Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
DHA

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadelede Türk bilim insanları birbirinden önemli çalışmalara imza atmak için geri sayım başlattı. Afyonkarahisar'da 4 bilim insanının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında hastanelerin yoğun bakımlarında kullanılan ventilatörler için kısa sürede tasarladığı "UV-C sterilizatör", sağlık çalışanların daha güvenli bir ortamda çalışmasını sağlayacak.

 

Diğer yandan Bilkent Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Selim Hanay, koronavirüsün erken tespitine yönelik PCR yöntemine alternatif yenilikçi bir kit üzerinde çalıştıklarını söyledi. Dr. Hanay, "Hastalığın kuluçka döneminde belirtiler ortaya çıkmadan önce hızlı bir şekilde çalışacak bir kit geliştiriyoruz. Bu kit ile 30 dakikada sonuç verebilecek bir teknoloji üretmeye çalışıyoruz" diye konuşuyor.

 

KORONAVİRÜSÜN YAYILMASINI ENGELLEYECEK

 Afyonkarahisar'da 4 bilim insanının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında hastanelerin yoğun bakımlarında kullanılan ventilatörler için kısa sürede tasarladığı "UV-C sterilizatör", sağlık çalışanların daha güvenli bir ortamda çalışmasını sağlayacak.

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ), Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Afyonkarahisar Devlet Hastanesinde çalışan Dr. Öğretim üyeleri Sadık Kağa, Uğur Fidan, Öğretim Görevlisi Dr. Elif Kağa ve Dr. Ahmet Murat Koyuncu, iki haftalık çalışmaları sonucu, Kovid-19 salgınında yoğun bakım ünitelerinde kullanılan solunum cihazlarının ventilatörleri için "UV" ışın temelli cihaz geliştirdi.

AKÜ Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sadık Kağa, Devlet Hastanesi konferans salonunda düzenlenen tanıtım toplantısında, kısa sürede yaptıkları cihazın yoğun bakımdaki sağlık personelinin viral yükten korunması için geliştirilmiş bir sterilizatör olduğunu söyledi.

Hastaların soludukları havanın direkt cihazdan geçip yoğun bakım ortamına verilmesiyle viral yükün arttığını dile getiren Kağa, şöyle konuştu:

"Bu da sağlık çalışanları için çok büyük bir tehlike. Normalde önerilen filtreler, bu konuda biraz daha yetersiz kalıyor. Bir miktar buradaki yükü azaltsa da tam olarak sorunun çözümünde etkili olamıyorlar. Bizler de bu sorunun çözümünde çok daha iyi etki gösterebileceğini düşündüğümüz UV-C ışın temelli bir cihaz tasarladık. Bu cihazın asıl görevi, filtreden geçen havanın ortama verilmeden önce UV-C ışın hattından geçerek hastanın soluduğu havada bulunan virüsleri, etkisizleştirerek sağlık çalışanlarına çok daha güvenli bir ortamda çalışma fırsatı sunmak. Kısacası, şu anda ortama bu virüs yayılmadan kaynağında engelleyen bir sistem olarak bu cihazın prototipini geliştirmiş durumdayız."

"MALİYETİ OLDUKÇA DÜŞÜK"

Bu cihazın henüz dünyada bir örneği olmadığını dile getiren Kağa, cihazın kullanımda olan bir örneğini veya benzerini araştırdıklarını ancak bulamadıklarını vurguladı.

Cihazın Türkiye adına gurur verici bir gelişme olduğunu düşündüklerini anlatan Kağa, "Birçok ülkede sağlık çalışanlarının tulum, maske gibi kişisel koruyucu donanımlarının ihtiyacı bile tam olarak karşılanamazken bizim ülkemizde sağlık çalışanlarının korunması için daha derin önlemler sağlayacak cihazlar geliştirilmesi de ülkemiz adına sevindirici bir durumdur." diye konuştu.

Cihazın prototipini geliştirmelerinin iki hafta gibi bir süre aldığını aktaran Kağa, şöyle devam etti:

"Bunu kendi imkanlarımızla yaptık. Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının (TUSEB) şu anda açık olan bir çağrısı var. Prototipi geliştirilmiş cihazların preklinik ve klinik çalışmalarının TUSEB tarafından gerçekleştirilebileceği bir proje çağrısı bu. Oraya başvuracağız ve bu prototipin ürüne dönüşmesi için belki bazı yatırımcılarla iş birlikleri de yapabiliriz. Böylelikle bu cihazın en kısa sürede ürüne dönüşüp sahada kullanılması için tüm adımları atmayı planlıyoruz. Maliyeti de oldukça düşük. Maliyetinin 500 ila 1000 lira arasında değişebileceği bir ön fizibilite çalışması yaptık. Tabii ki seri üretimde bu daha da ucuza mal edilebilir."

"UV-C LAMBASINA ÇOK DAHA İHTİYACIMIZ OLACAK"

AKÜ Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Uğur Fidan da Türkiye'nin ne kadar yerli ve milli cihaz yaparsa o kadar güçlü olabileceğini ifade etti.

Prototipini geliştirdikleri cihazlarında kullandıkları UV-C lambaların ülkede üreticisinin olmadığına dikkat çeken Fidan, şöyle devam etti:

"Sanayici ve üreticilerimizin de bu UV-C lamba üretimi konusunda birtakım girişimler yapmasının çok daha önemli olduğunu görüyoruz. Bu pandemi kontrol altına alınıp bir süre sonra azalacaktır ama bunun ilerleyen zamanlarda tekrardan oluşmaması için herhangi bir sebep de yok. Fakat bu noktada UV-C lambasına çok daha ihtiyacımız olacak. Bu konuda farklı bilim insanları ile sanayicilerimizin girişimleriyle dışa bağımlılığımızı azaltacağını düşünüyoruz."

Tanıtım töreninde konuşan Afyonkarahisar Kamu Hastaneleri Başkanı Opr. Dr. Kadir Gökhan Saçkan da cihazı tasarlayan bilim insanlarına teşekkür etti.

KORONAVİRÜSÜ ERKEN TESPİT EDECEK KİT GELİYOR

Diğer yandan Bilkent Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Selim Hanay, koronavirüsün erken tespitine yönelik PCR yöntemine alternatif yenilikçi bir kit üzerinde çalıştıklarını söyledi. Dr. Hanay, "Hastalığın kuluçka döneminde belirtiler ortaya çıkmadan önce hızlı bir şekilde çalışacak bir kit geliştiriyoruz. Bu kit ile 30 dakikada sonuç verebilecek bir teknoloji üretmeye çalışıyoruz" dedi.

Türkiye'nin koronavirüs ile mücadelesi devam ederken virüsün erken tespitine yönelik daha kısa sürede sonuç alınabilecek yöntemler üzerinde de çalışmalar sürüyor. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun (TÜBİTAK) fonladığı proje ile PCR yöntemine alternatif yeni bir kit geliştiriliyor. Projenin yürütücüsü Bilkent Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Selim Hanay, doktora araştırmaları tezinin bu konu üzerine olduğunu ve yaklaşık 15 yıldır bu cihaz üzerinde çalıştıklarını söyledi. Dr. Hanay, amaçlarının belirtiler ortaya çıkmadan hastalık kuluçka dönemindeyken virüsün tespitine yönelik olduğunu anlatarak, "Aslında Kasım ayında tüm bu olaylar başlamadan önce projeyi, virüsleri algılayabileceğimiz bir platform olması açısından önermiştik. Virüs salgını ortaya çıkınca da TÜBİTAK işleri biraz hızlandırdı. Hızlı bir şekilde biz de devam ediyoruz. 10 kişilik bir ekiple prototip çalışmalarını yürütüyoruz. Bu daha sonra seri üretim aşamasına geldiği zaman bu çipleri üretebilecek kurumlarla çalışacağız. Önemli olan şu anda prototipi üretmek" dedi.

'30 DAKİKADA SONUÇ VEREBİLECEK'

Dr. Hanay, kitin bilinen biyokimyasal kitlerden çok daha farklı çalışacağını vurgulayarak şöyle konuştu:

"Hastalığın kuluçka döneminde hastalık belirtileri ortaya çıkmadan önce hızlı bir şekilde çalışacak bir kit geliştiriyoruz. Bu standart olan PCR yöntemine alternatif olarak geliştiriliyor. Bu kit ile 30 dakikada sonuç verebilecek bir teknoloji üretmeye çalışıyoruz. Ar-Ge konumundayız. Diğer kitlere göre en büyük farkı biyokimyasal reaksiyonlara değil, normal büyüklük özelliklerine dayanıyor. Virüslerin ağırlıklarını tartarak gerçekleştireceğiz. Bunlara nanomekanik sistemler deniliyor. Bu sistemler aslında bizim bilgisayar, cep telefonu gibi mikroçip teknolojilerinde üretilen yöntemlere dayanıyor. Adeta bir bilgisayar çipi gibi düşünebilirsiniz; fakat içinde hareket eden parçalar var. Bu sayede bu parçaların boyutları da virüs boyutlarına yakın. Böylece bir tane bile virüs geldiği zaman o virüsün özelliklerini algılayabilecek düzeyde olacaklar."

'VİRÜSÜN PARÇACIKLARINI TARTTIK'

Dr. Hanay, yaptıkları çalışmalarda normal standart bir virüsten çok çok daha küçük proteinleri bile tartabildiklerini ifade ederek, "Virüsün yüzde 1'i boyutlarındaki parçacıkları şu ana kadar rahatlıkla tartabildik. O yüzden virüsleri tartmak bizim açımızdan sıkıntı değil. Asıl problem bu işi yeteri kadar hızlı yapabilmek. Ağızdan alınan sürüntü örneğini ufak bir iğnenin içine enjekte edeceğiz. Bu iğnenin en ucu çok inceliyor ve belli bir proses yaptığımız zaman onun ucundan virüsler ve diğer benzeri boyuttaki parçacıklar tek tek çıkıp, bizim çipimize doğru gidiyor. Bu çipin üzerinde çalışan ufak makine tek tek gelen parçacıkların kütlelerini ölçüyor ve bu koronavirüs kütlesine yakın parçacık tespit ettiği zaman burada bir uyarı verecek. Oradan hasta gerekli yerlere yönlendirilecek" ifadelerini kullandı.

'İLK PROTOTİP HAZİRANDA'

İlk prototipi haziran ayında bitirmeyi düşündüklerini bildiren Dr. Hanay, "Bu mikroçip teknolojisi olduğu için yani bilgisayarlarda kullanılan teknoloji olduğu için bir kere prototip gösterildikten sonra benzeri çiplerin üretilmesi aslında çok hızlı yapılabilir. Çünkü hem Türkiye´de hem dünyada bu tarz çiplerin üretilmesi için baya büyük bir kaynak var. Bir kere uygulandığı zaman çok hızlı bir şekilde kış aylarında artık bunun seri üretimine geçişi olanak dahilinde olabilir. Hızlı bir şekilde ve kuluçka döneminde hastalık çıkmadan hastaneye gidilmeden bu tespitler yapılabilirse hem hastalıklar önlenebilir hem de bunun stratejik yerlere havalimanlarına, bakımevlerine ya da askeri tesislere de nasıl girişte x-ray cihazı ya da bir kimyasal getirip götürmediğinizi anlayan cihazlar varsa onlar gibi bir cihaz olabilir" ifadelerini kullandı.