Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Edebiyat Haftanın Kitapları
        1

        BOŞANMA
        (Susan Taubes)

        Feminist ve modernist edebiyatın önemli temsilcilerinden Susan Taubes, aşkın ve inancın ardındaki iktidar ilişkilerini, kadın düşmanlığının görünmez biçimlerini ve bir kadının zihinsel özgürlüğe duyduğu ihtiyacı çarpıcı bir biçimde anlatığı Boşanma, Can Yayınları etiketiyle raflarda... Budapeşte’de doğan Sophie çocukluğunu orada geçirdikten sonra İkinci Dünya Savaşı öncesi babasıyla birlikte New York’a taşınır ve orada Ezra Blind’la evlenip anne olur. Zamanla eş, anne ve entelektüel kimlikleri arasında bölünen Sophie hayatı, ilişkileri ve inançları üzerine düşünürken evliliğin ondan neleri aldığını sorgulamaya başlar. Taubes, inanç, beden ve özgürlük kavramlarını keskin bir dürüstlükle irdelerken toplumsal rollerin altında ezilen bir kadının yalnızca evliliğinden değil, kendisini tüketen her kalıptan kurtulma hikâyesini anlatıyor.

        2

        SUS
        (Hande Ortaç)

        “Bir av partisinin en masumu avın ta kendisi değil midir? Avcı silah kuşanır. Ganimetinin doğal ortamına sızar. Ona hissettirmeden yaklaşmak, onu iyice görmek, aman ha görünmemek için kamuflajını kuşanır mutlak sessizlik ister. Duyulmaması mühimdir. Etrafındaki her şeyi susturur. Şşt! Av başladı bile. Kulaklarımız sağır olana kadar susalım.” İstanbul’un beton blokları arasında iki yabancı; iki ayrı hayat. Bir yanda sahte kimliklerin ardına saklanıp internet âleminde vatan savunması yapan bir trol. Diğer yanda toplumun üçüncü sayfa haberi olarak gördüğü hamile bir kadın. Yolları bir apartman dairesinde kesişiyor. Hem suç ortağı oluyorlar, hem de düşman. Hande Ortaç, İletişim Yayınları'ndan çıkan Sus’ta dijital zorbalığın karanlık ve hınç dolu odalarından kadınların görünmez kılınan hayatlarına sarsıcı bir köprü kurarken, günümüz Türkiyesi’nin nefes alış verişini, klavye tıkırtılarını her satırda hissettiriyor.

        3

        KIRIK BALONCUK
        (Philip K. Dick)

        Amerikan rüyasının karanlık kıyılarına dair sarsıcı bir anlatı niteliğindeki Kırık Baloncuk, İthaki Yayınları tarafandan ilk kez Türkçede... Gerçeklik ile yanılsama arasındaki çizgiyi sürekli sorgulayan, bilimkurgunun en önde gelen isimlerinden Philip K. Dick, Soğuk Savaş’ın ve toplumsal krizlerin gölgesinde insan doğasını mercek altına aldı. Dick’in bütün eserlerinde ortak bir tema vardı: gerçekliğin kırılganlığı, otoritelerin manipülasyonu ve bireyin kimliğini koruma mücadelesi. Kırık Baloncuk'ta 1950’lerin San Francisco’sunda yolları kesişen dört insan, hayatlarının aslında ne denli kırılgan olduğunu fark etmeye başlar. Yayın sırasında bir reklam metnini okumak istemediği için işinden uzaklaştırılan radyo sunucusu Jim, onun eski eşi Pat ve genç evli çift Art ile Rachael… Her biri kendi küçük hayal kırıklıklarıyla, yanlış kararlarla ve yarım kalmış umutlarla boğuşmaktadır...İlişkiler karmaşıklaştıkça herkesin aslında aynı şeye tutunduğu anlaşılır: Kısa bir süreliğine bile olsa huzurlu ve anlamlı bir hayat kurma umudu...

        4

        NEDENSELLİĞİN ZAMANSAL ASİMETRİSİ
        (Alison Fernandes)

        VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Alison Fernandes’in kaleme aldığı “Nedenselliğin Zamansal Asimetrisi” adlı eseri okurlarla buluşturuyor. Gündelik deneyimimizde sebeplerin her zaman sonuçlardan önce geldiğini düşünürüz. Peki bu durum nasıl açıklanabilir? Nedensellikteki bu zamansal asimetri, ne doğa yasalarının zaman açısından ne simetrik yapısından ne de zamanın kendisinde var olduğu varsayılan bir asimetriden kaynaklanıyor. Bu titiz çalışma, sebep-sonuç ilişkisinde gözlemlenen zamansal asimetriyi açıklamaya yönelik güncel ampirik yaklaşımları ele alıyor. İstatistiksel mekanik, faillik ve çatallanma asimetrisi gibi farklı açıklama modellerini inceleyen kitap, bu yaklaşımların her birinin önemli katkılar sunduğunu; ancak tek başlarına henüz tam bir açıklama sağlamadıklarını ortaya koyuyor. Görünen o ki, nedenselliğin zamansal asimetrisini anlamak, bu üç yaklaşımın birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.

        5

        KIRIK KALPLER ATLASI: İLİŞKİLERİ BİTİREN KELİMELER SÖZLÜĞÜ
        (Ramazan Ateş)

        Bir ilişkiyi bazen bir söz bitirir. Bazen ise tek bir cümle... Sessizce, derinden; kimse fark etmeden kalbin en kırılgan yerini çizer. Ramazan Ateş'in Çınaraltı Yayınları'ndan çıkına bu kitabı, ilişkilerde ve evliliklerde farkında olmadan veya bilinçli olarak söylenen, karşı tarafı derinden yaralayan ifadelerin analizini yaparken kadın ile erkeğin birbirine söylediği en yaralayıcı sözlerin kara kutusunu açıyor. Evliliklerde, ilişkilerde ve birlikteliklerde en çok kullanılan ama en fazla zarar veren ifadelerin perde arkasını gözler önüne seriyor. Bu kitap; Sözün gücünü anlamak isteyenler için... Kendini, eşini ve ilişkisini korumak isteyenler için... Konuşmanın da susmanın da bir kader yazdığını bilenler için...

        6

        FLUKE: ŞANS, KAOS, VE HAYATIN GİZLİ MANTIĞI
        (Brian Klaas)

        Bazı hayatlar planla ilerler gibi görünür. Bazı başarılar “hak edilmiş”tir. Bazı kayıplar “kaçınılmaz”dır. Ama ya hayatın gerçek motoru, sandığımız gibi disiplin ve irade değil de şans, belirsizlik ve kaossa? Brian Klaas, Okuyan Us Yayınları'ndan çıkına Fluke: Şans, Kaos ve Hayatın Gizli Mantığı adlı çarpıcı kitabında, bize en rahatsız edici soruyu soruyor: Hayatımızı gerçekten biz mi yönetiyoruz, yoksa sadece olup bitene anlam mı uyduruyoruz? Bu kitap, rastlantıyı küçümseyen “her şeyin bir nedeni vardır” ezberini dağıtıyor; yerine daha gerçekçi, daha güçlü ve çok daha özgürleştirici bir bakış koyuyor. Klaas’ın en güçlü iddiası şu: Dünya, çoğu zaman bizim onu anlattığımız kadar düzenli değil. Birçok sistem -ilişkiler, kariyerler, piyasalar, toplumlar, hatta gündelik rutinler- öngörülemez küçük değişkenlere aşırı duyarlı. Bu da şu anlama geliyor: Bir olayın sonucunu belirleyen şey, bazen o olayın büyüklüğü değil; zamanlaması. Fluke, kaosu “korkutucu bir boşluk” gibi değil, hayatın doğal işleyişi gibi ele alıyor.

        7

        SİNEZOFİ: FİLMLERLE ANLAM ARKEOLOJİSİ
        (Uğur Cumaoğlu)

        Sinema; her yönüyle kültür, ideoloji, yaşam biçimi transfer eden ve bu konuda gelişen teknoloji ile her gün daha da güçlenen bir uzmanlık alanıdır. Sinema, günümüzde artık sinema olmaktan çıktı ve beyaz perde yerini kurgusal perde ve dijital perde'ye bıraktı. Kurgusal perde ile insan ve toplum her filmle baştan kodlanırken, dijital perde ile bunu engelleyen fiziksel sınırlılıklar önemsizleşti. Böylece imkânsız görünen ne kadar ütopya varsa mümkün hale geldi ve gerçek dünya ve hayat, bu ütopya karşısında distopik bir endüstriye dönüştü...Uğur Cumaoğlu'nun Ahenk Kitap'tan çıkan kitabı, sinemanın kültür, ideoloji ve yaşam biçimi transfer eden yönlerini ele alarak filmler üzerinden bir "anlam arkeolojisi" yapmayı hedefliyor.

        8

        MİMAR SİNAN: HAYATI VE ESERLERİ
        (Reşad Ekrem Koçu)

        Reşad Ekrem’in dilinde tarih gerçek hayattandaha canlı, daha güzel, daha büyülü… Genç Sinan’ın ruhunda iki büyük ihtiras kaynıyordu: Sanatkâr ruhundan doğan yaratıcı bir ihtiras ile aynı ruhun ilham ettiği dünyayı gezip görmek ihtirası. Sinan kendisini, hemen her gün elinden düşmeyen kıymetli bir alete, perkâra benzetiyordu. Perkâr nasıl bir ayağı ile muayyen bir noktaya saplanarak diğer ayağı ile etrafı dolaşırsa, o da sanatına kuvvetle bağlanarak dünyayı görmek, dolaşmak istiyordu. Doğan Kitap'tan çıkan ve Reşad Ekrem’in Tezkiretü’l Bünyan’dan faydalanarak Mimar Sinan üzerine yazdığı iki tefrikayı bir araya getiren bu kitap, Mimar Sinan’ın hayatı, eserleri üzerine değerli bir inceleme…

        9

        ROMA MİTOLOJİSİ
        (Martin J. Dougherty)

        Kronik Kitap’ın Mitoloji Serisi’nin yeni halkası Roma Mitolojisi, 180’den fazla görsel eşliğinde Antik Roma’nın inanç dünyasını, köken hikayelerini ve kültürel hafızasını bütünlüklü bir çerçevede ele alıyor. Roma’nın yaratılış mitine dalarak ilahi ile ölümlü dünyanın iç içe geçtiği bir uygarlık olan Antik Roma’da yaşamın anlamını daha derinden kavramanızı sağlıyor. Aeneas’ın kahramanca yolculuğundan Cupid ile Psyche’nin büyüleyici aşk hikâyesine, Herkül’ün efsanevi görevlerine kadar uzanan bu metinler zamana meydan okuyan mitleri yeniden canlandırıyor. Kitap, Roma panteonunun merkezindeki Dii Consentes’ten gündelik hayatın koruyucu ruhlarına kadar uzanan geniş bir evreni incelerken, mitolojinin nasıl şekillendiğini ve zamanla nasıl dönüştüğünü de gösteriyor. Roma Mitolojisi yalnızca tanrıları ve kahramanları anlatmıyor; bir uygarlığın kendini nasıl anlamlandırdığını açıklıyor.

        10

        BOŞ SOKAKLAR
        (Michal Ajvaz)

        Görünen her zaman gerçeğin kendisi midir? Gerçekle hayal, yazıyla yaşam, görünenle saklı olan arasındaki çizgilerin silikleştiği Boş Sokaklar'da Michal Ajvaz, günlük yaşamın sıradan ayrıntılarını, sokakları, nesneleri ve sessizliği başlı başına birer anlatıcı hâline getiriyor. Bir sembolün anlamını çözmeye çalışırken, sizi dilin, imgelerin ve gerçekliğin kırılgan, geçirgen ve sürekli değişen sınırlarında dolaştırıyor. Her köşe başında yeni bir olasılık beliriyor, her boş sokak bilinmeyene açılan bir kapıya dönüşüyor. Kent arka planda duran bir mekân olmaktan çıkarak bilinç, bellek ve hayal gücünün ortak sahnesine dönüşüyor. Eriken Yayınları'ndan çıkan, 2025 yılında Çek edebiyatının en saygın ödüllerinden biri olan Jaroslav Seifert Ödülü'nü kazanan eserin her sayfası yeni çağrışımlara açılıyor, her bölüm gerçekliği sessizce sarsıyor; inandıklarınız, güvendikleriniz ya da bekledikleriniz birden çok kez altüst ediliyor.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ