Yiğitcan Yıldız

Otomotiv endüstrisinde seri üretimin başladığı 1908 yılından bu yana, çoğu otomobil nesil değişimi ile birlikte yeni isimler aldı. Bu isim değişiminin ise, istenen satış rakamlarına ulaşamayan bir modelin yeni jenerasyonunda yaşanabildiği gibi, eğer satışlar iyi gidiyorsa da birkaç jenerasyonun ardından da gerçekleşebildiği yıllar içinde görüldü.

Günümüzde satılan modellere bakıldığında ise, çok az modelin ismi ilk piyasaya çıktığı tarihten bu yana değişmeden varlığını koruyor. Volkswagen'in (VW) kompakt hatchback modeli Golf de bunlardan biri.

İlk kez 1974 yılında yollara çıkan Golf, bir süre önce 8'inci jenerasyonu ile görücüye çıktı. VW'nin 45 yılda 36 milyon adet satarak en çok satılan modeli unvanını alan otomobilin Avrupa lansmanı ise geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildi.

Portekiz'in Porto kentinde düzenlenen etkinlikte yakından inceleme fırsatı bulduğumuz yeni Golf'te, aracın ismi haricinde hemen hemen her özelliğinin değiştiğini gözlemledik.

Yeni nesil Golf'ün en büyük değişikliği kokpitinde yaşadığı göze çarparken, otomobilin diğer önemli yenilikleri arasında da motor teknolojisi, donanım seviyeleri ve sürüş özellikleri olduğu görülüyor.

Tüm bu değişikliklere rağmen, Golf'ün dış tasarımı her zaman olduğu gibi göze tanıdık geliyor.

VW'nin bilinçli olarak Golf'ün dış tasarımında radikal değişiklikler yapmadığı göz önüne alındığında, yeni Golf'ün dışındaki en büyük farklılık olarak sis farlarına yer verilmemesini söyleyebiliriz.

Yapılan açıklamaya göre, otomobilin akıllı far sistemi sis farının aydınlatma gücünü gerektiren hava koşullarında, otomobilin farlarını kendi kendine ayarlıyor.

'DİJİTAL ERGONOMİ' 

Golf'ün en büyük değişim yaşadığı iç mekanından bahsetmek gerekirse, otomobilin kokpitinde artık direksiyon simidi üzerindeki butonlar haricinde fiziksel bir kontrol elemanı bulunmuyor.

Bunun sonucunda ise, otomobilin aydınlatma grubu, kliması, multimedya ekranı ve cam tavanı bile dokunmatik düğmeler ile kontrol ediliyor. Bu durum, en başta alışkanlık gerektirse de, tepkileri hassas dokunmatik yüzeyler ile kullanımda herhangi bir sorun yaşatmıyor.

Golf'ün kokpitindeki bir diğer yenilik ise, vites topuzu yerine gelen ve joystick olarak tabir edebileceğimiz bir vites değiştirme kolu olarak dikkat çekiyor.

Küçük yapısı ile orta konsolda küçük eşyalar için yer açılmasını sağlayan vites butonu, 7 ileri DSG otomatik şanzımanının manuel kullanımına imkan vermiyor. Bu görevi, direksiyon arkasındaki kulakçıklar üstleniyor.

DONANIM İSİMLERİ DEĞİŞTİ

Yeni Golf’te standart donanımların arttığından da bahsetmekte yarar var. Dört farklı donanım paketi sunulan otomobilde, dördüncü nesilden beri Midline Plus, Comfortline ve Highline olarak adlandırılan donanım seviyeleri, yerini Life ve Style isimlerine bıraktı.

Verilen bilgiye göre, daha sportif versiyon olarak satışa sunulacak R-Line ise, serinin en üst donanım paketi olan Style'e ek sportif ayrıntılar ile yollara çıkacak.

Otomobilin artan standart donanımlarını baktığımızda ise, led farların ve kokpitteki 10 inçlik dijital gösterge ekranının tüm versiyonlarda yer aldığını görüyoruz.

Üst versiyonlar ile birlikte ise, şerit takip asistanı, adaptif hız sabitleme gibi güvenlik donanımlarının yanı sıra, Golf için bir ilk olarak head-up display sunuluyor. Böylece, dijital gösterge tablosundaki sürüş bilgileri ön cama aktarılıyor.

Golf'ün kokpitinde donanıma bağlı olarak sunulan rengi ayarlanabilir ambiyans aydınlatmaları da, aracın bir diğer yeniliğini oluşturuyor. 

Ayrıca, Golf'ün en üst donanım paketinde masaj fonksiyonlu elektrikli sürücü koltuğu da tüketicilere sunuluyor.

VW, bugüne kadar Golf dahil tüm modellerinin kokpitindeki dokunmatik ekranların yanı sıra, klima ve aydınlatma grubu gibi diğer fonksiyonlarda fiziksel kumanda elemanları sunuyordu.

Fakat, tüketicilerin alıştığı bu durumu tamamen dokunmatik kumandalar ile sil baştan değiştirmek, hem önemli bir risk alındığını, hem de endüstrinin geleceği açısından 'kokpit ergonomisi' kavramınının yeniden tanımlandığını gösteriyor.

Golf'ün kokpitindeki 'dijital ergonomi' özellikleri, önümüzdeki yıllarda diğer VW modellerinde de karşımıza çıkacaktır. Bu özelliklerin sektörde bir trend haline gelme ihtimali de bulunuyor.

TÜM MOTORLAR YARI HIBRIT

Gelelim Golf'ün motoruna ve sürüş özelliklerine. Tasarımı değişen ve VW'nin yeni logosunu taşıyan direksiyon simidi, ele iyi oturuyor ve yol yüzeyindeki değişimleri hissetmenizi sağlıyor. Yönlendirmesi iyileştirilen sistemin, tepki hızında da artış söz konusu. Dolayısıyla, virajlı yollarda Golf'ten beklenmeyecek sportif sürüşe imkan tanınıyor. 

Süspansiyon konforu artan otomobilde, eco, comfort ve sport olmak üzere üç farklı sürüş modu bulunuyor. Her üç modda da konfor özelliklerini yitirmeyen Golf, sport mod seçildiğinde ise süspansiyonunu sertleştiriyor ve asfalta daha sıkı tutunuyor.

Golf'ün yalıtım özelliklerinin de elden geçirildiği belirtilirken, özellikle otoyol sürüşlerinde bu iyileştirmeyi net bir şekilde hissediyorsunuz.

Yeni nesil Golf'ün Türkiye açısından belki de en önemli değişimi olarak, 1.6 litre dizel motor seçeneğinin artık sunulmayacak olmasını söyleyebiliriz.

Serinin tek dizel motor seçeneği olan 2 litrelik TDI ise, hacmi nedeniyle yüksek vergi dilimine takıldığından Türkiye'de satışa çıkamayacak. Böylece, Volkswagen'in kompakt hatchback modeli, 8'inci nesli ile birlikte Türkiye'de dizel motora veda etmiş oldu.

1.0 litre 3 silindirli ve 1.5 litre 4 silindirli benzinli motorlar ile Türkiye'de satışa çıkacak yeni Golf'te, her iki seçenek de yarı hibrit (mild-hybrid) olarak 'eTSI' ismi ile bayilerde yerini alacak.

Edinilen bilgiye göre, yarı hibrit motor otomobilin giriş versiyonunda yer almayacak. Bu versiyonun, 1.0 litrelik benzinli motor ve manuel şanzıman birlikteliği ile satışa çıkacağı belirtiliyor. Diğer tüm donanım seviyelerinde ise otomatik şanzımanın ve mild-hibrit teknolojisinin standart olacağını belirtelim.

VW yetkilileri tarafından 3 silindirli güç seçeneğinin gücü 110 beygir olarak açıklanırken, dört silindirli 1.5 eTSI motorun gücünün ise 150 beygir olduğu belirtiliyor.

YAKIT TÜKETİMİ ESNEK

Yarı hibrit sistemde yer alan 48V'luk elektrik motorunun, otomobilin yakıt tüketimini benzinli seçeneklere göre 100 kilometrede 0.4 litre düşürdüğü ve emisyon değerinde de yüzde 10 gerileme yarattığı açıklanıyor.

Porto'daki etkinlikte, Golf'ü yaklaşık 100 kilometre boyunca kullanma fırsatı bulduk. 60 kilometre otoyol ve 40 kilometre virajlı dağ yolları boyunca kullandığımız Golf'te, e-TSI olarak adlandırılan 1.5 litrelik yarı hibrit ünite görev yapıyor.

 

Hızlanma konusunda bir eksikliği olmayan motorun, 100 kilometrede 8 litrelik tüketim değerine imza attığını gözlemdik. Kullanıma bağlı olarak 10 litrelere çıkabilen bu değer, 7 litrenin altına kadar inebilme potansiyeli de taşıyor.

Golf hakkında bizden eksi not alan birkaç kısıma da değinmek gerekiyor. Buna göre, havalandırma ızgalarının kapanıp açılamaması ergonomik bir eksiklik olarak göze çarpıyor.

Ayrıca, 6'ıncı nesilden 7'inci nesile geçiş ile birlikte sert plastik malzemelere yer verilmeye başlanan arka kapılarda bu durumun 8'inci jenerasyonda da devam ettiğini gördük. Arka koltuklardaki kalite hissini aşağı çeken sert malzemeler, ambiyans aydınlatmaları ile unutturulmaya çalışılmış.

Bu noktada bir parantez açarak, otomobilde uzunluk artışının motor kaputuna gittiğini ve yaşam alanında bir önceki nesle göre bir kayda değer bir ferahlamanın söz konusu olmadığını da not düşelim.

TEMMUZ'DA SATIŞA ÇIKACAK

8'inci nesil Golf'ün Türkiye fiyatı ve ülkeye geliş tarihi henüz netlik kazanmış değil. Fakat, Volkswagen Binek Araç Genel Müdürü Gino Bottaro'dan, Golf'ün Türkiye'ye Temmuz ayında getirilmesi ve fiyatlarının da mevcut nesilden çok yüksek olmaması yönünde çalışmaların yürütüldüğünü öğrendik. 

Türkiye otomotiv pazarı hakkında da sohbet etme fırsatı bulduğumuz Gino Bottaro, 2019'da daralan Türkiye otomotiv pazarında VW'nin payını koruduğunu kaydetti. 

(Volkswagen Binek Araç Genel Müdürü Gino Bottaro)

Bu tabloda makyajlı Passat'ın satış performansının etkili olduğunu belirten Bottaro, "VW'nin binek araç pazarındaki payı yüzde 10.4 seviyesinde.  Önümüzdeki 1.5 yıl içinde 3 yeni SUV modeli satışa sunacağız. Dolayısı ile pazar payımız 2021 itibariyle artacaktır" dedi.

Gelecek yıl Türkiye binek araç pazarının büyüklüğünün 500 bin adetlere çıkacağını öngördüklerini bildiren Gino Bottaro, "Ertelenen talebin geri gelmesi, ekonomik göstergeler ve döviz kurlarındaki sakin seyir devam ettiği sürece, 2020'de pazarın yüzde 20-25 oranında büyümesini bekliyoruz" diye konuştu.

Sonuç olarak, Golf'ün yeni neslinde geçirdiği teknolojik dönüşüm, kuşkusuz bir dijital devrim niteliğinde. Fakat, otomobilin Avrupa'daki yeni emisyon regülasyonlarına uygun olarak 1.6 litre dizel motor seçeneğinden vazgeçmesi de önemli bir adım olarak karşımıza çıkıyor.

Öyle ki, Türkiye'de halen en çok tercih edilen motor seçenekleri arasında yer alan 1.6 litre dizel motorun eksikliğinin, Golf'e kısa vadede pazar kaybı yaşatma riski bulunuyor.

Bu noktada, dizel motorun eksikliğini kapatması hedeflenen yarı hibrit motorlara büyük görev düşüyor. VW'nin yeni güç ünitelerinin Türkiye'de ne denli başarılı olacağını ise zaman gösterecek. 

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri