Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Anne babaların, çocuklarının başarısızlıklarından dolayı çoğu zaman öfke ve kızgınlıklarını çocuklarına yönlendirmesinin ya da yaşıtlarıyla kıyaslamalar yapmasının doğru olmadığını söyleyen Psikolog Begüm Çayır, şu tavsiyelerde bulundu: “Ailenin tutum ve davranışları, çocukların okul başarısını doğrudan etkiler. Öfke ve kızgınlığın çocuklara yönlendirilmesi, onların eğitim hayatlarındaki iniş ve çıkışlarda belirleyicidir. Çocuğa yönelik etiketlemeler, suçlamalar ve yargılamalar, her dönemde olduğu gibi karne döneminde de yaralayıcıdır. Bu tutum çocukta stres, kaygı, güvensizlik, özgüven eksikliği ve kendini değersiz hissetmeye yol açabilir. Çocuğunuzu 'tembel', 'sorumsuz' gibi ifadelerle etiketlemeyin. Şiddet uygulamaktan kaçının. 'Tatil yok' diyerek onu aylardır hayalini kurduğu tatille cezalandırmayın. Bu tür olumsuz yaklaşımlar çocuğun öz güvenini örseler; evden kaçma, kendine zarar verme, okul hayatından uzaklaşma gibi durumlara neden olabilir.”

"EBEVEYNLER SADECE NOTLARA ODAKLANMAMALI"

Psikolog Begüm Çayır sadece karne notuna odaklanmanın, çocuğun diğer özelliklerini görmeyi engelleyebileceğine dikkat çekerek “Anne ve babalar bilmelidir ki; karne sadece çocuğun ders başarısının ya da başarısızlığının göstergesi değildir. Aynı zamanda derslere katılımın, arkadaş ve öğretmenleri ile olan ilişkisinin, ilgi duyduğu ve duymadığı derslerin, okula ve öğrenmeye yönelik tutumunun da bir göstergesidir. Bu anlamda, çocuklar karne aldıkları zaman, sadece notların üzerinde durmak çocuğun diğer özelliklerini görmemizi engelleyebilir” dedi.

"KÖTÜ KARNENİN TEK SORUMLUSU ÇOCUK DEĞİL"

Kötü karnenin tek sorumlusunun çocuk olmadığını; ailelerin bu sorumluluğu çocuklarıyla paylaşması gerektiğini vurgulayan Çayır, karne değerlendirmesi için şunları önerdi: “Aileler, çocuklarının ilk olarak iyi notları vurgulayabilir, sonra başarısız notların üzerinde durabilir. Düşük karne notları karşısında çocuğun duygu ve düşüncelerini ifade etmeleri sağlanabilir. Aileler çocuklarının başarılı olabilmesi için ellerinden gelen desteği sağlayacaklarını hissettirmelidirler. Çocuklarla durum değerlendirmesi yapılarak ders başarısızlığının nedenleri üzerinde konuşulabilir. Çocuğun güçlü yönlerini takdir edip desteklenmesi gereken yönler birlikte tespit edilebilir. İlk yarıyıldaki başarısızlığın daha kolay telafi edilebileceği, bunun için de istekli, kararlı ve programlı bir çalışma gerektiği ifade etmeleri gerekmektedir.”