Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Burçin ve Burcu Ören kardeşler, spor perakende sektöründe sabah 8 akşam 5 arası çalışıyorlardı. Bir zamandan sonra şehir hayatı, stres hatta ve hatta çok severek yaptıkları işleri bile onlara yorucu gelmeye başladı. Onlar da işlerinden istifa ettiler, para biriktirmeye başladılar ve üç ay önce Asya turuna çıktılar!

Sisters Away adı altında maceralarını anlatan Burçin ve Burcu kardeşleri Kamboçya'da yakaladık, yaşadıkları heyecan dolu serüvenleri hakkında konuştuk...

- İlk olarak kendinizi anlatır mısınız? Geziye başlamadan önceki hayatınız nasıl geçiyordu?

Burçin: Spor perakende sektöründe operasyon sorumlusuydum. Haftanın 5 günü, 8.00-17.00 arası severek çalıştığım, hafta sonlarını ailem ve arkadaşlarımla geçirdiğim oldukça düzenli bir hayatım vardı. Hafta içi çok erken kalktığımdan, sadece hafta sonları sosyalleşebildiğim keyifli ancak bir o kadar da yorucu bir hayat...

Burcu: Spor perakende sektöründe yöneticiydim. Çalışma saatlerim Burçin'inkine göre biraz daha rahat olmakla beraber benim de benzer bir düzende hayatım vardı. Burçin'le Şişhane'de çok sevdiğimiz bir dairede oturuyorduk. İş, aile, arkadaşlar, spor... Üniversite son yılımda part-time olarak çalışma hayatına atıldım. Sonrasında da ara vermeden kurumsal hayatla dolu 10 yıl geçti. Son 6 yıldır hayalini kurduğum, parçası olmaktan gurur duyduğum bir şirkette ve sevdiğim insanlar ile beraber çalışıyordum.

- Seyahate çıkmaya nasıl karar verdiniz? 

Burçin: Çocukken en büyük hayalim hostes olup dünyayı gezmekti. Üniversite biter bitmez iş hayatına atıldığımdan hiçbir zaman istediğim gibi gezme şansım olmadı. Hayatımı seyahat ederek sürdürmeye 3 ay önce başladım. Sürekli yolda olma fikri ve hali başta heyecan verici olduğu kadar korkutucu da geldi. Ancak tüm korkular yola çıkana kadarmış. Her gün yeni bir şehirde, yeni bilinmezliklere uyanmak heyecan verici. Şu an yaptığımız seyahat, bir çocukluk hayali veya bir tutku olmanın dışında kendimize daha mutlu olabileceğimiz bir hayat formu bulma arzumuzla ortaya çıktı. Bunu tetikleyen şeyler de var tabii. Ülkedeki kaos, bu kaosun içinde kadın olmak, geleceğimizi görememe bir de hayatın ne kadar kısa olduğunu sorguladığımız noktada daha fazla yerimizde durmamalıyız dedik. Henüz evli ve çocuk sahibi değilken, çok büyük sorumluluklar altına girmemişken düzeni bozmak için en doğru zamandı.

Burcu: Kendimi bildim bileli şu an yaptığım şeyi yapabilmeyi diledim. Çalışma hayatım 'Kaç gün iznim var?', 'Bayramlar hafta içine mi hafta sonuna mı geliyor' hesapları ve sonrasında o tatiller için yaşayarak geçti. Hep tadı damağımda kaldı, hiç yetmeden dönüp bir sonraki tatil planı için başa sardım. Seyahati yaşam biçimine döndürme kısmı yolun çok başında olduğumuz için belirsiz çünkü biriktirdiğimiz parayı harcıyoruz ve bir gün o para bitecek. Bir de ek olarak, aslında bu düzeni de sorguladığımız bir dönem geçirdik. Çocukluğumuzdan beri hayat hep bir yarış, koşturma içinde geçti. Hep bir sonraki adım için hazırlandık, ailemiz de bize iyi bir gelecek sunabilmek için bizimle beraber yıllarca bu koşturmanın bir parçası oldular, maddi ve manevi hakkı ödenemeyecek bir ömürlük destek. İyi bir lise, üniversite ardından iyi bir iş, iyi işi buldun sonra yükselmek için defalarca kendini ispatlama çabası... Bu, Burçin'e de bana bu kadar yılın sonunda biraz fazla geldi. Herkesin hayattan beklentisi ve ondan çıkardığı anlam farklı. Biz bu döngünün dışında ne olduğunu görmek istedik.

- Seyahat öncesi maddi olarak ne gibi hazırlıklar yaptınız? Gezi için ayırdığınız bütçe nedir?

Yolculuk öncesinde 13 ay boyunca para biriktirdik. Kendi evimizi kapatıp, ailemizin yanına taşındık. Sosyalleşmeyi unuttuk diyebiliriz. Arkadaşlarımızla çok daha az görüştük. İş çıkışı kokteyllerini, hafta sonu kaçamaklarını bıraktık.
Günlük ulaşım, konaklama, yemek ve aktivite için toplamda 77 dolar harcıyoruz. Bazı günler bu rakamı aştığımız bazen de çok altında kaldığımız oluyor. Bir excel dosyamız var. Günü gününe tüm harcamalarımızı detaylı tutuyoruz.

- Aile ve arkadaşlarınızın dünyayı seyahat etme kararınıza tepkileri ne oldu?

Yola hazırlanmak maddi olduğu kadar manevi güç de gerektiriyor. Biz bu anlamda çok şanslıydık ki bu yolcululuğun hayalini kurmaya başladığımız andan itibaren başta annemiz ve anneannemiz olmak üzere tüm sevdiklerimiz bizi çok destekledi. Ne yapıyorsunuz işi gücü bırakıp diyen çıkmadı hiç.

- Yolculuğunuza ilk ne zaman ve nereden başladınız? Hangi ülkelere, hangi şehirlere gittiniz? Seyahat planınızdan bahseder misiniz?

15 Ağustos’ta yola çıktık. Endonezya ile başlayıp, Malezya, Tayland ve Laos'u gezdik. Şu anda neredeyse bir aydır Kamboçya'dayız. Önümüzdeki günlerde Filipinler'e geçeceğiz. Hatta orada annemizle buluşacağız. Bir ay boyunca o da bizimle olacak.

- En çok nereleri beğendiniz?

Her ülke, her şehir farklı bir deneyim. Java Adası'nda 2 gün arayla 2 aktif volkan gördük. Bromo ve İjen... Gecenin 2'sinde kilometrelerce yürüyüp, sonrasında kayalıklardan inerek sülfür madenine gittik. Bunlar hayallerimizin ötesinde maceralardı. Gezdiğimiz yerler içinde en az turist barındıran ve en farklı ruha sahip olan kesinlikle Java Adası'ydı.

Bunun haricinde Tayland, beklentilerimizin çok daha üstündeydi. Beklentilerimizi çok düşüp tutup gittiğimiz Tayland'da Bangkok ve Phuket hariç gittiğimiz her şehri, adayı çok sevdik. Laos'ta Luang Prabang, Malezya'da George Town, Penang UNESCO'nun koruduğu küçük ama çok güzel şehirler ve kesinlikle görülmeye değer. Kamboçya’da Angkor Wat Tapınağı'nda gün doğumundan batımına kadar dolaşmak ayrıca unutulmaz bir deneyimdi.

- Biraz da seyahat planınızdan bahseder misiniz? 

Yola çıkmadan, ilk önce hangi ülkelere gidebiliriz, yılın hangi zamanı gitmeliyiz ve yaklaşık maliyeti ne kadar olur gibi genel bir araştırma yaptık. İlk gideceğimiz yer olan Java Adası için bir haftalık rotamızı çizdik ve konaklamalarımızı ayarladık. Gerisi yolda tanıştığımız insanlardan aldığımız tavsiyeler ve sonrasında yaptığımız araştırmalar ile şekillendi. Akışına bıraktığımız zaman tahmin edemediğimiz kadar güzel yerler görmeye başladık. Hala da aynı şekilde ilerliyoruz.

Genel olarak Türk vatandaşları Asya ülkelerinde 1 aya kadar vizesiz kalabiliyor. Biz de bir yeri çok seversek en fazla 1 ay kalırız diyoruz. Genelde 3-4 günde bir şehir değiştiyoruz. Bazen yolculuğun gerçekten yorduğunu hissediyoruz. Böyle zamanlarda bir şehirde 5-6 gün kaldığımız oluyor ancak çok nadir.

"UZUN BOYUNLU KADINLARI GÖRDÜK"

- Gezerken yaşadığınız en unutulmaz ve eğlenceli anılarınızı paylaşır mısınız?

Mekong nehrinde, Laos-Kamboçya sınırında kanoya binmek inanılmaz bir deneyimdi. Bunun haricinde Laos-Kamboçya sınırını yürüyerek geçmek bu yolculukla ilgili unutulmazlar arasında. Chiang Mai-Tayland'da filleri besledik, uzun boyunlu kadınların kabilesini gördük, Batu Karas-Endonezya'da sörf yaptık, Koh Rong Adası'nda planktonlarla yüzdük. Vang Vieng-Laos'da, oldukça akıntılı bir nehirde tubing yaptık ki bu yolculuk boyunca en eğlendiğimiz günlerden biriydi. Bir de 20 gün boyunca seyahat etiğimiz arkadaş grubumuzla çıktığımız bir tekne turunda hayatımızda gördüğümüz en güzel gün batımını seyrettik. Nefes kesiciydi.

Bunlar haricinde motor kiralayıp gezmeye çıktığımız zamanlar hep adrenalin dolu oluyor. Bir keresinde Bali'nin kuzeyinde dağdan inerken frenlerimiz boşaldı. Korku dolu anlar yaşadık. 2 gün önce de neredeyse ormanda kayboluyorduk. Sonrasında gizli bir şelale bulup şelalede yüzdük.

- Olumsuz tecrübelerinizden de bahseder misiniz?

Geçtiğimiz üç ay içinde sadece bir kez gerçekten korkutucu bir olay yaşadık. Endonezya'nın Yogyakarta şehrinde dünyanın en büyük Budist Tapınağı'nda gün doğumunu izlemeye gittik. Dönüşünde Endonezya'da çok yaygın olan bir ulaşım aplikasyonundan araç çağırdık. Yolculuk esnasında şoför garip davranmaya başladı. Kapıları kilitledi. telefonla arkadaşını arayıp hoparlörden bizimle konuşturmaya çalıştı. Hiçbir şekilde İngilizce'si de olmadığından ne yapmaya çalıştığını anlayamadık. Yolun ortasında bağıra çağıra bir şekilde aracı durdurmayı başardık. Sonrasında oradaki yerli dükkan sahipleri bizi doğru otobüse bindirdi ve kaldığımız eve geri döndük. Şoförün niyeti kötü müydü yoksa dil bariyerine mi takıldık hiçbir zaman bilemeyeceğiz ama gerçekten çok korktuk. Bunun dışında iki kere, kaldığımız otellerde yatak böcekleri ile karşılaştık. Malezya'daki bir hostelde de uyarı tabelasını göz ardı edip odamıza yemek getirdik. Sonrasında odamızı bir fındık faresiyle paylaşmamız gerekti.

Bir de iki kere farklı şehirlerde denememize rağmen Vietnam vizesini Kamboçya'dan alamadık. Kamboçya'daki Vietnam Konsolosluğu'ndan Türklere vize vermeyi durdurduklarını söylediler. Hiç bir açıklama yapmamakla beraber, başvurmamıza bile izin vermediler. Normalde tüm dünyaya vatandaşları için vize süreci 2 gün sürerken, başvurumuzu almaları durumunda bizim için sürecin en az 7 gün olduğunu söylediler. Bir de çok nazikçe başvurmayın, paranız boşa gitmesin, vizeyi vermeyiz dediler. Bu yaşadığımız en büyük hayal kırıklığıydı bizim için.

- Seyahat sırasında asla yapmam dediğiniz bir şey var mı? 

Seyahate çıkmadan önce 'asla yatakhanelerde kalmayacağız' demiştik. Bir buçuk ay boyunca hep iki kişilik, özel banyolu odalarda kaldık. Ardından biraz daha ucuz olması için ortak banyolu odalara geçtik. İkinci ayımızda Laos'ta Vang Vieng şehrinde, bir arkadaşımızın tavsiyesi üzerine bir hostelin 6 kişilik yatakhanesinde kaldık ve sonrasında tüm seyahatimizin seyri değişti diyebiliriz. Bunun haricinde bu yolculuğa çıkma sebeplerimizden biri de çevrelendiğimiz toplumsal kalıpların dışına çıkabilmekti. O yüzden asla 'asla' dememeyi öğrenmeye çalışıyoruz...

- Hangi ulaşım araçlarını tercih ediyorsunuz? Bir yerden bir yere nasıl gidiyorsunuz?

Gezdiğimiz ülkeye göre seçtiğimiz ulaşım araçları değişiyor. Endonezya'nın Java Adası'nda neredeyde her şehre trenle gittik. En konforlu ulaşım aracı olmasa da temiz ve ulaşım ağı çok genişti. Bunun haricinde Tayland, Laos ve Kamboçya'da çoğunlukla otobüs ve minivan kullandık. Tayland ve Malezya'daki otobüsler çok konforlu ve ülkenin geniş otobanlarında yolculuk çok rahat. Kamboçya ve Laos ise tam tersi. Yolculuktan konfor beklememek gerekiyor. Ülke değiştirirken de çoğunlukla uçak kullanıyoruz.

- Biraz da konaklamadan bahseder misiniz?

Yolculuğa başladığımızda konaklayacağımız yeri seçmek için çok zaman harcıyorduk. Bütün rezervasyonlarımızı önceden internet üzerinden yapıp, oteller ile ilgili tüm yorumları okuyorduk. Bir süre sonra bu kadar zaman harcamanın anlamsız olduğunu düşünüp, tamamen akışına bırakmaya karar verdik. Genelde bir şehire gittiğimizde öncelikle en merkezi bölgeyi bulup, oradaki hostellere girip fiyat soruyoruz. Fiyat uygun gelirse odayı/yatakhaneyi kontrol edip öyle karar veriyoruz. Sırtımızda çantalarla, Asya sıcağında zaman zaman zor olabiliyor tabii ama bu halimizi seviyoruz.

Şimdiye kadar kaldığımız yerlerde yatak böcekleri, örümcekler ve farelerle karşılaştık. En ufak bir böcekten bile korkan biz, bu yolculuk sayesinde korkularla yüzleşiyoruz.

 

- Aslında iki kişi özellikle de kardeş olduğunuz için birbirinize yetiyorsunuzdur ancak gezerken yeni insanlarla tanıştınız mı? 

Abla-kardeş olmanın avantajı inanılmaz tabii. ancak seyahati güzel kılan şeylerden biri de yeni insanlarla tanışmak. Kaldığımız yatakhanelerde, yaptığımız aktiviteler sırasında, restoranlarda sürekli yeni insanlarla tanışıyoruz. Yeni insanlarla tanışmak için azıcık güler yüzlü olmak yeterli. Bir de tanışıp, bir süreliğine yola birlikte devam ettiğimiz insanlar oluyor. Seyahat ettiğin insanlar gerçek anlamda yoldaki ailene dönüşüyor. Bu sayede farklı kültürleri daha yakından tanıma şansımız oluyor.

Geçtiğimiz 20 günde Laos ve Kamboçya'nın bir kısmını 7 kişilik bir grup olarak gezdik. Amerika, İspanya, Avustralya, Almanya ve Endonezya'dan gelen, bambaşka karakterlerde 5 kişi, ayrılırken neredeyse ağlayacağımız kadar yakınımız oldular.

- Gelecek planlarınız neler? Bu seyahatten sonra ne yapmak istiyorsunuz?

Bu yolculuğa hiç bir sponsorumuz olmadan, tamamen kendi biriktirdiklerimizle çıktık. Dolayısıyla kaynaklarımız sınırlı olduğundan önümüzdeki 2-3 ay içinde Türkiye'ye dönmemiz gerekecek. Hayalimiz tabii ki yola devam edip farklı kıtaları da gezebilmek. En çok da Güney Amerika. Umarız bir yolunu bulup, gelecek hayallerimizi de gerçeğe dönüştürebiliriz.

- Yolculuk sırasında Türk gezginlerle karşılaştınız mı?

3 aydır bir çok farklı ülkeden insanla tanıştık. Ancak şimdiye kadar yolumuz sadece bir Türk gezgin ile kesişti. Dünyanın dört bir yanından tanıştığımız gezginlerin de çoğunlukla yolda karşılaştıkları ilk Türkler bizler olduk. Hatta Türk olduğumuzu duyunca şaşırıyorlar. Sosyal medya hesabı açıp yaşadıklarımızı paylaşmayı istememizin en büyük sebeplerinden biri de aslında buydu. Seyahat etmenin korkutucu olmadığını ve bunu hayatın bir döneminde de olsa deneyimlemenin ne kadar değerli bir şey olduğunu herkese anlatmak istiyoruz.

- Şu ana kadar yaşadıklarınız size neler kattı, neler öğretti?

Yolda geçen bir buçuk ayın üzerimizdeki etkilerini şimdiden görebiliyoruz. Örneğin ne kadar gülümsersek o kadar insanı gülümsetebileceğimizi öğrendik. Başlarda, özellikle turistlerin az olduğu bölgelerdeki insanların bakışlarından çok rahatsız olurken bir gülümseme ile onları da gülümsetebildiğimizi gördük. Artık daha çok gülümsüyoruz...

Normalde parayla ilgili konularda asla konuşamasak da burada çok iyi pazarlık yapmayı öğrendik. Bir de zaman kısıtlaması olmadığından daha sabırlı olmaya başladık.