"O kafayla mağara devrinde bile yaşanmaz"
Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, Cüppeli Ahmet Hoca ya ateş püskürdü: "Cuma günü ölürsen azap yokmuş. Peki Cumartesi ölenlerin ne suçu var?"
“Efendim aynı Hoca Efendi’nin bize bir bildirisi geldi, bütün müftülüklere yollamışlar bende var. Diyor ki siz Allah’ın çıkarmış olduğu sakalı kesmekle Allah ile harp etmiş olursunuz. Nasıl harp etmiş olursunuz? Allah yüzünüzden sakalınızı çıkartıyor, siz kesiyorsunuz. Allah tekrar çıkartıyor, siz yine kesiyorsunuz. Sen ne yapıyorsun diyor; Allah ile savaş ediyorsun diyor. Demek ki siz Allah’la harp ettiğinize göre din iman kalır mı diyor. Peki o zaman be adam sen tırnaklarını da kesme. Böylesine mantıksız, akılda izandan uzak, bilimden uzak, böylesine apık sapık şekilperest bir din anlayışları var. Bırakın efendim mağara devri bile yaşanmaz efendim o kafalarla… Elimizde öyle şeyler var ki efendim beni söyletmeyin.
Ünlü ilahiyatçı ayrıca Kuran-ı Kerim’de “kabir azabı” diye bir şey olmadığını, Cübbeli Ahmet Hoca ve benzerlerinin bu tür şeyleri uydurduklarını anlatırken şunları söyledi:
“Yok efendim Cuma günü ölürse azap yokmuş. Cumartesi ölenlerin ne suçu var, hiç böyle saçmalık olur mu? Bunların tamamı asılsızdır, uydurmadır.”
Prof. Beyaz, Edirne’de müftülük yaparken Cübbeli Ahmet Hoca’nın kendi hocası Mahmut Hoca ile birlikte kendisini bir ramazan günü ziyarete geldiklerini, bir müritlerinin babasının evine kaçan karısını almak için kendisinden yardım istediklerini söyledi ve o sırada olanları şöyle anlattı:
“Hoca efendiyle başladık yürümeye yan yana. Yürürken gidiyor birine “Hemşerim yemek yeme günahtır, cehenneme gidersin” diyor. O geçip gidiyor, bir diğerine, bir diğerine daha. Dedim ki ‘Hocaefendi böyle yapmayın, bu doğru değildir’ dedim. ‘Müftü efendi tebligattır’ dedi, ‘Hocaefendi tebligat böyle olmaz’ dedim. Derken karşıdan bir adam geliyor, omzunda bir yük var beli oldukça eğilmiş. Hamal galiba ağzında da bir sigara var. Zorlana zorlana gidiyor. Yaklaştık bu yine ‘At o sigarayı, oruç yeme günahtır’ dedi. Adam zorla doğruldu ‘Hacı baba, Hacı baba! Biz senin gibi yiye yiye ensemizi kalınlaştırmadık’ dedi, ‘Çoluğun çocuğun rızkı için çalışıyorum ben’ dedi yürüdü gitti. Ben de Hhocaefendi yapmayın böyle dedim’ koluna girdim. Bir daha yapmadı.”
Prof. Zekeriya Beyaz, Mahmut Hoca’nın çıkarttığı bir mealle ilgili olarak da şunları söyledi: “Orada ayetlerin altında yazılar var. Orada diyor ki, mesela bir insan arkadaşının karısıyla ya da bir başkasıyla zina ederse, o diyor Allah’tan tövbe etti diyelim ama bir de kul hakkı, kocanın hakkı var diyor. Eee şimdi nasıl olacak peki? Bir gün adamla konuşurken ‘Bana hakkını helal et’ derse o da ‘Tamam hakkımı helal ettim derse’ diyor, helal olur mesele de biter diyor düşünebiliyor musunuz?”
Prof. Beyaz bu tür kişilerin halk tarafından da dışlanmaları gerektiğini de söyledi. Balçiçek Pamir’in “ Çok da ilgiyle izleyenler var. Pek de dışlandıklarını sanmıyorum açıkçası” yorumu üzerine bunun nedeninin de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevini yapmamasından kaynaklandığını söyledi ve konuyla ilgili şunları söyledi:
- Neden dışlanmıyorlar ortada. Diyanet İşleri Başkanlığı diye bir şey var. Bu teşkilatın 80-90 bin kişilik bir mensubu var, üç beş bakanlığın bütçesi elindedir, görevi halkı din konusunda aydınlatmaktır.Ama yapmıyorlar. Neden bunları mercek altına alıp, 5 tane müfettiş gönderip teftiş etmiyor, rapor hazırlamıyorlar? Yalnız bunlar mı diğer tarikatlar da.”
- Göz mü yumuluyor?