Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Dünyaca ünlü oyuncu Diane Kruger, HT Magazin’den Ebru Ayaz'a konuştu.

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın’ın Altın Küre ödüllü ‘Paramparça’ filmindeki rolüyle Cannes Film Festivali’nde ‘En İyi Yabancı Kadın Oyuncu’ ödülünü alan Kruger, rolüne nasıl hazırlandığını, Fatih Akın’la arkadaşlığını ve güzellik sırlarını anlattı.

Öncelikle Fatih Akın’ın son filmi ‘Paramparça’daki performansınızdan ve başarınızdan dolayı sizi kutlarız. Altın Küre’de ‘Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü’nü kucakladınız. Tören gecesinde neler hissettiniz?

Teşekkür ederim. Çok heyecanlıydık ve bizim için büyük bir sürpriz oldu.

Cannes Film Festivali’ndekazandığınız ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülü kariyerinizi nasıl etkiledi?

Henüz bilmiyorum ama saygı duyduğum birçok oyuncuyla birlikte oynamak çok güzeldi. Onlarla çalışmak bana çok iyi geldi. Bu yıl için bazı projeler ayarlandı. Onlarda yer alacağım için çok heyecanlıyım.

‘Paramparça’ filmi sizce neden Oscar’a aday olamadı?

Eğer bunun nedenini bilseydim size söylerdim.



‘FATİH’LE ARAMIZDA ÖZEL BİR BAĞ KURDUK’


Fatih Akın’la birlikte çalışmanın en ilginç yanı nedir?

Onun emsalsiz vizyonu, hevesi ve insanlığı. O bana kanatlar verdi.

Quentin Tarantino’dan Fatih Akın’a birçok yönetmenle çalıştınız. Şu ana kadar yer aldığınız en ilginç set hangisiydi?

Hangi yönetmenle çalıştığınız önemli değil, setlerde inanılmaz şeyler oluyor. Her zaman yeni bir macera gibi. Yeni bir evren ve siz de bu evrenin bir parçası oluyorsunuz. Tanımadığınız insanlarla birkaç ay içinde kaynaşıyorsunuz ve hepsi size bir şey katıyor. Böylece insanlara yaklaşıyorsunuz. Elbette bazı deneyimler diğerlerinden daha eğlenceli olabiliyor. Mesela Fatih’le aramızda çok özel bir bağ kurduk. Hatta güzel filmler kadar unutulmaz anılar da yarattık.

'ZORBALIĞA MARUZ KALMAYAN KADIN YOK’


Uluslararası tanınan bir oyuncu olarak, dünyada her geçen gün yükselen ırkçılık konusunda ne düşünüyorsunuz?

Çok korkunç. Bazen çok depresif hissediyorum. Elimden gelen tek şey davranışlarımla örnek olmak ve seçimlerde oy kullanmak.

Hollywood’da başlatılan ‘MeToo’ kampanyası için neler söylersiniz?

Bu önemli bir hareket. Mini bir devrim. Bunu çok ciddiye alıyorum. Bu sorumluluk gerektiriyor ve ben bu uzun koşuda bir şeylerin değişeceğine inanıyorum.

Siz hayatınızda hiç zorbalığa maruz kaldınız mı?

Elbette. Dürüst olmak gerekirse zorbalığa maruz kalmayan kadın tanımıyorum. Artık bizim yükselişe geçme ve ‘Yetti artık’ deme zamanımız geldi. Ve umarım dışarıdaki iyi erkekler de yanımızda yürür ve bizi destekler.



‘Türk yapımları takip ediyorum’

Türk filmleri ve dizileri dünyada ses getiriyor. Takip ettiğiniz bir yapım var mı?

Evet takip ediyorum. Nuri Bilge Ceylan’la Venedik’te bir festivalde jüriydik ve Emin Alper’in ‘Abluka’ adlı güzel filmini seyrettik.

Türkiye’yle ilgili neler düşünüyorsunuz?

Birçok kez İstanbul’a geldim ve çok büyülendim. En yakın arkadaşım Türk bir erkekle evlendi. Hayatımda gördüğün en muhteşem ve unutulmaz düğündü. Ayrıca Türk yemeklerini çok seviyorum.

Eğer Almanya’da yaşayan bir Türk olsaydınız nasıl hissederdiniz?

Bunu bilemem, ben orada büyüdüm. Ama Fatih’ten çok şey dinliyorum.


‘Haftada 4 kez spor salonuna gidiyorum’

Şov dünyasında büyüyen bir model olarak, güzelliğinizin sırrı nedir? Formunuzu nasıl koruyorsunuz?

Hiçbir sırrım yok. Bunun anahtarı uyumak ve egzersiz yapmak. Gençken bunlara hiç dikkat etmedim. Ama şimdi zayıf kalmak zorundayım. Haftada 4 kez spor salonuna gidiyorum. Bunu yapmak zorundayım çünkü güzel yiyecekleri çok seviyorum ve asla diyet yapmak istemiyorum.

1976 doğumlu olan Diane Kruger, kariyer yolculuğuna balerin olarak başlamak istedi. Londra’da Kraliyet Bale Okulu seçmelerini kazandı fakat geçirdiği bir yaralanma nedeniyle eğitimi bırakıp Fransızca öğrenmek için Paris’e taşındı. 1992 yılında Elite Model Look yarışmasında Almanya’yı temsil etti ve modellik yapmaya başladı. Bir yandan oyunculuk eğitimine başlayan Kruger birkaç Fransız filminde rol aldı. Ardından eşi Guillaume Canet’in ilk film denemesi Mon Idole’de ilk büyük rolünü aldı.


Truvalı Helen

Wolfgang Petersen’in yönetmenliğini yaptığı, 2004 yapımı ‘Troy’ (Truva) filminde Diane Kruger, Truvalı Helen rolüyle Brad Pitt, Orlando Bloom, Sean Bean gibi dünyaca ünlü aktörlerle başrolü paylaşmıştı.


‘Aylarca rolüme çalıştım’

Katja Şekerci rolü ile psikolojik açıdan zor bir performans sergilediniz. Bu role nasıl hazırlandınız?

Aylarca bu role hazırlandım. Terörizme, cinayete kurban giden ve çocuklarını kaybetmiş olan ailelerle görüştüm. Onların hikâyelerini gözümde canlandırmaya başladım ve her gün onları düşünerek rolüme çalıştım. Onların ne düşündüğüne dürüstçe yaklaştım. Böylece Fatih’le filme başlamadan önce kendimi hazırlamıştım. Diğer oyuncularla da senaryoyu enine boyuna konuştuk ve Katja ortaya çıktı.

Kruger, ‘Paramparça’da kocasını ve küçük oğlunu ırkçı bir saldırıda kaybeden ve bireysel bir mücadeleyle adalet arayan Katja Şekerci’yi canlandırıyor.

BAKMADAN GEÇME