Barajsız demokrasi için 454 km yürüdü
İstanbul'dan Ankara'ya yürüyen Aylin Kotil, neler yaşadığını Habertürk'e anlattı
Esra SERİM / ANKARA
Seçim barajının düşürülmesi için İstanbul’dan Ankara’ya 454 kilometre yürüyen Aylin Kotil, bugün Ankara’ya vardı. Pazartesi günü dilekçesini Meclis Başkanvekilliği’ne vermeyi planlayan Kotil, yürüyüşü boyunca neler yaşadığını Ankara sınırlarına girerken Habertürk’e anlattı.
Sağlığınız ne durumda, nasıl hissediyorsunuz?
Uzun zamandır yürüdüğüm için ayaklarım su toplamaya başladı. Biz de küçük baloncukları her akşam patlatıyorduk. Ancak geçen gün bir baktım ayağımın altı olduğu gibi su toplamış. Ayaklarım patladı. Eşim bana çok destek oluyor. Gıda takviyelerimi getiriyor. Müziklerimi hazırlıyor, kirlilerimi alıyor, temiz kıyafet getiriyor.
‘BARAJLI DEMOKRASİ OLMAZ’
Bu eyleminizin bir sonuca varacağını düşünüyor musunuz?
Bir sonuca varmak zorunda. Seçim barajı olmaya devam ettikçe demokrasi olmayacak. Biz nasıl geçmişe bakıp, “Matbaa nasıl olmaz, ne yapıyorlardı matbaa olmadan” diyorsak, bizim çocuklarımız da bundan yıllar sonra demokrasi hakkında böyle düşünecek; “Seçim barajıyla nasıl demokrasi oluyormuş” diyecekler. Seçim barajı kalkmadan demokrasiden bahsedemeyiz.
ABD’DEN DESTEKLEYEN TAKİPÇİ
Yol boyunca neler yaşadınız, tepkiler nasıl?
Halk bizi çok sıcak karşılıyor. Evlerine çağırıp yemekler yapıyorlar. Çay bahçesinde çay içiyoruz parasını almıyorlar. Twitter’da çok enteresan şeyler oluyor. Beni Amerika’dan destekleyen bir takipçim var. Bu takipçim ben sabahları yürümeye başlamadan uyumuyor. Bana her sabah güzel bir doğa manzarası fotoğrafı gönderiyor ve ben yürümeye başladıktan sonra yatıyor. İsviçre’den de bir takipçim bir günlüğüne bana destek için geldi; benimle yürüdükten sonra geri döndü.
‘EN ÇOK KÖPEĞİMİ ÖZLEDİM’
Evinize hırsız girdiğini öğrendiğinizde ne hissettiniz?
Hırsızlık olayı olduğunda telefonum kapalıydı. Eşim, Gülşen’i aradı. Çok korktum, çok özlediğim köpeğime bir şey oldu, öldü zannettim. Hırsızlık olduğunu duyduğumda çok rahatladım. Normal olduğunu düşündüm ancak daha sonra eşimle görüştüğümde aklıma başka şeyler geldi. Çünkü eşim ve benim pasaportum, eşimin fotoğraf makinesi ve iki tane yüzüğüm çalınmış. İşte o zaman normal bir hırsızlık olmadığı istemesem de aklıma geliyor.
‘ÖLEN DE SİZSİNİZ ÖLDÜREN DE!’
Gezi eylemlerine ne diyorsunuz?
Aslında çok uzun zamandır herkesin içinde biriktirdiği bir tepkiydi bu. Kendi yaşantısına müdahale edilmiş insanların tepkisiydi. İnsanların hayatına bu kadar karışılması insanlar üzerinde rahatsızlık yarattı.
Eylemlerde ölen polisin tişörtünü giydiniz...
Ölen çocukların isimlerinin yazılı olduğu tişörtler giydim, ölen polisin isminin yazdığı tişörtü giydim. Aslında şu mesajı vermek istedim; ölen de sizsiniz öldüren de. Gözleriyle bir kontakt kursalar aslında ne öldürebilecekler ne de ölecekler.