Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Mehmet Çalışkan

Hande Ataizi, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olduktan sonra oyunculuk kariyerine 1993'te henüz 20 yaşındayken Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Şükran Güngör ve Suna Pekuysalile başrolü paylaştığı 'Yaz Evi' adlı diziyle başladı.
Ardından da Çolpan İlhan ve Eşref Kolçak ile birlikte 'Sahte Dünyalar'da rol aldı.

Hande Ataizi, kariyerinin henüz başında üstatlarla birlikte çalıştığı uzun soluklu iki dizide rol aldıktan sonra 1996 yapımı 'Mum Kokulu Kadınlar' adlı sinema filmiyle ülkece tanındı.
İrfan Tözüm'ün yönettiği 1996 yapımı 'Mum Kokulu Kadınlar'da canlandırdığı 'Belkis' ile izleyicileri ziyadesiyle etkilemişti.
Keza o yılki Adana Film Festivali ve Antalya Film Festivali'nin jüri üyelerini de.
Önce Adana Film Festivali'nde 'Türkan Şoray Özel Ödülü' ile 'Altın Koza', ardından da Antalya Film Festivali'nde rol arkadaşı Yasemin Alkaya ile birlikte 'En İyi Kadın Oyuncu' dalında 'Altın Portakal'ı kazandı. 

Hande Ataizi, güzelliğinin yanı sıra ilk filmiyle memleketin iki güzide festivalinden ödül kazanmasını sağlayan yeteneğiyle etkileyici bir başlangıç yaptı.  
'Mum Kokulu Kadınlar'ın ardından da birçok ünlü oyuncunun yer aldığı kalabalık kadrolu, 2 milyon 210 bin izleyici sayısıyla yılın en çok bilet kesilen filmi 'Kahpe Bizans'... 
Bu iki filmin yanı sıra o dönemlerde başta 'Ruhsar' olmak üzere rol aldığı TV dizileriyle dönem, Hande Ataizi dönemiydi.
Henüz 20'li yaşların ortasına bile gelmeden 'Yıldız' olmuştu.

Oyuncuların mimiklerinin doğallıklarını kaybetmelerine neden olan estetik operasyondan geçmelerini oldum olası anlamamışımdır. Yeteneğiyle yolun başında 'Yıldız' olan ve güzelliğiyle erkekleri peşinden koşturan Hande Ataizi'nin estetik yaptırmasını ise hiç anlamamışımdır.
O olaylı gecenin başında Hande Ataizi'ne 'Seni cidden hiç anlamıyorum. Ne gereği vardı?' diyerek bir oyuncunun estetik yaptırmasının doğru olmadığını söylemiştim. 

29 Haziran 1999...
Haftanın birkaç günü Çeşme'de birkaç günü de Bodrum'da çalışıyordum.
O sıralar, benim için haftanın Bodrum günleriydi.
Çeşme'den Bodrum'a geçmiş, otele yerleşmiştim. Hareketliliğin başlaması için çok erken saatler olmasına rağmen Kenan Doğulu'nun sahneye çıktığı ünlü gece kulübüne gittim.
Kural gereği fotoğraf makinemi girişe bıraktıktan sonra içeriye geçip bir köşede yakamozun aydınlattığı Bodrum'u seyre daldım.

Bir süre sonra Hande Ataizi geldi. Burnu sargılıydı. Estetik operasyondan geçtiğini biliyorduk ama görüntüleyememiştik. 
O dönemlerde estetik operasyonlar, günümüzde olduğu gibi sıradan değildi. Bir oyuncunun estetik yaptırması iyi bir haberdi. Hele ki Hande Ataizi gibi 'Yıldız' bir oyuncunun yaptırması haber kere haberdi.
Kulübün içinde fotoğraf çekemezdim.
Çıkışta çekecektim.
O an öyle planlamıştım ama 4 - 5 saat sonra olacakları tahmin edemezdim.  

Bir süre sonra başıma muhabirlerin hiç sevmediği bir durum geldi. Gece kulübüne gelen meslektaşım Koray İnal, bizi görünce oturduğumuz masaya ilişti.
"Bu ne şimdi? Gelmesen olmazdı sanki. Ne güzel Hande'nin estetik haberi bana özel olacaktı" diye söylenirken Koray İnal, "Sen ne diyorsun kardeşim? Hande ile gündüz saatlerinde konuştum. Yarın özel çekim yapacaktık. Çıkışta çekersin sen. Çıkışta ben de çekmek zorunda kalacağım. Benim özel iş gümledi" türünde homurdanıp durdu.
Aynı işi paylaşmak zorunda kaldığımız için Koray İnal ile köprüde karşılaşan iki keçi kıvamında atışırken Hande Ataizi, "Hayır, ben fotoğraf çektirmiyorum" demesin mi?
Hoppala...
"Vallahi Hande, kusura bakma. Çıkışta çekeceğim" dedim. Ne var ki en başından beri olay yerinde olan ben, fotoğrafı en son çeken yine ben...

Şöyle ki;
Fotoğraflarını çıkışta mutlaka çekeceğimizi söyleyince Hande Ataizi epeyce bozuldu.
Ne kadar kararlı olduğumuzu görünce çıkışta fotoğrafını çekmememizi, ertesi gün ikimize gün ışığında çektireceğini söyledi.
'Tamam' dedik.
Sohbetimize devam ederken Kenan Doğulu'nun sahneye çıkmasını bekliyorduk.  
Ta ki garsonlardan birinin yanımıza gelip "Bodrum'da ne kadar gazeteci varsa bu gece hepsi buraya gelmiş. Kapıya dayandılar" demesine kadar.
Koray İnal ile hemen koşup pencereden baktığımızda gördüğümüz manzara Hande Ataizi'ni özel olarak çekme projemizi yerle yeksan edecek türdendi.
Açıkçası, İstanbul'da bu kadar gazeteciyi bir arada çok nadiren görürdüm.

"Ben ikinizden kurtulamazken, şimdi herkes çekecek" türünde söylenen Hande Ataizi'nin morali fena bozulmuştu. Keza fotoğraflarını özel olarak çekme işi suya gömülen bizim de öyle...
Kapıdaki meslektaşlarımıza görünmeden gece kulübünden çıkmak istediğini, ertesi günü sadece ikimize fotoğraf çektireceğini yineledi.  
Ön kapıdan başka çıkış olup olmadığını sorduğumuz garsonun 'Yok' demesine itimat etmeyip ortalığı kolaçan etmek için Koray İnal ile çıkış yolu ararken tuvaletlerin olduğu bölümün hemen yanından arka bahçeye inilebileceğini gördük.
Ne var ki Hande Ataizi, 4 - 5 metreden aşağıya atlayamazdı.
Planımız şuydu; bir merdiven bulup Hande Ataizi'ni arka bahçeye indirdikten sonra gece kulübünden uzaklaştıracaktık. Böylelikle ertesi günü anlaştığımız gibi fotoğraflarını sadece ikimiz çekecektik.

Merdiven bulmak için ben gece kulübünün ambar bölümüne gittim. Koray İnal da başka yerlere bakınacaktı. Ne var ki bir merdiven bulamadan döndüğümde Hande Ataizi orada değildi.  
Tuvalette olduğunu düşünerek sahneye çıkan Kenan Doğulu'yu dinlemeye başladım.

Hande Ataizi, gerçekten de tuvaletteymiş.
Epey bir süre beklememe rağmen Hande Ataizi'nin de Koray İnal'ın da ortalıkta görünmemesi üzerine "Koray, başka bir çıkış bulup Hande'yi kaçırdı galiba. Fotoğrafları sadece kendi çekecek. Vay alçak" diye düşünürken meğer iş, çok başka yerlere varmış. 

Biz çıkış yolu ararken Hande Ataizi, gece kulübünden gizlice ayrılarak sabah ilk uçakla İstanbul'a dönmeyi planlamış. Böylelikle kapıdaki meslektaşlarımız da biz de fotoğraflarını çekemeyecektik.  
Penceresi yan sokağa açılan tuvaletten çıkmayı düşünmüş.  
Birkaç metrelik dar bir tünelin sonundaki pencereye ulaştığında oldukça yüksekte olduğunu görüp vazgeçmiş. Ne var ki dar tünelden geriye de dönememiş, orada sıkışıp kalmış.
Yoldan geçen birkaç kişinin görmesiyle gece kulübünün ön kapısında bekleyen gazeteciler durumu fark edip Hande Ataizi'ni o vaziyette görüntülemeye başlamışlar.
Koray İnal da o sıralarda kapıya yakın bir yerlerde olduğu için olaydan haberdar olup fotoğraf makinesini kaptığı gibi pencerenin altına koşmuş.

Gece kulübünün içindeki gürültüden dolayı olan bitenden haberim olmadığı için masada oturmuş, elimde telefon bir Hande Ataizi'ni bir Koray İnal'ı arıyordum.
İkisinin de açmamasıyla "Koray, başka bir çıkış bulup Hande'yi kaçırdı galiba" düşüncesi, zihnimde iyiden iyiye yer edindi.
Olayın farkına ancak garsonların koşar vaziyette tuvalete koşmasından tuhaf bir durum olduğunu anlayıp peşlerinden gitmemle varabildim.
Garsonların Hande Ataizi'nin pencereye sıkıştığını, gazetecilerin dışarıdan onu çektiklerini söylemesiyle hemen meslektaşlarımın arasına katıldım.

Garsonlar, içeriden kilitli kapıyı bir türlü açamadılar.
Hande Ataizi, aşağı - yukarı yarım saat boyunca pencereye sıkışmış bir halde beklerken garsonlar, küçük bir merdiven bulup getirdi.
Ne var ki merdivenden inmedi.
Tam itfaiyeye haber verilmesi kararlaştırıldığında garsonlar, Hande Ataizi'ni sıkıştığı pencereden zar - zor kurtarıp aşağıya indirmeyi başardı.

Herkese çok kızgındı.
Bana da fena söylendi.
Olaylı gecenin sonunda Koray İnal, Hande Ataizi'ni havaalanına götürerek sabah ilk uçağa yetişmesini sağladı.
Fotoğraflar gazetelerin ilk sayfasında yayımlanırken, olay ana haber bültenlerine de konu oldu.
Sohbetimin olduğu, zaman zaman dertleştiğim Hande Ataizi'ni o şekilde fotoğraflamak üzücüydü ama sonuçta bir ünlüydü ve benim işim fotoğraflarını çekmekti.
Bu arada, Hande Ataizi aşırı alkollü değildi.
Gece boyunca ne kadar içtiğini biz görmüştük.
Alkol, çok az içse de Hande Ataizi'ni ziyadesiyle etkiliyordu.

Hande Ataizi, olaydan birkaç gün sonra tuvaletin penceresinden kaçma girişiminin mantıklı olmadığını söylerek o anlarda duygusal bir patlamanın sonucunu yaşadığını dile getirdi. "Şimdi olsa kapıdan çıkar giderdim" görüşünü geçtiğimiz günlerde Jülide Ateş'e konuyla ilgili yaptığı açıklamada "Genelev tuvaletinden kaçarken yakalanmadım. Şimdi olsa kapıdan çıkar giderdim" sözleriyle yineledi.