Habertürk'ten Kübra Par'ın sorularını yanıtlayan karikatürist Erdil Yaşaroğlu, öncesi ve sonrasıyla Türkiye'de mizahın görünümü üzerine konuştu. 

Karikatürist Yaşaroğlu'nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: 

Mizahta hakaret olduğu zaman tabii ki kızmakta haklılar. O alana işini iyi yapan mizahçı da girmek istemez. Eleştiriyi sonuna kadar yapma hakkına sahip olmak gerekir. Hakaret sınırını geçmemen lazım. Birisinin özeline girmem, kimseye hakaret etmem. Yanlış anlaşılabilecek şeyleri çizmem. Karikatür farklı anlaşılırsa sorun var. Bazen bambaşka anlaşılabiliyor. Veya bilerek kasıtlı yanlış okunabiliyor. Bize kızıyorlardı yıllarca AK Parti'yle uğraşıyorsunuz diye. Mizah iktidarın karşısındadır. Politik mizah yapıyorsan tabii ki muhalif olmak durumundasınız. Bizim için Kemal Kılıçdaroğlu da muhalefetin iktidarıdır. Genelkurmay Başkanı da askerin iktidarıdır, onu da eleştiririz. Diyanet İşleri Başkanı da bu kapsamdır. Çözüm bizde değil, sanatçı çözümü sunmaz, sorunu gösterir. Belli bir partiye karşı değiliz. Ben Kadıköy Anadolu Lisesi'nde okudum. İlk çizgilerim Martı dergisinde yayınlandı. Orada eleştirdiğim kişi okulun müdürüydü, o zaman benim iktidarım oydu. Kapıya talimat verirdi, şu kadar uzun saçları almayacaksınız diye. Şimdi CHP iktidara gelse tabii ki onunla daha çok ilgileneceğiz. Çünkü onun ağzından çıkan her söz, her icraat hepimizi etkiliyor.

İNANÇ VE DİN ÜZERİNE KARİKATÜRLER ÇİZİLMELİ Mİ?

Normalde tartışmayacağım hiçbir konuyu karikatür olarak çizmem. Danimarka'da çizilen karikatürleri arkadaşlarla inceledik, nedir ne değildir diye. Bayağı bir provokasyon vardı. Milyonlarca insanın inandığı, yüzyıllar önce yaşamış, iyiyi, sevgiyi yaymak üzere gelmiş insanı günümüz terörüne yaklaştırmaya çalışmak, İslam'la terörü bir göstermek hiç doğru bir yaklaşım değil, temeli tamamen yanlış. Çizerlere bakıyorsun, iyi çizerler, tanınmış etmiş, çizgileri, mizahları kuvvetli değil. Art niyet arıyorsun. Bir şeyleri kaşıyıp fazla mı okunalım mı? Ya da tamamen saflıktan. Avrupa'nın saf köşelerinde dünyayı görmeyen bir kesim de var.Kendi dünyalarının içinde yaşayan farkındalığı çok zayıf olan editörlerin hatası da olabilir, sonuçta yanlıştı bunlar. Bir şeyleri eleştirmek için, yanlışları göstermek için insanların başkalarına zarar vermesine yol açabilecek şey beni çok üzer, mahveder.

"KARİKATÜRE GEREKSİZ KÜFÜR KOYMAK ZORLAMA OLUR"

Mizahın içinde küfür de vardır cinsellik de vardır, pornografi de konu edilir. Bizde yapılmıyor. Mizahın konusu her şey. Biz kutuplardaki penguenlerden Avusturalya'daki Aborjinlere, Sıracevizler'de minibüsün içindeki teyzeden Adana'da kebap yiyen insanlara kadar her şeyi çiziyoruz. Cinsellik hayatımızda çok önemli bir bölümü oluşturuyor. Çok doğal konular bunlar. Nasıl işlediğin, nereden yaklaştığınla ilgili. Sadece küfür etmek yanlış ama iletişim için kullanabilmek başka. Şimdi Beyoğlu'nda iki genç sevgili el ele duruyor. Buna bir şaka yapıyorsun, okuyucu 5 saniyede bakıp geçiyor. En kolay materyalleri kullanmak gerekiyor. Küfür bunlardan bir tanesi. Ama gereksiz yere küfür koymak zorlama, işin hilesi. Bunu yapmam, yapanlardan da çok hazzetmem. Böyle bir gerçeklik var hayatımızda ama nasıl kullandığın önemli.

"MALESEF DERT OLMAYAN YERDEN MİZAH ÇIKMIYOR"

Bizim halkımızın en sevdiğim yanlarından birisi de mizahı inanılmaz derecede seviyor. Mizahçıya olan ilgi, sevgileri çok önemli. Yurt dışında da karikatürist arkadaşlarım var hiçbirinin sosyal medyada takipçileri yok. Amerika'da, İspanya'da, İngiltere'de Twitter takipçileri taş çatlasa 30 binde kalır. Bizde milyonlarca takipçi var. Bu nasıl bir ilgi, merak, sevgidir. Biz sınıfın arkasında kaynatan çocuklar gibiyiz halk olarak. Şakayı yapan çocuk vardır, hep beraber güleriz, ederiz. Öğretmen 'ne gülüyorsunuz anlatın biz de gülelim' der. Anlatırsınız anlamaz. Bir kötü tarafı var mizah yapmanın Türkiye'de. Maalesef dert olmayan yerden mizah çıkmıyor, biz de çok dert var. Bir kötü tarafı da bu dertler hiç değişmiyor. Şu anda bana bir gündem söyle ben sana onunla ilgili Penguen'in 10 sene öncesinden bir kapağını koyabilirim.

"BİZ ACAYİP ZEKİ VE AKILLI BİR HALKIZ"

Bir de ülke bizden komik. Biz dergide editörler ne yapalım diye okuyoruz. Şöyle bir haber çıkıyor. Nasıl şaka yapalım ki, kendisi çok komik. İzmit'e polisler ralli sırasında hız yapıyorsunuz diye ceza kesmişler. Komik değil mi? Sonuçta halkın içindesin ve tanıyorsun. Ben daha sıcak, girişken, konuşkanım. Herkesle tanışırım. Herkesle bir şekilde muhabbet edebilme kabiliyetim var. Sıkılmadan eğlenebilirim. O yüzden çok done ve bilgi alabiliyorsun. Sadece belgesel izlemiyorum, kadın programları da izliyorum. Siyasi programları, senin programlarını da izliyorum. Sonuçta 7-70 bir ilişki kuruyorsun. Adana'ya imzaya gidiyorsun, kebapçıya giriyorsun, takside şoförle konuşuyorsun. Farkındalığın ne kadar açık? Bununla ilgili. Kimi gider ilgilenmez, kitap okur. Mizahçının algısı her zaman açık olmalıdır. Acayip zeki, akıllı bir halkız, bu aslında göçebe kültüründen geliyor. Kader kadercilik bize zarar veren şeyler. Geçen bir kitap okudum, Amerikalı olimpiyatlara katılan sporcu 'kazanacağım, yeneceğim' diyor. Bizdeki olimpiyatlara giden sporcular 'Allah'ın izniyle kazanacağız, inşallah başarılı oluruz' der. Karşında böyle bir adam varken ne kadar şansın var. Daha birey olarak da başarıya odaklanmamız gerekir.

"İNSANLAR YAPTIĞINIZ İŞLERE GÖRE SİZİ DE ÖYLE DÜŞÜNÜYOR"

Benim çok eski karikatürlerim var wolkmen karikatürleri. Şimdiki kuşağa göstersen hiçbir şey anlamayacak. Toplumla beraber ben de değişiyorum. Kendini ne kadar kısıtladığınla ilgili, kendini sürekli yenilersen. Yaşla durmak diye bir şey yok. Yaş ilerledikçe yeni şeyler öğreniyorsun. Yaptığın mizaha göre insanlar senin de öyle olduğunu düşünüyor. Her zaman çok eğlenceli ve komik olma durumu yok. Sürekli şaka, espri üreten insanlar değiliz. Benim bir espri bulmam 2-3 saatimi alır. Sürekli espri yapan bir adam değilim.

"DERGİ TİRAJLARI DÜŞÜYOR AMA MİZAH İNTERNETTE COŞUYOR"

İnternet sayesinde mizah çok gelişmeye ve değişmeye başladı. Bir sürü iletişim başladı. Dergiler kapanıyor, azalıyor, tirajlar düşüyor diyoruz ama mizah coşmaya başladı. Bizi en çok okuyanlar kim biliyor musun? Polisler ve güvenlik görevlileri. Çok gençler. Ellerinde telefonları var. Eğleniyorlar. Biz dergi yaparken en çok 100 bin satsan, 5'le çarp 500 bin. Şimdi internetten 5 milyon insan okuyor. İnternetten dijital yayın satmak çok zor. Biz bunu Penguen'de denedik. Önce paralı yaptık, hiçbir kolay kolay çalışmadı. Çok kaçak var. Çalıp hesabına koyabiliyor. Sen sevdiğin bir şeyi paylaş hiçbir sorun yok ama dergilerden karikatürleri araklayıp kendine web sitesi yapıp reklamlarla doldurunca iş bize zarar vermeye başlıyor.

"ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇTE DİJİTAL YAYINLARA AŞİNA OLACAĞIZ"

Bizim meslek biten meslek değil, yorgancılık, mahyacılık değil. Güçlü mesajları olan işler yapıyoruz. Fakat 2000'lerin başındaki müzik sektörünün yaşadığı gibi. Müzik öldü mü hayır! Biz de dergileri tutamadık şu sırada ama sonra farklı formatlarda dergiler çıkacak. Penguen'de 30 tane yazar çizer, dağıtım, yönetim kadrosu dediğinde yaklaşık 50 kişiden oluşan bir ekip. Senin minimum 40-50 bin dergi satman lazım. Dijital yayıncılıkta tek başına dergi çıkarabilecek hale geliyorsun. Önümüzdeki süreçte dijital yayınlara hepimiz aşina olacağız.

"TOPLUMA DAHA FAYDALI OLANLAR MİZAHLA BÜYÜYEN ÇOCUKLAR"

Mizahla büyüyen çocuklar hayatta çok daha başarılı, bilgili ve eleştirel yaklaşıyorlar. Topluma daha faydalı birey oluyorlar. Sadece mizah yok içinde. Çok farklı bilgiler veriyoruz. Mirgün Cabas mesela oturdu Donald Trump'ı yazdı. Artık çocuklar çok akıllı. Şu anki Cumhurbaşkanımızla da ilgililer, Trump'la da ilgililer, Çernobil'le de ilgililer.