Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Ekonomi Para "Balıkta fiyatlar düşecek" - Makro Ekonomi Haberleri

        Ulvi Denizer, genlerine balıkçılık işlemiş Trabzonlu bir aileden geliyor. Dededen hatta büyük dededen balıkçı. Ancak, kendisi balıkçılık işine ancak babası vefat ettikten sonra girdi. Kısa zamanda dünyaya satış yapan bir grubun patronu oldu. Şimdiki hedefi Türkiye'de balık tüketimin artıracak çözümler üretmek.

        Tanıştığımızda ikimiz de 16 yaşındaydık. 25 yıl geçmiş aradan. Siz okula gidiyordunuz, ben sizi tıraş ediyordum. Ben o kadar genç ve tecrübesizken bile saçınızı bana emanet ediyordunuz...

        Cesaret işte. Sendeki geleceği görmüşüm demek ki.

        Bir ışık var mıydı o zaman?

        Kesin.

        Nerelisiniz?

        Övünmek gibi olmasın Trabzonluyum. Ailenin yarısı hâlâ orada, her yıl da gideriz. Farozlu'yuz aslında. Hayatımda en çok gurur duyduğum şeylerden biri.

        Eğitim hayatınız nasıl geçti?

        İlkokulu Pertevniyal'de okudum. Sonra Avusturya Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme'yi bitirdim. Sonra da yurtdışına gittim.

        Yurtdışında ne okudunuz?

        İki MBA birden yaptım. Biri uluslararası finans, diğeri ekonominin doğu bloku ülkelerindeki uygulamasına yönelik bir çalışmaydı. Fakat artık doğu bloku kalmadığı için boşa gitmiş oldu. Ama ikisinden de çok keyif aldım.

        Yurtdışında balıkçılık üzerine okudunuz mu?

        Hayır, zaten balıkçı olmamak için yurtdışına gitmiştim. Zaten balıkçılık benim hayat tarzıma çok uygun değildi. Yurtdışında yaşamayı kafaya koymuştum. Önce Münih'te sonra Viyana'da pirinç ve bakliyat işi yaptım. Babamı kaybedince Türkiye'ye kesin dönüş yaptım.

        Babanız balıkçılığa ne zaman başlamış?

        Babamın dedesine kadar uzanan bir balıkçılık hikayemiz var. Bir takaları, dört de tayfaları varmış. Trabzon'da başlayıp büyümüşler. Sonra İstanbul'a gelmişler. İstanbul'daki ilk dükkanları Azapkapı'daydı. Çok iyi hatırlıyorum çünkü sabahları babamla beraber giderdim. Okula gittiğimde bütün üstüm balık kokardı, kimse yanıma oturmak istemezdi.

        O dükkanda çalıştınız mı hiç?

        Hayır orada hiç çalışmadım. Sonra Kumkapı'ya taşındık. Eğitim, yurtdışı derken balıkla hiç alakam olmadı.

        Nasıl oldu da balıkçı oldunuz?

        Balığın suyu üstüne sıçradı mı bir daha ondan kurtuluş yok derler. Gerçekten de öyle galiba. Türkiye'ye döndükten sonra burada aile şirketiyle beraber ithalata başladık. Zaten var olan işi devam ettirdim. Bir buçuk yıl önce Türkiye'nin en büyük gruplarından biriyle bir ortaklık kurduk. Sagun grubuyla beraber Merlion deniz ürünleri firmasını kurduk. Türkiye'de balık ve balıkçılıkla ilgili her şeyi değiştirmek için yola çıktık.

        Türkiye'deki balık tüketimi ne düzeyde?

        Bilinenin aksine Türkiye'de balık yenmiyor. Kişi başı balık tüketimi yılda sadece 8 buçuk kilo. Biz etçi ve kebapçıyız. Çok az balık yiyoruz. Diyorum ya sekiz buçuk kilo hiçbir şey değil. Balıkçı bir millet değiliz. Orta Asya'dan at üstünde gelmişiz. Koyun eti yemişiz. Genlerimizde balık yok. Hatta son on yılda evlerdeki balık tüketimi de azalmıştı. Özellikle yabancı marketlerin girmesi, balığın pakete girmesiyle beraber tekrar balığın evde tüketim tekrar arttı.

        Türklerin daha çok balık yemesi için ne yapmak lazım?

        Buradaki sorun talepte değil arzda. Bugüne kadar İstanbul, Ankara ve İzmir'e balık satmışız. Ama yeni yapılanmadan sonra Doğu'ya çok fazla balık sattık. Trabzon'da da bugün ithal balık satılıyor. Önemli olan arz edebilmek. Yeni projelerimizle beraber Türkiye'nin her köşesine balığı götürmeye çalışıyoruz. Bu konuda ciddi adımlar atmak istiyoruz. Balıkhane projesi, Fishfox projesi, özellikle ithalatla desteklediğimiz ucuz balıklar... Tüketimi 12 kiloya kadar çekebilmek istiyoruz.

        Balıkları markette kapalı poşette görüyoruz. O balıklarla gidip sahilden aldığımız canlı balıklar arasında ne fark var?

        Önce taze balığı tanımlamak lazım: Denize oltayı atarsın, balığı yakalarsın, o çok taze balıktır. Bir taraftan da taze balık diye sattıkları bir balığın belki de üç günlük balık olduğunu bilmiyorsun. Halbuki dondurulmuş balık çoğu zaman taze dediğimiz balıktan çok daha tazedir. Besin değerleri hiçbir şekilde bozulmaz. Dünyadaki trendler de bunu gösteriyor. Genelde tüketiciler balığı evde ayıklamak istemiyor. Fileto balığı temizletiyor ve evlerinde pişiriyorlar.

        İlk özel balık halini kuruyorsunuz değil mi?

        Sagun grupla beraber Türkiye'nin ilk özel balık halini Samandıra'da açmak üzereyiz. Bugüne kadar alışılmış balık halinden çok farklı bir yer olacak. Özelliği şu: Burada yılın on iki ayı balık bulabileceksiniz. Özellikle uçakla ithalat yapacağız. Kendi çiftliklerimizde yetiştirdiğimiz balıklar da satılacak.

        Birçok kişi balığın pahalı olduğunu düşünüyor. Orada ucuz mu olacak?

        Aynen öyle. Balıkta fiyatlar düşecek. Bunun müjdesini verebilirim. Bu tüketimle alakalı bir şey. İthalat da bu yüzden başladı. Yeni yapılanmamızla çok daha ucuza balık getireceğiz. Bir de Fishfox projemiz var: Bu bir balık ekmek projesi. Çok uygun fiyatlara sağlıksız fast food'a alternatif olarak sunacağız. Bununla özellikle Anadolu'da çok ciddi bir tüketim oluşturacağız.

        Hanımlar evde koku yapıyor diye balık almıyor

        Bunu da ambalajlarla değiştiriyoruz. Hanımınız alıp doğrudan fırınına ya da mikrodalgasına koyacak. Hiçbir koku olmadan pişirebilecek.

        İlginç hobileriniz var. Örneğin bir model otomobil koleksiyonunuz var.

        Türkiye'nin en büyük model otomobil koleksiyonlarından birine sahibim. 1981'den beri topluyorum. Sayısı herhalde 1500'e yakındır. Edebiyat ve şiir tutkunuyum. Nazım Hikmet fanatiğiyim. Perküsyon çalıyorum.

        Perküsyona nasıl merak saldınız?

        Ritimli sazlara karşı çok ilgim vardı. Önce basit bir kursa gittim kesmedi, sonra özel ders aldım o da kesmedi. Sonra arkadaşlarla küçük bir grup kurduk, orada çalmaya başladım. Şimdi evde tesisatım var, devamlı çalıyorum. Ama kafamın bir tarafında şu var: Bir gün grubumla müzik yapmak istiyorum. Hayatta en çok sevdiğim bir şey, benim için hayatımın ritmi.

        Gelelim Galatasaray tutkunuza. Galatasaray yüzünden ağladığınız zamanları da biliyorum. Tıraş bile olmazsınız o günlerde...

        Amcamın oğlu Abdullah Denizer beni Galatasaraylı yaptı. O fanatikti. Ben ondan da fanatik oldum. Yenildiğimiz zaman işe gitmiyorum, telefonlarımı kapatıyorum. Çaresi olmayan bir hastalık.

        Ne olacak bu Galatasaray'ın hali.

        Ben de sana soruyorum. Ne olacak bu takımın hali? Yeni stadyumda ne yapacağız?

        İşe eleman alırken tuttuğu takımı soruyormuşsunuz?

        İnsan kaynakları departmanı hangi takımı tuttuğunu soruyordu ama artık yapmıyoruz. Şu anda yaklaşık 750 çalışan arasında da çok sayıda Fenerbahçeli var.

        Galatasaraylı değilse işe almıyordunuz, öyle mi?

        Aynen öyle.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ