Yemek yeme sevginizi abarttığınızı düşünüyorsanız hedonik açlık yaşıyor olabilirsiniz! İşte hedonik açlığın altında yatanlar
Öğünlerinizi atlamasanız bile, çok güzel doyduğunuzu düşünseniz bile yemekten sonra ağzınıza bir şeyler atmayı bırakamıyor, yemek yemeyi durduramıyor musunuz? Belki de yaşadığınız şey "yemek yemeyi çok sevmek" ya da "bir türlü doyamamak" değil de hedonik açlıktır....
ABONE OLYemek yemenin matematiği basittir. Vücudumuzun hayatta kalabilmesi için enerjiye ihtiyacı vardır. Enerjiyi besinlerden alırız. Vücudumuzun enerjisi bittiğinde acıkırız ve acıktığımızda yemek yiyerek bu enerjiyi karşılarız. Böyle bakınca bu çok basitmiş gibi görünüyor değil mi? Ama maalesef yemek yemeyle ilişkimiz her zaman bu kadar kolay ve sistematik olmuyor.
Bazılarımız günde tek öğün yese de kendini tok hissederken bazılarımızın yemekle ilişkisi çok daha karmaşık. İştahı açık diye bildiğimiz bazı insanların doyamama, yemeğe hayır diyememe gibi sorunlarla uğraştığını duymuşsunuzdur. Evet, bazı insanlar gerçekten çok fazla yemek yiyebilir ama bu çok yemenin nedeni gerçekten aç hissetmek ya da yemek yemeyi çok sevmek olabilir mi? Bazen olmaz. Hedonik açlık, karnımız tok olsa da peşimizi bırakmayan "aç hissetme" karmaşasını açıklamaya çalışıyor...
Hedonik açlık konusunu ilk defa duyduysanız belki de bu yazıdan sonra bu önlenemez açlık hissine başka bir yerden bakmayı deneyebilirsiniz... Vücudumuzun fizyolojik olarak aç olmasa bile kendisini sürekli aç hissetmesi durumuna hedonik açlık deriz. Yani aslında karnımız tok, vücudumuzun çalışmaya devam edebilmesi için gerekli enerjisi de var ama bizim içimizde sürekli "o dilimi de ye", "bir porsiyon daha iste" diye konuşan bir ses de var!