Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrika ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. İşte Erdoğan'ın ekonomideki gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamalar:

‘FAİZDE BEN AYNI NOKTADAYIM’

- Merkez Bankası faiz koridorunun üst bandında 0.75 puanlık bir artışa gitmesine rağmen dolar yükselişini sürdürdü...

Ben aynı noktadayım. Bu konuda görüşümü öteden beri söylüyorum: Faizi artırmak, kuru da enflasyonu da olumsuz etkiler. Hatta ben özellikle faizde taban-tavan meselesinin dahi kaldırılmasını, sadece politika faizinin kalmasını savunan birisiyim. Faizle işsizliği azaltamazsınız. Niye? Çünkü girişimci yatırım yapamayacaktır. Bankalar kalkıp da faizler yükseldi diye girişimciye kredi mi verecek? Hayır. Girişimci, müteşebbis, yüksek faizle zaten kalkıp yatırım yapamaz ki; yatırımını artıramaz, sıfırdan yeni bir yatırıma da giremez. Hep söylüyorum, faizle enflasyon doğru orantılıdır. Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Başka yerlerde aramayın; yok domates, yok biber, hepsi hikâye. Bu işin ana sebebi faizdir. Kur baskısından kurtulmak için yerli paraya geçmek şarttır. Bakın Rusya ile bu konuda anlaştık, Çin keza, İran keza öyle. Şu anda bunlar buna zaten geçecekler. Avrupa’daki ülkelerde de yerli paraya geçme başladı. İngiltere’nin bu noktaya gelmesi zaten bundandır. Biz Rusya ile ilişkilerde yerli paraya geçersek kur baskısından parayı kurtarmış olacağız. İran ile öyle, Çin ile öyle... Dünyada kolay olan ne var? Kolaya ulaşmak için önce zoru başarmak lazım. Büyüklerimizin bir sözü var: “Her kutlu doğum sancılı olur.” Bir başarı bekliyorsak, bunun sancıları olacaktır. Rusya, dünya ekonomisinde sıradan değil güçlü bir yere sahip. Çin öyle. Bunlar şimdi şunu söylüyor: “Benim paramı niye başkası belirlesin? Ben kendi paramı kendim belirlemeliyim.” Bana göre de altın, aslında bu işte en belirleyici unsurdur. Hatırlarsanız, ilk zamanlarda ben “Yastık altı altın ve TL” dedim. Bana bir arkadaşım geldi, “Bu cari açığımızı artırır” dedi. Niye? Biz dışarıdan altın alıyormuşuz da o yüzden artırırmış. Bana bunu diyen arkadaşın kavrayamadığı şey şu: Altını alsan bile o bir değer olarak sende kalıyor; sen gelen altını bir yerlerde değerlendirme yoluna gitmiyorsun, tam aksine “Döviz vs. beni bu sarmaldan kurtarsın” diyorsun. Dolayısıyla Rusya, Çin vb. ülkelerin kur baskısından kurtulmak için bir çare arayışında olmaları son derece normal. Bu sorunları aşmak için dünyada bu işin bir ortak değerini bulmak lazım.

‘BANA GÖRE NE DOLAR NE DE AVRO!’

Bir G20 toplantısında, IMF’nin borçlandırma ve alacaklarına yönelik ne gibi uygulamalar yapılabileceği tartışılıyordu. Baktım genelde herkes doları konuşuyor, tek tük “Avro” diyen de vardı. Ben o toplantıda dedim ki: “Bana göre ne dolar ne de Avro! Gelin IMF’nin borçlandırmasını altın ile yapalım. Çünkü bunu altınla yaptığımız zaman IMF adaletsizlik yapamaz, herhangi bir ülkeye de çalışmamış olur.” Ama o gün orada, bana sadece Arjantin Cumhurbaşkanı destek çıktı. O da kalktı, “Evet, altın olmalı. Öbür türlü, dolarda da Avro’da da biz sömürülüyoruz” dedi... Neyse ki, şu anda elhamdülillah IMF’den kurtulduk. O dönemde, Davos’ta malum, IMF Başkanı’na açık açık söyledim. “Siz bizi mi idare edeceksiniz yoksa paramızı mı idare edeceksiniz? Eğer bizi idare edeceğinizi zannediyorsanız boşuna uğraşıyorsunuz. Alacağınızın taksitlerini biz size tıkır tıkır ödüyor muyuz? Ödüyoruz. Kusura bakmayın daha ileri gitmeyeceksiniz” dedim. Nitekim ondan sonraki süreçte 23.5 milyar dolar borcumuzu planladığımız şekilde ödemeyi de başardık.

Selçuk TEPELİ / GAZETE HABERTÜRK