Bülent Arınç'tan flaş açıklamalar
Başbakan Yardımcısı Arınç, 2014 yılının son Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulundu
HABERTURK.COM VE AJANSLAR
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, 2014 yılının son Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.
Arınç, "Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Bakanlar Kurulu toplanmasını uygun buluyoruz ve bundan istifade edebileceğimizi de ümit ediyoruz" dedi.
Öğrencilere verilen burs ve kredi miktarlarının artacağını da belirten Başbakan Yardımcısı Arınç, "Kredi ve burs miktarı 2015'te 330 liraya yükseltilecek, yüksek lisans öğrencileri 660, doktora öğrencileri 990 lira alacak" dedi.
Bülent Arınç'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları;
19 Ocak'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında Bakanlar Kurulu toplanacak. Anayasa'nın emri hükmünce Cumhurbaşkanı başkanlığında kabinenin toplanmasını uygun buluyoruz. 19 Ocak tarihini Cumhurbaşkanı ve Başbakan görüşerek birlikte belirlediler. Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Bakanlar Kurulu toplanmasını uygun buluyoruz ve bundan istifade edebileceğimizi de ümit ediyoruz.
YANAN FERİBOT
Feribot kazasında Türk vatandaşlarının tamamı salimen kurtuldu.
YETİŞTİRME YURTLARI
Son 12 yılda yetiştirme yurtlarından 16 bin 792 kişi kamuya atandı.
"UYGUN GÖRÜLDÜ, İMZALANIYOR"
Toplantıda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın da sunum yaptığını bildiren Arınç, maden kanunu üzerindeki çalışmaların tamamlandığını belirtti. Onunla ilgili geniş bir sunum yapıldığı bilgisini veren Arınç, "Uygun görüldü, imzalanıyor ve TBMM'ye sevk edilecek" diye konuştu.
Kanunda maden işçileri ve işletmecilerinin "dört gözle beklediği" bir konunun da yer aldığını ifade edenArınç, şunları kaydetti:
Soma'da yaşanan olaydan sonra Ermenek de onunla bağlantılı olarak bir kanun haline gelecek ve kömür madenlerinde çalışanlarla ilgili olumlu bazı yasa değişiklikleri yapıldı, Soma örnek alınmak suretiyle. Fakat bunlar iş verenler açısından yeni mali külfetler getirdi. Bu mali külfetler karşısında önceden sözleşme imzalanmış olanların yürürlükte kalması imkansız hale geldi. Çünkü masrafları kaldıramayacaklarını ifade ettiler, işçilerin tazminatlarını vermek suretiyle madenlerini kapattılar ve kapatacaklarını da teyit ettiler. Bu durum yeni işsizliklere yol açabilir ve maden çalıştırıcılarının ekonomik olarak zararlarını öngörebilir diyerek, hükümetimiz o kanun geçerken yapamadığı düzenlemeyi şimdi iki tarafı da tatmin edecek düzeyde bu kanun içerisine yerleştirildi. Bu maddeyle düzenlemek istediğimiz şudur: Getirilen düzenlemeler neticesinde kamu kurum ve kuruluşlarınca daha önce yapılmış ve sözleşmeleri bağıtlanmış ihalelerin sözleşmelerine bu kanun çıktıktan sonra, yani 10 Eylül 2014 tarih ve 6552 sayılı Kanun ile getirilen külfetlerin çalışma saatlerinin düşürülmesi, yeraltı maden işçisinin ücretlerinin artışı, yılık izinlerin artması gibi maliyetlerin bu ölçüde yükselmesinin karşılığında bu sözleşmeleri imzalayan iş verenlere fiyat farkı olarak ödenebilmesine imkan tanınması ve devam eden sözleşmelerin uygulanabilir olması da amaçlanmaktadır. Hakkaniyete uygun bir düzenlemeyi kısa sürede yapacağımızı ve işçilerimizin işsiz kalmayacaklarının müjdesini de vermek istiyorum.
CİZRE'DE ÇIKAN OLAYLAR
Şu anda Cizre'de olayların yaşandığı günlere hitaben olumlu noktada asayişin tamamen sağlandığını ve sükunetin avdet ettiğini söyleyebilirim. Bu olaylar, yıllardır terörden beslenenlerin, terörü bir rant olarak görenlerin eski alışkanlıklarından vazgeçmemek için ayak sürüdüklerini, PKK içerisinde derin yapılanmaların olduğunu, Çözüm Süreci'ndeki ilerlemelerin bu derin yapıları rahatsız ettiğini, son derece otoriter bir yapıya sahip olan örgütün bölge genelinde herhangi bir farklılığa, değişik bir sese ve renge de tahammül edemediklerini gösteriyor.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI
AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır'ın Bakanlar Kurulu Toplantısı'nda bilgiler verdiğini dile getirenArınç, Kişisel Verilerin Korunmasıyla İlgili Kanun Tasarısı'nın Meclis'e sevk edildiğini hatırlattı.
Tasarıyı "son derece olumlu" olarak nitelendiren Arınç, "Aynı zamanda AB müktesebatı içerisinde de yerine getirmemiz bir görevdir" dedi. Tasarıyla ilgili başta CHP Grup Başkanvekili Levent Gök'ten olmak üzere, "Tekrar toplu halde fişlemeler yapılacaktır, eski günlere dönülecektir" yönünde açıklamaların olduğunu ifade eden Arınç, şunları söyledi:
"Bu bilgisizlikten kaynaklanıyor. Kişisel verilerin korunması kanunu aslında özel hayatın gizliliğini ve şahsi bilgilerin muhafaza edilmesinin, başkalarının eline geçmemesini amaçlayan bir sistemdir. AB müktesebatı içerisinde de Türkiye'nin üzerine bir görev olarak yüklenmiştir. Kanunun içeriğine bakmadan, sevk edilme amacını dikkate almadan bunu bir 'fişleme' olarak kamuoyuna takdim etmek fevkalade yanlıştır, bu yanlışlığı ifade etmek istiyorum. Görebildiğimiz kadarıyla Grup Başkanvekili Levent Gök, 'Türkiye'yi muhaberat devletine götürür, devlet eliyle herkes fişlenir, asıl amaç muhalefeti sindirmek' gibi slogan bazı açıklamalar yapmış ve hükümeti eleştirdiğini zannetmiştir. Onlar da incelediğinde göreceği gibi biz mutlaka sevk ettiğimiz kanun tasarısının kamuoyuna yansıyan bazı yanlış haberlerin aksine bireylerin özel hayatının gizliliğini teminat altına almak amacıyla hazırlandığını söyleyebilirim. Bizim için önemli olan budur. Bugün de şikayet ettiğimiz, eksikliğini en çok hissettiğimiz konulardan birisidir. Özel hayat maalesef taarruz altındadır. Biz buna karşılık insana endeksli bir siyaseti seçmiş olan hükümet olarak özel hayatın gizliliğini teminat altına almaya çalışıyoruz."
Kanunun yürürlüğe girmesinin vatandaşların özel hayatlarının gizliliği ve korunması ile AB süreci bakamından da önemli olduğunu belirten Arınç, "Anayasa değişikliğine 2010 yılında 'Hayır' oyu verdikleri için CHP'liler, içeriğini de bilmiyorlar" dedi.
Söz konusu değişiklikle kişisel verilerin korunmasının anayasal görev haline geldiğini belirten Arınç, "Kanun kapsamında öngörülen bireylerin sağlık, etnik köken, dini inançları, özel nitelikli kişisel verilerine ilişkin herhangi bir şikayet, başvuru ve rahatsızlıklarını iletebilecekleri bir kurulun oluşturulması oldukça önemli bir adımdır. Kişisel verilerin korunmasıyla ilgili kanun, çağdaş hukuk normları içerisinde ve insanların özel hayatının korunmasını amaçlayan fevkalade olumlu bir kanun tasarısıdır. Meclisimizde öncelikli olarak görüşülecektir. Bu sırada da olumlu katkılar da yapılırsa bunlara da minnettar kalacağımızı söyleyebilirim" ifadesini kullandı.
ÖĞRENCİLERE VERİLEN KREDİ VE BURS YARDIMLARI
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, kredi ve burslarda artış yapılacağını belirterek, 2014'te aylık 300 lira olan kredi ve burs miktarının 2015'te 330 liraya yükseltileceğini, yüksek lisans öğrencilerine 660 lira, doktora öğrencilerine ise 990 lira ödeneceğini bildirdi.
KAMU AKARYAKIT ALIMLARININ RASYONELLEŞTİRİLMESİ PROJESİ
Arınç, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de sunum yaptığını belirterek, anlattığı konunun Türkiye'de bir devrim niteliğinde olacağını söyledi. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun dönüşüm kapsamında projeler açıklamaya devam ettiğini hatırlatan Arınç, şunları kaydetti:
Bunlardan bir tanesini Maliye Bakanlığımız hayata geçirecek. Bu da Kamu Akaryakıt Alımlarının Rasyonelleştirilmesi Projesidir. Burada israfı önlemek istiyoruz. Rasyonel biçimde akaryakıt kullanımını teşvik etmek istiyoruz. Kamuda akaryakıt kullanımı son yıllarda 4 ila 5 milyar arasında bir masrafı getirmektedir. Bunun ne kadar yüksek bir maliyet olduğu elbette bilinecektir. Bu politikamızın temelinde israfın önlenmesi, verimlilik artışının sağlanması, harcama programlarının önceliklendirilmesi, harcamaların kontrol altında tutulması var.
Bu kapsamda kamu kurumlarının ve harcama birimlerinin benzer veya aynı ihtiyaçları için ortak alım yönteminin yaygınlaştırılacağını bildiren Arınç, şöyle devam etti:
Kamuda ortak ihtiyaç konusu alımlar için yeni modeller geliştirilecek, merkezi tedarik ve ortak alım konusu yeniden ele alınmış olacaktır. Bugüne kadar var olan uygulamada kuruluşlar ayrı ayrı ihaleye giriyor veya limite göre doğrudan temin ediyorlar. Burada hem emek ve zaman kaybı oluyor hem de daha yüksek maliyete yol açıyoruz. Yıllara göre yakıt bütçelerimiz var, 2011'de 3,9 milyar 2012'de 4,5 milyar 2013'te 4,8 milyar, biz ortalamasını 4 ila 5 milyar olarak görüyoruz. Bu yeni modelimizde de tüm kamu akaryakıt ihtiyaçlarının toplu tedarik edilmesine yönelik bir sistem geliştirilecek, taşıt, müşteri tanıma, akıllı kart gibi elektronik sistemlerde hızlı ve kolay teminin sağlanması yoluna gidilecek. Bunun için sadece Devlet Malzeme Ofisi değil petrol satışı yapan tüm şirketler de dikkate alınmak suretiyle rekabeti geliştireceği, iskontoyu daha yükseltici bir sistem içinde akaryakıt pompa satış fiyatları üzerinden büyük bir indirim de temin edilmiş olacaktır.
MEYDAN MUHAREBESİNİN GEÇTİĞİ YERDE MİLLİ PARK
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun toplantıda tarih ve kültür açısından önemli bir projeyi gündeme getirdiğini ifade eden Arınç, "Sakarya Meydan Muharebesi'nin geçtiği yerde 138 hektar büyüklüğünde, binlerce dönüm bir arazi üzerinde biz Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı inşa edeceğiz" diye konuştu.
Önemli olarak nitelendirdiği projeyle ilgili maket halinde Bakanlar Kuruluna sunum yapıldığını bildirenArınç, projenin süratle başlanması konusunda fikirlerin bildirildiğini de sözlerine ekledi.
MİLLİ GÜVENLİK KURULU
MGK'nın gündemini belirlemek Cumhurbaşkanı'na aittir.
KOZMİK ODA ARAMASI
Bir gazetecinin "Sizin de bazı açıklamalarınız olmuştu paralel yapı noktasında. Size yönelik daha önceki suikast iddialarıyla birlikte kozmik oda konusunda bazı şüpheleriniz olduğunu söylediniz. Elinizde bir veri ya da bir bilgi mi var?" şeklindeki soru üzerine, geçenlerde bir haber kanalında bu konuyu detaylı şekilde açıkladığını aktardı.
"Neredeyse 5 seneyi bulan bir zaman sürecinde benimle ilgili olarak konuşulan bu konuda artık gına geldi" ifadesini kullanan Arınç, "Şu açıdan: O tarihten bu yana kaç tane savcının elinden geçti bilmiyorum. Neler toplandı, yeterli mi değil mi, dava niçin açılmadı veya niçin takipsizlik kararı verilmedi? Ben de sizin gibi dışarıdan takip ediyorum" diye konuştu.
Bu konuda bazı milletvekillerinin Adalet Bakanı'na sözlü, yazılı soru önergeleri verdiklerini, onlara verilen cevapların, soruşturmaların gizli olduğu, adli konularda da başka hiçbir kurum veya kişi ve kuruluşun bilgi talep etmemesi yönünde olduğunu ifade etti.
Merak etmekle birlikte bu konuya da müdahil olmadığını, olamadığını ifade eden Arınç, çünkü herhangi bir savcıyı, başsavcıyı arayarak, "bu iş ne oldu?" demesinin belki mümkün olduğunu ancak bunun yanlış anlaşılabileceğini düşündüğünü kaydetti.
Arınç, şöyle konuştu:
"Bizler kamuoyunun önünde olan insanlarız. Acaba ne söylemek istiyor, neyi öğrenmek istiyor, acaba bir talimat mı veriyor? Böyle bir dedikoduya yol açmamak için ben bu olaya bakan hiçbir savcıyı tanımam, hiçbirisiyle de görüşmem olmadı.
Şimdi 5 sene oldu. Niçin bu dava açılmadı veya niye bu dosya kapanmadı? Bunu düşündüğüm zaman içimde bir kuşku oluşuyor. Bu, sadece bende mevcut olan bir endişedir, bir tedirginliktir, bir kuşkudur. Yani Türkiye'de her olay, aradan bu kadar zaman geçtikten sonra aydınlanabilir. Bununla ilgili elde yeterli bilgilerin de olması doğaldır. Peki nedir bu başıma gelen? Eğer bu konu henüz kapanmayacaksa o zaman ben farklı düşünmeye başlıyorum. Bir devlet içindeki paralel yapılanmaların içine karıştığı bazı olaylar var. Bunların bir kısmı yargıdadır, bir kısmı soruşturmadadır ve eğer bu olay sebebiyle devletin gizli kalması gereken bilgilerine, belgelerine kozmik odanın aranması suretiyle girilmiş ve benim olayın hiç ilgisi olmayan başka konularda bir takım dokümanlar elde edilmiş ve bunlar da kullanılmış olabilir mi? Benim ismim üzerinden böyle bir soruşturmaya başlanılmış ama başka amaçlarla bu iş başka noktalara çekilmiş olabilir mi?
Bunu herkesin düşünebileceğini tahmin ediyorum ben de böyle bir kuşkuyu yaşadığımı söyledim ama umarım bu sadece bir kuşku olarak kalır ve yakın zamanda bu dosya bir şekilde kapanır. Ya dava açılmak suretiyle ya da takipsizlik kararı verilmek suretiyle. İkisine de saygı duyacağım. Yeter ki her gün dedikodu, her gün ileri geri sözler her gün yalan yanlış bir takım suçlamalar olmasın. Ben bu işin mağduru durumuna geldim. Dolayısıyla o tarihten bu yana emekli olan subaylar vardır, belki hayatını kaybetmiş insanlar vardır. Eğer bir komploya gidilmişse bu komplo benim ismim üzerinden yapılmışsa bunu affetmem mümkün değil. Ben adaletin her şeyi bütün gerçeğiyle ortaya çıkaracağına inanıyorum. İçimdeki bir kuşkuyu ifade etmiştim. Bunun ötesinde de bir bilgiye sahip değilim."
FETHULLAH GÜLEN'İN PASAPORTUNUN İPTAL EDİLMESİ: DANIŞTAYIN KARARI DOSYA OLARAK AİT OLDUĞU MAHKEMEYE GİDECEKTİR
Danıştay 10. Dairesi'nin, Fethullah Gülen'in pasaportunu iptal eden Erzurum Valiliği işlemini iptal eden Erzurum 2. İdare Mahkemesi'nin kararını bozmasıyla ilgili soru üzerine Arınç, "Erzurum İdare Mahkemesi'nin verdiği kararı Danıştay bozmuştur. Yani zamanında alınan pasaport için gerekli şartların bugün mevcut olmadığına karar vermiş. Özetle söyleyeyim: Danıştayın bu kararı, dosya olarak ait olduğu mahkemeye gidecektir. Mahkeme uyarsa ne ala, uymaz eski kararında ısrar ederse o zaman da Danıştay idare dava dairelerine gidecektir. Henüz bu kararın kesinleşmemiş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim" yanıtını verdi.
Arınç, Gülen ile ilgili Kırmızı Bülten çıkartılması konusunda gelinen son noktanın ne olduğunun sorulması üzerine ise şunları kaydetti:
"Kırmızı Bülten konusu da savcının talebiyle sulh ceza hakiminin verdiği kararlar Adalet Bakanlığımıza gönderildiğini biliyoruz ama Sayın Bakanımız henüz bu kararın kendilerine gelmediğini ifade ediyor. Ceza Muhakemesi Kanunu ve diğer ilgili mevzuata böyle bir talebin Bakanlığa ulaşması halinde yapılacak işlemler de bellidir. Bu işlemler karşısında elbette gereği en kısa sürede yerine getirilecektir."