandırıcılar tüm uyarılara rağmen insanları ağına düşürmeye devam ediyor. En büyük kozlarıysa insanların korkuları, zayıflıkları ve bağımlılıkları. Dolandırıcılar toplumun her kesiminden insanı ağlarına düşürüyor. Özellikle telefon ve internet üzerinden yapılan dolandırıcılık yöntemi son dönemde dikkat çekiyor. Yakalanma riskinin az olması, verilecek cezaların düşüklüğü, dolandırıcı sayısının artmasının en büyük nedeni. Sadece İstanbul Adalet Sarayı’na her gün ortalama 50 dolandırıcılık şikâyeti yapılıyor. Bunların 20’sini telefonla dolandırıldığını belirten kişiler oluşturuyor. Bu yazı dizisinde nasıl dolandırıldığımızın yanıtını bulacaksınız...

2013 YILINDA 800 KİŞİ 10 MİLYON TL KAPTIRDI

Farklı yöntemlerle dolandırılan para miktarı 100 milyonlarla ifade ediliyor. İstanbul’da 2013’te 800 kişinin, 10 milyon TL’yi aşkın parayı dolandırıcılara kaptırdığı açıklandı. İzmir’deyse 2012’de 750 kişi, 7 milyon lira dolandırıldı. Yine izmir’de 2013- 2014 yılları arasında dolandırıcılara kaptırılan para 11.5 milyon lira olarak ifade edildi. İzmir’de 2012’de bir işadamı tek seferde dolandırıcılara 600 bin lira kaptırdı.

BESLENME UZMANI KARATAY 140 BİN TL’SİNİ KURTARDI

TELEFONLA dolandırıcıların ağına düşenler arasında beslenme üzerine hazırladığı kitapları ve Karatay diyeti ile tanınan ünlü kardiyolog Prof. Dr. Canan Karatay da yer alıyor. 2013 yılı ekim ayında dolandırıcıların aradığı Karatay, 140 bin lira parasını son anda kurtardı.

PARAYI ÇÖPE BIRAKTI

Karatay’ı arayan dolandırıcılar, yine o bildik yöntemi kullandı. Dolandırıcılar, Karatay’a, hattının ve hesabının terör örgütünün eline geçtiğini belirterek emniyetin soruşturma başlattığını söyledi. Karatay’ın polis sandığı telefondaki ses, “Dolandırıcıların yakalanması için bankadaki hesaplarınızı çekin, belirtilen yere bırakın” diyordu. Bunu yerine getiren Karatay, poşete koyduğu 50 bin dolar (130 bin TL) ve 10 bin TL’yi Kadıköy’de bir AVM’nin girişindeki çöp kutusuna bıraktı. İki kişi parayı alarak uzaklaştı. Adana Emniyeti’nce başka bir soruşturmayla ilgili takip edilen 2 dolandırıcı hakkında İstanbul Polisi’ne bilgi verilmesi üzerine zanlılar kısa sürede yakalandı.

‘RESMEN ŞOK GEÇİRİYORSUNUZ’

Dolandırıldığını polisin araması üzerine anlayan Karatay, nasıl kandırıldığını şöyle anlatıyordu: “Resmen şok geçiriyorsunuz. Akıl tamamen yok oluyor ve işlemiyor. Bu psikolojiyle çökertildikten sonra ‘Biz size yardım edeceğiz. Siz devlete hizmet ediyorsunuz. Devlete hizmet etmek de tabii sizi gururlandırıyor. Çünkü siz suçlanıyorsunuz. Siz yardım etmezseniz operasyon sizin yüzünüzden duracak ve siz suçlanacaksınız’ diyerek dolandırılıyorsunuz.” Her şey ortaya çıktıktan sonra Karatay, şu öğüdü veriyor: “Hiçbir devlet telefonla vatandaşından para istemez. Devlet hiçbir operasyonda vatandaşını kullanmaz. Ben bu yaştan sonra bunu öğrendim. Lütfen korkmayın. En ufak şeyde 155’i arayın.”

‘Beni 155’ten aradılar’

ŞARKICI ve besteci Ümit Sayın da telefon dolandırıcıları tarafından kandırılan isimlerden biri. Sanatçıyı arayan ve kendilerini polis olarak tanıtan çete, terör örgütüne yönelik bir operasyon yaptıklarını ve örtülü ödenekten daha sonra kendisine ödenmek üzere bazı hesaplara para yatırmasını istedi.

Sanatçıyı 5 saat telefonda tutan dolandırıcıların talimatları üzerine Sayın, 30 bin TL’yi verilen banka hesaplarına gönderdi. Sanatçının cep telefonunun devamlı meşgul çalması üzerine şüphelenen arkadaşının polise yaptığı başvuru üzerine dolandırıcılık olayı ortaya çıktı. Ümit Sayın, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Arandığımda ekranda 155 numarası gördüm. Saatlerce bütün bankaları dolaştım. Artık bu durumdan canım sıkıldı ve cebimde kalan son 11 bin TL’yi de yatırmak istedim ancak istemediler. ‘Şu an emniyete yardım ediyorsunuz’ dediler. Sürekli güven verdiler. Şarjım bitmesin diye ikinci el iki tane telefon aldım.”

BALYOZ SANIĞI ÜÇOK’UN EŞİNİ ARADILAR

BALYOZ davası sanıklarından olan emekli Albay Ahmet Zeki Üçok’un eşi Berrin Üçok da kurbanlardan biri... Berrin Üçok’u cep telefonundan arayan bir kişi, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi Salih Evrim olduğunu söyledi. Telefondaki kişi, Balyoz davasından tutuklanan eşinin polis ve adliyede bir komplo içinde olduğunu anlattı. Bu komplonun bozulması için Berrin Üçok’tan 10 bin TL isteyen kimliği meçhul kişi, paranın Şişli Postanesi’ne havale edilmesini ve konudan kimseye bahsetmemesini istedi.

Berrin Üçok, görüşmenin ardından 10 bin TL’yi, sahte isimli bir hesaba havale etti. Üçok dolandırıldığını, parayı gönderdikten sonra anladı. Polise giden Üçok, dolandırıcıların yakalanmasını sağladı. Tutuklanan zanlılara dolandırıcılıktan 5 yıl hapis istemiyle dava açıldı.

‘Kâğıda ilaç dökülünce dolar olacağını sanan var’

30 yıl kürsülerde adalet dağıtan emekli Ceza Hâkimi Yaşar Yetiş, dolandırıcılıkta, özellikle telefon dolandırıcılığında sanıklara ulaşmakta zorluk çekildiğini belirterek toplumun bu olaylara karşı bilinçlendirilmesi ve cezaların artırılması gerektiğini söylüyor.

Dolandırıcılıktaki ‘menfaat temin etme’nin diğer suçlarda da olduğunu ifade eden Yetiş, “Mesela birinin malını çalmak yani hırsızlık veya zorla, cebirle, şiddetle birinin malını almak (yağma) gibi suçlarda da menfaat vardır. Ancak dolandırıcılıktaki ‘hile yani aldatma’ unsuru bunu diğerlerinden farklı hale getirir” diyor.

Hilenin iki temel şekilde oluştuğunu kaydeden Yetiş, bunlardan ilkinin yoğun olarak karşı tarafı bir menfaat vaadiyle kandırmak olduğunu söylüyor. Genelde insanların bir şeye kanacakları zaman kendilerinin yararına olacağını düşündükleri bir kurgu ile bunu yerine getirdiklerini belirten Yetiş, bu durumu şöyle açıklıyor: “Bunun klasik, en komik örneği ilaçlı dolar dolandırıcılığıdır. Üzerine ilaç dökülen kâğıtların dolara dönüşeceğine inanan kişiler dolandırılır. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olurlar.”

‘HİLE İLE ÇARESİZLEŞİP DOLANDIRILIYORLAR’

Yaşar Yetiş, dolandırıcılığın ikinci temel biçimininse korkutma veya başka bir zarara uğrayacağı hilesiyle yapılan dolandırıcılık olduğunu belirterek “Bu dolandırıcılıkta aslında dolandırılan kişinin çaresizliğinden de yararlanılmış olunur. Bu tür hilelerde artık o kişinin bu olaya inanmaktan başka çaresi kalmamıştır. Çünkü zor durumdadır. Bu zor durumundan yararlanan birisi, o imkânın karşılığında bir para talep eder. Bu kişi de bunları yerine getirince zor durumdan kurtulacağını düşünür” diyor.

‘TELEFONDAKİ TELSİZ SESİ KORKUTUYOR’

Dolandırıcıların zor durumdaki bir kişiyi bulmaktansa, zor durumda olduğu inancını vererek dolandırmayı tercih ettiklerini ifade eden Yetiş, bu durumu şöyle anlatıyor: “Telefonla arayan dolandırıcılar, o kişinin zor durumda olduğuna inandıracak bir şeyler sunarlar. ‘Banka hesapların terör örgütleri tarafından kullanılıyor’ gibi. Bu telefon konuşması içerisinde arka fondan gelen telsiz sesleri, zor duruma düşmüş olmanın sıkıntısı ve toplumsal olarak terörist olarak yargılanma korkusuyla mağdur buna hemen inanır.”

‘DOLANDIRICILIĞIN CEZASI AZ’

Bu tür dolandırıcılıkta gerçek faillerin bulunmasında zorluk çekildiğini ifade eden emekli hâkim Yetiş, dolandırıcılığın cezasının neredeyse hırsızlıktan az olduğunu da ifade etti. Yetiş, şu bilgileri verdi: “Dolandırıcılıkta hem şüphelinin yakalanması zor hem yakalandıktan sonra ceza alabileceği miktar diğer suçlara göre orantısal olarak daha az. Bir ceza hukukçusu olarak ben dolandırıcılığın cezasının hırsızlıktan daha ağır olmasını tercih ederdim. Hırsız dolandırıcı kadar zeki değildir. Bir evin camını kırarak içeri girip mal çaldığı zaman, camı kırdığı, konut dokunulmazlığını bozduğu ve hırsızlık yaptığı için hırsız 3 ayrı suçtan ceza alır. Oysa bir kişi, ikna etme yeteneği ile başkasında zaaf yaratıp binlerce lirasını dolandırırsa sadece dolandırıcılıktan ceza alır.”

HUKUK SİSTEMİNE YENİ GİREN SUÇ TİPİ

Bilişim sistemleriyle yapılan dolandırıcılık suçlarının arttığına da değinen Yaşar Yetiş, “İnternette sosyal ortamdaki hesapların hacker’ler vasıtayla şifre kırılarak ele geçirildiği ve yönetildiği belirtiliyor. Hesabı hack’lenen kişinin arkadaşlarına mesaj gönderilerek dolandırıcılık yapılıyor. Bu tür dolandırıcılık hukuk sistemine yeni giren bir suç tipi. Hukuk sistemi bunları arkasından takip edip çözüm üretmeye çalışıyor” diyor. Yetiş, mantığa ve yaşamın olağan akışına aykırı durumlara dikkat edilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Durduk yerde ve kolayca bir vaatte bulunulduğunda buna şüpheyle yaklaşmak gerekir. Örnek olarak devlet kendi içerisinde çok güçlüdür. Vatandaşını telefonla arayarak ‘Senin yardımına muhtaç olduk, hele bankadaki parana muhtaç olduk bunu gönder de teröristleri yakalayalım’ demez. Buna inanmamak gerekir.”

‘Telkine açık olan nüfus oranı yüzde 25

PSİKİYATR Dr. Ayhan Akcan’a göre vicdan sahibi, hukuk ve kurallara koşulsuz uyan, otoriteye bağlı yaşam biçimi olanlar dolandırılmaya daha uygun. Dolandırıcıların psikopat kişilikte olduğunu belirten Akcan, “Bunların karşısında kurban durumundaki insanlar ise kuralcı, gelişmeye ve değişime dirençli, çoğu zaman duygularını saklama eğiliminde olan, güçlü devlet otoritesini temsil eden polis, jandarma, savcı karşısında korku yaşayan, geleneksel kültüre bağlı insanlar” diyor. Geleneksel kültürün bu kişileri ön plana çıkardığını belirten Akcan, bu kültürün karakoldan askerden korkmayı gerektirdiğini, korkunun temel duygu olduğunu söylüyor.

‘YENİ NESİL FARKLI’

Dolandırılmakta önemli bir unsurun da telkine yatkın olmak olduğunu belirten Akcan, “Yani telefonla hipnoza, yakın bilinç değişikliğine yatkın olma hal söz konusu. Bu trans halidir” dedi. Orta ve ileri yaş grubunun dolandırılmaya daha uygun olduğunu söyleyen Akcan, “Yeni neslin dolandırılması zor. Çünkü kendini ifade etme ve sosyalleşme düzeyleri daha iyi” diye konuştu. Toplumda her 4 kişiden birinin karakter olarak dolandırılmaya uygun olduğunu belirten Akcan, “Telkine açık nüfus en az yüzde 25’tir. Yani 4 kişiden biri dolandırılmaya aday. Bu insanlar yaşadıklarını paylaşmazlar. Çoğunun eşi bile bilmez. Geçmişte bankerzede veya bankazede olan gruptaki insanlar da bu insanlardı. Bunun çözümü, değişime açık ve iletişimi yüksek, uzlaşmacı bireylerin yetiştirilmesine bağlı” dedi.

 

YAZI DİZİSİ 2

Dolandırıcının silahı: Zaaf korku, beklenti ve umutlar

Dolandırıcılar her koşulda mağdur edip kandırabileceği bir insanı buluyor. Beklentiler, umutlar, korku ve zaaflardan faydalanıyor. Bu, kâh kocasını evlendiğinin ilk günü kahveyle uyutup altınlarla kaçan bir kadın, kâh bir kadına evlenme vaadinde bulunup 130 bin TL’sini alan bir erkek oluyor

Dolandırıcılığı, diğer suçlardan ayıran en büyük özelliği ‘hile’ unsuru. Bu unsuru kullanmakta usta olan dolandırıcılar, karşısındaki insana maddi veya manevi yönde kazanacakları menfaatler olduğunu düşündürüp, telkin ve tekliflerde bulunarak ağlarına düşürmeyi başarıyor. Dolandırıcılar, her koşulda mağdur edip kandırabileceği bir insan bulabiliyor. İnsanların beklentileri, umutları ve zaafları dolandırıcıların işini kolaylaştırıyor. Ev sahibi olma, meşhur olma, kısa yoldan zengin olma, evlenme hayalleri bunlardan birkaçı...

İnternet ve sosyal paylaşım siteleri de dolandırıcılar için bulunmaz bir fırsat. Bu kanalla yapılan dolandırıcılık gün geçtikçe artıyor. Kredi kartı dolandırıcılığı, sosyal paylaşım sitelerinde tanıştıkları insanlara evlenme vaadiyle yapılan dolandırıcılık, losyonla dolar yapılması gibi yöntemlerin yanında dolandırıcılar, insanları cennetle bile kandırabiliyor. Kısacası dolandırıcılıkta sınır yok. İşte dolandırıcılık yöntemlerinden örnekler:

İŞADAMININ SESİNİ EŞİNE DİNLETTİLER

İzmirli soğuk hava deposu sahibi olan işadamı Z.Y., cep telefonuyla arayan, kendisini savcı ve polis olarak tanıtıp, “Terör örgütü PKK adınıza hesap açmış. Vereceğimiz hesaba bankalardaki tüm paranızı yatırmanız gerekiyor” diyen dolandırıcıların tuzağına düştü. Yapılan plan parmak ısırtan cinstendi. Zanlılar Z.Y.’nin eşini arayıp kocasının hesabının ele geçirildiğini belirtti ve “Söylediklerimizi aynen tekrarlayın” talimatı verdi. Z.Y.’nin eşi, dolandırıcıların söylediği, “Polisler geldi, evde arama yapıyor. PKK’lılar hesabını ele geçirmiş” sözlerini tekrar etti. Bu sözleri kaydeden dolandırıcılar, Z.Y.’yi aradı ve karısının da yanlarında olduğunu söyledi. İşadamı inanmayınca karısının kaydettikleri sesini dinletti. Eşinin sesini duyup ikna olan işadamı, 4 saatte 600 bin TL’yi verilen hesaba yatırdı. Eve geldiğinde dolandırıldığını anlayan işadamı, polise başvurdu. Zanlıların izi Şanlıurfa’da bulundu. 7 kişi tutuklanırken, kimliği gizli tutulan işadamının parası kurtarıldı.

KREDİ MASRAFLARI DOLANDIRICILIĞI

Sakarya’da, kurdukları internet sitesi üzerinden daha önce kredi kullanmış kişilere ulaşan bir çete, kendilerini avukat olarak tanıtarak, kredi masraflarını geri alma konusunda yardımcı olabileceklerini söyledi. Bu şekilde masrafları geri alabileceğine inanan vatandaşlara kargo yoluyla gönderdikleri evrakları doldurup tüketici hakem heyetine başvurmaları istendi. Kargoyla evrak teslimi yapıldığı sırada vatandaşlardan 110 TL para alındı. Dolandırıcılar tarafından gönderilen evraklar kabul edilmeyince vatandaş dolandırıldığını anladı. Şikâyetler üzerine soruşturma yapan polis, çetenin ülke genelinde 2 bin 483 kişiden, 273 bin lira çarptığını belirledi.

Abdulhakim Öztürk

YENİ GELİN, İLAÇLI KAHVEYLE SOYDU

Evlenme vaadiyle yapılan dolandırıcılıkta ise Anadolu’da erkekler, büyükşehirlerdeyse kadınlar dolandırıcıların ağına düşüyor. Van’ın Muradiye İlçesi’nde, ikinci kez evlenen Abdulhakim Öztürk’ü (58) dolandıran karısıydı. Öztürk, eşini kaybetmesinin ardından bir yuva kurmak için arkadaşı aracılığıyla bir kadınla tanıştı. Kadının akrabası olduğunu söyleyen A.Ö., 11 bin 500 lira ile 4 bilezik istedi. Öztürk, yeni eşine 6 bin 500 lira tutarında altın ile 2 burma bilezik, kolye ve küpe aldı. İlk gece yeni eş, Öztürk’e kahve yaptı. İddiaya göre yeni eşi kahveye ilaç koyarak içirdi. Oturduğu yerde uyuyakalan Öztürk, uyandığında eşi kayıplara karışmıştı. Öztürk, polise başvurup yeni evlendiği eşi tarafından 40 bin TL dolandırıldığını belirterek şikâyetçi oldu.

Burak Yılmaz

BURAK YILMAZ’A ‘VALİ’ YALANI

Galatasaraylı milli futbolcu Burak Yılmaz da telefonda kendisini Trabzon Valisi olarak tanıtan dolandırıcıların tuzağına düştü. Ünlü futbolcuyu arayan dolandırıcılar, kendisini Trabzon Valisi olarak tanıtarak yardıma muhtaç öğrencilere burs verdiklerini ayrıca ihtiyaçlarını karşılamak için para topladıklarını söyledi. Banka hesabına 10 bin TL yatıran, bir süre sonra da teyit için valiliği arayan Yılmaz, dolandırıldığını anlayınca şikâyetçi oldu. Telefon numaralarını takibe alan polis, M.B. adlı zanlının kimliğini tespit etti. Gözaltına alınan M.B., bu olayı ağabeyinin yapmış olabileceğini iddia etti.

YALANCI DAMAT

Benzer bir olay da İstanbul’da yaşandı. Bu sefer dolandırıcı bir damattı. İnternette tanıştığı Ş.M. isimli kadınla arkadaşlık kuran Naci E., kendisini Amerikan vatandaşı ve mühendis olarak tanıttı. Naci E., genç kadına evlilik teklifinde bulundu. Daha sonra, kendisine para gerektiğini söyleyerek Ş.M.’den tam 130 bin lira aldı. Naci E. birdenbire ortadan kayboldu. Genç kadın polise başvurup şikâyetçi oldu. Yakalanan Naci E.’nin dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, şantaj, tehdit gibi birçok suçtan onlarca suç kaydının ve kesinleşmiş mahkûmiyetinin bulunduğu belirlendi. Sanık, 3 yıl hapse çarptırıldı, 60 bin lira da para cezası verildi.

29 KİŞİNİN HESABINI BOŞALTTILAR

Bankada yüksek miktarda parası bulunan kişileri hedef seçen çeteyse hacker ya da bilgisayar korsanları olarak bilinen kişileri kullanıyor. Yüklü hesabı bulunan kişileri tespit eden çete, bu müşterilerin kimlik bilgilerine ulaştıktan sonra akıl almaz bir yöntem uyguluyor. Çete, mağdurlara banka tarafından telefonla gönderilen tek kullanımlık şifreleri ele geçiriyor. Bu kişilerin kimlik bilgileriyle çete, telefonlarının çalındığını belirterek GSM şirketlerine başvurup ek SİM kart alıyor. Bu sıradaysa müşterilerin kullandıkları telefon bloke ediliyor. Bankalara internet bankacılığı şifresi için başvuran şüpheliler, banka tarafından mağdurlara ait irtibat numaralarına gönderilen şifrelerle mağdurun hesabına girip boşaltıyor. 29 kişinin hesabına giren çete, 600 bin TL dolandırdı. Haklarında dava açılan 41 sanığa, 3 yıldan 138 yıla kadar değişen hapis cezası verildi.

YAZAR AĞAOĞLU’NUN EŞİ DE DOLANDIRILDI

Ünlü yazar Adalet Ağaoğlu’nun eşi Yüksek Mühendis Halim Ağaoğlu da telefon dolandırıcılarının tuzağından kurtulamadı. Halim Ağaoğlu, telefonda kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce dolandırıldı. “Banka hesabınız terör örgütü tarafından ele geçirildi” yalanıyla kandırılan Ağaoğlu, 50 bin lirayı verilen hesaba yatırdı. Polis tarafından yapılan teknik takip sonucunda Ağaoğlu’nun dolandırıldığı tespit edildi. Paranın yatırıldığı banka hesabı bloke edildi. Polisin uyarısı üzerine dolandırıldığını anlayan Ağaoğlu, şikâyetçi oldu.

Yusuf Baratallı

SERT KAYAYA ÇARPTILAR

İzmir’de yaşayan Avukat Yusuf Baratalı’yı arayan telefon dolandırıcıları, kendilerini İstanbul Cumhuriyet Savcısı olarak tanıttı. Meçhul kişiler, sağlık sigortasının kullanılmaması nedeniyle oluşan 7 bin 500 TL’nin dosya masrafı yatırılması karşılığında geri alınabileceğini söyledi. Avukat Baratalı, gerçek savcıya ulaştı. Böyle bir başvurunun mümkün olmadığını söyleyen ve adının kullanıldığını belirten savcı, dolandırıcıların tespiti için Emniyet’e talimat verdi. Zanlılar aranıyor.

ALBAYRAK’A TUZAK

Galatasaray Kulübü yöneticisi olan işadamı Abdurrahim Albayrak’ı arayan dolandırıcılar, Rize Valisi Nurullah Çakır’ın ismini kullanarak 10 bin lira istedi. Tanıdıkları bir öğretmenin küçük kızının ilik kanseri olduğunu ve tedavi için para topladıklarını söyleyen dolandırıcılar, ikinci kez arayıp yeni bir hesap numarası verdi. Albayrak, bunun üzerine Rize Valisi’ni arayınca gerçek ortaya çıktı. Albayrak dolandırılmaktan son anda kurtuldu.

‘Eşim kahveyle uyuttu’ şikâyeti

VAN’da ikinci kez evlenen Abdulhakim Öztürk, evlendikleri gün eşi A.Ö.’nün kendisine getirdiği içinde ilaç bulunduğu iddia edilen kahveyle uyudu. Öztürk eşi A.Ö.’nün 40 bin TL’lik ziynet eşyasıyla ortadan kaybolduğu için şikâyetçi oldu.

 

YAZI DİZİSİ 3

BİLİNÇLERİYLE OYNANAN KURBANLAR HİPNOTİZE EDİLİYOR

Uzmanlar, kişilerin dolandırıcılık mağduru olmasını “Kurbanlar bilinçleriyle oynanarak adeta hipnotize ediliyor” diye açıklıyor. Kendilerini ifade yeteneği yüksek olan gençlerden uzak duran dolandırıcıların hedef kitlesi ise orta ve ileri yaştakiler...

Kamuoyu tarafından tanınan insanların da kurbanları arasında yer aldığı özellikle telefonla yapılan dolandırıcılıkta hedef kitle, orta ve ileri yaştaki kişiler. Zira gençler, sosyalleşme düzeylerinin yüksekliği ve kendilerini ifade yeteneklerinin daha güçlü olması nedeniyle dolandırıcılar açısından tercih edilmiyor. Tüm uyarılara ve alınan önlemlere rağmen kişilerin dolandırıcılık mağduru olmasını uzmanlar şöyle açıklıyor:

“Daha önceden bazı özellikleri dikkate alınarak seçilen kurbanlar bilinçleriyle oynanarak, adeta hipnotize ediliyor. Bundan sonra kişiler verilen bütün emirleri de zaten uyguluyor.”

Dolandırıcılığın hukuki boyuttaki durumu ise uzman psikologları destekler şekilde olduğunu gösteriyor. Hukuki açıdan dolandırıcılıktaki hile suçu ayrıştırıcı özellik taşıyor. Hile unsurunun oluşma biçimi iki temel biçimde oluşuyor. Birincisi yoğun olarak karşı tarafı bir menfaat vaadiyle kandırmak. İkincisi ise hilenin böyle bir menfaat temini kurgusu ile değil de korkutma tehdit veya başka bir zarara uğrayacağı hissi ile o kişiyi inandırmaktan geçiyor.

KORKULAR ÜZERİNE YÖNELİYORLAR

Psikolog Fatih Bilal, dolandırıcıların özellikle de telefonla dolandırıcılık yapan kişilerin insanların korkuları üzerine yöneldiklerini belirtiyor. Psikolojik korku haline sokulan insanların kendilerinden istenenleri, sorgulamadan yerine getirdiğini ifade eden Bilal, telefon dolandırıcılığı gibi bir durumun kurbanı olmanın sadece başkalarının başına gelebilecek bir olay olmadığını, benzer psikolojik mekanizmalarına sahip bizlerin de başına gelebilecek bir durum olduğunu savundu.

EĞİTİMLİ KİŞİLER DE DOLANDIRILIR

Dışarıdan bakan insanların dolandırılan kişilerin nasıl kandırıldıklarını anlayamadığını belirten psikolog Fatih Bilal, “Gözden kaçan bir nokta, dolandırılan kişilerin içerisine girdikleri öznel psikolojik korku halleridir. Bu psikolojik korku hali, kişide panik duygusu yaratmakta ve panik duygusu kurban olarak seçilen kişilerin, kendilerinden istenenleri sorgulamadan ve itaat ederek yapmalarını sağlamaktadır. Dolandırıcılar, insanlardaki korku duygusunu körükleyip zihnin karşı koyma potansiyelini alt ederek mantıklı düşünme kapasitesini devre dışı bırakıyor. Dolayısıyla birçok yüksek eğitimli kişi bile korkularının üzerine gidilerek kolayca yönetilebiliyor” dedi.

Yapılan birçok sosyal psikoloji çalışmasında, insanların özellikle de otoritesi kabul görmüş kişiler tarafından talep edildiğinde itaat etmeye ne kadar yatkın olduğu sonucuna ulaşıldığını belirten Bilal, şunları söyledi: “Bu durum dolandırıcıların özellikle polis veya başka bir devlet görevlisi rolünü benimseyerek dolandırma işlemini gerçekleştirdiğini de açıklamaktadır. Devlet otoritesi korku vericidir ve itaat edilmemesi istenmeyen sonuçlar doğurabilir algısından yola çıkan kurban, mutlaka bir itaatle dolandırıcının isteklerini yeri getirebilmektedir. Telefon dolandırıcılığı, sadece başkalarının başına gelebilecek bir olay değildir. Benzer psikolojik mekanizmalarına sahip bizlerin de başına gelebilecek bir durumdur.”

HİPNOZA MÜSAİT BÜYÜK BİR KİTLE VAR

Psikolog Nur Yaycıoğlu’na göre dünya yüzünde hipnoza müsait büyük bir kitle bulunuyor. Araştırmalara göre Yaycıoğlu bu grubu yüzde 21 ile ifade ediyor. “Dünyada 7 milyar insan varsa 7 milyar da farklı kişilik vardır” diyen Yaycıoğlu şöyle konuşuyor:

“Etkiler ve tepkiler kişilerin psikolojik yapılarına göre değişir. Dünyadaki tüm insanların yüzde 21’i ikna edilmeye, örneğin hipnoza müsaittir. Bu kişiler plasebo etkisi altında kalabilirler. İlaç olmadığı halde ilaçmış gibi verilen maddeler, renkli şekerler, bu kişileri, hastalık durumlarına göre iyileştirebilir. Yüzde 21 oran, dünya nüfusunda ne yazık ki, dolandırıcıların, sahtekârların, büyücülerin, uyuşturucu satıcılarının kandırmaları için büyük bir kitledir.”

NAZİK BİREYLER TEHLİKEDE!

Nur Yaycıoğlu’na göre insanları kırmaktan kaçınan, nazikler de büyük risk altında... Yaycıoğlu, bunu şöyle açıklıyor: “Otorite korkusu olanlar çabuk paniğe kapılanlar, güven eksikliği olanlar, insanlara karşı nazik, kırmaktan kaçınanlar risk altındadırlar. Güven duygusu insanın en önemli savunma mekanizmasıdır. Toplumda bu dolandırıcılıkları yapan psikopatlar, kişilerin yaşlarına, mevkilerine, cinsiyetlerine göre çok maharetli taktikler uygularlar. Bu psikopatlar ne yazık ki bazen emniyet güçlerinden de, kültürlü insanlardan da, çok maharetlidirler. Toplumda herkesin psikolojiyi, kişilik yapılarını merak etmesi kendisini savunması bakımından yararlı olacaktır”

 

AKIL ALMAZ YÖNTEMLER

KÂĞITLARI EURO’YA ÇEVİREN SOLÜSYON

İlginç bir dolandırıcılık yöntemi de solüsyon kâğıtların dövize çevrilmesi... Tekstil işleri yapan Adnan G., daha önce kendisi ile tekstil ürünü alışverişi yapan Kamerunlu Haidara A. tarafından kâğıtları özel losyonla Euro’ya çevirdiğini iddia ederek dolandırıldı. Haidara A., çanta içinde getirdiği dolarları elindeki sıvı ile Euro yapacağını belirterek Adnan G.’den 50 bin Euro para ayarlamasını söyledi. Adnan G., çevredeki esnaf ve arkadaşlarından parayı temin etti. İşyerine gelen Haidara A., sahte paraların üzerine pudra gibi bir toz döküp sıvı ile karıştırdı. Bu sıvının göz yaktığını belirten Adnan G’yi dışarı çıkaran Haidara A., iki gün beklemesi gerektiğini söyleyerek gitti. İki gün sonra çantayı açan Adnan G., çantadan siyah renkli sahte dolarların çıktığını gördü. Olayla ilgili olarak savcılığa şikâyette bulundu.

YİNE SOLÜSYON YİNE KAMERUNLU

Solüsyonla ilgili benzer bir olay da Bursa’da yaşandı. Bursa’da, sosyal paylaşım sitesinde tanıştığı K.M.’ye, özel solüsyonla elindeki kâğıtları dolara çevirdiğini söyleyen 35 yaşındaki Kamerunlu Morgan Fisher, mağdurun şikâyeti sonucu polisin yaptığı operasyonla yakalandı. Çantasından, solüsyon malzemeleri çıkan Kamerunlu dolandırıcı tutuklanıp cezaevine gönderildi.

OYUNCUNUN ADI KULLANILDI

Begüm Ö. isimli kadın, Facebook adresinden irtibata geçtiği İzmir’de yaşayan Melisa Y.’ye menajerlik yaptığını ve İstanbul’da çekilecek bir dizi için uygun görüldüğünü söyledi. Begüm Ö., dizinin koordinatörlüğünü Özkan K.’nın yaptığını belirterek bu kişinin telefon numarasını Melisa Y.’ye verdi. Melisa Y.’nin telefonla aradığı Özkan K., oyuncu Hazal Kaya ile iş yaptıklarını belirterek kendisine dizinin senaryosunu mail olarak attı. Melisa Y.’nin senaryoyu kabul ettiğini ve oynamak istediğini belirtmesi üzerine bölüm başı kendisine bin 400 TL para verileceğini söyleyen Özkan K., yaka kartı ve işlemler için 200 TL para göndermesini istedi. Melisa Y., İzmir’den kendisine verilen banka hesap numarasına 200 TL para yatırdı. Para aynı gün, Alican K. tarafından çekildi. Genç kız, parayı yatırmasının ardından belli bir süre geçmesine rağmen herhangi bir gelişme yaşanmayınca daha önce irtibat kurduğu numaraları aradı. Ancak telefon numaraları kullanılmıyordu. Dolandırıldığını anlayan Melisa Y. savcılığa şikâyette bulundu.

İNTERNETTEN DERS YALANI

İstanbul Gaziosmanpaşa’da yaşayan Figen G.’nin evine giden 3 kişi, Milli Eğitim’den geldiklerini, 6. sınıfa giden çocuklarının seviye belirleme sınavı ile ilgili bilgi vereceklerini söyledi. Dolandırıcılar daha sonra internet üzerinden ders verileceğini, bu eğitim ve yardımın lise bitene kadar devam edeceğini söyleyerek Figen G.’ye belgeler imzalattı. Figen G., daha sonra incelediği belgenin kendisini bin 675 lira borçlandırıcı bir sözleşme olduğunu ve bu kişilerin Milli Eğitim’den gelmediğini anladı. Bu kişilerin E-Okul sözleşmesi imzalatıp, ürün satılmış gibi gösterdiklerini fark eden Figen G., M.Ç., G.K. ve Ş.A. hakkında şikâyette bulundu. Hazırlanan iddianamede, şüpheliler hakkında “Dolandırıcılık” suçundan 5 yıla kadar hapis talebiyle dava açıldı.

7 BİN TL’YE CENNET VAAT ETTİLER!

Eskişehir’de 60 yaşındaki F.A. kendisinin Hızır Aleyhisselam olduğunu söyleyerek, “7 bin lira hazırla. Yanımda Veysel Karani Hazretleri’yle geleceğim. Cennette yerin hazırlanacak” diyen E.Ö. tarafından dolandırıldı. İddialara göre F.A., sokakta kendisinden para isteyen 47 yaşındaki E.Ö.’ye 1 lira para verdi. E.Ö., kendisine verilen 1 lirayı kabul etmeyerek F.A.’ya “Sende para vardır, ben Hızır Aleyhisselam’ım, muhtaç insanlara yardım yapıyorum, seni özel olarak seçtim cennette yerin hazırlanacak, yardımlarını esirgeme” dedi. E.Ö.’nün sözlerine inanan F.A., evinden getirdiği 1 gerdanlık, 3 burma bilezik ve 3 bin 500 lirayı E.Ö.’ye verdi. Birkaç gün sonra E.Ö., F.A.’yı telefonla arayarak, “Yanımda Veysel Karani Hazretleri ile geleceğim, cennetteki evinin bir tek çatısı kaldı. 7 bin lira hazırla, gelip alacağım. Fatma Hazretleri annemizden sana yüzük, tespih ve aşure getireceğim, cennette senin adına deve keseceğim” dedi. F.A., istenilen parayı hazırlamak için olayı yakınlarına anlattı. Yakınlarının uyarması üzerine dolandırıldığınıanlayan F.A.’nın şikâyeti üzerine E.Ö. yakalandı.

BÖBREK DOLANDIRICILIĞI

Bir dolandırıcılık da diyaliz merkezinde “Böbreğimi vereceğim” vaadiyle yaşandı. İstanbul’da yaşayan M.K. ve R.C., böbrek rahatsızlığı nedeniyle sürekli olarak diyaliz merkezine gidiyordu. Merkeze gelen R.Y., diyaliz hastaları ile yakın bir ilişki kurdu. İlk olarak “Sana bir böbreğimi vereyim” diyerek M.K.’den 35 bin 450 TL aldı. Daha sonra diğer müşteki R.C. ile görüşerek ona böbrek temin edeceği vaadinde bulundu ve 5 bin TL aldı. Böbrek hastası olan M.K. ve R.C.’yi böbrek vaadiyle kandıran R.Y., vaadini yerine getirmeyince her iki hasta da savcılığa şikâyette bulundu. Soruşturma kapsamında sanık R.Y., tutuklandı. R.Y. hakkında iki ayrı dolandırıcılık suçundan 2 yıldan 10 yıla kadar hapis talebiyle dava açıldı. Mahkeme, sanığın müştekilerin tehlikeli durumlarından ve zor koşullarından yararlanarak dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunduğundan, “nitelikli dolandırıcılık” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti ve “Görevsizlik” kararı vererek dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

‘TOKİ’DEN DAİRE AYARLARIZ’

Toplu Konut İdaresi tarafından yapılan düşük ve orta gelirli vatandaşların ev sahibi olması için üretilen projeler de dolandırıcıların vazgeçemediği kaynaklardan biri. M.Ç., kentsel dönüşüm projesi kapsamında Sulukule bölgesindeki hak sahipleri için yaptırılan Kayabaşı TOKI Konutları’ndan daire temin edeceğini söyleyerek 4 vatandaşla anlaştı. Dolandırıcı M.Ç., bu konutlardan 30 bin TL peşin, geri kalanı vadeli olmak üzere konut alabileceğini düşünen 4 vatandaştan ayrı ayrı 30 bin TL aldı. M.Ç., bu para karşılığında 4 vatandaşa senet verdi ancak ne daireleri verdi ne de paralarını iade etti. Dolandırıldığını anlayan 4 vatandaş, savcılığa şikâyette bulundu. M.Ç. hakkında dolandırıcılıktan dava açıldı.

BAKMADAN GEÇME