Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Fare ile Deve Masalı

Günlerden bir gün, kendini beğenmiş bir fare ile alçak gönüllü bir deve arkadaş olmuşlar. Fare ne kadar kendisini beğenmişse deve de o kadar mutevazıymış. Fare devenin bu halinden faydalanıp devenin yularını eline alıp nereye gitse ona kılavuzluk etmiş. Tabii orman sakinleri bu duruma pek şaşırmışlar çünkü devenin neredeyse burnu kadar olan bir fare, koca devenin yularını eline almış, onu her gittiği yere götürüyormuş.

Alçak gönüllü deve, arkadaşının kalbini kırmamak için hiç itiraz etmeden ardı sıra yürüyormuş. Fare ise bu durumdan oldukça memnunmuş. Kendinden kat be kat büyüklükte olan bir deveye kendince üstünlük sağladığını düşünüyormuş. Kendiyle övünüyormuş; “Ben ne kadar da güçlü, zeki ve akıllı bir fareymişim. Kocaman deveyi yularından tutmuş gittiği her yere götürebiliyorum” diyormuş.

Farenin bu şımarık tavrı nihayet bizim devenin de dikkatini çekmiş. Farenin ormandaki hayvanlara caka satarak yürüyüşüne bir hayli öfkelenmiş ve ona güzel bir ders vermek istemiş. Çok geçmeden bir nehrin kenarına gelmişler. Fare suyu görünce durmuş, adeta ayakları kilitlenmiş. Deve fareye seslenmiş;

– Eeee fare dostum, ormanda, dağlarda, bayırlarda önümde yürüyüp bana kılavuzluk yapan sendin. Sen benim kılavuzumsun. Önden yürü ki ben de ardın sıra geleyim demiş.

Fare;
– Bu nehir benim için çok derin. Boğulmaktan korkuyorum, diye cevap vermiş.

Deve suyu derinliğini fareye göstermek için suya girmiş. Sular devenin ancak dizine kadar geliyormuş.

Deve fareye;
– “Şu kadarcık sudan mı korkuyorsun? Su ancak dizlerime kadar geliyor.” demiş.

Fare:

– Sevgili dostum, dizden dize fark var. Sen dev gibisin ben ise ufacığım. Senin dizine gelen su benim boyumu aşar.

Bu sözler üzerine deve fareye dönerek;

– O zaman kendini başkalarından üstün görme. Kendin gibi farelerle boy ölçüş, develerle, devlerle boy ölçüşme! demiş.

Fare hatasını anlamış ve deveden özür dilemiş. Bu olaylardan aldığı dersi hiç unutmamış.

Gökten üç elma düşmüş; biri masalı okuyanın başına, biri yazanın başına, biri de bu masalı dinleyenin başına…