İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tahliye edilen tümgeneraller Bekir Memiş ve İhsan Balabanlı ile emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 19 kişi hakkında tekrar yakalama emri çıkarıldı.

İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi üye hakimi Oktay Kuban tarafından 1 Nisan'da tahliyelerine karar verilen şüpheliler, Çetin Doğan, Engin Alan, Ali Semih Çetin, Süha Tanyeri, Bekir Memiş, İzzet Ocak, İhsan Balabanlı, Suat Aytın, Ümit Özcan, Levent Çehreli, Recep Yıldız, Ali Rıza Sözen, Mustafa Önsel, Hanifi Yıldırım, Yüksel Gürcan, Kubilay Aktaş, Musa Fariz, Bülent Tunçay ve Abdullah Zafer Arısoy'un tahliye kararına soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcıları itiraz etti.

İtirazı görüşen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti sözkonusu şüphelilerin tekrar yakalanmasına oy birliği ile karar verdi.

Bu arada, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi heyetince serbest bırakılan emekli tümgeneral Özer Karabulut'un, tekrar tutuklanması için yapılan itiraz da reddedildi.

Aynı mahkeme geçtiğimiz hafta tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildikten sonra Hakim Kuban tarafından sebest bırakılan Harp Akademileri Komutan Yardımcısı Korgeneral Yurdaer Olcan ve 3. Kolordu İç Güvenlik Tümen Komutan Tümgeneral Abdullah Dalay'ın da tutuklanmasını hükme bağladı.

"KUBAN KEYFİ DAVRANDI..."

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin verdiği kararda, eldeki belge, bilgi ve bilirkişi raporları dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesinin devam ettiği vurgulandı. Kararda hakimin tutuklama ve tahliye kararlarında takdir hakkını sınırsız, keyfi ve sorumsuz kullanamayacağı kaydedildi.

Mahkeme kararında 19 kişi hakkında tahliye kararı veren hakim Oktay Kuban'a atıfta bulunularak, 'hakim yasa ile çerçevesi çizilmiş takdir hakkını sınırsız, sorumsuz ve keyfi kullanamaz' denildi.

Mahkeme, Kuban'ın kararını somut olgularla çelişen soyut gerekçeye dayalı usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtti.

İlk tutuklama kararından sonra itiraz üzerine üç kişilik hakimler heyeti tarafından denetlenen ve kesinleşen tutuklama kararlarından sonra CMK 104/1 maddesi uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında tahliye talebinde bulunmanın mümkün olduğunu hatırlatan mahkeme heyeti, "Verilecek tahliye kararının hukuka, usule ve tutuklama tedbirinin ruhuna uygun olması için, tutuklama nedenlerinde şüpheliler lehine yeni olguların ortaya çıkması gerekir. Aksinin kabulü tutuklama tedbirinin amacına uygun düşmeyeceği gibi, ilk tutuklama kararından sonra itiraz üzerine üç kişilik hakimler heyeti tarafından denetimden geçen ve kesinleşen kararın bir gün sonrasında başka bir nöbetçi hakimlik kararıyla ortadan kaldırılması anlamına gelir ki, bu durumda hakimlik kararlarının üç kişilik heyetten oluşan ve denetim mercii olan heyet kararlarına üstünlüğü anlamına gelir. Bu da yasanın özüne ve hukukun ruhuna uygun düşmeyecektir. Aksinin kabulü, takdir hakkının kişilerin güç, nüfuz ve sosyal konumlarına göre kullanılması anlamına gelir, bu durum ise Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı ve takdir hakkının keyfiliği olarak algılanabilir." ifadesini kullandı.

İlk tutuklama kararının İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hakimliği tarafından verildiği ve bu karara yapılan itirazların aynı mahkeme heyetince reddedildiği belirtilen kararda verilen ve kesinleşen tutuklama kararlarından sonra tutuklama şartlarından şüpheliler lehine yeni olgular ve değişiklik bulunmadığı kaydedildi.

Kararda, "İlk tutuklama tarihinden bu yana, tutukluluk süresinde makul süre yönünden tartışmayı gerektirecek bir sürecin de bulunmadığı, şüphelilerin üzerine atılı eylemin CMK 100/3-a-11 maddesinde düzenlenen 'Anayasal düzeni ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan sayıldığı tüm evrak kapsamından açıkça anlaşılmaktadır." denildi.

Dosyada mevcut somut belge, bilgi, kayıt ve bilirkişi raporları dikkate alındığında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir olguların bulunduğuna dikkat çekilen kararda, nöbetçi hakim Oktay Kuban tarafından 1 Nisan'da, dosyada somut olgular ile çelişen soyut gerekçeye dayalı tahliye kararının usul ve yasaya aykırı bulunduğu belirtildi. Bu nedenle mahkeme 19 şüpheli hakkındaki tahliye kararının kaldırılmasına karar verdi ve şüpheliler hakkında yakalama emri çıkardı.

Soruşturma kapsamında ifade verdikten sonra tutuklanmaları talebiyle sevk edildikleri mahkeme tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Korgeneral Yurdaer Olcan ve Tümgeneral Abdullah Dalay hakkında da yakalama emri çıkarıldı.

İki şüpheli hakkındaki kararda şüphelilerin üzerine atılı eylemin CMK 100/3 maddesinde sayılan anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı işlenen suçlardan olduğu belirtildi.
Dosyada mevcut somut belge, bilgi, kayıt ve bilirkişi raporları dikkate alındığında kuvvetli şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunduğu vurgulandı.

Dalay ve Olcan hakkında "Türkiye Cumhuriyet yürütme organını cebren ıskat ve vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs etmek" suçundan yakalama emri çıkaran mahkeme, Özer Karabulut hakkında yapılan itirazı ise reddetti.

 KUBAN'IN TAHLİYELERİNE JET İTİRAZ GELMİŞTİ

Hatırlanacağı gibi, 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nı hazırladığı iddia edilen Kurmay Albay Dursun Çiçek'in tahliyesine imza atan 12. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hakimi Oktay Kuban, Balyoz soruşturması kapsamında tutuklu bulunan 19 subayı daha tahliye etmişti. Soruşturmayı yürüten savcılar karara itiraz etmiş ve tahliye edilenlerin tutuklanmasını istemişti.

TAHLİYE GEREKÇESİ: KEVVETLİ SUÇ OLGUSUNUN BULUNMAMASI

Tahliyelerin gerekçesi olarak, "haklarında kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunmaması, bir kısım şüphelilerin mahkemeye sevk edilmeden doğrudan serbest bırakılması, bir kısım şüphelilerin mahkemece serbest bırakılması, bir kısım şüphelilerin avukatların itirazı üzerine mahkeme heyetlerince serbest bıraklıması, tutuksuz yargılamanın yargının amacına ulaşmasına engel teşkil etmemesi, yüklenen suçun hukuki vasfının değişmesi ihtimali" gösterilmişti.

Geçtiğimiz hafta 22-29 Mart tarihleri arasında nöbetçi olan İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hakimi Oktay Kuban, 'Balyoz Darbe Planı' soruşturması kapsamında tutuklanan ve aralarında emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın da bulunduğu 19 şüphelinin avukatlarının tahliye talebini yerinde bulmuştu. Kararını akşam saatlerinde açıklayan Kuban, verdiği tahliye kararında, "Kuvvetli suç şüphesi olgusunun bulunmaması, tutuksuz yargılamanın yargının amacına ulaşmasına engel oluşturmaması, yüklenen suçların hukuki vasfının değişme ihtimalinin olması, bir kısım şüphelilerin mahkemeye sevk edilmeden savcılık tarafından doğrudan serbest bırakılması, mahkemeye sevk edilen bir kısım şüphelilerin hakimlikçe serbest bırakılması, bazı şüphelilerin avukatların itirazı üzerine mahkeme heyetlerince serbest bırakılması" gibi sebepleri gerekçe göstermişti.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektiren darbe girişimiyle ilgili "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan tutuklu bulunan 19 şüpheli, verilen tahliye kararının ardından Hastal ve Silivri cezaevlerinden serbest bırakılmıştı.

Geçtiğimiz hafta ayrıca Balyoz soruşturması kapsamında tutuklu bulunan 9 subay İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından oy çokluğuyla tahliye edilmişti. 9. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Albay Taylan Çakır, Tuğamiral Cem Aziz Çakmak, Yarbay Yusuf Kelleli'yi oy birliğiyle, muvazzaflar Tümamiral Cem Güldeniz, Konya İl Jandarma Alay Komutanı Kurmay Albay Hüseyin Özçoban, Albay Hasan Basri Aslan ve emekli askerlerden Kafes Eylem Planı'nın 1 numaralı sanığı Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü, Korgeneral Metin Yavuz Yalçın ve Tümamiral Ali Deniz Kutluk'u ise oy çokluğuyla tahliye etmişti.

BALYOZ DARBE PLANI

Taraf Gazetesi darbeye ortam hazırlamak amacıyla yeni bir eylem planı iddiasını ortaya atmıştı. "Balyoz Güvenlik Harekat Planı" adı altında "Çarşaf", "Sakal", "Oraj" ve "Suga" adı verilen planlara göre, Beyazıt ve Fatih camilerinde cuma günü bombalı saldırılar düzenlenecek, Ege'de Türk jeti düşürülecek, Ak Parti aciz gösterilmeye çalışılacaktı.

Kaos ortamı sonunda 11 sayfalık 'Balyoz planı' hayata geçirilecekti. Gazetenin haberine göre, dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan yönetimindeki askerler, darbeye direnebilecek 200 bin kişiyi stadlara doldurmayı planlıyordu. Hatta, darbe kabinesi bile hazırlanmıştı. Planda imzası bulunduğu iddia edilen Orgeneral Doğan, "TSK'da her kademede mevcut planları gözden geçirmek üzere harp oyunu, plan tatbikatı ve seminerler yapılması doğal bir uygulamadır" demişti.