Takipde Kalın!
Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
Gündem Ekonomi Dünya Spor Magazin Kadın Sağlık Yazılar Teknoloji Gastro Video Stil Resmi İlanlar

Seçim sonrası ekonomi yönetiminin ve ekonomi politikasının 180 derece değişmesinin ardından piyasa bu durum geçici mi kalıcı mı diye sormaya başladı. Bir çok uzman söylenen politik sözler ve 3 yıl ısrarla uygulanmaya çalışılan politika nedeniyle sıkı para politikası uygulayarak enflasyonu düşürme temalı yeni politikasının fazla sürmeyeceğini düşünüyordu. Derken Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası'nın yeni Başkanı Gaye Erkan öncülüğünde faiz artırımları da başladı. Artarımlar aralıksız sürdü ve son olarak yaklaşan yerel seçimlere rağmen 5 puanlık artış ile politika faizinin yüzde 40'a çıkması Türkiye'nin uzun bir süre sonra beklenen enflasyona göre de olsa reel faiz vermesini sağladı. Bu faiz artırımı piyasada 'bu politikadan çubuk dönülür' algısını da yerle bir etti. Artık yabancı yatırımcıların da 'Biz uygulanan ekonomi politikasını anlamıyoruz' dediği ve Türkiye'ye hediyesi yüksek enflasyon olan Heteredoks politikalar gitmiş yerini yabancı yatırımcıların da istediği 'rasyonel' politikaya dönüşün altı kalın çizgilerle çizilmişti.

SEÇİME RAĞMEN ARTIRIM EZBERLERİ BOZDU

İçeride ekonomi yönetiminin sıkı para politikalarını kararlılıkla sürdürmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da destek olarak algılanan açıklaması yabancı alımlarının başlayacağına yönelik beklentiyi yavaş yavaş artırmaya başladı. Hatta son günlerde bu giriş rakamlara da yansıdı. 5 puanlık faiz artımı borsada önce yükseliş getirdiyse de sonra yükselen faizin hisse senetleri piyasasına alternatif olacağına dair görüş satışın gelmesine neden oldu. Diğer yandan yükselen kredi faizinin kredili hisse alımlarının önünü kestiğini söylememiz de şart. Bu iki risk borsanın önünde duran en büyük engel olarak altı çizilmesi gereken diğer noktalar. Diğer önemli nokta ise faiz artırımlarının ekonomide büyümeyi aşağı çekip şirket karlarını azaltacağı gerçeğiydi. Fakat cesurca faiz artırımlarını getiren sıkı para politikasının ekonomiyi ne kadar örseleyeceğine yönelik belirsizlik önemliydi. Buna yönelik görüşler de çeşitliydi.

MERKEZ'İN RAPORU ENDİŞELERİ ÇOK AZALTTI

İşte bu ortamda Merkez Bankası Finansal İstikrar Raporu, Hızır gibi imdadımıza yetişti. Raporda şirketlerin ve bankaların sıkı para politikalarına karşı oldukça dayanıklı olduğu araştırması vardı. Raporda hem şirketlerin hem bankaların her türlü riske karşı kendilerini koruyabilecek kabiliyette olduğu, korkulacak bir durumun olmadığı anlatılırken şirketler borçlarının varlıklarına oranının yüzde 2.4 ile tarihi düşük düzeye indiği vurgulanıyordu. Başkan Gaye Erkan da önsözde reel sektör firmalarının likit bilanço yapıları, yüksek kârlılık ve azalan borçluluk oranları ile finansman maliyetlerindeki artış kaynaklı riskleri yönetebilecek kapasitede olduğunu yazıyordu. Erkan sağlam bilanço yapısına sahip olan bankacılık sektörünün de parasal sıkılaştırma sürecinde faiz riskini başarıyla yönettiğini, sermaye yeterlilik oranlarının yasal sınırın üzerinde olduğunu ve bankaların yeterli düzeyin üzerinde likidite tamponu bulunduğuna vurgu yapıyordu. Onlarca ekonomist ve analistin ellerindeki önemli veri seti ile yaptığı araştırma uygulanan yeni politikaların ekonomik büyümeye yönelik risklerin büyük olmayacağını gösterdiğine dair görüşleri destekledi.

Şurada Paylaş!
Yazı Boyutua
Yazı Boyutua
GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ