Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Ünlü şarkıcı Gökhan Türmen, HT Magazin'den Mehmet Çalışkan'ın sorularını yanıtladı.

Gökhan Türkmen...

Daha önce benzeri görülmemiş bir sosyal sorumluluk projesine imza attı.

İki yıl önce ‘İnsanız Ayıbı Yok’ adlı şarkının dijital platformlardaki gelirini İzmir’de oluşturulan ‘Melike Turgut Ormanı’ için bağışlamıştı.

Şarkının söz yazarı Ozan Turgut’un kardeşi Melike Turgut’un anısına kurulan ormanın akıbetinin ne olduğunu öğrenmek için Gökhan Türkmen ile buluştum. Hem orman hakkında hem de müzik sektörüyle ilgili konuştuk. Ünlü olmanın çok özel bir durum olmadığını ‘Ünlüyüm diye kendimi Kaf Dağı’nda görmüyorum’ sözleriyle dile getirdi.

Sizi meslektaşlarınızdan ayıran en belirgin özelliğiniz nedir?

Kendimi farklı görmek gibi bir çabam yok ve öyle bir imaj sergilemek istemem. İşimi elimden geldiğince samimi şekilde yapmaya çalışıyorum. Elimden geldiğince alışılagelmişin dışında işler yapmanın peşine düşüyorum. Tabii ki dünyayı yeniden keşfetmiyorum. Fakat, birilerinin koştuğu yoldan ilerlemek yerine, başka yollar arayarak hareket ediyorum. Otomatiğe bağladığınız zaman bu işi endüstriyel şekilde yapmaya başlıyorsunuz ve sanattan uzaklaşıyorsunuz. Sanatın içinde her zaman keşfetmek vardır. Bir şeyleri yeniden yapmak ve keşfetmek zorundasınız. Form açısından çok farklı şeyler yapmıyorum ama farklı şarkı sözlerini tercih ediyorum. Kullandığım enstrümanların birlikte sağladığı ahenge dikkat ediyorum. Ünlüyüm diye kendimi Kaf Dağı’nda görmüyorum. Bunların beni meslektaşlarımdan farklı kılıp kılmadığını bilmiyorum ama ben böyle yaşıyorum. Ama gördüğüm kadarıyla biraz farklı kılıyor. Profesyonellik adı altında sahteciliği doğru bulmuyorum.


‘Profesyonellik adı altında sahtecilik’ ne demek?

Sürekli gülümsemeye çalışmak bana insani gelmiyor. Benim için samimiyet bu. Nasıl yaşıyorsam, kendimi o şekilde anlatmaya çalışıyorum. Şarkılarımda da onu göstermeye çalışıyorum. Şöhreti kullanmıyorum çünkü, şöhret bana sabun köpüğü gibi geliyor.

Şöhreti kullanmanın sakıncası neler olabilir ki?

Balzac’ın da dediği gibi şöhret, ancak küçücük dozlarla alındığında faydalı bir zehirdir. Birden şöhret olmadım. Sahte dostlarım olmadı. O yüzden etrafımda sahte insan yok. Bu meslekte güven çok önemli bir şey. Herkese güvenemiyorsunuz. Kimin size ne için yaklaştığını bilemiyorsunuz. O yüzden de şöhreti kullanmıyorum. Şöhret ne kadar kullanılırsa, hayat o kadar yalan olur.

Dostluklar yalan mı?

Hepsi için öyle söyleyip başkalarının ilişkileriyle ilgili ukalalık yapamam ama çok sabun köpüğü ilişki var. Alan memnun satan memnunsa beni ilgilendirmez. Ben elimden geldiğince insani duygularla yaşamaya çalışıyorum. Bu piyasada ‘Kanka’ diyebileceğim biri yok. Zaten şöhret olduktan sonra bizim sektörde böyle bir şey yaşamak çok zor. Şöhret olmadan önce arkadaşlarımla şimdi de görüşüyorum. O başka bir durum. Ama sonradan edinilen arkadaşlıkların çok sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Arada ister istemez bir duvar oluyor.


‘Kimseyi aldatmıyorum’

Müzik paylaşım sitelerindeki görüntülenme sayıları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Allah akıl fikir versin, ne diyeyim? Manipülasyon... O konudan çok sıkıldığım için girmek istemiyorum. Manipülasyonun gerçek olduğuna inanıp ona göre yaşayanları anlamıyorum. O özgüven bana uygun değil. Bu sayılara inanmak bana mantıklı gelmiyor. Bu durum bir gereklilik olabilir. Ama ona inanıp o şekilde hareket edenler bana aldatıldığımı hissettiriyor. Bazılarına inanasım gelmiyor. Oturup tek tek bakamadığım için kimseyi de yargılayamam. Bu çok ayıp bir şey. Herkesi de suçlayamam. Youtube çok fazla ziyaret edilen, gençlerin çok kullandığı bir platform olduğu için bazıları için ‘Belki olabilir’ diye de düşünüyorum. Biz kimseyi aldatmıyoruz. Bizde konsere gelenlerin sayısında bir abartı yok, kliplerin izlenme sayısında da.


‘Müziğim 'dinle-at’ değil’

Yaptığınız müziğin açılımı tam olarak nedir?

Müziği kategorize etmeyi çok sevmiyorum. Her şey birbirine girdi. Eskiden müzik türleri içinde barındırdığı enstrümanlardan, icra şeklinden anlaşılır ve birbirinden ayırt edilirdi. Şimdi rock müzik içinde etnik müzik aletleri de kullanılıyor. Dünyada da öyle. Şu an Türkiye’de yapılan ve popüler kültüre hizmet eden müziğin içinde olduğumu söyleyemem. Daha çok Batı formlarını kullanıyorum ama şarkılarımda etnik unsurlar da duyulabiliyor. Yaptığım müziği dünyada iyi şekilde yapılmaya çalışılan pop şarkılarına dönüştürmeye çalışıyorum. Müziğim geçici ya da sezonluk değil. Yapıldığından yıllar sonra da dinlenen müzik popüler değildir. ‘Dinle-at’ türünde müzik yapmıyorum. Bazı şarkılarım funk ögeler taşıyor, bazılarında brass partisyonlarından dolayı caz etkisi hissettiriyor, bazıları arabesk etkileri taşıyor.

Ormana 3 bin kaldı

Melike Turgut Ormanı’nda son durum nedir?

Şu anda 7 bin civarı ağacımız var. 3 bin ağaç daha ekildiğinde orası orman statüsüne girecek.

Sizce bir sanatçının en önemli misyonu nedir?

‘Sanatçıyım ve bir misyonum olmalı’ dememek lazım. Sanatı sanat için yapmaya çalışan, farklı kılmaya hayata ve insanlığa yön vermeye çalışan bir sanatçıya bir misyon zaten kendiliğinden yüklenir. İşte o zaman bir sanatçı çocuklar, doğa, sosyal duyarlılık adına bir şeyler yapmak ister. Sanatçı örnek olması gereken kişi değildir. Zaten örnek olan kişidir. Bunda da samimi olunmalı.

‘Melike Turgut Ormanı’ için ilk ağaç iki yıl önce dikildi.

Gökhan Türkmen’in yeni şarkısı ‘Lafügüzaf’ın klibi bir ay içinde 9 milyon kez görüntülendi.