Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Türk futbolunda kulüplerin kısa vadede Avrupa kupalarında başarı elde etmesi pek mümkün görünmüyor.
Şampiyonlar ligi ve Avrupa Ligi'ne katılımın daha da zorlaştığı bir dönemde Kulüp takımları büyük çöküş yaşarken, A milli futbol takımı yükselişte. Peki bunun sırrı ne?

Rakibe göre hazırlık yapan, birlikte hızlı düşünen, iyi sonuçların ardından bile eksiklerine odaklanan bu topluluğun oluşmasında iki önemli etken var. Avrupa'nın önemli liglerinde oynayan Türk oyuncu sayısının artmasını ilk sıraya koyabiliriz. Yusuf Yazıcı Fransa'nın Lille takımına transfer olduğunda hocası Christophe Galtier, milli futbolcunun fizik gücünün çok geride olduğunu söylemişti. Kabul edelim; Türkiye'de antrenmanlar yetersiz. Bunu herhangi bir kulübümüzün Avrupa'nın 5 majör ligi dışındaki takımlarla yaptığı maçlarda bile gözlemliyoruz. Avrupa'ya giden oyuncularımız daha iyi antrenman yapıyor, fizik ve taktik bilgileri gelişiyor. Verilen göreve adapte olmaları kolaylaşıyor. Hollanda ve Norveç maçına başladığımız 11'lerde sadece 2 oyuncu Süper Lig'de oynuyordu. Zaten Uğurcan Çakır ve Ozan Tufan da bir süredir Avrupa'nın önemli kulüplerinin takibinde. Diğerleri İngiltere, İtalya, Almanya ve Fransa gibi üst düzey futbol ülkelerinde mücadele ediyor. Son iki maçta Burak Yılmaz dışındaki oyuncuların yaşları 27'nin altında. Hepsinin kariyer planı var. Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası oynamanın kendi piyasalarını arttıracağının farkındalar.

Bana göre ikinci sırada teknik direktör Şenol Güneş var. Julian Nagelsmann, ''Teknik direktörlüğün yüzde 30'u taktik, yüzde 70'i ise iletişim'' der. Oyuncularla çok iyi iletişimi olan bir Şenol Güneş var. Bazı oyuncularla sürekli telefonla görüşüyor. Maçlarına gidip, yerinde izliyor. Kulüplerinde az süre alsalar bile milli takıma çağırarak, onlara duyduğu güveni hissettiriyor. En önemlisi de başarıyı tek başına sahiplenmeden takım vurgusunu ön plana çıkarıyor.

İvan Gonçarov Oblomov kitabında, ''Batı'da hayaller gerçekleştirmek için kurulur, doğu'da ise gerçeklerden kaçmak için'' der. Artık gerçeklerden kaçmak için hayal kuran bir topluluk yok, hayallerini gerçekleştirmek için mücadele eden, uğraşan bir milli takım var. Bizim çocukların yolları açık olsun.