Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Ekonomi Para Başbakan Erdoğan Dünya Ekonomik Forumu'nda konuşuyor - Makro Ekonomi Haberleri

        HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ/CANLI YAYIN

        Türkiye'de ilk kez düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu İstanbul'da başladı.

        Swissotel'de düzenlenen forum'a Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile AB Bakanı Egemen Bağış da katılıyor.

        İki gün sürecek Dünya Ekonomik Forumu Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Zirvesi, 1971 yılında İsviçre'nin Genova kentinde kurulan organizasyonun 42 yıllık tarihinde en geniş coğrafyayı kapsayan özel zirve olması sebebiyle bir ilk.

        Dünya Ekonomi Forumu'nun İstanbul toplantısına 70 farklı ülkede toplam 1100 katılımcı kayıt kayıt yaptırdı. Azerbaycan, Gürcistan ve Tunus'un aralarında bulunduğu 20 ülkeden en yüksek seviyede yaklaşık 50 hükümet temsilcisi toplantıya katılıyor.

        İki gün boyunca sürecek oturumlara dünyanın dört bir yanından 650 iş dünyası temsilcisi, 180 Üst Yönetici katılacak. Toplantıya ayrıca 70 farklı ülkeden toplam 80 genç küresel liderin katılımı olacak.

        Forum'da Başbakan Erdoğan açılış konuşmasına başladı. Erdoğan, konuşmasının bir bölümünde, 3.5 yıl önce İsrail Cumhurbaşbakanı Şimon Peres ile yaşadığı tartışma sonrasında toplantıyı terk etmesine neden olan Filistin Meselesi'nde yine bahsetti ve bu meselenin Ortadoğu Barışı'nın önündeki en önemli engellerden biri olduğunu söyledi...

        BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN KONUŞMASI

        Tayyip Erdoğan, "Türkiye son derece somut bariz bir örnek, yakın tarihe bakıldığında aktif dış politikası ve demokratikleşmenin hız kazandığı dönemlerin ekonomiyi desteklediği görüşülmektedir. İçine kapanan bir dış politika anlayışına sahip olduğu bölgesel meselelerde Türkiye ekonomisini yükseltememiştir. Refah düzeyini yükseltememiştir. Türkiye'nin içinden geçtiği süreç belli noktalarda genel manada bölgemizdeki tüm ülkelere örnek teşkil edecek bir ülkedir. Türkiye son 10 yıl içinde yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 5.3 olma başarısını göstermiş. Küresel ekonomik kriz de dikkate alındığında bu büyüme önemli bir başarıdır. 2011 yılında Türkiye, Çin'den sonra en fazla büyüyen ülke. Ekonomisini yüzde 8.2 büyütmüştür. 230 milyar dolar milli gelir 772 milyar dolara ulaştı milli gelir 3 kat büyüdü. Dış ticaret hacmi 2002'de 88 milyar dolar 376 milyar dolara yükselerek 4 kattan fazla yükseldi. Tüm ekonomik göstergelerimiz ekonomik krizin seyrettiği 2009 yılında gerileme gösterse de şimdi bu durumu aşmış durumdayız krize rağmen."

        "IMF İLE BORÇ ANLAŞMASI YAPMADIK"

        "IMF ile bir borç anlaşması yapmadan atlattığımızı ifade etmek istiyorum. 2002'de 23,5 milyar dolarken bugün 1.7 milyar dolara indi bu borç"

        Başbakan Erdoğan;

        "Dün itibariyle merkez bankasının döviz rezervi 92 milyar dolar. Ülke içinde istikrar ve güvenin eseri olduğu kadar aktif ve barışçı bir politikanın eseridir. Türkiye 10 yıllık iktidar döneminde istikrar ve güveni zedeleyecek her adımdan büyük bir hasasiyetle kaçındı. Mali disiplin ve para politikalarından asla taviz verilmedi. Bu tecrübe bölge ülkeleri açısından değil başta Avrupa olmak üzere örnek teşkil edecek bir ülkedir. 10 yıllar boyunca ertelenen reformları bankacılık, finans, kamu maliyesi özellikle de sosyal güvenlikte çok büyük reformlar yaptık. Yatırımların teşviki için cesur adımlar attık yoğun şekilde istişare ettik. Milletimizden hiç bir şey gizlemedik tam şeffaflıkla ekonomiyi idare ettik. İş adamlarımızın ulaştığı her ülkeye bizler de ulaştık. Biz iş adamlarımızın önünde yollar açtık. Hem ticaret hem yatırım alanımızı dünya safında genişlettik. Türkiye, Çin'den sonra ikinci sırada olduğunu alınlarının akıyla tamamladıklarını belirtmek isterim."

        "ÜLKELERİN İÇİŞLERİNE KARIŞMA GİBİ BİR NİYETİMİZ YOK"

        "Türkiye'nin son 10 yılda elde ettiği başarı dış politikada aktif çok boyutlu başarı eksenli gayretlerinin neticesi. Dayanışmanın nasıl sevindirici sonuçlar doğurduğunu yaşayarak gösterdik. Türkiye olarak ne yanı başında olan ne de uzak olan ülkelerin içişlerine karışma gibi bir niyetimiz olmadı. Bu bölgedeki her ülkenin istikrarı, refahı, huzuru bölgedeki istikrarın barışı ve huzuruna bağlıdır."

        BÖLGENİN HUZURUNU FİLİSTİN MESELESİ TEHDİT EDİYOR

        "Bir ülkenin sorunu diğer ülkeyi çok ama çok yakından ilgilendiriyor. Bizim Türkiye olarak bölgesel meselelerde inisiyatif almamız, kimi zaman ses yükseltmemiz birilerinin içişlerine karışmak değil bu özen gösteren hassasiyete dikkat çekmektir. Filistinlileri çok önemsiyoruz ama aynı zamanda Filistin meselesini bölgenin huzurunu tehdit eden en önemli mesele gördüğümüz için oraya dikkat çekiyoruz.

        İran meselesinde yiner aynı duruşu sergiledik. Yeni bir krizin bütün bölgeyi etkileyeceğini savunduk. Ülke yöneticilerini her zaman bu talepleri dikkate almaları çağrısında bulunduk. Milletin iradesine saygı duyulması gerektiğine dikkat çektik. Asla Suriye'nin içişlerine karışmak değil Suriye'deki bu yangınınn Suriye'yi saracağını söylemek istiyoruz. 24 bin kişi mülteci olarak yaşıyor yani Suriye ile kalmıyor her ülkenin meselesi küreseldir, sorun sınırları aşıyor.

        Vicdan da küreselleşmelidir. Yaşanan son ekonomik kriz görülmedi ve nedenleri görülmeli ve ekonomi adına küresel tedbirler alınmalı. İstanbul toplantısını bu yüzden son derecece önemsiyorum. Her birinize ayrıca teşekkür ediyorum.

        Başbakan Erdoğan'ın Filistin sorununu hatırlattığı konuşmasının hemen ardındansa Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın kürsüye geldiği dikkat çekti...

        FİLİSTİN DEVLET BAŞKANI ABBAS: BM'YE ÜYE OLURSAK BARIŞ ÇABALARIMIZ GÖRMEZDEN GELİNMEYECEK

        Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasının ardından Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas konuştu.

        Filistin Devlet Başkanı Abbas, "Uluslararası toplumlarla yakın işbirliğini artırmak istiyoruz. Dünyanın pek çok ülkesinde diplomatik temsilciliklerimiz var. Arap Barış Girişimi çerçevesinde adil, ortak bir çözüm şart. İsrail yapılan barış girişimlerini görmezden geliyor. Birleşmiş Milletler'e üye olursak barış çabalarımız görmezden gelinmeyecek. Arap Barış Girişimi bölgede ciddi seçenekler sunuyor. Uluslararası toplum İsrail'i çözümsüzlükten çıkmak için ikna etmeli. Daha fazla duvar inşa etmenin değil, barışı kurmanın zamanı" dedi.

        ENERJİ BAKANI TANER YILDIZ: MOTORİNDE 8-10 KURUŞ İNDİRİM GELDİ, BUNU AKARYAKIT TAKİP EDER

        Taner Yıldız; "Türkiye enerji konusunda yabancı yatırımcılar için son derece cazip. Nükleer güç santralleriyle ilgili Avrupa'da tereddütlü bir ortam varken Türkiye'nin kararlılığı konuşuluyor. Başarılı bir ekonomi forumu olacak"

        Petrol fiyatlarıyla ilgili olarak Enerji Bakanı Yıldız, "Fiyatlar düşerken değil ama yükselirken bunun çekilmiş bir lastik gibi tekrar geri geleceğini söylemiştim. Arz ve talep dengesinden kaynaklanmadığını belirtmiştim. Daha da düşer diye ümit ediyorum. Siyasi istikrarsızlık nedeniyle petrol fiyatları artış gösterdi" dedi.

        Taner Yıldız, "Motoronideki 8-10 kuruşluk indirimi benzin takip eder motorindeki fiyat dalgalanması benzinden daha hızlı hareket ediyor. Bir otomatik fiyatlama mekanizması var nu mekanizmaya göre işliyor. Ham petrol fiyatlarınını tyek başına düşmesi yeterli değil" dedi.

        hem elektrik piyasası hemde petrol borsası bizim hedeflerimiz arasında. tüketimin belli seviyelerde belli ülkeleri kapsayacak şekilde olması lazım

        Bloomberg HT'nin Dünya Ekonomik Forumu'ndan gerçekleştirdiği canlı yayında Türkiye'deki medya varlıklarıyla yakından ilgilendiği bilinen Abraaj Capital'in CEO'su Mustafa Abdel Wadood, Özlem Dalga'nın sorularını yanıtladı. Wadood, Türkiye'de sadece medya varlıklarının alımıyla ilgili olmadıklarını, diğer başka sektörlere de ilgilerinin olduğunu açıkladı.

        Abraaj CEO'su Mustafa Abdel Wadood, "Türkiye ve bölgesinde istikrar sürüyor. Sermaye çıkışından ziyade asıl zorluk piyasalardaki oynaklık. Her zaman Türkiye'ye inandık, hala fırsatlara bakıyoruz. Çok farklı sektörde yer almayı istiyoruz, medya sektörü radarımızda. Medya sektörü dışında gıda ve enerji sektörüyle ilgileniyoruz. Biz gelişmekte olan ülkelere odaklandık" dedi.

        COCA COLA COMPANY YKB MUHTAR KENT;

        Coca Cola Company Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Muhtar Kent, ''İşbirliğine dayalı bir gelecek oluşturursak hem ülkelerin kendi ekonomik istikrarı sağlanır hem de dünyanın stratejik istikrarı sağlanabilir'' dedi.

        Dünya Ekonomi Forumu Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Eş Başkanlığı görevini de yürüten Muhtar Kent, forumda basın mensuplarına açıklamada bulundu. Kent, önümüzdeki iki günün çok ilginç olacağını düşündüğünü belirterek, şöyle devam etti:

        ''Dünyamızı etkileyen ana faktörlere bakmak gerekir. Global finansal kriz, enerji, su, yabancı yatırımlar, ticaret, ekonomik entegrasyon ve sürdürülebilirlik gibi temel sorunlarla karşı karşıyayız. Ele alınması gereken çok sayıda yaratıcı faktörler var. Kurumlara duyulan güvende bir sarsılma olduğunu görüyoruz. Sosyal uyum ve yönetişime ek olarak sürdürülebilir büyümeye de önemli odak noktamız olması gerekmektedir. Bu faktörlerin hiçbiri şu anda Orta Doğu, Avrasya ve Kuzey Afrika'nın kesiştiği nokta olan İstanbul'da geldiği kadar başka hiçbir yerde gelmiyor. Burada değişim sürecinde olan bölgeler arasında bir köprü olma süreci var. İşbirliğine dayalı bir gelecek oluşturursak hem ülkelerin kendi ekonomik istikrarı sağlanır hem de dünyanın stratejik istikrarı sağlanabilir. Dünya da aynı zamanda Türkiye'nin bu süreçte çok önemli bir rol oynadığını daha da önemli bir rol oynayabileceğini kültürler ve ekonomiler arasında finansal ve ticari politikalar arasında Türkiye bir köprü oluşturabilir.''

        ''KRİZ DÖNEMİ SIRASINDA TÜRKİYE 3,7 MİLYON İSTİHDAM DÜZEYİNE ULAŞTI"

        Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Ekonomi Forumu Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Eş Başkanı Güler Sabancı da çok önemli bir dönemde düzenlenen forumun bu bölgede yapılmasının özellikle önemli olduğunu ve aynı zamanda bu bölge için toplantının bir fırsat olduğuna inandığını kaydetti.

        Güler Sabancı, ''Burada ciddi bir platform var. Sosyal ve siyasi değişikliklerle ilgili tartışmalar yapabileceğimiz bir platform. Aynı zamanda Avrupa'daki belirsizlikleri ele alabileceğimiz ve bu belirsizliklerin bölge üzerine etkilerini ele alabileceğimiz bir platform'' dedi.

        Asıl ilgilendiği konunun kadın erkek arasındaki farklara odaklanmak olduğunu dile getiren Sabancı, şunları aktardı:

        ''Bu forumun kadın erkek eşitsizliği hakkında önemli bir raporu var. Türkiye bu konuda çok iyi bir performans çıkarmıyor. Türkiye'nin katedebileceği daha çok yol var. Ancak son birkaç yıla baktığımızda özellikle kriz dönemi sırasında Türkiye'nin 3,7 milyon istihdam düzeyine ulaştığını görüyoruz. Bunun 1,5 milyonu da kadınların istihdamından oluşuyor. Bu insanı yüreklendiriyor. Ancak Türkiye'de yapılacak daha çok şey var.''

        Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgelerine bakıldığında bu bölgelerde kadınların işgücüne katılımın dünyadaki en düşük oranda olduğuna dikkati çeken Sabancı, ''Arap Baharı'nın ekonomik ve demokrasi açısından başarılı olmasını istiyorsak daha fazla kadının istihdama katılımının sağlanması gerekiyor'' diye konuştu.

        TUNUS BAŞBAKANI HAMMADİ JEBALİ: BÜTÜN DÜNYAYI TUNUS'A YATIRIMA ÇAĞIRIYORUM

        Tunus Başbakanı Hammadi Jebali, bütün dünyadaki gerek Arap, gerek Arap olmayan diğer işadamlarını Tunus'a yatırıma çağırarak, ''Bizim demokrasimize yatırım anlamında bunu yapın ve Tunus modelini destekleyin. Eğer başarılı bir Tunus modelini ortaya koyabilirsek, bu, Arap baharını yaşayan diğer ülkeler için de ilham kaynağı olacaktır'' dedi.

        Jebali, Dünya Ekonomi Forumu Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Zirvesi'nin açılış oturumunda yaptığı konuşmada, Arap baharının yaşandığı ülkelere değinerek, işsizlik ve yoksullukta büyük orandaki artışın ekonomik ve sosyal gerileme ile halklar arasında iletişimde gerilemeye, ülkeler içinde problemlerin artmasına sebep olduğunu anlattı.

        Dünyada yaşanan ekonomik krizden bu ülkelerin de çok etkilendiğini ve krizin kendileri için de kaygı verici olduğunu ifade eden Jebali, halklar arasında rol dağılımı ile sürdürülebilir kalkınma için iyi bir plan yapılması gerektiğini söyledi.

        Tunus'ta şu andaki hükümetin ekonomik ve sosyal reformları içeren bir çalışma üzerinde çalıştığını kaydeden Jebali, bunun yolsuzlukla mücadele, eskinin kalıntılarını dışarıya atan, bütün kesimleri, yoksulları, fakirleri, kırsal ve iç kesimlerde daha çok ilgi isteyen halkı da bu sürece dahil etmeyi arzu eden bir proje olduğunu, bu proje içinde gençlerin işsizlik sorununa çözüm aramaya çalışacaklarını vurguladı.

        Jebali, Tunus'un birçok yabancı yatırımcıyı çekmeyi başardığını, bunun birçok gencin istihdamını da beraberinde getirdiğini belirtti.

        Yatırım konusunda gerçekleştirdikleri çalışmalara değinen Jebali, ''Biz bir hukuk devletinin gereksinimlerini yerine getireceğiz. Yatırım genel komitesi kurarak, sadece bir gişeden bütün yatırımcıların işlemlerini görmeyi arzu ediyoruz. Bütün dünyadaki gerek Arap, gerek Arap olmayan diğer iş adamlarını Tunus'a yatırıma çağırıyorum. Bizim demokrasimize yatırım anlamında bunu yapın ve Tunus modelini destekleyin. Eğer başarılı bir Tunus modelini ortaya koyabilirsek, bu, Arap baharını yaşayan diğer ülkeler için de ilham kaynağı olacaktır'' şeklinde konuştu.

        Tunus'ta şu anda 220 bin üniversite mezunu işsiz bulunduğuna ve her yıl yaklaşık 80 bin yeni mezunun katıldığına dikkati çeken Jebali, gelecekte bilginin ekonomiye dönüştürülmesi ve stratejik araştırmalara önem verilmesi, yenilenebilir enerjide çabalar gösterilmesi gerektiğini söyledi.

        Yeni ve yapıcı kalkınma planlarının her ülke bazında ortaya konulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Jebali, bunun en önemli şartları arasında demokratik bir siyasi rejim, özgürlüklerin tanınması, bütün toplum kesimleri arasında adil bir sosyal adalet ve şeffaflık olduğunu ifade etti.

        DÜNYA EKONOMİ FORUMU BAŞKANI SCHWAB: TÜRKİYE ÖRNEK ÜLKE

        Dünya Ekonomi Forumu (WEF) Yönetim Kurulu Başkanı Klaus Schwab, Türkiye'nin laik bir demokrasiyle ağırlıklı olarak Müslüman bir nüfusu bağdaştırdığını, bunun da özellikle diktatörlükten kurtulma çabaları gösteren başka ülkelere örnek olduğunu vurguladı.

        Schwab, Dünya Ekonomi Forumu Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Zirvesi'nin açılış oturumunda yaptığı konuşmada, son birkaç yıl içinde iş dünyasının ve siyasi alanda tüm liderlerin bir dizi krizin yaşandığına tanıklık ettiklerini belirterek, bu krizlerin tüm dünyayı etkilediğini, ulusal borç sorunu, konut kredisi sorunu, Arap baharı gibi gelişmelerin dünyanın hep belirli bölgelerinde ortaya çıktığını, ancak buna rağmen küresel ekonomik ve sosyal gerçeği değiştirdiklerini, dönüştürdüklerini söyledi.

        Özellikle sahip olduğu coğrafi konumu ile benzersiz bir pozisyona sahip olan Türkiye'nin doğunun en batı, batının da en doğu kısmında yer aldığını dile getiren Schwab, ''Türkiye, laik bir demokrasiyle ağırlıklı olarak Müslüman bir nüfusu bağdaştırmaktadır. Bu da özellikle diktatörlükten kurtulma çabaları gösteren başka ülkelere örnek olmaktadır. Türkiye, ekonomik krize rağmen OECD ülkeleri içinde en hızlı büyüyen ülkedir. Bu durum da herkese umut vermektedir'' şeklinde konuştu.

        Klaus Schwab, Dünya Ekonomi Forumu'nun 42 yıllık tarihinde ilk kez bölgesel zirve düzenlediğini ve üç farklı bölgeyi içerecek toplantı gerçekleştirdiğini belirtti.

        EKONOMİ BAKANI ÇAĞLAYAN: DAHA FAZLA YATIRIM İÇİN ÇALIŞIYORUZ

        Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ''Türkiye olarak geldiğimiz seviyeyi anlamlı bulmakla beraber Türkiye'nin çok daha fazla yatırım yapılır ülke haline gelmesi için yoğun gayret içindeyiz'' dedi.

        Çağlayan, Dünya Ekonomi Forumunun ''Büyüme için açık sınırlar'' konulu panelinde yaptığı konuşmada, yapılan çalışma ülkelerin genel yapısı nüfusu coğrafi konumu ile değerlendirmek gerektiğini belirterek, Türkiye'nin geldiği seviyeyi anlamlı bulmakla beraber Türkiye'nin çok daha fazla yatırım yapılır ülke haline gelmesi için yoğun gayret içinde olduklarını söyledi.

        Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu'nun yeni dönemde çalışma biçimi ve yapısını değiştirdiklerini, kurumun üyelerinde önemli değişiklikler yaptıklarını dile getiren Çağlayan, sanayinin içinden gelmesi nedeniyle yatırımcının, sanayicinin reflekslerini yaşadığını ve bildiğini, yeni bir model ve sistem olarak Kurul ile anlayış birliği içinde olduklarını ifade etti.

        Çağlayan, önemli reformlar yaptıklarını, 10 yıl önce Türkiye'ye gelen doğrudan yatırımın yılda 1 milyar doları geçmediğini, Cumhuriyet'in kurulduğu 1923'den 2003'e 80 yılda Türkiye'ye gelen toplam uluslararası doğrudan yatırımın 14,5 milyar dolar olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti:

        ''Ancak dönemimizde siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanmasıyla beraber Türkiye'ye son 8 yılda, 80 yılda gelen doğrudan sermayenin neredeyse 8 katı yatırım geldi. Yani biz 80 yılda almış olduğumuz toplam doğrudan yatırımı her yıl almaya başladık. Şu anda Türkiye'ye gelen son 8 yıldır toplam yatırım miktarı 115 milyar dolardır. Bu bizim kısa sürede yapmış olduğunuz reformlarla Türkiye'ye olan ilgi alakayı ve bakışı pozitif olarak son derece etkilemiştir. Bu konuda önemli hukuk reformları yaptık. Bankacılık sisteminde önemli değişiklikler yaptık. Türkiye bugün sermaye ve karın serbest transfer edildiği bir ülke olmakla beraber, etkin bir hukuk sistemine sahip ve bürokrasiyi çok fazla azaltmış bir ülke. Türkiye önemli reformlar yaptığımız bir ülke. Daha eksiğimiz var mı? Tabii ki var. Şu anda Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu'nda gerek kamunun, gerek özel sektörün temsilcileriyle birlikte alınmış olan kararları yeni sistemde direkt Bakanlar Kuruluna götürüyoruz. Burada ilgili bakanlara ve bakanlıklara Başbakan'ın huzurunda verilecek görevlerle beraber bunları çok daha çabuk yapacağız.''

        ''REFORMLARI ÇOK ÇABUK ÇIKARABİLDİĞİMİZİ SÖYLEYEMEM"

        Bu noktada Türkiye'nin parlamento yapısını da iyi görmek gerektiğine işaret eden Çağlayan, ''Reformları çok çabuk çıkarabildiğimizi söyleyemem. TTK bizim için çok önemliydi. Benimle aynı yaştaydı. Biz TTK'yı geçen yıl değiştirebildik. Güçlü bir iktidar partisi olmamıza rağmen, TBMM'de yüzde 65 çoğunluğa sahip olmamıza rağmen eğer muhalefet desteği olmasaydı 1550 maddelik bu kanunu kısa sürede çıkarmak mümkün değildi'' dedi.

        Çağlayan, reformları yapmak için çok önemli hazırlıkları olduğunu, Fikri ve Sınai Mülkiyet haklarından tutun gerek hukuki, gerek ekonomik anlamda birçok alanda önemli hazırlıkları olduğunu dile getirdi.

        Parlamentonun işleyiş sürecinde muhalefet partilerinin sayıları az da olsa isterlerse süreci tıkayabildiklerini ifade eden Çağlayan, ''Yani biz Parlamentoda çoğunluk olan hükümet olmamıza rağmen, muhalefetin engeli nedeniyle kanunları zaman zaman çıkarmakta gecikebiliyoruz'' diye konuştu.

        ''TÜRKİYE SIRALAMADA 5'ER 10'AR ADIMLARLA ÇIKACAK"

        Türkiye'nin içinde bulunduğu lojistiği, coğrafi konumu ve 29 yaş ortalamasına sahip 75 milyon nüfusuyla iç pazarı kuvvetli bir ülke olduğunu ve 4 saatlik uçuş mesafesinde 56 ülkenin bulunduğu bir coğrafyada, AB'ye tam üyelik yolunda önemli açılımlar yapan bir ülke olduğunu anlatan Çağlayan, Türkiye'nin Maastricht kriterlerinde Avrupa'nın 23 ülkesinden çok daha iyi kamu borçluluğuna, 21 ülkesinden çok daha efektif bir bütçe açığına sahip olduğunu, işsizlik oranının da Avrupa'nın altında kaldığını söyledi.

        Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, şöyle devam etti:

        ''2023 hedefi Türkiye'yi dünyada ilk 10 ekonomi içine sokmak. Onun için bir taraftan mevzuatlarımızı, bir taraftan bürokratik yapımızda önemli reformlar yaparken, yatırım ve yatırımcı için çok önemli mevzuat değişikleri hazırlarken, vergi konusunda önemli değişiklikler yaparken, bir taraftan da altyapımızı, lojistiğimizi, enerji yatırımlarımızı 2023 yılına göre dizayn ediyoruz. Sadece önümüzdeki 10 yılda Türkiye 130 milyar dolarlık enerji yatırımı yapılacak bir ülke olmakla beraber, Türkiye şu anda ulaşım alanında da 110 milyar dolar yatırım yapılacak bir ülkedir. Türkiye'yi nüfusuyla ve geçmişte yaşadığı ekonomik krizlerle değerlendirdiğiniz zaman ben inanıyorum ki çok kısa süre içinde Türkiye bu sıralamada 5'er 10'ar basamaklarla çıkarak gelecektir. Etkin bir istikrar var, siyasi anlamda, ekonomik anlamda, hukuk anlamında ve Türkiye demokratik ülke olmanın getirdiği avantajlara sahip. Ben bu konuda ilerleyebileceğimizi, yaptığımız çalışmalarla ve kararlılığımızla ifade edebilirim.''

        AB BAKANI BAĞIŞ: DİYETİSYENİN KENDİSİ AŞIRI KİLOLU

        Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, ''Artık İngilizler ve Fransızlar aynı şemsiye altında yaşıyorlar. Halbuki geçmiş tarihlerinde yüzyıllarca savaşmışlardı. Bunun tek nedeni Avrupa Birliği'' dedi.

        Egemen Bağış, Dünya Ekonomi Forumu'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği süreci ile ilgili olarak şunları aktardı:

        ''Avrupa Birliği'nin çeşitli yöneticileri ile görüşürken, onlara ''Neşelenin, biz sizden çok daha kötü dönemler atlattık. Siz kendi zorlu dönemlerinizi atlattınız. Biz de atlattık. Bütün bunlar aşılacak. Maalesef şu anda bunu aşma sürecini yaşamaktayız. Bu kriz sonsuza kadar devam etmez bu kriz de sona erecektir' dediğini aktardı.

        Bağış, Türkiye'de kişi başına düşen refah oranının Avrupa'nın ve dünyanın diğer bölgelerine kıyasla çok daha yüksek olduğunu belirterek, ''Kişi başına refah derken sadece gelirden bahsetmiyorum. Gıda güvenliği, hijyen standartları geleceğe yönelik umutlar vs. çeşitli faktörler açısından durum daha iyi'' dedi.

        Avrupa ile Türkiye'yi bir araya getiren çeşitli değerlerin var olduğunu ifade eden Bağış, bu değerlerin bir sonraki nesiller için çok da doğru değerler olduğunu söyledi.

        Avrupa Birliği'nin bir barış projesi olduğunu vurgulayan Bağış, şöyle devam etti:

        ''Artık İngilizler ve Fransızlar aynı şemsiye altında yaşıyorlar. Halbuki geçmiş tarihlerinde yüzyıllarca savaşmışlardı. Bunun tek nedeni Avrupa Birliği. Ben Fransız meslektaşlarımla dalga geçiyorum; 'İngilizlerle aynı şemsiye altında yaşamayı içiniz kaldırıyor. Ama bizi kabul edemiyorsunuz öyle mi?'

        Fransa ile Türkiye'nin geçmişteki savaş sayısına bakın. İngiltere ile Fransa'nınkine bakın. Bu kriz aşılacak. Bu kriz aşıldığında da hepimizin hazır olması gerekiyor. Evet zorlu bir süreç. Evet Türkiye'nin üyelikle ilgili ümitleri siyasi belirsizliklerden biraz etkilendi. Avrupa Birliği içindeki siyasi muallak durum Türkiye'yi etkiledi. Kimi Avrupa Birliği siyasetçileri kendi ülke içi kampanyaları için Türkiye'nin üyeliğini kullanmaya başladılar. Biz Türkiye'de AB'nin bizi itmesi sayesinde çok radikal reformlar yaptık. Eskiden kimse Türkiye'de Kürt olduğunu ifade etmek istemiyordu. Şimdi devlet televizyonu 24 saat Kürtçe yayın yapıyor ya da Ermeni toplumu Akdamar kilisesinde ayinlerini yapabiliyorlar. 88 yıllık bir aradan sonra Akdamar tekrar açıldı. Ortodoks halkı da 112 yıl sonra da Sümela manastırını kullanmaya başladı. Burada ibadet edebiliyorlar.''

        Türkiye'nin gıda standartlarının da arttığını belirten Bağış, ''Şu anda çocuklarımızın oynadığı oyuncaklarla ilgili kurallarımız var. Türkiye'de üretilen bebek mamalarının hepsi AB mevzuatı sayesinde tamamen organik'' dedi.

        AB kurallarının sorun yaratan şeyler olmadığının altını çizen Bağış, şu değerlendirmede bulundu:

        ''Bazı üye devletlerin kendi reçetelerine uymamaları sorun yarattı. Diyetisyenin kendisi aşırı kilolu, damarları tıkalı, ruh hali bir iyi bir kötü, ama bu onun yazdığı reçetinin kötü olduğu anlamına gelmiyor. Reçete doğru. Biz sürece, reçeteye odaklanmalıyız. Diyetisyene diyetisyenin ruh hallerine odaklanmamalıyız.''

        BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN: CARİ AÇIĞA RAĞMEN GENEL EKONOMİK TABLO İYİ, PİYASAMIZ RAHAT

        Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, vergileri artırmayı düşünmediklerini ve düşünmeyeceklerinin altını çizerek, ''Hatta tam tersini düşünüyoruz. Örneğin fon yöneticileri, İstanbul'da faaliyet gösterirlerse gelir vergilerini sıfıra düşürüyoruz. Bunun gibi cüretkar adımları atacağız. Bu, Türkiye'yi gün geçtikçe daha cazip kılacak'' dedi.

        Babacan, Dünya Ekonomi Forumu Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrasya Zirvesi kapsamında düzenlenen ve finans merkezleri konusunun ele alındığı oturumda yaptığı konuşmada, bir ülkenin bölgesel ya da küresel bir merkez olması için güven ve istikrar olmak üzere iki önemli unsura ihtiyaç olduğunu söyledi.

        İMKB'nin gerçekleştirdiği çalışmalara değinen Babacan, bu kapsamda yeni ittifaklar oluşturulmaya çalışıldığını, İMKB'nin birçok borsa ile anlaşmalar imzaladığını, birçok borsada iştirakler oluşturmaya ve ortaklıklar kurmaya çalıştığını ifade etti.

        Birçok gelişmiş ülkede kamu borçları ve kamu açıklarının gittikçe daha fazla vergiyle sonuçlandığını, birçok Avrupa ülkesinin vergileri ve maliyetleri yükseltmeye çalıştığını belirten Babacan, şöyle devam etti:

        ''Birçok gelişmekte olan piyasa ki Türkiye buna dahil, bizim kamu açığımız düşük, borçlarımız az. Dolayısıyla vergileri artırmayı düşünmüyoruz ve düşünmeyeceğiz. Hatta tam tersini düşünüyoruz. Örneğin fon yöneticileri, İstanbul'da faaliyet gösterirlerse gelir vergilerini sıfıra düşürüyoruz. Eğer İstanbul'da işlemlerini yaparlarsa... Burada kaybettiğimiz vergi zaten çok az birşey. Bizi üzmüyor. Bunun gibi cüretkar adımları atacağız. Bu, Türkiye'yi gün geçtikçe daha cazip kılacak.''

        ''BU DEMEK DEĞİLDİR Kİ HİÇBİR EV ÖDEVİNE SAHİP DEĞİLİZ"

        Hükümet olarak sadece güvenilir ve güçlü bir zemin oluşturmakla mükellef olduklarını, maliyetleri, vergileri düşük tutmaları, altyapıya ilişkin destekler sağlamaları gerektiğini vurgulayan Babacan, ''Engelleri kaldırmalıyız ki mevcut potansiyel en yüksek seviyede kullanılsın. Bu demek değildir ki biz 'hiçbir ev ödevine sahip değiliz, herşeyi yaptık.' Tam tersine Parlamento'ya yeni gönderdiğimiz ve yakında yürürlüğe girecek sermaye piyasalarına ilişkin yasa taslağı var'' diye konuştu.

        Ali Babacan, Türkiye'deki cari açık konusuna ilişkin bir soru üzerine ise Türkiye'nin dış dengelerinin iki konudan etkilendiğini, bunlardan birinin büyüme ve iç tüketimle alakalı olduğunu, diğerinin de yapısal unsurların etkileri olduğunu söyledi.

        Söz konusu iki alanı en iyi şekilde geliştirmek ve iyileştirebilmek için 2010'da öncelikle bankacılık politikalarını güçlendirdiklerini, sıkılaştırdıklarını ve bankaların fazla borçlanmasını engellemeyi amaçladıklarını hatırlatan Babacan, ayrıca parasal politikayı devreye soktuklarını ve ekonomik faaliyeti yavaşlatan, büyümeyi daha sürdürülebilir kılan unsurları seçtiklerini anımsattı.

        Türkiye'nin 2010 ve 2011'de çok hızlı büyüdüğüne değinen Babacan, ''Ama sonra bunun sürdürülebilir olmasının zorlaştığını gördük. Sadece dış finansmanla yapılamayacağını gördük ve doğru zamanda müdahale ettik. Mühim olan budur. Yapılması gerekeni, yapılması gereken zamanda yapabilmek cesaretini gösterebilmek çok önemli. Biz, bunu son 10 yıldan beri çok kritik dönemlerde yapabildik. Hükümetlerin ve yetkili mercilerin tedbirleri iyi dönemlerde alması çok önemli'' şeklinde konuştu.

        ''SONUÇLARINI BİR GECEDE ALAMAZSINIZ"

        Türkiye'de dış dengesizlik için yapılanların artık sonuç verdiğinin altını çizen Babacan, cari açığın yüzde 10'a indiğini, bu yıl birçok analistin bunun yüzde 7-8 olmasını beklediğini, söz konusu oranın kademeli olarak daha da azalacağını ifade etti.

        Cari açığın öncelikle yapısal reformlarla halledilmesi gerektiğine dikkati çeken Babacan, ''Son 1,5 yıldır yapısal reformlarda çok büyük adımlar atıldı. Ama bunların sonuçlarını bir gecede alamazsınız. Zaman lazım'' dedi.

        Piyasaların aslında oldukça rahat olduğunu vurgulayan Babacan, ''Mali açıdan son derece temkinliyiz, son derece sıkı politikalarımız var. Merkez Bankamız son derece yetkin devreye giriyor. Hızlı, korkmadan hareket edebilen yetkili kurumlarımız var. Bunlar piyasaları rahatlatıyor. Birçok Avrupa ülkesi için eksik olan bunlar. Bütün mesele, cesaret gösterebilmek ve gereken adımı atmak. Türkiye'yi farklı kılan bu'' diye konuştu.

        ''HEP AYNAYA BAKIYORUZ, KENDİMİZİ SÜREKLİ ELEŞTİRİYORUZ"

        Türkiye'nin AB üyelik sürecine de işaret eden Babacan, AB standartlarına uyma isteklerinin hala çok güçlü, AB sürecine olan inanç ve kararlılığın çok net olduğunu vurguladı.

        Babacan, ''AB'deki günlük uygulamalar bizi çok da yakından ilgilendirmiyor, zaten çok da cazip değil. Ama günlük uygulamaları bir kenara bırakıp, AB'nin temsil ettiği ideala bakarsanız, bütün bunların Türkiye'ye sağladığı son derece kıymetli'' dedi.

        Türkiye'de demokrasinin kalitesini artırmayı, temel hakları, temel özgürlükleri, hukukun üstünlüğü, adli sistemi iyileştirmek istediklerini dile getiren Babacan, bir dış çıpa olmadan hiçkimsenin bunu yeterince hızlı yapamayacağını söyledi.

        Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ''Genel olarak AB sayesinde önümüzde hep mükemmel olmayan bir aynaya bakıyoruz. Kendimizi sürekli eleştiriyoruz. Nihai olarak AB üyesi bir Türkiye, dünyanın bütün bu bölgesi için son derece önemli bir unsur olacaktır'' diye konuştu.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ