İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile Habertürk TV ve haberturk.com için yaptığımız söyleşide, dünya çapında ödüllere layık görülen "İzmir Modeli"ni konuştuk.

Belki biliyorsunuzdur, duymuşsunuzdur.

14 yıldır görevde olan Başkan Kocaoğlu, İzmir'in nasıl kalkınacağını 2005 yılının başında yol haritasıyla belirledi, sonrasında da onları adım adım uygulamaya başladı.

Aylar, yıllar ilerledikçe de bu haritadan taviz vermedi, sürekli irdeledi, sürekli yeniledi, gereksizleri attı, değişiklikler yaptı ve nihayetinde hedefine ulaştı. Sürdürülebilir bir büyüme modeli ve stratejik plan yarattı. Bu model ve planın içine doğrudan vatandaş-üretim ve kooperatifçilik kondu. Ve, pek çok sektörde uygulamaya alındı.

Kocaoğlu’nun başkanlıkta geçen 14 yıllık pratiğinden oluşan model, ilk olarak ilçelerde kooperatifler üzerinden yaratılan tarım anlayışıyla gündeme geldi. Tarımda büyük başarı sağlanınca, İzmir Modeli'ne hayvancılık, çiçekçilik, balıkçılık, bal üretimi, sütçülük, sanayileşme, ticaretin gelişmesi, hizmet sektörü, kültür ve sanat altyapısı, körfezin temizlenmesi, teknoloji, belediye ve sanayicinin teknolojiye yatırım yapması, kongre turizmi, fuar altyapısı, sağlık sektörü, turizm gibi pek çok alan daha dahil edildi.

YERELDEN KALKINMA İÇİN EN GÜZEL ÖRNEK

İzmir Modeli, aslında yerelde kalkınma hamlesidir. Kentin ve çevresinin kooperatifler üzerinden kalkınmayı, büyümeyi gerçekleştiren bir uygulamadır. Söz konusu çalışmalar büyümeden istihdama, üretimden örgütlenmeye kadar her alanda farklılıklar yarattı. Özellikle de tarımda, hayvancılıkta ve sütçülükte kenti epey öne çıkardı.

Mesela..

- Model sayesinde İzmir'in "kırsal" olarak tanımlanan 19 ilçesindeki nüfus her yıl yüzde 2 oranında arttı. Yani, kente göç tersine çevrildi, kırsala dönüş başladı.

- Bundan 13 yıl önce İzmir nüfusunun yüzde 29.14'ü kırsalda yaşıyorken, bu oran 2010 yılında yüzde 29.40'a, son yıllarda yüzde 32'ye yükseldi.

Son 13 yılda İzmir'deki üretici kooperatiflerinin üye sayılarında yüzde 161 oranında artış yaşanırken, kooperatiflerdeki çalışan sayısı ise yüzde 616 oranında yükseldi.

- Büyükşehir Belediyesi'nin desteklediği kooperatiflerin toplam ürün yelpazesinde yüzde 225 büyüme sağlandı.

- Sadece Bayındır'da son 8 yılda 325'ten fazla süs bitkileri üreten işletme kuruldu.

Türkiye'de tarım sektörü son 10 yılda 2.1 oranında büyürken, İzmir'de bu büyüme yüzde 5.3 olarak gerçekleşti.

Modeldeki en büyük sır, sözleşmeli üretimde yattı. Kırsalda üretim yapan küçük ölçekli aile işletmelerinin üretime devam etmesini sağlamak amacıyla tarımsal kalkınma kooperatifleri ve üretici birlikleri desteklendi.

- Tire Süt Kooperatifi ile yapılan işbirliği ile "Süt Kuzusu" projesi başlatıldı, okullarda öğrencilere ve evlere her gün ücretsiz süt dağıtımı yapıldı, hala da yapılıyor.

- Türkiye'deki süt üretimi yüzde 150 artarken, bu rakam İzmir'de yüzde 240'a, sadece Tire ilçesi özelinde ise yüzde 440'a ulaştı.

- Aynı yöntem çiçekçilikte, hayvancılıkta, balıkçılıkta, balcılıkta da uygulandı, uygulanmaya devam ediliyor. Sözleşmeli üretim modeliyle üreticinin ürününe alım garantisi veriliyor, kooperatiflerin alt yapıları ve teknikleri geliştirilip, üretim kapasiteleri arttırılıyor.

İZMİR MODELİ'Nİ ÜLKEYE YAYALIM

Başkan Kocaoğlu, söyleşimizde bunlara değinmeye ve modeli anlatmaya çalıştı. Ancak, peşinden önemli bir çıkış da yaptı.

Türkiye'deki bütün belediye başkanlarını, hiç parti ayrımı yapmadan İzmir'e davet etti, hepsini İzmir Modeli'nden yararlanmaya çağırdı.

Tarım ve kırsal alanda geliştirilen ve mucizeler yaratan bu modelin ülkeye yayılması halinde..

Tarımda dışa bağımlılığın biteceğini, köyden kente göçün duracağını, üretimin artacağını, gıda fiyatlarının düşeceğini, enflasyonun önleneceğini, ülke kaynaklarının ithalata, başka ülke çiftçilerine gitmeyeceğini ve Türkiye'nin tarımda ithal eden ülke değil, ihraç eden ülke konumuna geleceğini söyledi.

O yüzden, başkanlara ciddi bir çağrıda bulundu, İzmir Modeli'ni örnek almalarını ve Türkiye'ye yaymalarını istedi.

Bana kalırsa, sadece belediye başkanlarının değil, Tarım Bakanlığı'nın da bu başarısı kanıtlanmış modele sahip çıkması daha doğru olur.

Bakanlık ve belediyeler Başkan Kocaoğlu'nun çağrısına kulak verirlerse, ülkemiz adına çok önemli adımlar atılacağı gerçektir.

Dünya Bankası'nda ve Londra'da düzenlenen "Bağımsız Kentler Konferansı"nda İzmir Modeli" büyük ilgiyle karşılandıysa, örnek alınarak uygulanacak bir model olarak benimsendiyse, biz niye benimsemeyelim ki..