Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
AA

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, gazeteci Cüneyt Özdemir'in Youtube yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kapsamında cezaevlerinde ve adliyelerdeki uygulamaların sorulması üzerine Gül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde tüm tedbirlerin yerinde ve zamanında alındığını söyledi.

Cezaevlerindeki hükümlü ve tutukluların devlete emanet olduğunu dile getiren Gül, hükümlü ve tutuklulara zarar gelmemesi için cezaevi personelinin büyük fedakarlık gösterdiğini belirtti. Abdulhamit Gül, cezaevlerindeki tüm tedbirlerin uygulamasının sürdüğünü bildirdi.

Gazeteciler İsmail Dükel ve Müyesser Yıldız'ın gözaltına alındığının hatırlatılması üzerine Gül, yaşanan sürecin soruşturma çerçevesinde gerçekleştiğini ifade etti.

Soruşturmanın gizli olduğunu aktaran Gül, dosyanın kapsamını ve bu konudaki takdiri değerlendirme imkanının bulunmadığına işaret etti.

"EKSİKLERİN GİDERİLMESİNE YÖNELİK ÇABALARIMIZ ORTADA"

"Bu operasyonların, muhalif gazetecilere yönelik mıntıka temizliği olduğu görüşüne katılıyor musunuz?" sorusuna Gül, şöyle yanıt verdi:

"Yeni bir soruşturma var ve soruşturmanın ne olduğunu bilmiyoruz. Türk milleti adına görev yapan bir yargı var. Dosyanın gizli olması, bizim dosyanın tarafı olmamamız nedeniyle böyle bir yoruma katılmamız mümkün değil. Türkiye'de AK Parti ile birlikte özgürlük ortamı, bu konuda mevzuatta ve uluslararası sözleşmelerde önemli mesafeler katettik. Uygulamalarda eksikliklerin giderilmesine yönelik çabalarımız, hassasiyetlerimiz, ileri demokrasi anlamındaki tutumumuz ortada. Bizim polisimiz sırtında vatandaşı taşıyan bir polis."

Hukuka inandığını, güvendiğini, Türkiye'de hukuk devletinin var olduğunu belirten Gül, yanlışlar olduğunda yargı mensuplarının hukuk çerçevesinde haksızlığa izin vermeyeceğini, buna inancının tam olduğunu vurguladı.

OdaTV Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan'ın tutuklanması sırasında darbedildiğine yönelik iddiaların anımsatılması üzerine Gül, bu konuda inceleme yapan savcılığın soruşturma sonrasında darp olmadığına karar verdiğini söyledi.

Abdulhamit Gül, Teftiş Kurulunun da iddiaların duyulmasının ardından inceleme başlattığını, bu konuda gerekli hassasiyeti gösterdiklerini dile getirdi.

AK Parti'nin "işkenceye, kötü muameleye sıfır tolerans" anlayışıyla önemli devrimler yaptığını belirten Gül, işkence ve kötü muameleye izin verilmeyeceğine dikkati çekti.

CHP'li Enis Berberoğlu ile HDP'li Leyla Güven ve Musa Farisoğulları'nın milletvekilliklerinin düşürülmesiyle ilgili soru üzerine Gül, bu konuda kesinleşmiş mahkeme kararlarının bulunduğunu hatırlatarak, "Anayasaya göre, kesinleşmiş mahkumiyet kararı Genel Kurulun bilgisine sunulduktan sonra sonuç budur." diye konuştu.

Adalet Bakanı Gül, şöyle devam etti:

"2016 yılında Sayın Kılıçdaroğlu, 'Getirin tüm dokunulmazlıkları kaldıralım' dedi. Bugün Sayın Berberoğlu ile ilgili bir eleştirisi söz konusu olacaksa ana muhalefetin önce dönüp kendisine bakması lazım. Bu dokunulmazlık yollarının açılması, kaldırılmasıyla ilgili süreç CHP'nin oyları olmasaydı yaşanmazdı. CHP'nin desteği olmasaydı bu kanun, anayasa düzenlemesi geçmeyecekti. Sürecin bu hale evrilmesinin temelinde CHP'nin bu konuda vermiş olduğu destek ve oylar da vardır."

Milletvekillerinin, belediye başkanlarının seçimine ilişkin yasalarda eksiklik olup olmadığının sorulması üzerine Gül, "Bir bütün olarak seçim kanununun ele alınıp yeni bir kanun hazırlanmasının faydalı, gerekli olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

HDP BELEDİYE BAŞKANLARI YERİNE YAPILAN GÖREVLENDİRMELER

"65 HDP'li belediye başkanının 51'inin görevden alınıp kayyum atanmasını Adalet Bakanı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz, adil buluyor musunuz?" sorusu üzerine Gül, süreçlerin kanunlara ve kurallara göre yapıldığını söyledi.

Adalet Bakanı Gül, halkın oylarını alıp, oy aldığı kişinin evinin önüne çukur kazanlara, teröre ve Kandil'e sırtını dayayanlara "Niçin terörle aranıza mesafe koymuyorsunuz?" denilmesi ve bunun sorgulanması gerektiğini vurguladı.

Demokrasiyi, terörün aparatı haline getirmeye dünyanın hiçbir yerinde izin verilmeyeceğine işaret eden Gül, oy aldıklarına sırtını, Kandil'e yüzünü dönenlerle, terörle iş birliği yapanlarla ilgili gerekenin yapılacağını dile getirdi.

"SÜRELERİN DAHA DA KISALMASI SÖZ KONUSU"

Davaların uzun sürmesiyle ilgili bir soru üzerine Gül, şu an yargıda hedef sürelerle eskiye göre nispeten daha hızlı ve vatandaşı mağdur etmeyen sistemlerin hayata geçirildiğini, bu konuda hem hukuk hem de ceza davalarıyla ilgili çalışmalar yapıldığını ifade etti.

Gül, "Mesela hukuk davalarıyla ilgili yaklaşık 4 milyon davayı ilgilendiren konu daha erken bitecek şekilde Meclisin gündeminde. Bunları yargı reformuyla hep hazırladık. Ceza davalarında da İstinaf ile beraber orada kesinleşen yine davalar, sürelerin daha da kısalması söz konusu. Tabii ki bazı konularda, bazı dairelerde yoğunluklar olabiliyor ama genel itibarıyla elbette yargı bu konuda hassasiyeti sürdürüyor." diye konuştu.

Selahattin Demirtaş'ın eşinin yazdığı mektubun cezaevi yönetimince sansürlendiği iddialarının sorulması üzerine Bakan Gül, "Arkadaşlara incelettirdim. Sonucu bekliyorum." ifadesini kullandı.

"YARGI MENSUPLARI MEDYADAN ETKİLENİP KARAR VEREMEZLER"

Gül, sosyal medyanın hakim ya da savcı işlevi görmesiyle ilgili eleştiriler olduğunun, bununla ilgili görüşlerinin sorulması üzerine, hem yargı hem de basın mensuplarıyla ayrıca bu konuyu değerlendirmeyi arzu ettiklerini söyledi. Geçmişte bir kişinin tahliye olduktan sonra itiraz hakkının bulunmadığını ancak 2017'deki kanun değişikliğiyle savcıya itiraz hakkı getirildiğini hatırlatan Gül, şunları kaydetti:

"Dolayısıyla biraz teknik mevzuat sebebiyle bunun gelişmesi onun da ötesinde elbette medyanın çok yoğun kullanılması sebebiyle ancak orada yazıldı diye bu karar değişmiş değildir. Bu farkındalığın ya da yeni delil, yeni bilgi varsa bunların paylaşılmasıyla ilgili bir süreç ama yargı mensupları medyadan ya da dışarıdaki konjonktürden etkilenip karar vermezler. Hepimizin beklentisi bu yöndedir."

Gül, yargı mensupları arasında bir gruplaşmanın olup olmadığının sorulması üzerine, "Yargının İstanbul'u, Ankara'sı, Edirne'si, Bayburt'u olmaz. Yargı Türk milletinin yargısıdır. Dolayısıyla asla yargı içerisinde böyle bir gruplaşma ya da bu anlamda yapılara sırt yaslama dönemi asla kabul edilemez. Bu eski alışkanlıklara izin vermemiz mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Adalet Bakanı Gül, infaz düzenlemesiyle ilgili değerlendirmelerinin sorulması üzerine şunları kaydetti:

"Bu parlamentonun takdiriyle oluşturuldu. Oturduğunuzda herkesin, her partinin farklı önerileri olabiliyor, sosyal hadiselerde de 2 kere 2 dört etmiyor bazen ama çok önemli değişiklikler oldu. Bu İkinci Yargı Paketi'ydi. Yargı Reformu'nda da yer alan konu. Çocuklar, kadınlar, hamileler, yaşlılarla ilgili çok pozitif düzenlemeler, birtakım insani yeni haklar geldi cezaevleriyle ilgili. Bakın cezaevinde olan bir kişi düşüncesi ne olursa olsun düşman değil suçludur. Cezasını mahkemeler vermiştir. Ayrıca farklı bir ayrımcılığa ya da ayrıcalığa ya da kötü muameleye tabi tutulamaz. Bizim ilkemiz, yaklaşımımız budur."

Osman Kavala ile ilgili bir soru üzerine Gül, yürüyen bir davayla ilgili yorum yapmasının doğru olmadığını, yargı mensuplarının verdiği kararlara güvendiğini, karar yanlışsa da üst mercinin bunun denetimini yapacağını söyledi.

Gül, AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar'ın Gaziantep'te FETÖ borsası olduğu ile ilgili iddialarının hatırlatılması ve bununla ilgili detayların sorulması üzerine, bu konuyla ilgili incelemelerin yapıldığını, tüm idari ve hukuki süreçlerin devam ettiğini söyledi.

Baro düzenlenmesinin sorulması üzerine Bakan Gül, bunun bugünün konusu olmadığını, diğer partilerin de her zaman baroların çoğulcu kimliğiyle ilgili bir gündeminin olduğunu belirterek, "Baronun tüm avukatlarını temsil eden çoğulcu bir yapıya kavuşması hepimizin ortak çabasıydı." dedi.

Kadına şiddet meselesinin kökten çözülmesi için ne yapılması gerektiği sorusu üzerine Gül, bunların alçakça, vicdansızca, canice saldırılar olduğunu ve asla kabul edilemeyeceğini ifade etti. Bakan Gül, bunun bir toplumsal, ahlaki bir insanlık sorunu olduğuna dikkati çekerek bu konuda çok önemli yasal mevzuat düzenlemeleri yapıldığını ancak öncelikle sorunun temeline inip, sivil toplum, medya ve tüm toplum olarak ortak şekilde bu şiddetin karşısında durulması gerektiğini söyledi.

Gül, "Yargı tabii sonuç. Mesela bir hadise oluyor. Hiçbir sabıkası yok, hiçbir sıkıntı yok karısıyla ilgili. Yargıya, emniyete başvurmamış, şikayeti olmamış ama bakıyorsunuz, çekip, vurup öldürüyor. Burada toplumsal olarak bu konuda hem farkındalık hem eğitim hem sosyal olarak tüm sivil toplum kuruluşları ortak dayanışma hep birlikte hükümetimizin bu konuda hassasiyeti gerçekten mevzuatı olsun, uygulama olsun, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri ile ilgili, barolarla ortak çalışmalar olsun, bu konuda her türlü çaba, çalışma yapılıyor." diye konuştu.

İNFAZ MEMURLARININ TALEPLERİ

İnfaz koruma memurlarının taleplerinin sorulması üzerine Gül, infaz koruma memurlarının yıllarca beklediği yıpranma payıyla ilgili 2 yıl önce adım atıldığını, özlük haklarıyla ilgili taleplerin de gündemde olduğunu, kadroya geçiş ve diğer haklarıyla ilgili tüm bakanlarla görüşerek ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.

İnfaz memuru alınıp alınmayacağı sorusuna Gül, "Evet alacağız. Yakın zamanda, onay çıktıkça, bunu kamuoyuyla paylaşacağız." dedi.

World Justice Project (Dünya Adalet Projesi) adlı kuruluşun yayımladığı 2020 yılı ülkelerde hukukun üstünlüğü raporunda, Türkiye'nin 128 ülke arasında 107'nci sırada yer aldığının belirtilmesi ve bu raporla ilgili görüşlerinin sorulması üzerine Gül, tüm bu raporların ilgili birimlerce ele alındığını, eksiklerin, eleştirilerin değerlendirildiğini söyledi.

Gül, "Biz tüm raporların bu konuda incelemelerini yapıyoruz, yargıyla ilgili konular elbette yargının kendi uhdesinde ancak yasadan kaynaklı eksiklikler varsa bunları da gündeme getiriyoruz. Çünkü biz ileri demokrasiyi Türkiye'ye getiren bir hareketiz. Daha da iyisine ülke insanı layık. Özgürlükleri büyüten, ekmeği büyüten siyasetimizi, paradigmamızı artırarak devam edeceğiz ama bu konuda Türkiye'ye bir haksızlık yapıldığını da buradan ifade etmek isterim ama bu değildir ki her şey yolunda. Eksikliklerimizle beraber bunları da elbette telafi edeceğiz." diye konuştu.

"NAFAKANIN ÖMÜR BOYU OLMASI BÜYÜK HAKSIZLIK"

Süresiz nafaka ile ilgili çalışmaların sorulması üzerine Gül, şunları kaydetti:

"Eskiden bir yıl nafaka ödüyordunuz. Bu değişti. Süresiz nafaka, ömür boyu nafaka ve bu konuda gerçekten insanlar evliliğe bile neredeyse soğuk bakıyor ya da bu konuda ayrı mağduriyetler ortaya çıkıyor. Mevcut nafaka alan kadınların mağdur olmaması koşuluyla yani bu konuda nasıl bir destek olur, nasıl bir çalışma olur... Bu hususu bir tarafa bırakarak konuyu önemseyerek, nafakanın ömür boyu olması gerçekten büyük bir haksızlık. Bu konuda, nafakayla ilgili çalışmalar da yapıldı ama buradaki temel yaklaşım kadının mağdur olmaması. Özellikle nafaka alan kadınları mağdur etmeyecek şekilde ama ömür boyu nafaka da ayrı bir tartışma hukuki bağı kurtarmak istiyor. Dolayısıyla bu konuda adil bir yaklaşıma ihtiyaç var. Üzerine çok kafa yoruldu. Bir mutabakatla kadınları mağdur etmeyecek şekilde bir düzenlemenin olması gerektiğine inanıyorum."