AYM'nin kararında Anayasa'da ifade özgürlüğü hakkının güvence altına alındığı, ifade özgürlüğü hakkı ile kişilerin şeref ve itibarının korunması hakkı arasında adil bir dengenin kurulması gerektiği vurgulandı.
CHP'nin, Albayrak döneminde Merkez Bankasındaki azalan rezervlerle bağının ortaya konulmadığı belirtilen kararda, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu'nda belirtildiği üzere Merkez Bankasının para politikalarına ve yapılacak işlemlere bankanın kendi organları tarafından karar verilmektedir. Dolayısıyla, mevcut başvuruda başvurucunun ileri sürdüğü olgusal iddiaların, davacıyla olan doğrudan ilgisine ilişkin bir temellendirmenin yapılabildiğinden söz edilemeyecektir." ifadeleri yer aldı.
Söz konusu tespitler doğrultusunda yerel mahkemece, başvurucu CHP'nin ifade özgürlüğü hakkı ile davacının şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengeleme yapıldığı ifade edilen kararda, şunlar kaydedildi: "Başvurucunun (CHP) ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği, başvurucu aleyhine hükmedilen tazminatın orantılı olduğu, bu haliyle derece mahkemelerinin çıkarları dengelerken sahip oldukları takdir paylarını aşmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir."