Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Ajans Haberleri "Cibali Karakolu"nun ünlü ismi Muammer Karaca vefatının 43. yılında anılıyor

        Geleneksel Türk tiyatrosunun önde gelen isimlerinden Muammer Karaca'nın vefatının üzerinden 43 yıl geçti.

        Tiyatro ve sinema oyuncusu, aynı zamanda yönetmen Karaca, 8 Kasım 1906'da İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek ismi Muammer Ruşen olan sanatçı, üniversite döneminde başladığı veterinerlik öğrenimini yarıda bırakarak tiyatroya yöneldi.

        Sahneye ilk kez figüran olarak 1923 yılında Sahir Opereti'nde çıkan Karaca, sonrasında Darülbedayi'ye şimdiki adıyla Şehir Tiyatrolarına katıldı.

        Karaca, "Renkli Fener" oyununda rol almasının ardından 1930'da kısa süreli Süreyya Opereti deneyiminden sonra tekrar Darülbedayi'ye döndü.

        Bu dönemde Nazım Hikmet'ten "Kafatası" (1932) ve "Bir Ölü Evi (1932), Henrik Ibsen'den "Peer Gynt" (1933), Rey kardeşlerden "Lüküs Hayat" (1933) ve "Deli Dolu" (1934), Nikolay Gogol'dan "Müfettiş" (1935) ve Johann Strauss'dan "Yarasa" (1938) gibi çok sayıda oyun ve operette rol aldı.

        Sinemaya Muhsin Ertuğrul'un 1933'teki "Karım Beni Aldatırsa" filmiyle adım atan usta oyuncu, aynı yıl Safiye Ayla ile birlikte rol aldığı "Alabanda Revüsü" adlı oyunla ün kazandı.

        Karaca, "Leblebici Horhor", "Aynaroz Kadısı", "Bir Kavuk Devrildi", "Akasya Palas", "İstanbul Yıldızları", "Büyük Şamata" ve "Reisin Kızı" gibi tiyatrodan sinemaya uyarlanan birçok filmde karakter rollerini üstlendi.

        Ses Opereti'ne 1945 yılının başında katılan sanatçı, aynı yılın sonunda Karaca Opereti'ni kurdu ve Anadolu turnelerinde, Mulen Ruj, Atlas Sineması ve Maksim'de birçok oyun sahneledi.

        Karaca, 1950'de kapanan Karaca Opereti'nde Celal Sururi, Tev­hit Bilge, İrma Toto (Toto Karaca), Muzaf­fer Hepgüler ve Adile Naşit'in de arasında bulunduğu ünlü oyuncularla beraber sahne aldı.

        - "Cibali Karakolu"nu sahneye uyarladı

        Bir turne için İzmir'de bulunduğu sırada Karaca, Atatürk'ün silah arkadaşlarından biri olan dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik'in kızı Şükran Hanım'la tanıştı ve evlendi.

        Bu evlilik, ailenin izin vermemesi nedeniyle Şükran Hanım'ın kaçırılması sonucu gerçekleşti ve dönemin gazete manşetlerine de yansıdı. Muammer Karaca, kayınpederinin isteği üzerine tiyatrodan ayrılarak bir süre Tokat'ta yaşadı ve Turhal Şeker Fabrikası'nda idare amiri olarak çalıştı.

        Kısa süre sonra tiyatroya tekrar dönen sanatçının Şükran Hanım ile evliliği 1950'li yılların başında sona erdi.

        Karaca, 1955'te kendi adına bir tiyatro kurarak 16 yıl boyunca "Cibali Karakolu"nun yanı sıra birçok oyun sahneledi. Türk tiyatro tarihinde önemli bir yere sahip olan oyun, Henri Keroul ve Albert Barre'nin "Une Nuit de Noces" adlı eserinden Muammer Karaca ve Refik Kordağ tarafından uyarlandı. Oyunun çizgisi Karaca sonrasında Nejat Uygur ve Zihni Göktay tarafından devam ettirildi.

        Muammer Karaca, beyazperdeye Hulki Saner yönetmenliğinde 1966'da uyarlanan "Cibali Karakolu"nun yanı sıra 1950'li yıllarda "Etnan Bey Duymasın" ile "Demirel'e Söylerim" ve "Lahmacun Cumhuriyeti" gibi oyunlarla geniş bir seyirci topluluğunu kazandı.

        Doğaçlamaya dayanan oyunculuğu, taklit yeteneği ve sahnelediği vodvil türü oyunlara kattığı güncel esprilerle bulvar tiyatrosunun önde gelen oyuncu ve yönetmenlerinden sayılan sanatçı, 28 Nisan 1978'de İstanbul'da vefat etti.

        - Politik tiyatroyu sahneye uygulayan ilk isim oldu

        Politik tiyatroyu sahneye ilk uygulayan kişi olarak bilenen Muammer Karaca, borçları dolayısıyla İstiklal Caddesi'ndeki Karaca Tiyatrosu'nu, İstanbul Büyükşehir Belediyesine devretti. Tiyatro halen özel tiyatrolara kiralanan bir mekan olarak Türk tiyatrosuna hizmet etmeyi sürdürüyor.

        Konservatuvar öğrencisiyken Karaca'yla tanışan Müjdat Gezen, İstanbul Belleği Taha Toros arşivinde yer alan bir yazısında şunları kaydetmişti:

        "Sahnede kurallar konusunda Ulvi Uraz hocamdan ne öğrendimse, sahne rahatlığı konusunda da Muammer Karaca hocamdan bir o kadar şey öğrenmişimdir. Muammer Karaca, tiyatroculuğunun yanında özel bir adamdı. Politik tiyatro anlayışı ilk kez onunla başlamıştır. Burada değinilmesi gereken bir nokta da var. Mizahla hicivle komediyle uğraşanlar kesinlikle yönetime çatmışlar, alaya almışlardır. Zaten mizah başka türlü çıkmaz. Oysa Muammer Karaca, devrinin yöneticilerine yakınlığıyla tanınırdı. Oyunlarında daha çok yöresel, belediye sorunlarına değinir, olayların özüne pek inmezdi.

        'Etnan Bey Duymasın' , 'Demirel'e Söylerim' gibi oyunlarında, bu kişilerin yergisinden çok onların reklamı yapılırdı. Dostlarıydı her ikisi de Karaca'nın. Günlük ve aktüel olayları o gece sahneye getirirdi. Sahnede son derece rahattı. Seyirciyle konuştuğu olurdu. Oyuncu arkadaşlarıyla sahnede şakalaşmayı severdi. Bu işini ciddiye almadığından değil, oyun arkadaşlarına sahne rahatlığı getirmek isteğindendi. Sevmediği rolü bir süre sonra bırakır, oyunu sahneden kaldırırdı."

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ