Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs can almaya devam ediyor. Bilanço giderek artarken sosyal medyada karşımıza çıkan ancak herhangi bir bilimselliği olmayan öneriler silsilesi, koronavirüse dair paniğin artmasına neden oluyor.

 

Uzmanlar, koronavirüse 'bir gripmiş' gibi yaklaşılmaması, kitleleri tehlikeye sokan bu virüsün ciddiye alınması gerektiği konusunda uyarılar yapıyor. Kendimizi ve toplumumuzu koronavirüse karşı koruyabilmek için yapmamız gerekenler, bilimin ışığında olmalı. Örneğin; 'Kelle paça için', 'Sirkeli suyla gargara yapın' gibi kulaktan kulağa yayılan önerilerden ziyade kendinize Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü'nün yaptığı önerileri referans alın. 

"BİLİMSEL DEĞİL"

Sosyal medyada binlerce beğeni ve paylaşım alan "Korona akciğere inmeden önce 4 gün boğazda kalıyor, hasta öksürmeye başlıyor. Eğer kritik eşikte bol su içer, tuz, sıcak su ve sirke gargara yaparsanız vücut ciğerlere inmeden virüs atılabilir" paylaşımını uzmanlara sorduk. Aldığımız cevaplar; bu konuyla ilgili herhangi bir yayın olmadığı yönünde oldu. 

Kulak, Burun, Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Aytuğ Altundağ, "Koronavirüsün bulaşması öncesinde alınacak önlemlerle ilgili bilgilerimiz var. Mesela sabunla el yıkamanın virüsü öldürdüğü, kişisel hijyene dikkat etmenin bulaşı azalttığı, sosyal izolasyonın virüsün kişiden kişiye bulaşı azaltığına dair bilgilerimiz var fakat virüs bulaştıktan sonra, 'Boğazda kalır, aşağıya inmez' şeklindeki açıklamalar bilimsel değil. Şu an için bilmiyoruz. Ancak şunu biliyoruz; virüs çok hızlı akciğerlere iniyor, çok hızlı zatürre yapıyor ve çoğunlukla gripte öncelikle ateş ve halsizlik olurken; koronavirüste öksürük oluyor. Öksürük başladığında zaten hastalık başlamış oluyor ve semptomatik safhaya geçmiş oluyor. Koronavirüsle gribin karışmasının sebebi bu ama gripte önce ateş başlıyor, koronavirüste ise öksürük önce başlıyor, ateş beraberinde oluyor" açıklamasında bulundu. 

"DEZENFEKTAN KULLANIRKEN ORTAMI HAVALANDIRIN"

"Öksürük başladığı dönemde yapılacak gargara, vs.'nin koronavirüsü tedavi edeceğine dair elimizde bir kanıt yok" diyen Doç. Dr. Altundağ, "Aksine bazı insanlarda sirkeli su gibi kullanımlar tahrişe sebep olabilir. Bunun yanlış uygulamalarını özellikle alkolün dezenfektan etkisinden dolayı İran'da gördük. Kolonya içenler oldu. Alkolle gargara yapanlar var, alkole bağlı ölümler gördük. O yüzden yanlış uygulamalar yapılmaması lazım. Dezenfekte ediyorum derken kişilerin kendi sağlıklarını riske atmaması gerekiyor. Hatta dezenfektanları kullanırken ortamı havalandırmaları gerekiyor. Kapalı ortamda yoğun dezenfektan kullanılırsa toksik gazlara ve toksik kimyasallara maruz kalma riskleri artıyor. Bu kişilerin de astım ve akciğer hastalıklarına yakalanma riski artıyor" diye konuştu. 

ELLERİNİZİ SABUNLA 20 SANİYE BOYUNCA YIKAYIN

Ellerimize dezenfektan uyguladıktan sonra arada nemlendirici kullanmak gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Altundağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Nemlendirici kullanmak gerekir çünkü elin koruyucu bariyeri var. Peki, dezenfektan ve kolonyayı niye kullanmalıyız? Her yerde sabuna ulaşıp ellerimizi yıkayamayabiliyoruz. Ellerimizi sabunla 20 saniye boyunca doğru bir şekilde yıkamamız gerekiyor. Buna hijyenik el yıkama adı veriliyor. Hijyenik el yıkama ile sosyal el yıkama birbirlerinden farklı kavramlardır. Biz şu anda hijyenik el yıkama aşamasına geçtik. Dolayısıyla en az 20 saniye süresince ellerimizi, parmak aralarımızı, tırnak uçlarımızı yıkamamız gerekiyor. Bunu her ortamda yapamayabiliriz. Örneğin; toplu taşımadan indikten sonra dezenfektan ya da yüzde 80 alkol içeren bir kolonyayı kullanarak ellerimizi dezenfekte edebiliriz ama en ideal yöntem ellerimizi sabunla hijyenik el yıkama dediğimiz 20 saniye süreyle yıkamaktır."

"TÜM ÜLKELERİN DENEYİMLERİ ÇOK ÖNEMLİ"

Doç. Dr. Aytuğ Altundağ, "Tüm ülkelerin deneyimleri çok önemli. Koronavirüs salgınında da  tüm salgınlarda olduğu gibi bir kişisel sorumluluklar bir de yönetimsel sorumluluklar vardır. Kişisel önlemlerimizi doğru bilgi kaynaklarıyla bilgilenip akılcıl yöntemlerle almaya devam edersek salgından az etkilenen bir ülke oluruz" diyerek, tespitlerini paylaştı.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ'NDEN İTİRAZ

Doç. Dr. Altundağ, şunları söyledi: "Şu ana kadar 23 Şubattan bu yana geçen 3 haftada İngiltere’de 1140 vaka görüldü. Salgın nedeniyle 21 kişi hayatını kaybetti. 18 kişi de hastalıktan iyileşerek kurtuldu. Vaka sayılarında logaritmik artış zamanları önemli. Bu tarihler virüsün yayılım piklerine ait data veriyor. 

- İngiltere bu süreçte “herd immunity” adı verilen “sürü bağışıklama” yöntemi ile koronavirüs enfeksiyonuyla mücadele etmeyi tartışıyor. Bu yöntemde İngiliz toplumunun  en az  yüzde 60’ının covid-19 ile enfekte olması planlanacak ve toplumun genel bağışıklığı planlanacak. 

- Virüsü bu şekilde yenmeyi hedefleyen İngiltere Hükümeti bu metodla salgının her yıl tekrarlama riskinin de İngiliz toplumunda az olacağını hesaplıyor. Fakat bu metoda Dünya Sağlık Örgütü’nden bir itiraz geldi. İtirazın gerekçesi sürü bağışıklamanın ne durumda yapılacağına dair “sürü bağışıklama” yönteminin aşısı bulunan hastalıklarda ve aşı uygulamalarıyla yapılabileceği bilgisi. Bu şekilde “gelin hepimiz enfekte olalım, virüsü kendi immün sistemimizle yeneriz” yaklaşımınını Dünya Sağlık Örgütü bir  “kumar” olarak görmekte. 

- İtalya’da salgınla yaşanan ciddi krizde yoğun bakımlarda ortaya çıkan problemleri detaylı okuyoruz. Ülkelerin salgınla mücadele yöntemleri ve tedavi hizmetleri arasındaki farkların rakamlara da bir şekilde yansıyabileceği düşünülmekte. Örnek vermek gerekirse İtalya’da 21.157 vakada 1441 ölüm oldu. Yüzde 6,8 (%6,8) Almanya’da ise bu oran 4599 vakada 9 ölüm binde 1,9 (%0,19). İki ülke arasındaki ölüm oranlarında şu anki rakamlara göre 34 kat fark var. 

- Salgının çıkış zamanı İtalya’da daha erken mi o yüzden mi durum böyle diye düşünüp tarihlere baktığımızda ne gördük? İtalya’da ilk başta  31 Ocak’ta Roma’da 2 Çinli turistte koronavirüs enfeksiyonu saptanmıştı. 1 hafta sonra Çin’in Wuhan şehrinden dönen bir İtalya vatandaşında Lombardiya bölgesinde 1 koronavirüs vakası saptandı.

- İlk vakanın 2 haftalık kuluçka süresi toplamında 16 kişiye enfeksiyonu bulaştırdığının saptanması ve 21 Şubat’da 16 vaka, 22 Şubatta ise 60 vakanın bildirilmesiyle virüs salgınının Avrupa süreci başlamış oldu. 

- Almanya’da ise ilk vaka İtalya’dan daha önce 27 Ocak’ta Bavyera eyaletinden bildirilmesine rağmen, İtalya’da salgının başladığı 20 Şubat’a kadar çok sakin seyrediyordu. 25-26 Şubat tarihinden itibaren hızlıca Almanya’da da İtalya salgını nedeniyle vaka sayıları artmaya başladı. Tüm ülkelerin deneyimleri çok önemli. Bu süreçte İngiltere Dünya Sağlık  Örgütü’nün açıklamalarına göre bir kumar mı oynuyor göreceğiz.

ÜLKELERE GÖRE YOĞUN BAKIM YATAĞI SAYISI

- İtalya’da Almanya’nın tam 34 kat daha fazla ölüm gerçekleşti. Bunun da 3 temel nedeni olduğu düşünülüyor: 

1. Toplumların kişisel önlemler ve tedbirler konusundaki davranışsal farkları
2. Yönetimlerin salgını tespit etme ve izole etmede aldığı önlem farkları
3. Salgın başladıktan sonra sağlık hizmetlerinin personel, teknolojik cihaz ve yatak kapasitelerindeki farklar.

- Almanya Avrupa Birliği’nin en fazla yoğun bakım yatağına sahip ülkesi. Portekiz ise en az yoğun bakım yatağına sahip ülkesi. Yoğun bakım yataklarındaki oranlar hesaplanırken 100.000 kişiye düşen yatak sayısı oranları paylaşılır.

Almanya’da 100.000 kişiye düşen yatak sayısı 29,2
İtalya’da 12,5
İngiltere’de 6,6
Portekiz’de 5
Türkiye’de ise 43.

Bu durum bizim için koronavirüs enfeksiyonunun yayılması ve Türkiye’de salgın haline gelmesi durumunda önemli bir avantajımız.

- Temennimiz 1. ve 2. madde önlemleriyle süreci hafif atlatmak ama olası diğer senaryolara da başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere kurumların hazırlandığını görünüyoruz. Yoğun bakım yatak sayılarının ülkemizde tüm Avrupa ülkelerinin  üzerinde olması önemli avantajımız.

- Gelelim bir diğer analize o da Güney Kore ve İtalya covid-19 salgınlarının yaş gruplarına göre kıyaslaması. Güney Kore’de tespit edilen vakaların çoğu gençlerdi ve yaşlı bireylere bulaştırmadan bu kişiler izole edildi. Güney Kore’de görülen 8162 vakanın yarısı yani 4000’i “Shincheonji Kilisesi” tarikatı ile ilişkilendirildi ve 88 yaşındaki tarikat liderinin de tüm Güney Kore toplumundan özür dilemesini hepimiz televizyonlardan izledik.

- Burada Güney Kore çok kritik bir hamle yaptı. 235.000 kişiye erken tarama korona testi yaparak bu enfeksiyonu taşıyan kişileri çok erken tespit etti. İtalya ise bu testleri yapma konusunda çok geç kalınca, ek olarak toplum karantina kurallarına düzgün bir şekilde uymayınca maalesef enfeksiyonu hafif geçiren bireyler yaşlı nüfusa bu enfeksiyonu bulaştırdı.

- Bu dönemde izolasyona dikkat edelim ve diyelim ki evde kalın, sosyalleşmemizi biraz azaltalım. Hep birlikte akılla, birbirimize yardımcı olarak, panik olmadan, tedbirlerimizi alarak, yetkililere yardımcı olarak, karşılıklı hoşgörümüzü kaybetmeden bu problemi de aşacağız."

"ÇOK CİDDİ BİR ŞEKİLDE İZOLASYON GEREKİYOR"

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil de, Twitter hesabından şu açıklamayı yaptı: "Çok ciddi bir şekilde izolasyon gerekiyor. Kişisel temasların durması şart. Tüm restoranlar, kafeler, klüpler, spor etkinlikleri, sinema, tiyatro, konser, toplantı, ibadethaneler, heryer kapılarını kapatmak zorunda. İnsanlar evlerinde oturup bu patlamayı durdurmak zorunda."

KORONAVİRÜS RİSKİNE KARŞI 14 KURAL

 

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri