Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Başbakan Yıldırım'ın konuşmasından satır başları:

"Araç, hizmetler arttı. İki şeritli beş şeritli yollar yetmiyor. Bu gün Allah'a şükür mutlu sona geldik. Burdaki bulunan operatörler dışında iletişim hizmeti vermek isteyen hizmetten bahsediyorum.

Herkes bu hattın içine girebilecek. Mevcut altyapı ile bir takım iletişim teknolojik hizmetler vermek istiyorsunuz gelip bu yolu kullanabilirsiniz. Bugün demir yolarında alt yapı bütün kullanıcılara açıldı. Yapılan bu demir yolunu lojistik firmaları rahatlıkla taşıma yapacaklar. Bunun için bir ücret ödeyecekler. Burada sistem aynı araçlar farklı.

İletişim otobanlarında bilgi, ses taşıyoruz. Bu alt yapının kullanım ücretlerinin de makul olması lazım. Parayı yoldan değil onun üzerinde taşıdığınız bilgiden kazanacaksınız. Yoldan para kazanılmaz.

İletişim altyapısı ticaret aracı değildir. Ticaret aracı o iletişimin altyapısını kullanarak ticaretini yapmak.

Yeni teknolojik gelişmelerle altyapıları en iyi şekilde hazılamamız lazım. Bir yandan Telekom'un bir buçuk asırlık tecrübesiyle edindiği bir alt yapısı var onu kullanacaksınız. Diğer kamu kurumlarına da görev düşüyor. Belediyelerse belediyelerle koordinasyon gerekiyor veya hazine arazisi ise onunla. Zorlaştırıcı değil kolaylaştırıcı olması lazım.

"BELEDİYELER HEVESLENİYOR AMA İŞİNİZİ YAPIN KARDEŞİM"

Belediyeler Telekom altyapı şirketi olmaya hevesleniyor. İşinizi yapın kardeşim. Kanalizasyon, altyapı hizmetleri, temiizlik işi park bahçe sizin işiniz bunlar. İletişimciler işini yapsın. Niye Başkasının alanına hevesleniyorsunuz. Bunlar doğru şeyler değil. Hizmetin devamı yok. Belediyeler buradan para kazanacağım diye yalan yanlış bir sürü kazılar oluyor.

Bütün bunlar artık bir düzene biniyor. bir esasa geliyor ve daha sağlıklı bir altyapının gelişmesi hedefleniyor. Elektronik haberleşme sektörüne yönelik bazı yeni hedeflerimiz var. Bugün yüzde 15 olan sabit geniş bant abone yoğunluğunu 2020'de yüzde 20'ye 2030'da yüzde 30'a çıkmayı hedefliyoruz.

Havada göz gözü görmüyor hertaraftan bilgi uçuşuyor. Sabit altyapı modası artık geçti diyemeyiz. Mobil geniş bant abone yoğunluğunu yüzde 80'e 2 sene içinde taşımayı amaçlıyoruz. 2030'a kadar artık yüzde 100'e çıkarmamız lazım.

"İNTERNET KULLANIMI YÜZDE 67 SEVİYELERİNDE"

İnternet kullanımı yüzde 67 seviyesinde. Bilgi toplmuu ölçüsü budur. İnternet kullanımı biz yola çıkarken çok düşüktü. Şimdi gelişmiş ülkeler durumudayız. 2020'de yüzde 70'i aşacağımızı düşünüyoruz 2030'da yüzde 85'lere ulaşacağız. Fiber İnternet de başka bir alan. Bunun da geliştirilmesi lazım 5 milyon hedefimiz var kısa vadede. Uzun vadede 10 milyon hedefimiz var.

Altyapı bir rekaber aracı olmaktan çıkıyor. Altyapı herkesin kullanım alanında, asıl rekabet o altyapı üzerinde yapacağınız hizmetler, farklılıklar, yeniliklerdir. Farkı orada ortaya koyacaksınız. Orada geliştireceksiniz. Enerjinizi boşu boşuna kazı yaparak kaybetmeyeceksiniz. Mükerrer yatırımlardan kaçınmamız lazım.

Bugün atılacak imzalar ülkemizin geleceği için çok anlamlı bir gelişme olacak. Haberleşme ağının yaygınlaşması hayatın her alanında yeni gelimelere imkan sağlıyor. Haberleşme ağı mesaafeleri ortadan kaldırıyor. Bürokrasiyi ve aracıları da ortadan kaldırıyor. Bürokrasi demek zaman kaybı, ve işlerin gecikmesi demek.

Haberleşme ağının gelişmesi sadece ekonomiye değil ülkenin demokrasi standardını da geliştiriyor. Bunun örneğini 15 Temmuz'da gördük. 15 Temmuz hain darbe girişimi bizim bu iletişim, haberleşme altyapımız gelişmemiş olmasaydı darbeyi önlemek o kadar kolay olmazdı.

Çünkü vatandaşın mobilize olması, sahalara inmesi ve işin gerçeğini öğrenmesi darbecilerin planlarını alt üst etti. Eskiden TRT'yi ele geçiriyorlardı sen sağ ben selamet. Şimdi bir tane TRT yok ki. Haberleşme kanalları kullanılarak ülkemize , bayrağımıza sahip çıktık.

Teknolojilerin verdiği imkan ne kadar güzel bişey. Allah'a şükür kapsama alanımız bir çok yerde sağlandı.

16 yıllık başarımızın arkasında güven ve istikrar var. Güven ve istşikrar hedeflerin tutturmak için olmazsa olmaz. Vatndaş güvenecek desteğini verecek. Güçlü iktidarla memleketin işleri gecikmeden yapılmış olyor. 

“SIRA KULELERDE ORTAK KULLANIMA GEÇMEK”

Geçenlerde bir köyde birisine rastladım. Koyun sürüleri var, cep telefonuyla takip ediyor nerede yayılıyorlar, akşam hangisi doğurdu ne bitti. Hepsini oturduğu yerden izliyor. Bu teknolojinin verdiği imkan. Allah’a şükür kapsama alanımız bir çok yerde sağlandı. Esasında hakkımızı da yemeyelim. 3G’ye geçerken ortak kırsalda, altyapının ortak kullanımı konusunda bir mutabakat sağlamıştık. Çalışıyor mu bilmiyorum. Yani evrensel hizmet kapsamında yaptığımız baz istasyonları, kırsal kesimde bir başlangıç yapmıştık. Şimdi bu bitti. Sıra kulelerde ortak kullanıma geçmek. Tamam mı? Yolların üzerinde bakıyorsun üç tane kule, yan yana. Yazık günah değil mi kardeşim? İki tanesini al 10 km öteye birini koy. Her taraf aynı şekilde güzelce kapsansın. Bizim arazimiz İngiltere gibi değil. Bizim arazimiz dümdüz değil. Dağlar, bayırlar, vadiler. İşimiz her bakımdan zor. Savaşların karışıklıkların olduğu bölgedeyiz. İletişim altyapısı açısından zorluklarımız var. Ama bu zorluklar bizim azmimizi artırıyor. Zoru başarmak, ayakta kalmak için çok önemli bir meziyettir. Bunun için de çalışıyoruz.

“SEÇİMDEN BAHSETMESEK OLMAZ”

Tabi bir seçim dönemine girdik. Seçkin bir cemaati bulmuşuz, seçimden bahsetmesek olmaz. Yani 16 yıldır ülkemiz için çalışıyoruz. Bir şeyler yapmaya gayret ettik. Yaptıklarımız çok, yapamadıklarımız var. İnsanız, mutlaka eksikliklerimiz vardır. Ama bunları tamamlamak için 24 Haziran’da tekrar yetki talep ediyoruz milletimizden. Milletimiz her şeyin en güzelini biliyor ve kararını verecek. Ben sadece şu kadarını söyleyeyim. Bizim 16 yıllık başarımızın arkasında güven ve istikrar var. Güven ve istikrar ülkelerin hedeflerini tutturması için olmazsa olmaz. Güven ve istikrar nasıl sağlanıyor? Bir kere vatandaş güvenecek, desteğini verecek. Onu yaptıktan sonra istikrar kendinden geliyor, güçlü iktidarla milletin işleri gecikmeden yerine getirilmiş oluyor.

“DEMOKRASİ ADINA UTANÇ VERİCİ BİR ŞEY”

Tabi güven ve istikrar vardı ama vesayet alışkanlıkları da hala devam ediyordu. Bunu 15 yıl içerisinde birkaç sınamayla karşı karşıya kaldık. Cumhurbaşkanı seçiminden başladı 2007’de, arkasından iktidardaki partiye kapatma davası açıldı. Demokrasi adına utanç verici bir şey. Onu geçtik, bu sefer yargı darbesiyle karşı karşıya kaldık. Onu geçtik, Türkiye ekonomik şartlarda 100 yılın en iyi noktasına gelmişti. Mayıs 2013. Faizler yüzde 4,6’ya kadar gerilemiş, enflasyon yüzde 5’lere inmiş. Gezi olayları ve ondan sonra yaşadığımız süreçler ve nihayet 15 Temmuz darbe kalkışması, bizi bu yönetim sistemimiz hakkında yeni baştan düşünmeye sevk etti. Yani sürekli biz önümüzü arkamızı kontrol ederek mi iş yapacağız? Nereden ne darbe yiyeceğimizi düşünerek mi iş yapacağız? Bu sürdürülebilir bir şey değil dedik ve parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini ön gören bir karar verdik. Anayasa değişikliğini yaptık, 16 Nisan 2017’de de vatandaşlarımız olur verdi. Şimdi bu değişikliğin ön gördüğü seçimi, uygulamasını sağlayacak ilk seçimi de 24 Haziran’da sandığa giderek gerçekleştireceğiz. Buradaki en önemli özellik, ülkeyi önümüzdeki 5 yıl için yürütecek kadrolar seçimde belli olacak. Milletvekillerini seçip Ankara’ya göndereceğiz, ne gibi süreçler yaşanacak bunlara ihtiyaç kalmayacak. Vatandaş ‘ben yetkiyi filancaya verdim’ diye bir cumhurbaşkanı seçecek. Yüzde 50 artı, yüksek bir oranda da. Seçimini yapacak aynı zamanda da kendini illerinde temsil edecek vekillerini de seçecek. Dolayısıyla yasama ve yürütme aynı günde millet iradesiyle belli olacak. Ondan sonra da vesayet riski ortadan kalkacak. Vesayetin tek sahibi kalıyor, millet. Tek vesayet makamı millet olacak. Millet yetkiyi verecek, sonra işler yürümezse tekrar yetkiyi verdiği gibi alacak.

“YENİ DÖNEMİN ADINI ŞÖYLE KOYABİLİRİZ”

Yeni dönemin adını şöyle koyabiliriz. Yeni dönem, güçlü iktidar, sürekli istikrar. Bir kere iktidarda mutlak millet iradesi var, mutlak yüksek bir destek var. İstikrarda da güvende de aynı şekilde devam edecek. Türkiye gelecek hedef dönemlerini daha kararlı bir şekilde yeni sistemde gerçekleştirecek. Şüphesiz kararı verecek olan milletimiz. Ama biz rahatız, 15 yıllık hizmetlerle milletimizin karşısına gidiyoruz. Sorunlarımızı torunlarımıza bırakmadan bugünlere geldik. Şimdi vakit Türkiye vaktidir diyoruz ve bu duygularla yapılacak seçimlerin de ülkemize milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.

 “YENİ DÖNEMİN ADINI ŞÖYLE KOYABİLİRİZ”

Yeni dönemin adını şöyle koyabiliriz. Yeni dönem, güçlü iktidar, sürekli istikrar. Bir kere iktidarda mutlak millet iradesi var, mutlak yüksek bir destek var. İstikrarda da güvende de aynı şekilde devam edecek. Türkiye gelecek hedef dönemlerini daha kararlı bir şekilde yeni sistemde gerçekleştirecek. Şüphesiz kararı verecek olan milletimiz. Ama biz rahatız, 15 yıllık hizmetlerle milletimizin karşısına gidiyoruz. Sorunlarımızı torunlarımıza bırakmadan bugünlere geldik. Şimdi vakit Türkiye vaktidir diyoruz ve bu duygularla yapılacak seçimlerin de ülkemize milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.