Bir efsanenin doğuşundan ölümüne tanıklık, kaybını daha da acı kılıyor.

Kobe Bryant, NBA'e 1996-97 sezonunda adım attığını ve 2000'li yıllarda yıldızlaştığını hesaba katarsak 30'lu yaşların ortalarındaki NBA tutkunlarının izlediği belki de en büyük isimdi.

Bu kuşak futbol ve basketbol gibi popüler sporları sevmeye başladığında birçok ismi duydu. Futbolda Maradona efsaneydi ancak fırtınalar estirdiği dönem geride kalmıştı. "Meraba Televole" deyişi "Tanrının elinden" daha önce akla geliyordu. Son oynadığı 94 Dünya Kupası hayal meyaldi. Magic Johnson'ın "sihir"i yine bir masaldı. Zaten HIV nedeniyle erken vedası, basketbolunu hatırlayanların zihninde bıraktı.

Michael Jordan için ise biraz daha şanslıydı bu kuşak. 1993-94 sezonunda bıraktığı basketbola bir sezon sonra; 1998’deki ikinci vedasından sonra 2001-2002 sezonunda döndüğü parkelerde bu kuşağı da yakaladı. Ama 1988’deki smaç yarışması da, Karl Malone’lu Utah Jazz ile rekabetini de Youtube’dan izleyebildi.

Jordan’ın vedasından sonra NBA tutkunları için en büyük soru yerini kimin dolduracağıydı. Dönem dönem isimler değişti ama en geniş uzlaşma Kobe Bryant’ın üzerinde oldu. Oyun stili, karakteri de bu görüşü destekledi. “Kobe Bryant vs Michael Jordan” başlıklı Youtube videoları oyun konusunda yeterince fikir veriyordu. Bir tanesi için bkz:

Şansa bakın ki, NBA tarihinin en çok sayı atan dördüncü (33643) ismi Kobe Bryant’ın hemen arkasındaki isim 32292 sayı ile Michael Jordan. Tabii bu istatistiğe bakarken Jordan’ın “maç eksiği”ni de hesaba katmak gerekiyor.

Karakteri anlatmak ise istatistik kadar kolay değil. “Bakmak” değil, “İzlemek” gerekiyor her şeyden önce. Örneğin maçta 30 sayı atmak mı, takımın en ihtiyaç duyduğu anda elini topun altına koymak mı? Jordan’ı izleyenlerin bize anlattıkları ikincisine işaret ediyordu.

Video Michael Jordan’ın 39 derece ateşle oynadığı “flu game” olarak anılan maça ait. 97 final serisinin beşinci maçında takımı Chicago’yu omuzlarken skorborda 38 sayı yazdırdı.

Kobe Bryant’ın sakat oynama hali ise çok daha acıklı. Parlak transferlere ve koç değişikliklerine rağmen kötü geçen 2012-2013 sezonu Kobe Bryant’ın kariyeri için bir dönüm noktası oldu. 12 Nisan 2013’teki Golden State Warriors maçında Kobe Bryant, kendisine yapılan faul ile sakatlandı. NBA severlerin bileceği gibi faul yapılan bir oyuncu serbest atışı kullanamıyorsa oyuna devam edemiyor. Ama Kobe Bryant, ayakta durmakta güçlük çektiği bu sakatlık sonrası serbest atışları attı. Aşil tendonu kopmuştu… Duayen NBA spikeri Murat Murathanoğlu, 17’nci yılında 21’inci sakatlığını geçiren Kobe Bryant’ın o an sahada çorabını çeker gibi aşil tendonunu çekmeye çalıştığını söylemişti. Sonraki sezon sadece 6 maça çıkabildi ama sahadan sekerek çıktığı haliyle hatırlanmak istemiyordu. İki sezon daha oynadı ve 13 Nisan 2016’daki son maçında 60 sayı atarak bitirdi.

Video: Kobe Bryant’ın bozulmayan konsantrasyonu…

Bu kuşak önceki efsanelerin dönemini belki yaşayamadı ama yaşasaydı da çoğunu yayın teknolojileri ve erişilebilirlik sorunları nedeniyle izleyemeyecekti belki. Kobe Bryant’ı tüm kariyeri boyunca izleyebilmek en büyük şans.