Zengin bir ülke olarak tanınan Dubai'nin bilinmeyen kanalizasyon sorunu ve ilginç çözümleri
Dubai denildiğinde aklımıza zengin ve görkemli bir ülke geliyor ancak şehrin göz alıcı ışıkları arkasında ülkenin savaştığı kanalizasyon sorunu yatıyor. Kanalizasyon sistemlerinin yetersiz kaldığı noktalarda devreye atık kamyonları giriyor.
Dünyanın en yüksek binası olan 828 metrelik Burj Khalifa, 2010 yılında tamamlandığında dünyanın en yüksek restoranı ve gece kulübü de dâhil olmak üzere birçok rekor kırdı. 163 katlı devasa binada 24 bin pencere bulunuyor.
Bina her şeyiyle göz alıcı ancak yine de bir şey eksik: kanalizasyon sistemi! Burj Khalifa, şehrin atık su sistemine bağlı değil ve kanalizasyon sorunu için oldukça ilginç bir yola başvuruluyor.
Binadaki kanalizasyon, her gün gelen turuncu kamyonlar sayesinde boşaltılıyor ve şehrin dışına çıkartılıyor. Bu, kanalizasyonun yetersiz kaldığı durumlarda şehrin tamamında uygulanan bir sistem.
Burj tamamlandığında, Dubai 2008'deki kredi sıkışıklığının etkilerinden dolayı kötü bir haldeydi ve onu şehrin zaten gergin olan kanalizasyon sistemine eklemenin maliyetinin gereksiz bir para israfı olduğuna karar verildi.
Müteahhitler, her gün atıkları kamyonla dışarı çıkarmanın, kanalizasyon sisteminde iyileştirmeler yapmaktan daha ucuz olacağından emindi.
Bununla birlikte, 35 bin kişiyi alan binada günde ortalama 15 ton gibi bir atık üretiliyor. Şu anda kanalizasyon sistemini yeniden geliştirme planları var ancak 2025'e kadar tamamlanmayacak.
Daha geniş bir açıdan bakıldığında ülke bazında bir kanalizasyon sorunu olduğunu söylemek mümkün. BBC, 2009 yılında Basra Körfezi'nin Dubai tarafına gelen turistlerin lahım suları arasında yüzdüğünü yazıyor.
Zenginliği ile bilinen Dubai'de bu kadar ilkel bir sorunun olması sizi şaşırtabilir. The New York Times'a göre; bu sorunun temel kaynağı, Dubai'de aniden artan nüfusla beraber yaşanan hızlı kentleşme ve vatandaşlarının maddiyatı gözeterek, çevre problemlerini görmezden gelmesi.
BBC'de yer alan başka bir habere göre ise Dubai, kanalizasyon arıtma tesislerindeki suyu arıtıp farklı şekillerde kullanarak, kanalizasyon sorunuyla mücadele etmeye çalışıyor.
Buna göre; arıtılan kanalizasyon suyu şehrin parkları ve yeşil alanlarını sulamak için kullanılıyor. Hükümet, bu sistemi bahçe ve tarımın geniş bir alana yayılmasının anahtarı olarak görüyor. Elbette, kanalizasyon suyu birçok filtreden geçiyor ve kötü kokuyu engellemek için birçok kimyasal ekleniyor.
Üstelik bu sistem, içme suyuna göre çok daha ucuz. Belirtilene göre; içme suyunun metreküp maliyeti 2 dolarken, kanalizasyon suyunun metreküp maliyeti yalnızca yarım dolar.
Kaynak: Daily Star, The New York Times, BBC