Uzmanlar Himalayalar’daki zincirleme afet riskine dikkat çekti
Nepal'de yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açan taşkının arkasındaki nedenler araştırılırken, uzmanlar iklim değişikliğinin doğrudan tetikleyici olmasa da riski artıran önemli bir faktör olduğunu belirtti. Esra Toptaş'ın haberi
Nepal’de peş peşe yaşanan felaketlerde bilanço ağırlaşırken, yüzlerce kişinin ölümüne neden olan taşkının nasıl meydana geldiği ve iklim değişikliğinin bu süreçteki rolü tartışılıyor.
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, Nepal-Tibet sınırında meydana gelen büyük taşkına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
FELAKETİN NEDENİ BUZUL-KAYA ÇÖKMESİ
Dursun Yıldız, ilk değerlendirmelerde olayın bir buzul gölü taşkını veya deprem kaynaklı bir afet olarak değerlendirildiğini ancak uydu görüntüleri ve sismik kayıtların incelenmesiyle daha karmaşık bir mekanizmanın ortaya çıktığını söyledi.
Yıldız, mevcut bilimsel değerlendirmelere göre olayın temel nedeninin klasik anlamda bir buzul gölünün patlaması değil, büyük ölçekli bir buzul-kaya çökmesi olduğunu belirtti.
Uydu görüntülerine dayanan ilk incelemelere göre, yaklaşık 5 bin 200 metre yükseklikteki buzulun alt bölümünden büyük bir kütlenin koparak yaklaşık 1200 metre aşağıdaki vadi tabanına düştüğünü aktaran Yıldız, bu hareket sırasında kaya ve sedimentlerin de sürüklendiğini ifade etti.
Yıldız, bu sürecin büyük bir buz-kaya çığı oluşturduğunu belirterek, ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun (USGS) ilk teknik değerlendirmesinde de olayın büyük bir enkaz çığı ve moloz akması başlattığının belirtildiğini söyledi.
DEPREM Mİ TETİKLEDİ?
Felaketin ardından meydana gelen yaklaşık 4,4 büyüklüğündeki depremin buzul çökmesini tetiklemiş olabileceği iddialarının gündeme geldiğini belirten Yıldız, sonraki sismik analizlerin farklı bir tablo ortaya koyduğunu söyledi.
Yıldız, sismik sinyalin tektonik bir depremden ziyade devasa kütle çökmesinin kendisi tarafından oluşmuş olabileceğine dikkat çekti.
Buna göre Nepal’deki taşkının en güçlü açıklaması; ısınan ve giderek kararsızlaşan yüksek Himalaya ortamında büyük bir buzul-kaya kütlesinin çökmesi, nehrin geçici olarak tıkanması ve ardından doğal setin yıkılmasıyla oluşan devasa su, çamur ve kaya dalgası olarak değerlendiriliyor.
BÖLGEDE YENİ TAŞKIN RİSKİ SÜRÜYOR
Dursun Yıldız, bölgede tehlikenin tamamen sona ermediğini belirterek, enkaz malzemelerinin nehri kapatmasıyla oluşan doğal set göllerinin büyümesi halinde yeni set yıkılması ve taşkın riskinin bulunduğunu söyledi.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ RİSKİ ARTIRIYOR
Nepal’de yaşanan felakette iklim değişikliğinin doğrudan tetikleyici olarak gösterilemeyeceğini ancak risk artırıcı bir rol oynadığını belirten Yıldız, yüksek dağ ortamlarının giderek daha kararsız hale geldiğini ifade etti.
Artan sıcaklıkların yüksek dağlardaki kaya ve buz dengesini bozduğunu aktaran Yıldız, bunun zincirleme afetlerin görülme ihtimalini artırdığını söyledi.
Yıldız, Nepal’de yaşanan olayın tekil bir doğa olayı olarak değil, giderek önem kazanan "kriyosferik afetler" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Kriyosferik afetlerin yalnızca buzul olayları olmadığını ifade eden Yıldız, kar, buz, buzul ve donmuş zemin süreçleriyle bağlantılı afetlerin bu kapsamda değerlendirildiğini söyledi.
BENZER FELAKETLER DAHA ÖNCE DE YAŞANDI
Buzul çığı ve taşkın benzeri olayların daha önce farklı bölgelerde de yaşandığını belirten Yıldız, 2021 yılında Hindistan’da, 2016’da Tibet’te, 2022’de Rusya’da, 2015’te Alaska’da ve 1970’te Peru’da benzer afetlerin meydana geldiğini aktardı.
Buzulların gerilemesinin yalnızca gelecekteki su kaynakları açısından değil, yüksek dağ vadilerindeki barajlar, hidroelektrik santraller, yollar ve yerleşimler için de yeni altyapı riskleri oluşturduğunu ifade etti.
ERKEN UYARI SİSTEMLERİ ÖNEMLİ
Bu tür felaketlerin kesin zamanının önceden belirlenmesinin zor olduğunu belirten Yıldız, ancak riskli alanların tespit edilmesi, kararsızlıkların izlenmesi ve erken uyarı sistemleriyle can kayıplarının azaltılabileceğini söyledi.
Yıldız, riskin yüksek olduğu bölgelerde uydu takiplerinin sıklaştırılması ve erken uyarı sistemlerinin kurulmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.