İsmail Baki Tuncer'in dün Eskişehir'deki bir alışveriş merkezinde düzenlenen söyleşide sinema sektöründe parsellenme olduğu yönünde yaptığı açıklama üzerine yazı yazarken gece saat 23:50'de mail kutuma bir açıklama düştü.

Açıklamada şöyle;
Cine Medya Yapım olarak 31 Mayıs'ta vizyona soktuğumuz 'Kral Midas'ın Hazinesi' adlı sinema filmimizi, tüm gerekliliklerimizi yerine getirdiğimiz halde izleyiciyle buluşturamadık. Gerek anlaşmalı olduğumuz dağıtım firmamız, gerek sinema sektöründe oluşmuş bir takım oligarşik güçler ve dengeler yüzünden 10 Haziran itibarıyla (üzülerek) vizyondan çekme kararı aldık. Konuyla ilgili yapımcı - yönetmenimiz Mesut Çetin ve filmimizin oyuncuları basın açıklaması yapacaktır. Türk sinemasının gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biri olan bu haksız rekabet ortamının kaldırılması adına siz değerli basın mensuplarını da bu önemli açıklamamızda yanımızda görmek istiyoruz.

Üzerinde onlarca kişinin emeği, hayalleri, kariyer planları olan, yapımcısının geri dönüşünün olup olamayacağının garantisi olmadan büyük miktarda para yatırdığı bir filmin ilk haftasında gösterimden çıkarılması üzücü.
Bağımsız sinemacılar da sinema emekçisidir.
Bağımsız filmler de candır ve sinema sanatıdır.

'Kral Midas'ın Hazinesi'nin başrol oyuncusu İsmail Baki Tuncer, söyleşide "Bütün salonların artık dolmuş, parsellenmiş gibi olduğunu düşünebiliriz. Keşke, Türk sinemasına biraz önem versek. Yoksa bu değeri vermezsek sinema sektörü bitecek, Türk sineması artık tarih olacak" dedi.

'Kral Midas'ın Hazinesi'ne 70 salon veren sinema salonu işletmecilerini eleştirdi.
Ve şöyle devam etti;
"Cem Yılmaz da kazanacak yoksa niye yapsın ki adam? Yılmaz Erdoğan da kazanacak ama keşke herkes orantılı bir şekilde salon bulabilse. Biz yaptık diye söylemiyorum. 10 üzerinden 10 bir film değil ama 2 de değil. 6 olur 7 olur. Bu film mesela komik oldu. Bugüne kadar ben kötü yorum duymadım. Filmi izleyen kişilerden duymadım. 'İyi ki izlemişiz' diyorlar. Demek ki insanlar bu filmi sevmiş. Peki eden izlenmiyor? Salon bulamadığımız için. Sorun aslında filmde değil. CD falan çıkmadan önce çok kaset satılırdı. 6 milyon satan kasetler vardı. İbrahim Tatlıses olsun, Sezen Aksu olsun, Mahsun Kırmızıgül olsun... Bir kültür vardı. Plakçılar çarşısı dolar taşardı. İnternet çıktı, bu insanlar 50 bin yaparsa öpüp başına koyuyor. Sinema sektörü böyle olmasın. Bu gidişle böyle olacak. Kendi eşine dostuna film yapmış olacaksın. Bu gidişle sinemalar oynamayacak, direkt dijital platformlara, televizyonlara verilecek. Yapacak bir şey yok."

Filminin düşündüğü sayıda salonda yer bulamamasının oluşturduğu hayal kırıklığını, üzüntüsünü ve kızgınlığını anlayabiliyorum.
Sonuçta İsmail Baki Tuncer de filme emek harcadı, üzerinde hayaller kurdu, kariyer planları yaptı.
Ne var ki İsmail Baki Tuncer'in izleyici sayısı her yıl daha da artan sinema sektörünü neden bitme noktasındaymış gibi gösterdiğine bir anlam veremedim.
Çünkü;

Son 10 yılda Türk sinemasının film ve izleyici sayısı (Kaynak: Box Office Türkiye)

Madalyonun bir yüzünde 'Kral Midas'ın Hazinesi', düşünülen sayıda salon bulamadı.
Üzerine bir de seanslar izleyicinin sinemaya en az gittiği saatlerde açıldı.
Gösterimden çıkarılarak çalışanlarının emekleri ve hayalleri, yapımcının parası heba oldu.
Ne var ki madalyonun bir de öteki yüzü var.

İsmail Baki Tuncer, 2013'te 'Sabit Kanca', 2014'te ise 'Sabit Kanca 2'de kameranın karşısına geçti.
'Sabit Kanca', 236 kopyayla 301 salonda gösterime girdi.
294.264 kişi tarafından izlenerek 1.653.184 ₺ hasılat elde etti.
O yıl gösterimde olan 145 Türk filmi arasında izleyici sayısı açısından 19'uncu sırada yer aldı.

O yıl, 'Düğün Dernek', 229 kopyayla 258 salonda gösterime girdi.
İzleyiciyle, 'Sabit Kanca'dan 43 daha az sayıda salonda buluştu.
'Düğün Dernek', 572.838 kişiyle açıldı ve vizyon takviminin sonunda 6.980.070 izleyici ve 68.917.965 ₺ hasılatla Türk sinemasının en çok izlenen ikinci filmi oldu.
Ve o yıl, 'Düğün Dernek', yılın en çok izlenen filmleri arasında ilk sırada yer aldı.

'Sabit Kanca 2' ise izleyiciyle 186 kopyayla 186 salonda buluştu.
84.042 kişi tarafından izlenerek 905.218 ₺ hasılat elde etti.
O yıl gösterimde olan 168 Türk filmleri arasında izleyici sayısı açısından 38'inci sırada yer aldı.

Sinema salonu işletmecileri tüccardır.
Bir filmin ne kadar gişe yapabileceğini 5 aşağı 10 yukarı bilirler.
Hangi filme kaç salon vereceklerini de buna göre belirlerler.


Sinema salonu işletmecileri;
Sinema salonları için milyonlarca $ yatırım yapmışlardır.
Doğal olarak yatırımlarının karşılığını almak isterler.
Ve işletmelerinin devamı için de gelire gereksinimleri vardır.
İşin içinde ticaret olduğu için fazla izleneceğini düşünmedikleri bir film için babasının oğlu olsa fazla salon vermezler.
Gösterime çıkacak olan film, zevkine uymasa da, üreten kişiyle aralarında dünya görüşünden sanat anlayışına kadar her konuda uçurumlar olsa da çok izleneceğini düşünürlerse fazla salon verirler.

Aksini düşünen sinema salonu işletmecisi iflas eder.
Bu durum Türkiye'de de böyledir, ABD'de de.
Fransa'da da böyledir, Japonya'da da...
ABD'deki sinema salonları işletmecilerinin 'Avengers: Endgame' ile 'Yomeddine'e orantılı sayıda salon vermesi mümkün olabilir mi?
Türkiye'deki sinema salonu işletmecilerinin 'Arif V 216' veya 'Organize İşler - Sazan Sarmalı' ile 'Kral Midas'ın Hazineleri'ne orantılı sayıda salon vermesi mümkün olabilir mi? 

'Kral Midas'ın Hazinesi'nin galası filmin çekildiği Eskişehir'de yapılmıştı.

Bir filmin kaç salonda gösterime gireceğinin belirlenmesi için sinema salonu işletmecilerinin deneyim ve önsezilerinden başka parametreler de vardır.
Film için ne kadar ilan - reklam verildi?
Filmin haberleri medyada ne ölçüde yer aldı?
Filmin sosyal medyadaki etkileşimi ne oldu?
Gibi...

Herkes, doğal olarak ürününün daha çok kişiye ulaşmasını ister.
Sinemacı da öyle, gazeteci de.
Çiftçi de öyle yazar da.
Ne var ki iş sadece ortaya bir ürün çıkarmakla bitmiyor.
Önemli olan sadece film çekmek değil.
O filmi tanıtmak, çekmek kadar önemli.

Eğer bir filmin salon ve seans başına düşen izleyici sayısı yüksek olursa sinema salonu işletmecisi, para kazanacağı için üçüncü günden itibaren daha az izlenen filmlerden salon alıp o filme verir.
Bir filmin ilk 3 günlük izleyici sayısı işte bu yüzden oldukça önemlidir.
Bağımsız sinemanın da yücelmesi için var olan sayıya bir kaç salon daha ekleyen işletmeciler gördüm.
Bağımsız sinemanın da yücelmesi için bağımsız filmlere destek veren büyük yapım şirketleri de gördüm.
Ne var ki bağımsız filmler için çok sayıda salonun kapısını açan Don Kişot kılıklı bir yapımcı görmedim.
Dünyada da böyle bir sinema salonu işletmecisi görülmedi.

İsmail Baki Tuncer'in iddia ettiği gibi sinema salonlarında orantısız dağılım varsa 2013'te 'Sabit Kanca'nın 'Düğün Dernek'ten 43 daha fazla salonda gösterime girip 23 kat daha az izlenmesini nasıl açıklayabiliriz?

Veya;
2014'te salon sayıları 'Sabit Kanca 2'den daha az olmasına rağmen bazı filmlerin daha fazla izlenmesini nasıl açıklayabiliriz?
'Kral Midas'ın Hazineleri', 'Sabit Kanca' ve 'Sabit Kanca 2' gibi eğlenceli bir film.
Ne var ki 'orantısızlık' söylemlerine sığınmak bu filmlerin az izlenmelerine neden olan ana sorunların göz ardı edilmesidir.

Evet, salon sayısı önemlidir.
İzleyici sayısının ne olacağı konusunda belirleyici bir unsurdur.
Ama belli bir ölçüde.
Yoksa çok sayıda salonda gösterime giren her filmin milyonlarca kişi tarafından izleneceği garanti değildir.
Öyle olsaydı her mahalleye sinema salonları açılırdı.