Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM / AA

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'a destek mesajı yayınladı.

İnsan Hakları Derneği, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın cuma hutbesinde Kur’an-ı Kerim’den okuduğu ayetler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

ANKARA BAROSU'NDAN TEPKİ ÇEKEN AÇIKLAMA

Ankara Barosu'nun yaptığı açıklama tepki çekmişti. Baro'nun açıklamasında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Cuma Hutbesi'ndeki mesajlarını eleştirilmişti. Açıklamada, "Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın insanlığı bir kesimini nefretle aşağılayıp kitlelere hedef gösterdiği konuşmayı şaşkınlık ve ibretle izledik" ifadeleri kullanılmıştı.

SORUŞTURMA BAŞLATILDI

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Barosu hakkında re'sen soruşturma başlattı.

Başsavcılık'tan yapılan açıklamada, "​Ankara Barosu’nun 26.04.2020 tarihli ve “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın İnsanlığın Bir Kesimini Nefretle Aşağılayıp Kitlelere Hedef Gösterdiği Konuşmasıyla İlgili Basın Açıklaması” başlıklı açıklaması nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığımızca, Ankara Barosu hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 216/3 maddesi kapsamında, Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama suçundan re’sen soruşturma başlatılmıştır" denildi.

KALIN VE ALTUN'DAN ERBAŞ'A DESTEK

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Zamanı ve mekanı yaratan Allah’ın hükmüne dil uzatanlar bu dünyada da ahirette de hüsrandadır. İlahi hükmü dile getiren #AliErbaşyalnızdeğildir" ifadelerini kullandı.

İletişim Başkanı Fahrettin Altun da "İnsana kâinatta hak ettiği değeri göstererek, evvelimizi ve ahirimizi kul olmanın idrakiyle aydınlatan yüce dinimiz İslâm’ın kaideleri, Ali Erbaş hocaya münasebetsizce saldıranların keyiflerine göre sorgulanacak kaideler değildir" dedi.

TBMM Başkanı Mustaafa Şentop da "Diyanet İşleri Başkanımızın şahsına, onun şahsı bahane edilerek İslam'a yapılmaya çalışılan saldırıyı şiddetle kınıyorum. Hukuk adına konuştuğunu iddia edenlerin, liyakat ve samimiyetten yoksunlukları apaçık ortadadır" diye tepki gösterdi.

ÖMER ÇELİK: ŞİDDETLE KINIYORUZ

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş hakkında Ankara Barosu'nun yaptığı açıklamaya tepki gösterdi. Çelik şunları söyledi:

"İslami değerleri dile getirdiği için Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Ali Erbaş hakkında, Ankara Barosu’nun yaptığı faşist açıklama tam bir terbiyesizliktir. Faşizmin en küstah ve terbiyesiz hallerinden birinin bir baro adına yapılan açıklamada görülmesi ibretliktir.

İnsanların inandıkları değer sistemine göre konuşması en doğal haktır. Anormal olan bunun tersini talep etmektir. Ankara Barosu’ndan kafasını uzatan faşist zihniyet, Sayın Ali Erbaş'ı en temel haktan mahrum etmeye çalışan küstahça bir saldırganlık sergilemektedir.

Ali Erbaş hocamıza “sesi çağlar öncesinden gelen bu şahıs” diye hitap ederek güya değerlerin zamana bağlı olarak kıymet sahibi olacağına inanan bir kafa her şey olur ama hukukçu olmaz. Zamanın geçmesine bağlı olarak insan haklarının ve hukukun itibarsız olacağını düşünen bir kafa bu.

Asıl mesele bu baronun geçmişinin ve bugünün hukukun prensipleriyle ve demokratik değerlerle ne kadar uyuştuğudur. Her türlü vesayeti, hukuku ve demokratik değerleri ayaklar altına alırcasına destekleyen bir yapıdır bu.

Ankara Barosu adına bu açıklamayı kaleme alanlar, baro mensubu hukuk insanlarını ve hukuk değerlerini aşağılamaktadır. Bir baronun sahip olması gereken değerlerle konuşmayanlar, başkalarına nasıl konuşacaklarını dayatmaktadırlar.

Sayın Ali Erbaş’tan bahsederken “anılan şahsın içinde bulunduğu takvim yılında yaşamasına rağmen bundan sekiz-dokuz nesil önceki büyükleriyle aynı” düşünmesi gibi eleştiri kılıfına sokulmuş terbiyesizlikler sıralamışlar. Bir baro açıklamasının bu kadar düşük bir anlayışla yapılması tarihe geçecektir. Aydınlanmadan nasibini almamış sözde bir “Aydınlanmış despotizm” adına faşizmin en bilinen yargılarını sıralamış Ankara Barosu.

Dini değerleri savunanları en azılı Stalinist yöntemlerle suçlayanların Türkiye’ye çektirdiği acılar biliniyor. Bundan hiç ders almayan bir hukuk kurumu olamaz. Olsa olsa aynı faşizmi savunma konusunda kararlı bir zihniyettir karşımızdaki.

Türkiye’de herkesin kendi değer sistemi içinde konuşma hürriyeti esastır. Sorun İslami değerleri savunan Ali Erbaş hocamızın açıklamaları değil, demokratik değerlere göre buna saygı duyması gereken Ankara Barosu’nun bir kere daha militan bir baskıcılığa soyunmasıdır.

Ankara Barosu’nun Türkiye’deki faşist darbe zihniyetlerinin fotokopisi olan açıklamasında, Sayın Ali Erbaş hocamız hakkında “halkı ellerinde meşalelerle meydanlarda 'cadı' diye kadın yakmaya davet etmesi” gibisinden ahlaksız bir ifade daha geçmektedir.

“Cadı avı”na çıkmış olanın Ankara Barosu olduğu açıktır. Ali Erbaş hocamız ve arkadaşları tüm insanlık ve özellikle kadınlar için hikmetli ve hukuka dayanan bir dünya dışında bir söylem üretmiyorlar. İslam’ın değerlerini savunurken nefret suçlarıyla mücadele ediyorlar.

Ankara Barosu’nun bu açıklamasını nefret suçunun ve ülkemize acılar yaşatmış faşist zihniyetin en net örneği olarak kaydediyoruz. Şiddetle kınıyoruz. Hukukçularımızı ve tüm demokratları kimin neyi konuşacağına dair saldırgan açıklamalarda bulunan Ankara Barosu’nu kınamaya davet ediyoruz."

ADALET BAKANI'NDAN SERT AÇIKLAMA

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Ankara Barosunun, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş hakkındaki açıklamasını kınadı.

Gül, yaptığı yazılı açıklamada, "Erbaş'ın cuma hutbesinde naklettiği dini hükümler nedeniyle Ankara Barosunun rahatsızlığını ifade eden ve haddi zorlayan" açıklamasını esefle karşıladığını belirtti.

Anayasa'nın 24'üncü maddesini hatırlatan Bakan Gül, dini inanç, vicdan ve kanaat hürriyetinin herkes gibi bir din adamı tarafından da kullanılmasında hiçbir sakınca bulunmadığına işaret etti.

Erbaş'ın anayasal bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığının başı olarak İslam dininin hükümlerini seslendirdiğini vurgulayan Gül, "Bu nedenle vatandaşlarımızın dini bilgi ihtiyacına, suallerine ve tereddütlerine cevap vermesi son derece doğal ve her şeyden önce bir kamu görevidir." ifadesini kullandı.

"FAŞİST REFLEKSİ İFŞA ETMİŞTİR"

Abdulhamit Gül, Erbaş'ın dile getirdiği hususlarla ilgili "nefret suçu" teşhisi konulmasını da "hukuki cehalet" olarak nitelendirerek, "Bu topraklarda her sesten, her kökten, her inanıştan insan, yüz yıllardır barış ve kardeşlik içinde birlikte yaşamış ve yaşamaya devam edecektir. Çok açıktır ki Ali Erbaş hocamızın hitabında bu birlikteliğe kasteden hiçbir ifadesi, iması ve beyanı yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

Ankara Barosunun açıklamasındaki yakıştırmaların, herkesi bir arada tutan değerlerle, demokratik ilkelerle uyuşmadığına dikkati çeken Gül, inanç ve düşünce hürriyetinin anlamını herkesten iyi bilmesi gereken bir meslek örgütünün, farklı bir düşünceye karşı yaptığı talihsiz açıklamanın, zihinlerindeki "faşist refleksi" de bir kez daha ifşa ettiğini belirtti.

Adalet Bakanı Gül, şunları kaydetti:

"Böylesi tek tipçi, ötekileştirici, tahakkümcü yaklaşımlar, herhangi bir hukuki dayanaktan yoksundur. İçinde bulunduğumuz salgın günlerinden, tüm dünyanın hayranlıkla izlediği bir dayanışma ruhu sayesinde en az kayıpla çıkmaya hazırlanan ülkemizde, modası geçmiş, katı pozitivist anlayışın halkımız nezdinde bir karşılığının olmadığı açıktır. İtibarını yükseltmek için başkalarının itibarına saldıranların karşısında Anayasamız, milli değerlerimiz ve demokrasimiz bulunmaktadır. Bu düşüncelerle, söz konusu Baronun ifade ettiği hususların, köklü bir hukuk kurumuna yakışmadığını düşünüyor, açıklamayı esefle kınıyorum."

ANKARA BAROSU YÖNETİCİLERİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDULAR

Öte yandan Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB),Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'a yönelik açıklama nedeniyle Ankara Barosu yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulundu.

AA'nın haberine göre, DİB 1. Hukuk Müşaviri Selami Açan imzasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusunda, 24 Nisan Cuma Ali Erbaş'ın Ankara Hacı Bayram-ı Veli Camisi'nde "Ramazan Sabır ve İrade Eğitimi" konulu, cuma namazı öncesi okuduğu hutbede yer alan ifadelere yer verildi.

Suç duyurusu dilekçesinde, "(Erbaş'ın) halkımıza İslam'ın evrensel emir ve mesajlarını iletmesi üzerine İslam dinine, İslam dinine inanan Müslümanlara, Başkanımıza ve Başkanlığımıza karşı Ankara Barosu Başkanlığınca sosyal paylaşım siteleri ve Ankara Barosunun resmi web sayfası üzerinden çirkin bir şekilde pervasızca saldırılarda bulunulmuştur." ifadesine yer verildi.

Ankara Barosu yetkililerinin sosyal medya hesaplarından paylaştığı açıklamaya da yer verilen dilekçede, şunlar kaydedildi:

"Paylaşımıyla şüphelinin, kamusal görevlerinden dolayı Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Ali Erbaş'a ve Başkalığımıza yönelik tahkir edici, küçük düşürücü, alaycı ve hakaretamiz söylemiyle kamu görevlisine alenen hakarette bulunduğu tespit edilmiştir. Anayasanın 136'ncı maddesinden almış olduğu yetki ve görevi nedeniyle milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanunu olan 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1'inci ve 3'üncü maddesi ile İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan ve dini alandaki kamu hizmetini vatandaşlara ulaştıran anayasal bir kuruluş olan Başkanlığımıza ve Başkanlığın en üst amiri olan Diyanet İşleri Başkanımıza yürütmekte olduğu kamusal görevlerinden dolayı alenen hakaret edilmiştir. Aynı açıklamada millet geçmişimize, inanç değerlerimiz kutsallarımıza açıkça hakaretler edilmektedir.

Şüphelinin hakaret içeren açıklamaları facebook hesabından paylaştığı, paylaşım ve yazıda geçen sözlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10'uncu maddesi kapsamına uygun düşünce, eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kalmadığı,
tahkir edici, sert ve incitici mahiyette olduğu ve Başkanımızın şerefine ve saygınlığına saldırı niteliğinde olduğu ve Başkanımızın yerine getirmiş olduğu kamu görevi nedeniyle hakaret edildiği açıktır.

Şüpheli tüzel kişi ve yetkili organları şikayete konu paylaşımı ile toplum nezdinde ve sosyal medyada büyük tepkiye yola açan ve halk arasında infiale sebep olan; İslam dinini, İslam dinine inanan Müslümanları ve kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim'deki emir ve yasakları hakkında hakaretamiz bir şekilde aşağılayıcı, tahrik edici, nefret ve ayrımcılık içerikli paylaşımda bulunarak, Türk Ceza Kanunu'nun 122, 125 ve 216'ncı maddelerinde belirtilen 'Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, nefret ve ayırımcılık ile hakaret' suçlarını işleyerek, şüphelinin tahammül edilmesi imkansız alaycı hakaret ve ithamları içerir paylaşımı birden fazla kişiye ulaşarak toplumun muayyen bir kesiminin aşağılanmasına, toplum önünde küçük düşürülmesine ve yıpratılmasına sebep olmuştur."

TCK 131/1'inci maddesi gereğince, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olmadığı ve re'sen yapılacağının Yargıtay içtihatları ile de sabit hale geldiği belirtilen dilekçede, "Bu nedenlerle, din konusunda toplumu aydınlatmakla görevli, halk nazarında saygın ve itibarlı, önder konumundaki Diyanet İşleri Başkanımıza alenen hakaret eden şüpheli hakkında re'sen kamu görevlisine alenen hakaret suçundan soruşturma ve kovuşturma başlatılması kamusal önem arz etmektedir." ifadeleri kullanıldı.

Dilekçede, Ankara Barosu ve yetkili organlarının TCK'nin ilgili maddeleri uyarınca halkı kin ve düşmanlığa tahrik ederek veya aşağılayarak toplumda nefret ve ayırımcılığa yol açarak kamu çalışanına görevinden dolayı alenen hakaret suçundan soruşturma ve kovuşturma başlatılması talep edildi.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri