Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Koronavirüs salgını hiç kuşkusuz 2020 yılına damgasını vurdu. 21'inci yüzyılın bugüne kadarki en büyük olayı olarak da tanımlanabilecek salgın, 7'den 70'e tüm dünyayı kıskacı altına aldı. Alınan önlemler kapsamında ise insanoğlu modern zamanların sokağa çıkma yasakları ile tanıştı. Bu da, dünyadaki sanayi üretimlerinde kesintilere yol açtı.

Yıl boyunca, global otomotiv üretimi pandemi kaynaklı bir şekilde aralıklarla ve daha düşük rakamlar ile devam etti. Dünya genelindeki önemli otomotiv pazarları da bu yıl önemli kayıplar yaşadı.

Dünyadaki gelişmelerin aksine, Türkiye'deki sıfır ve ikinci el araç piyasası ise 2020'de son yılların en hareketli dönemini yaşadı, hatta rekorlar kırdı.

Tüm bu gelişmeleri, Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yürüten Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bilaloğlu ile konuştuk.

'TÜRKİYE'NİN AVANTAJI DAHA BELİRGİN OLACAK'

Hatırlanacağı gibi, Doğuş Otomotiv'in Türkiye distribütörlüğünü yürüttüğü Alman otomotiv üreticisi Volkswagen (VW),Türkiye'ye açacağını duyurduğu fabrikadan vazgeçmiş ve Slovakya'daki mevcut fabrikasını büyütme kararı almıştı.

Bu kapsamda, Manisa'da üretilmesi beklenen VW Passat ve Skoda Superb modellerinin Slovakya'da üretileceği açıklanmıştı.

VW'nin aldığı kararın sadece Türkiye ilgili olmadığını kaydeden Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bilaloğlu, "VW tüm dünyada henüz inşaatı başlamamış fabrika yatırımlarını askıya aldı. Şuan dünya otomotiv sektörü yüzde 30 kapasite ile çalışan bir konuma geldi. Hal böyleyken, kimse gidip ek kapasite yaratmak istemez, zaten mevcut kapasiteler bile kullanılamıyor. Dolayısıyla, bu karar Türkiye özelinde değil, tamamen ticari bir karardır" dedi.

Türkiye'nin otomotiv sanayisinde insan kaynağı, konumu ve üretim kalitesi açısından çok önemli bir noktada olduğunun altını çizen Bilaloğlu, "Türkiye'nin bu avantajları önümüzdeki yıllarda daha da belirgin olacak. Avrupalı markalar, Uzakdoğu'daki tedarik zincirinin bir kısmı Türkiye'de olsaydı, pandemide yaşadıkları sıkıntıları yaşamayacaklarını iyi biliyorlar. VW gibi global bir üreticinin, Türkiye'ye yatırım yapmadan otomotiv faaliyetlerine devam etmesi çok zor görünüyor" ifadelerini kullandı.

'MANİSA'DA ÜRETİLSE BİLE FİYATI DEĞİŞMEZDİ'

Ali Bilaloğlu'na, VW vazgeçmese ve Passat Manisa'da üretilse, bu modelin satış fiyatında bir değişiklik olup olmayacağını da sorduk.

Bu soruya markaların fiyat politikalarını global olarak belirledikleri yönünde cevap veren Bilaloğlu, "İster tekstil ürünü olsun, ister başka bir ürün olsun uluslararası markalar ürünlerinin fiyatlarını ürettikleri noktadan bağımsız olarak belirlerler. Passat Türkiye'de üretilmiş olsaydı, Türkiye'de satış fiyatı değişmezdi. Fakat, VW Türkiye'de fabrika açsaydı, tüketici markayı daha çok sahiplenebilirdi. Bu da, markanın pazar payında artışa yol açardı" dedi.

'TÜRKİYE'YE GARANTİ VERDİ'

Doğuş Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bilaloğlu, Türkiye'de en çok satılan 5 otomobilden biri olan Passat'ın sedan versiyonunun üretiminin 2023'ten sonra duracağı iddialarına yönelik de dikkat çeken bilgiler verdi.

Bu iddiaların doğru olduğunu açıklayan Bilaloğlu, "Dünyada, Almanya dahil, Türkiye'den daha fazla Passat sedan satılan bir ülke yok. VW, 2024-2025'e kadar Türkiye için Passat sedanın üretim garantisini verdi. Sedan modeller Avrupa genelinde kurumlar tarafından tercih edilirken, bireysel satışlar ise SUV ve stationwagon karoserlere kayıyor. Pazardaki bu değişim yavaş yavaş Türkiye'ye de geliyor" diye konuştu.

2021'DE 10 YENİ MODEL GELİYOR

Ali Bilaloğlu, VW, Audi, Seat, Porsche ve Scania gibi markaları Türkiye'de temsil eden Doğuş Otomotiv'in gelecek planlarına yönelik de bilgiler paylaştı.

2021'in kendileri açısından en yoğun yıllardan biri olacağını söyleyen Bilaloğlu, yeni yılda satışa sunacakları modelleri açıkladı. VW modellerinden Golf'ün yılın ilk çeyreğinde, Passat Alltrack'in üçüncü çeyrekte, T-Cross'un da son çeyrekte satışa sunulacağını bildiren Bilaloğlu, Seat cephesinde ise yılın ilk çeyreğinde Tarraco ve yeni Leon'un satışa sunulacağını söyledi.

Doğuş Otomotiv'in diğer markalarından Audi'nin A3 modelinin ilk çeyrekte satışa sunulacağını söyleyen Bilaloğlu, yılın ikinci çeyreğinde ise Q2, Q3, Q5 ve A1 modellerini Türkiye'ye getireceklerini kaydetti. Ali Bilaloğlu, Scania'nın da elektrikli kamyonunu 2021'de Türk tüketiciyle buluşturacaklarını açıkladı.

'BAZI MODELLERİ BULMAK DAHA ZOR OLACAK'

Ali Bilaloğlu, otomotiv pazarına yönelik gelişmeleri de ODD Yönetim Kurulu Başkanı olarak değerlendirdi.

2020'de Türkiye otomotiv sektörünün dünyadaki diğer pazarlardan pozitif ayrıştığını belirten Bilaloğlu, "Dünyada otomotiv pazarları pandemi kaynaklı küçülürken, Türkiye'de ise pazar büyüklüğü yıl sonunda 800 bin adede yükselecek gibi görülüyor. Bunun birkaç nedeni var. 2018 ve 2019'de Türkiye'de pazar daraldı, talep ertelendi. Ertelenen talep ise pandemiye rağmen 2020'de etkisini gösterdi. Fakat 10 yıllık pazar ortalamalarına bakıldığında, halen ortalama büyüklüğün altındayız. Bu yıl, kredi kullanım oranlarının daha düşük olduğunu, nakit alımların daha fazla olduğunu gördük" dedi.

2021'de araç bulma sorununun devam edebileceğini de vurgulayan Bilaloğlu, "Dünyadaki tedarik zincirleri, pandemiden dolayı dezavantajlı konuma düştü. Global tedarik zincirine dahil olmuş fabrikalarda pandemi bitmeden üretimlerin tamamen normale dönmesi mümkün değil. 2021 yılında da pandemi sona ermezse, global şirketlerin üretimdeki sıkıntıları bitmez. Dolayısı ile bazı modellerde araç bulma sorunu yeni yılda da devam edebilir" diye konuştu.

'ÇEVRECİ VE KALICI BİR ÖTV GEREKLİ'

Özel Tüketim Vergisi'nde (ÖTV) son yapılan değişikliklerin pazara yönelik etkilerini de değerlendiren Bilaloğlu, vergilerde kalıcı bir sistemin önemine işaret etti.

Ali Bilaloğlu, "Otomotiv sektörü, yatırımların yüksek ve yatırılan sermayenin geri dönüş sürelerinin uzun olduğu bir sektördür. Yatırımın geri dönüş süresi otomotivde 15-30 yıl arasında değişir. Vergi sisteminin çok sık değişmesi, otomotiv markalarının uzun vadeli planlarını da etkiliyor. Vergi sisteminin bundan dolayı kalıcı bir sisteme evrilmesi lazım. ÖTV'deki değişimlerin ülkenin ihtiyaçlarına yönelik olduğunu anlıyoruz, fakat bu değişikliklerin sektöre önceden haber verilmesi gelecek planlarının doğru yapılmasına fayda sağlar. Aksi halde gereksiz stok ve araç bulma sorunu gibi stabil olmayan durumlar ortaya çıkıyor" dedi.

Mevcut ÖTV'deki temel yapının 30 yıldır aynı yapıda olduğunu da vurgulayan Bilaloğlu, "Türkiye, Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) ile elektrikli otomobil üretiminin teminatını verdi. Bu strateji ile paralel olarak, çevreci araçlara yönelik bir ÖTV sisteminin faydalı olacağını düşünüyoruz. Mevcut barem sistemi yüzünden, en düşük vergi dilimindeki araç sayısı 35'ten 5'e düştü. Kurların artması ile tüketicinin düşük vergi dilimindeki seçenekleri gittikçe azalıyor" görüşünü paylaştı.

'RESMİ YOLLA GELMEYEN ELEKTRİKLİ ARAÇ KİLİTLENEBİLİR'

Elektrikli araçlara yönelik de açıklamalarda bulunan Ali Bilaloğlu, bu otomobillerin Türkiye'ye neden getirilmediğine dair bilgiler paylaştı.

Bilaloğlu, "Elektrikli araçlarda müşteri dataları müşterinin avantajı adına farklı şekilde kullanılıyor, fakat Türkiye'de bu konudaki mevzuatta sıkıntılar var. Avrupa Birliği'ndeki mutabakata paralel hareket edilmiyor. Cep telefonundaki gibi dataların farklı bir sistem ile kontrol edilmesi isteniyor. Mevzuat henüz netleşmediğinden elektrikli araçları Türkiye'ye getiremiyoruz" diye konuştu.

Türkiye'ye resmi yolla gelmeyen elektrikli araçların risk altında olduğunun da altını çizen Bilaloğlu, "Bu araçlardaki sistemler şuan bir şekilde kullanılıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) eğer isterse cep telefonundaki gibi elektrikli araçları da kilitleyebilir. Resmi yollar ile Türkiye'ye getirilmeyen elektrikli araçlar mevzuata uygun olmadığından, her an BTK tarafından kilitlenerek kullanılamaz hale gelebilir. Bu konuda görüşmelerimiz sürüyor, çözüme ulaşılacağına inanıyoruz" dedi.