2 bin yıl önceki Manisa depremi 12 antik kenti yok etti
Manisa'nın Yunt Dağı bölgesindeki Aigai Antik Kenti'nde yapılan kazılarda, milattan sonra 17 yılında yaşanan büyük depremle ilişkili bir yazıt bulundu
Bu iki kent muhtemelen milattan sonra 23 yılındaki depremde hasar görmüş. 14 kent imparatora büyük bir anıtsal bronz heykel yaptırıyorlar. Heykelin kaidesinin üstünde antik kentler insan şeklinde tasvir edilmiş. Her bir kent tasvirinin altında kentin ismi yazıyor. Mesela burada Aigai elinde yunus tutan bir kadın olarak betimlenmiş. Aigai, Kyme, Philadelphia gibi kentler simgeleştirilmiş bir şekilde karşımıza çıkıyorlar” diye konuştu.
“YIKILAN KENTLERİN NEREDEYSE HEPSİ KAYALIK ALANLARDA KURULMUŞ KENTLER”
Yıkılan kentlerin dağlık alanlara kurulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, depremin 7'nin üzerinde bir büyüklüğü olduğunu tahmin ettiklerini belirterek “Bizim gözümüzden kaçırmamamız gereken nokta depremin merkezinin Manisa yakınlarında olması. İkincisi bu yıkılan kentlerin neredeyse hepsi kayalık ve dağlık alanlarda kurulmuş kentler. Buradaki binalar taş binalar. Bunlar yıkıldığına göre en az 7 ve üstü bir deprem olması gerektiğine inanıyorum. Öyle 7'nin altında bir deprem böylesi sağlam kentleri yıkamaz. O açıdan hazırlıklı ve dikkatli olmamız gerekiyor” dedi.
Dönemin insanları yaptıkları yazıtlar ve anıtlar ile depremi toplum hafızasına kazıdıklarını, unutmadıklarını belirten Sezgin, “Bu 17 yılındaki deprem gerçekten de büyük bir felaket olmuş anlaşıldığı kadarıyla. Roma İmparatoru Tiberius bu konularda çok yardımcı biri olarak bilinmez ama yine de durumu inceletmek için elçiler gönderiyor. Senato üyeleri gelip buralarda inceleme yapıyorlar ve bakıyorlar ki büyük bir felaket. Büyük yardımlar sonrası hasar gören kentler yeniden kuruluyor. Bizim 2006 yılında bulduğumuz bu yazıt parçaları aslında kentlerin yeniden kurulduktan sonra o depremi unutmamak için hazırlanmış yazıtlar. İkincisi de İmparator'a şükranlarını iletiyorlar. Kentlerin yeniden ayağa kaldırılması büyük bir yardım ama bir yandan da depremin toplum hafızasındaki yeri açısından da çok önemli. 17 yılında bir deprem olmuş, kent yeniden imar edilmiş. Aradan 100 yıl geçiyor. İnsanlar Agora'da yani kent meydanında dolaşırken bu yazıtları görüyorlar. Bu depremin büyüklüğünü ve felaketini toplum her zaman hatırlıyor. Onun için bunların toplum hafızasında çok iyi bir yer etmesi gerekiyor. Bence aynı şey bizim toplumumuz için de geçerli. Tabi ki depremin izlerini sileceğiz, yaraları da saracağız. Ama depremin orada olduğunu unutmayacağız. Belki de bunu simgeleştirmek lazım. Anıtlarla yapılarla, belki de yıkılmış olan binaların bir kısmını yerinde bırakarak nasıl bir felaket olduğunu göstermek lazım” şeklinde konuştu.