• Sizin de içinizde olduğunuz '5 Büyükler' sinema salonlarına film üretmediği zaman izleyici sayısı bir hayli düştü. Yeni filminiz 'Pervaneler' ile izleyicileri sinema salonlarına çekme adına önemli bir misyon üstlendiğinizi düşünüyorum. Bu durum size neler hissettiriyor?
İzleyici sayıları pandemi yüzünden düştü. Pandemi yüzünden 5 milyon dolara maliyeti olan filmleri çekemezdik. Çünkü sinemaya gitmek yasaktı. Doğal olarak nasıl film çekeceksin ki? Bu yüzden yapamadık. O dönemde dijital platform için 'Bursa Bülbülü'nü yaptık, çok iyi tepkiler aldık. Eğer sinema salonlarında gösterime girseydi rahat 3-5 milyon kişilik izleyici sayısına ulaşabilirdi. Sinema sektörü de zaten bize bunu böyle söyledi; "Keşke sinemaya verseydiniz" dediler ama pandemiden yeni çıkmıştık. Necati Bey (Akpınar) riske girmek istemedi, bu çok anlaşılabilir bir şey. İyi ki de girmek istememiş. Yayınlanmaya başlamasının ikinci haftasında ne yazık ki 6 Şubat depremleri oldu. Sinema salonlarında gösterimde olsaydı anında kaldıracaktık. Türkiye'de böyle riskler var. Ben mesela defalarca terör yüzünden gösteriyi iptal ettim. Tam oynayacaktım, bir yerde bir bomba patlıyordu. Tabii bir de pandemi döneminde izleme alışkanlıkları değişmesi var, filmler evde izlenmeye başladı. Sonra 'Avatar' gibi filmler gelmeye başlayınca evden çıkıp sinema salonlarına gitmeye başladık. Yoksa Disney'dir, Netflix'tir veyahut bir başka dijital platform bize sinemadan kazandığımızdan daha çok para vermiyor, öyle bir şey yok. Dijital platformda film izlerken tuvalete gidiyor, kapı çalıyor, biri geliyor, sipariş veriyor. "Geri kalanını yarın izlerim" diyor. Sinemada böyle bir durum yok, filmleri sinema salonlarında izlemenin bambaşka bir psikolojisi var. O yüzden sinemada film izlemekten daha çok keyif alınıyor. Sinemaya artık geri dönebiliriz. Bu arada dijital platformlarda da iyi işler yok. Yani çoğunluğunda kötü işler, çok az iyi iş var. Bir senede iki üç tane iyi olan film izledim. Sinemayı tekrar canlandırmak bizimle ilgili bir şey mi? Bundan çok emin değilim. Örneğin 'Yan Yana'da sözünü ettiğiniz o beş insan yok. Çok iyi bir oyuncu Haluk Bilginer ve çok iyi bir genç komedyen Feyyaz Yiğit var, 3 milyon izleyiciyi aşan bir iş oldu. Çünkü 'Intouchables' kendini kanıtlamış bilinen bir film, 'Yan Yana' olarak çok da güzel transpoze edilmiş, tekrar elden geçirip yazmışlar, güzel olmuş. Bu nedenle izleyiciler büyük ilgi gösterdi. Ayrıca 'Bergen' de çok büyük ilgi gördü. Şu an 'Eyvah Eyvah 4'ü veya 'Bursa Bülbülü 2'yi çeksem muhtemelen yine çok büyük ilgi görürler. Esas cesaret burada Necati Bey'in gösterdiği cesaret. İzleyici sayısının bu kadar muallak olduğu bir ortamda bu kadar masrafla yepyeni bir projenin altına BKM olarak imza attılar. O yüzden çok gururlanıyorum ama hiçbir şey garanti değil tabii. Film yapmak için izleycilerin desteğine gerek var. İyi film olduğu zaman fısıltı gazetesi devreye girer, ona eminim. Allah bir daha pandemi vermesin. Ekonomik bir zorluk da olmadığı takdirde izleyiciler her şartta iyi bir film için sinema salonlarını doldurur. Yeter ki Allah ülkemizi milli felaketlerden korusun.
* 5 Büyükler: Yılmaz Erdoğan, Cem Yılmaz, Ata Demirer, Şahan Gökbakar, Ahmet Kural-Murat Cemcir
• Günümüzde bir yapay zekâ tartışması, daha doğrusu meslekleri tehdit edebileceğine dair derin bir endişe söz konusu. Sizin sektöre bakacak olursak yapay zekâyla üretilmiş Türk yapımı 'Uyuyan Kadın' Almanya'da film festivaline kabul edildi. Geleneksel sinema üretimi yapay zekânın tehdidi altında mıdır?
İnsanların yaptıklarını yapabilecek bir yapay zekâ olacağını düşünmüyorum. Çünkü insan, cinselliği olan, arzu duyan bir yaratık. Bir robot ne kadar arzu duyabilir? O bence çok olağanüstü gelişmiş bir hesap. Öyle bakmamak lazım, ondan faydalanmak gerekiyor. Biz faydalanıyoruz. Mesela şöyle örnek vereyim: 'Eyyvah Eyvah 2'nin giriş sahnesinde bir arı vardır. Bu arı Çanakkale Boğazı üzerinde uçuyor, 'Çanakkale geçilmez' yazısının üzerinden geçiyordu. Ondan sonra Çanakkale, daha sonra ekrana giriyordu. Bu arı, 'Müjde'nin balkonundaki gülün üzerine konuyordu. Giriş sahnesi buydu. Biz bunun için helikopter kiraladık ve Türkiye'nin en iyi görüntü yönetmenlerinden Uğur İçbak çekti. Sahneyi arının gözünden çekeceğiz diye Geyikli'nin üzerinden helikopter uçurduk; elektrik telleri koptu, milletin balkondaki saksıları uçtu. O arıyı yapmak için Almanya'da aylarca uğraşıldı. Biz bunları yaşadık. Şimdi yapay zekâ bunu 5 dakikada yapıyor. Yapay zekâya böyle bakmak lazım. Bu filmde de kullandığımız yerler var. Parça parça tedavi mahiyetinde faydalanmak gerek. Hiçbir zaman insanın verdiği sıcaklığı veremeyecek. Yapay zekâ işlerinde insana dair ne varsa, o soğukluğu hemen hissediyorsun. Yapay zekâ bir yapımı insan gibi çekemez, bir oyuncu gibi oynayamaz.
• 'Pervaneler'in hikâyesi hayatınızın bir dönemine ışık tutuyor mu?
Geçmişle ilgili değil ama şöyle bir şey var; "Geçmişte yaşanan şeyler günümüzü ne kadar etkileyebilir?" sorusunu soruyorum. Önce bir karakter doğuyor ve birkaç yıl kendi aramızda bizi eğlendiriyor. Zaman içinde o karakterin etrafında bir hikâye kurma fikri gelişiyor. 'Pervaneler'in hikâyesinin bugünkü haline gelmesi de üç dört yıllık bir sürecin sonunda oldu. Çok güzel bir ekip olduk. Herkes karakterini büyük bir özenle ve çok güzel canlandırıyor. Hikâyeyi birlikte büyüttüğümüzü görmek benim için ayrıca mutluluk verici.
• İzleyicilerin 'Pervaneler'i izledikten sonra salonlardan çıkarken özellikle hangi duygular içinde olmalarını umarsınız?
Hayat duyguların karışımından ibarettir; hem neşe hem keder, ikisi bir arada. Ben onu çok seviyorum. Çağan Irmak'ın filmlerinde de vardır. İtalyan komedi filmlerinde de vardır. Benim tercihim hayata yakın olan komedidir. Hayat da öyle değil mi? İyi bir komedi filmi, komedi vadettiği sahnelerde ciddi anlamda güldürmeli ama o filmin güldürmeyen, aksine keder veren tarafları da olmalı. Örneğin 'Hababam Sınıfı'nda 'Mahmut Hoca' kalp krizi geçirir, öğrenciler odaya girip ağlamaya başlar, izleyici de ağlamaya başlar. Bu durum 'Bizim Aile'de de vardır, 'Neşeli Günler'de de vardır. Ertem Eğilmez zamanında bunu yapmış. Biz hocanın izinden gidiyoruz. 'Pervaneler', çok güzel bir çocuk olarak dünyaya gelmek üzere. Kucağımıza almak üzereyiz. Film çekildikten sonra artık sizden çıkıyor ve kendi yolculuğuna başlıyor. Bundan sonra izleyicilerle buluşacak ve kendi hayatını yaşayacak. 'Pervaneler'in bizden çıkıp izleyicilere doğru yolculuğunu izlemek çok keyifli olacak. Ben de o buluşmayı büyük bir heyecanla bekliyorum. İnşallah izleyicilerimiz sahip çıkar. Lütfen benim filmim için sinemaya gidin, mutsuz olmayacaksınız.