Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Levent Özçelik, HT Cumartesi'de Safranbolu'yu kaleme aldı. Safranbolu’da ailenin ve evin reisi, en yaşlı erkektir. Kadınların yaşamı evde geçer, tıpkı diğer Anadolu şehirlerinde olduğu gibi... Ancak Safranbolu kadını daha şanslı, çünkü burada evler daha özel. Zaten özel mimarisi nedeniyle Safranbolu Evleri olarak anılıyor. Hiçbir ev, diğerinin ışığını ve görüş alanını kapatmıyor. Evlerin tümü merkezi konumdaki binalara, dini yapılara ve anıt eserlere bakıyor. Hepsi bahçeli ve en az iki katlı planlanan evler, geniş bir iç mekâna sahip. Peki, bu özenin sebebi nedir?

Bol yağışlı iklim önemli bir faktör. Yılın 9 ayı yağış alan ilçede hayat çoğunlukla evde geçiyor. Yiyecekler, yakacak odunlar, ailenin sahip olduğu hayvanlar evin alt katındaki bölümde duruyor. Yağışlar nedeniyle evlerin çatıları uzun saçaklı ve son derece sağlam yapılmış. Bu yüzden Safranbolu evleri “5 cepheli” olarak tanımlanıyor.

Toplumsal yapıya bağlı olarak, evlerin planında harem-selamlık uygulaması var. Çoğunda iki giriş kapısı olması bundan. Evdeki hayat yazın zemin kata taşınıyor; havadar ve aydınlık olan “taşlık”, ev halkının bir araya geldiği ve misafirlerin ağırlandığı yaşam alanı. Kışın ise hayat evin ikinci katında geçiyor. Zemin katını üst katlara bağlayan merdivende ahşap işleme sanat doruğa çıkıyor. Üçüncü kat, “özel hayat” alanı. Burada tavanlar daha yüksek. Odaların kapıları köşelerde ve girişle odanın doğrudan temasını kesen özel ahşap paravanlar var. Bu kattaki odaların her biri, çekirdek aileyi barındırabilecek tüm unsurlara sahip bağımsız bir birim olarak tasarlanmış.

HAVUZLU ODALAR

Safranbolu evlerindeki çıkmalar, evin dış görünümünü tek düzelikten kurtarıyor. Bu çıkmalardaki pencereler sokağı baştan başa görüyor. Evlerin sofasında ve odalarda zaman zaman kalemişi süslemelere rastlanıyor. Pencereler çok özel biçimde tasarlanmış; dar ve uzun. Ahşap kanatlı pencerelerde ayrıca “muşabak” denilen kafesler var. Evlerin sokak cephelerinde, içinde, bahçelerinde çeşmeler dikkat çekiyor. Şehirdeki su kültürü eski zamanlardan beri önemli. Zamanında 5 kilometre mesafeden ve tarihi İncekaya Su Kemeri’nin üzerinden şehre su getirilmiş. Bazı büyük konaklarda insan boyu derinliğinde havuzlu odalar yer alıyor. Çoğu evin bahçesinde de havuz ve kuyu bulunuyor.

Safranbolu’nun popüler bir turizm adresi haline gelmeye başladığı yıllarda, geleneksel evlere de yoğun ziyaretçi akını başlamış. Önceleri konukseverlik gereği ziyaretçileri içeri buyur eden ev sahipleri, zamanla bu trafikten sıkılmış elbet. Neyse ki tam o sırada, müze evler imdatlarına yetişmiş. Bunlardan ilki ve belki de en güzeli, Kültür Bakanlığı’nın restore ettirdikten sonra 1981’de ziyarete açtığı Kaymakamlar Evi. 1989’da misafir ağırlamaya başlayan Turing Havuzlu Konak ise sadece Safranbolu’nun değil Türkiye’nin de otele dönüştürülen ilk tarihi köşkü. Bir zamanlar kentin zenginlerinden Asmazlar Ailesi’ne ait olan konağın en güzel sürprizi, Safranbolu’da benzerine az rastlanan havuzlu salonu. Bugün kafe-restoran olarak kullanılan salondaki havuz, yaklaşık 1.80 metre derinliğinde ve tonlarca su alabilecek büyüklükte.

Safranbolu 1994’te UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne seçildi ve böylece kentin önemi tüm dünyada anlaşıldı. Sadece evler mi? Elbette değil, Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme ve köprüler de hayranlık uyandırıcı.

YAŞAYAN SAFRANBOLU

Safrabolu’ya Çarşı diye anılan bölümden girerseniz, hemen girişteki Hıdırlık Tepesi’ne çıkmanızı tavsiye ediyoruz. Burası Çarşı’yı panoramik görebileceğiniz noktalardan biri; Safranbolu evlerini, ünlü Cinci Han’ı, Yemeniciler Arastası’nı tüm zarafetiyle tek bir kadraja sığdırabilirsiniz. Safranbolu’da sokaklarda yürürken sürekli şöyle tabelalara rastlıyorsunuz: Selvili Konak, Ataefendiler Evi, Kadıoğlu Şehzade Konağı 1... 13. yüzyılda Selçukluların 4 ay mancınıklarla taşa tutup sonunda anlaşarak ele geçirdiği kale ve çevresi ilk yerleşim alanlarından biri. Kalede bulunan eski Hükümet Binası, halen çalışmakta olan 200 yıllık Saat Kulesi ve artık kullanılmayan hapishane binası görülmeye değer tarihi eserler. Kentte 25’ten fazla tarihi cami bulunuyor. Sultan Deli İbrahim’in danışmanlığına kadar yükselen Safranbolulu Cinci Hoca tarafından yaptırılmış Cinci Hanı (Kervansarayı) ile halen kullanılmakta olan Cinci Hamamı’nı da ziyaret etmelisiniz.

Eskiden en yoksulundan en zenginine kadar her Safranbolu ailesinin bir şehir, bir de bağ evi varmış. Bugün Safranbolu’yu ziyaret eden turistlerin çoğunun adını bile duymadığı Bağlar bölgesi, kent merkezine 3 kilometre uzaklıkta. Yaz aylarında birkaç derece daha serin olan Bağlar’daki tarihi konakların özelliği ise çok geniş bahçelerinin olması. Ayrıca bu evler şehir merkezindekilere göre daha büyük. Çarşı bölgesindeki evler, konaklar tümüyle turizmin hizmetine sunulduğu için Bağlar bölgesi, modern apartmanların ve alışveriş merkezlerinin oluştuğu bir yer haline gelmiş. Ancak belli bölgelerinde hâlâ o tarihi dokuyu hissetmeniz mümkün.

NASIL GİDİLİR?

Ankara-İstanbul karayolunun Gerede kesiminden ayrılarak 82 kilometre sonra Karabük’e, Karabük’ten 8 kilometre sonra da Safranbolu’ya varılır.

‘EN İYİ KORUNAN 20 ŞEHİR‘ LİSTESİNDE 

Safranbolu, etrafı kanyonlarla sarmalanmış bir kasaba. Hanları, hamamları, insana huzur veren evleri, ihtişamlı konaklarıyla yamaçlara tutunuyor. “Korunması Gerekli Kültür Varlıkları” olarak tescil edilen bin 131 adet, sayısız çeşitteki kültürel eseri ve bu eserleri korumadaki başarısıyla Safranbolu, 1994’te UNESCO tarafından Dünya Mimari Miras Şehirleri listesine alındı. 2003’te Rodos’ta düzenlenen Avrupa Tarihi Kentler Birliği Toplantısı’nda da “Avrupa’da En İyi Korunan 20 Şehir”den biri seçildi.