BİR KAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ!
haber,kaynak, etkinlik, konu, yazı vb.
LİSTELE
PAYLAŞ
Haber/makale'yi paylaşmak için aşağıdaki sosyal hesaplardan birini kullabilirsiniz!

Habertürk yazarı: Kadir Kaymakçı

 

 
İnsan annesinin yasını nasıl tutar?

5 yıldır bu sorunun cevabını arıyorum. 5 yıl önce, buz gibi bir ocak sabahı, yoğun bakımın kapısından çıkarken kalbim ateşler içinde yanıyordu ve ben kendi kendime “Şimdi ben ne yapacağım?” diye soruyordum.



Hiç bilmediğim, aklıma bile getirmediğim bir duygunun elinde, daha önce görmediğim bir boşluğun içine yuvarlanırken koca dünyanın orta yerinde bir başıma, göğsüme oturan fili itmeye çalışıyordum.

Bazı kelimelerin anlamları sözlüklerden öğrenilmiyor. Başına geliyor, sürüne sürüne içinden geçiyorsun, üstün başın o 'duygu' oluyor, kalbini öğelerine ayırırken anlıyorsun ne demek olduğunu o kelimenin... Tıpkı 'çaresizlik' gibi 'yas' gibi!

5 yıldır geziyorum tozuyorum, gülüp eğleniyorum, yaşıyorum ve kimselere göstermeden olur olmaz bir yerde gelip yanıbaşıma oturan bir 'yas'la göz göze annemi hatırlıyorum.

Tıpkı dün akşam Küçükçiftlik Park'ta 15 bin kişinin orta yerinde Nick Cave'in gözlerinin içine bakarken olduğu gibi...



15 yaşındaki oğlu Arthur'un 3. ölüm yıldönümünden sadece 3 gün önce, dün akşam İstanbul'da, 'içinde geçmeyen bir his'le üzerine çöken gökyüzünü itmeye devam eden Nick Cave, sahnede şarkılarıyla “İnsan sevdiğinin yasını nasıl tutar?” sorusuna cevap verdi...

 
BİR YASI PAYLAŞTIK

Hayatımızdaki olayların tıpkı bir çanın titreşimleri gibi bugünümüze, geleceğimize, ve geçmişimize doğru yayılıp her şeyi etkilediğini söyleyen Cave, “Her şey değişiyor, hareket ediyor, akıp gidiyor. Ortada saf bir yürek var ama etrafındaki her şey kaos!” diyor.

14 Temmuz 2015'te Brighton'da bir uçurumdan düşüp ölen 15 yaşındaki oğlu Arthur'un ardından hayata dönemek için neyin yardımı olacağını söylemenin zor olduğunu belirtip ekliyor: “İnsanlar çocuğunu kaybetmenin nasıl bir his olduğunu hayal bile edemediklerini söylüyorlar. Aslında edebilirler... Birçokları yas tutmanın yalnız olması gerektiğini söylüyor. Ama ben bunun illa da böyle olması gerekmediğini öğrendim. Arthur'un ölümü sonrası özellikle sosyal medyada sevdiklerini kaybeden insanları kendi acıları ve kederlerini anlatıp acımızı paylaşmaya çalışmalarının bana ve aileme çok yararı oldu...”



25. yılının kutlayan İKSV İstanbul Caz Festivali tarihinin gördüğü belki de en özel konserde, 'sahnede devleşmek' tabirinin ne demek olduğunu herkese iliklerine kadar hissetiren bu 'acayip adam' Kanat Atkaya'nın harika tasviriyle 'bir ayinin' ortasında oğlunun yasını bizimle paylaştı bence...

En azından ben öyle hissetim bütün konser boyunca.

Kah kendisi seyircilerin arasına atladı, kah seyircileri sahneye çıkardı. Dokundu, hissetti, hissettirdi her duyguyu her notayı...

Nick Cave oğlu için söyledi, ben annem için dinledim dün akşam...

 
15 KİŞİ 15 BİN FARKLI HİS



Arthur için söylemek istediği binlerce şey varken tek bir kelime bile etmeye korktuğunu belirten Cave, İstanbul'da, milyonlarca yıldızlı gökyüzünün altında, acısını şarkılarına gömdü.

Geçen yıl The Guardian'a Arthur'un acısıyla nasıl baş ettiğini anlatırken başlangıçta bunu insanların gözleri önünde yaşamanın imkansız olduğunu düşündüğünü söylüyordu: “Saklanmayı düşündüm. Ancak yasımızı herkesle paylaşmak beni ve ailemi kurtardı. Acını kendi kendine yaşamak, kendini anılarla bir odaya kapatmak gibi hisleri anlıyorum. Ama bütün bunlar çok tehlikeli bir yanılsama ve insanın hayatını tehdit ediyor. Eşim ve ben bunu anladık...”

Konserlerinde dinleyicilerinin bir drama ortak olmasını değil ilham verici bir tecrübe yaşamalarını istedğini söylüyor: “Ben sahnede harika hissediyorum. İnsanların da bunu böyle hissetmelerini istiyorum...”



Dün akşam Küçükçiftlik Park'taki 15 bin kişinin 15 bin farklı hisle evlerine döndüğüne eminim...

Gümüşsuyu'ndan Taksim'e yürürken 5 yıldır cevabını aradığım soruya sonunda bir cevap bulduğumu hissediyordum.

Şarkıların acayip şeyler olduğunu, bir anlam kazanmak için uzun yıllar sabırla beklediklerini söyleyen Nick Cave, konserin sonunda Push The Sky Away'i söylerken, ben az ötemde 5 yıllardır peşimi bırakmayan yasın gözlerinin içine bakıp kendi kendime “İnsan annesinin yasını nasıl tutar?”sorusuna cevabımı mırıldanıyordum: “Bu yastan kurtuluşum yok; o his hep içimde bir yerlerde olmaya devam edecek. Ben sadece üzerime çöken gökyüzünü biraz daha uzağa itmeye devam ediyorum... Gökyüzünü itmenin imkansız olduğunu söyleyebilirsiniz ama en azından deniyorum. Siz de deneyin; sizi altında ezen gökyüzünü itmeye devam edin..”

 

 

YORUM YAP 0
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ
300