Türkiye’de ilk kez reel sektör böyle bir borç krizi yaşıyor. İlk olmasının nedeni de, daha önce kredi piyasasının yeterince büyümemiş olmasından kaynaklanıyor. Faizlerin, küresel konjonktürün de etkisiyle tarihi en alt düzeyine inmesi, kamu kesiminin borçlanmasını azaltması, finansal kaynakları geçtiğimiz yıllarda şirketlere yöneltti.

KUR VE FAİZDEN ÇİFTE DARBE 

-Ancak bizim şirketler hem döviz üzerinden hem de ulusal para üzerinden borçlu. Bu nedenle hem kurdan hem faiz artışından çifte darbe yediler.

-Geçen yıl yaşanan kur şoku ve onu izleyen faiz şoku şirket borç krizine yol açması bundan.

-Üzerine bir de ekonomik daralma binince şirketlerin durumu daha zorlaştı.

-Konkordato ilanları böyle bir aşamada yoğun bir şekilde gündeme geldi. Konkordato izni alan şirketler ödeme yönünden rahatlarken, alacaklı olan şirketleri de zora soktu. Bu durum da borç krizini katmerleştirdi.

-Bu sırada bazı büyük sermaye grupları bankalarla oturup borçlarını yeniden yapılandırma yoluna gitti. Yeniden yapılandırmaya giden kredi tutarı 120 milyar lira açıklanmıştı.

TAKİPTEKİ KEDİLER 111 MİLYAR LİRA 

-Bankaların sorunlu alacakları toplamı da ilk kez 100 milyar lirayı geçti. Mayıs sonu itibariyle 111.3 milyar liraya ulaşan takipteki kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 4.2’ye ulaştı. Batık kredi oranının yüzde 6’ya kadar çıkabileceği BDDK’nın yaptığı stres testiyle belirlendi ve açıklandı.

-Sorunlu alacağa dönüşmüş kredi tutarının daha yüksek olduğuna ilişkin kanaatler de yaygın kabul görüyor.

-Ekonomik gidişin toparlanması açısından buradaki düğümlenmeye bir neşter atılması gerektiği yaygın beklenti haline geldi. Çünkü bankacılık sektörü batak kredilerini halletmeden yeni krediler vermede zorlanır. Krediler de istenen hızda artmıyor.

-İşte soruna neşter atılmasının hem bankaları hem şirketleri iştahlandırması bundan.

Meclis’ten yeni geçen Torba Yasa’yla 2. İstanbul Yaklaşımı getirilmesi bu ihtiyacı karşılamayı hedefliyor.

SORUNLU ALACAKLARA YENİ YAKLAŞIM

-2. İstanbul Yaklaşımı’na göre borçlarını ödeme niyeti olan şirketler yeniden yapılandırma için başvuracaklar. Ödeme kabiliyetlerini de ortaya koyacaklar. Burada bağımsız denetim şirketi devreye alınacak ve ödeme kabiliyeti olup olmadığını tespit edecek.

-Ödeme kabiliyeti olanların, borçlarının vadesi uzatılabilecek, faizi veya ana parası indirilebilecek, gerekli görülürse yeni kredi açılabilecek. Ya da borçlunun bazı şirketleri ile varlıkları borcuna sayılacak.

-Şirketin yönetim yapısı, mali yapısı, organizasyonu da yeniden yapılandırılabilecek.

-Bütün bu işlemlerden dolayı bankacılara zimmet suçu çıkartılamayacak, bankasını zarara uğrattığı kabul edilmeyecek. Yine yeniden yapılandırma işlemlerinin çoğuna vergi teşviki de sağlandı.

UYGULAMA TAKVİMİ NASIL?

-Kanunun Resmi Gazetede yayımını,  BDDK’nın yeniden yapılandırma yönetmeliğinde revizyona gitmesi izleyecek ve uygulama da başlayacak. 2 yıl sürecek uygulamayı Cumhurbaşkanı isterse 2 yıl daha uzatabilecek.

-Türkiye’nin yeniden yapılandırmalarda önemli tecrübeleri oluştu. İş doğru kurgulanmışsa doğru bir uygulamayla pekala işleyebilir.

SONUCU ÜÇ KESİME DE YARAR

-İşlerse de bundan bankalar ve şirketler yarar görür. Bankalar yeniden yapılandırdıkları krediler için karşılık ayırmak zorunda kalmazlar. Şirketler de borçlarını ödeme kabiliyetine kavuşur ve yaşama şansını yakalar.

-Ekonomi ve ekonomi yönetimi de toparlanmak için zaman kazanır. Bu arada yeniden yapılandırma ne kadar kabul görür ve uygulanırsa üretim, yatırım ve istihdam gücü ile ödemeler sistemi de korunmuş olur.