Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Yeni ortaya çıkıp hızla yayılan Covid-19 ve yeni teknolojilerle hızlıca üretilen aşılar dünya gündeminin ilk sırasında. Tarihte ilk kez yeni bir etkenin neden olduğu salgın aktif şekilde sürerken aşılamaya da hızla devam ediliyor. Bu süreçte mRNA teknolojisi ve vektör aşılar ilk kez yaygın şekilde kullanılırken, inaktif aşıların bu kadar hızlı üretilip kullanıma sunulmasının da bir ilk olduğuna dikkat çekiliyor. Virüsün şaşırtıcılığına karşın, insanlığın salgınla mücadele çabaları da şaşırtan bir hız gösteriyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gülhane Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji ve Tıbbi Viroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Şahiner; “SARS-CoV-2 enfeksiyonu doğası gereği iyileşme sonrası mutlak koruyuculuk oluşturmuyor. Koruyuculuk, enfeksiyonun şiddetine ve kişinin bağışıklık sisteminin gücüne göre 3 ay ile 3 yıl arasında değişebiliyor. Salgın ve aşılama aynı anda devam ederken, bu dinamik süreçte aşılanan kişiler enfekte olabildiği gibi iyileşen kişiler daha güçlü bağışıklık için aşılanabilir. Tüm bu süreç kafa karıştırıcı gibi görünse de aslında öyle değil” diyor.

COVİD-19’U BELİRTİSİZ VE HAFİF GEÇİRENLER NİYE AŞILANMALI?

Hastalığı geçiren kişilerin; Yaş, immünite, altta yatan hastalık gibi özellikleri ile maruz kalınan virüs yükü gibi farklı parametreler Covid-19’un bazı kişilerde şiddetli, bazı kişilerde daha hafif bazı kişilerde ise belirtisiz seyretmesine neden oluyor. Şahiner’e göre özellikle belirtisiz ve hafif semptomlarla geçirilen enfeksiyonların güçlü bir bağışıklık bırakmaması, bu grupta yer alan kişilerin enfeksiyonla hiç karşılaşmamış kişiler gibi aşılanmasını gerektiriyor. Hastalığı 6 ay veya bir yıl önce geçiren kişilerin de benzer şekilde yeniden aşılanabileceği belirtiliyor. Doç Dr. Fatih Şahiner, “Enfeksiyonu yakın zamanda, ‘orta’ veya ‘şiddetli’ belirtilerle geçiren kişilerin tek doz aşı olmasının yeterli olduğunu gösteren çalışmalar da var(mRNA aşıları için). Hastalığı yakın zamanda ‘orta’ veya ‘şiddetli’ belirtilerle geçirip iyileşen kişilerin iki doz aşı olması ise tek doz aşı olmanın üzerinde klinik fayda sağlamayıp istenmeyen yan etki riskini artırabiliyor. Hastalık geçirip iyileşmiş olmanın immün sitemi ‘ilk doz aşı olmak’ gibi uyardığı da unutulmamalı” diyor.

İLK DOZ AŞI SONRASI DAHA DİKKATLİ OLUNMALI

Daha önce hastalığa yakalanmamış ve ilk doz aşı alan kişilerin, ilk doz ve ikinci doz arası dönemde enfeksiyona belirgin olarak duyarlı olmaları nedeniyle bu süreci çok dikkatli geçirmeleri gerekiyor. Doç Dr. Fatih Şahiner, “İkinci dozdan sonraki dönemde risk gün geçtikçe azalıyor ve 20 gün - 1 ay içerisinde bağışıklık kişiyi enfeksiyondan koruyacak düzeye ulaşıyor. Bu durumda mutlak koruma söz konusu olmayabiliyor. Örneğin aktif hastalığı olan bir yakınımıza bakma zorunluluğumuz olduğunda; yüksek düzey viral yüke maruz kalırsak yine hasta olabileceğimiz gerçeğini hatırlamamız şart. Buna karşın aşılanmış olmanın getirdiği avantajla hastalığı daha hafif atlatabiliriz. Koronavirüs enfeksiyonlarının doğası gereği karşılaşılan bu durum aşıların yetersizliği olarak algılanmamalı. Buna endişelenmek yerine avantajlı bir durum olarak görmeliyiz.

AŞILANMA SONRASI HAFİF ŞİDDETLİ DOĞAL ENFEKSİYON YARARLI MI?

mRNA aşıları ve inaktive aşıların her biri bağışıklık sistemini uyarmada belli noktalarda eksik kalabilir. Bunlardan biri sadece S proteinine karşı antikor üretimini uyarırken bir diğeri T hücrelerini uyarmada zayıf kalabilir. Sonuç olarak aşılanma sonrası geçirilen ‘hafif şiddetli doğal bir enfeksiyon” bağışıklık sisteminin eksik yönlerini tamamlayıp virüse karşı koruyucu antikor yanıtının ve hücre aracılı immün yanıtın olgunlaşmasını sağlayacaktır” diyor.

GELECEKTE AŞI OLMAYA DEVAM EDECEK MİYİZ?

Koronavirus enfeksiyonlarında uzun süreli ve güçlü bir koruyucu bağışıklık oluşmadığı için gelecekte Covid-19’dan korunmada influenza (grip) enfeksiyonlarında olduğu gibi periyodik aşılamaya (riskli kişiler öncelikli olmak üzere) devam edilebileceği belirtiliyor. Bunun aralığının, salgın döneminde bir yıl, salgın sona erdiğinde sağlık çalışanları ve 65 yaş üstü bireyler gibi riskli gruplar için 2-3 yıl olabileceğine dikkat çekiliyor. Bu aralıkların ve dozların bilimsel çalışmalarla belirlenmesi gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Fatih Şahiner, “Bunlar geçmiş enfeksiyonlara bakarak yaptığımız tahminler. Belki de virüs tamamen kaybolur” diyor.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri