Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hülya KÜPÇÜOĞLU - HT GAZETE / KÜLTÜR-SANAT

        2013 Venedik Bienali’ne katılacak Güney Koreli sanatçı Suh Jeong Min’in “Sonsuza Dek” adlı sergisi, İstanbul’da Gallery Linart’ta 23 Mart’a dek sürecek. Sanatçı, eserlerinin yaşamın döngüsüne gönderme yaptığını ve Taocu felsefeyi içerdiğini söylüyor

        Çalışmalarınızın malzemesi “hanji” adı verilen geleneksel bir kâğıt. Öncelikle bize bu kâğıttan bahseder misiniz? Özelliği nedir?

        Hanji, uzun zaman öncesinden beri dut ağacından yapılan geleneksel Kore kâğıdıdır. Dut ağacının kabuğunu soyar ve kaynatarak yumuşatırız, her seferinde ızgaralayarak yalnızca bir kâğıt yaparız. Ayrıca bu geleneksel yöntemi yalnızca zanaatkârlar işleyebilir. Böylelikle lifli olan bu kâğıt çok daha güçlü ve dayanıklı olur. Aslında biz bin yıldır bu geleneksel el sanatları ve sanat eserlerini yapıyoruz.

        Kâğıt diyoruz ama işlerinizin oldukça sert olduğu görülüyor. Bu dönüşüm nasıl oluyor?

        Bu kâğıt güçlü ve yumuşaktır. Bütün farklı sanat eserlerini yapabilirsiniz, ayrıca kapı, pencere, zemin bile bu kâğıttan yapılabilir. Hanjinin yarattığı duygu Kore’nin bir yansımasıdır. Kore’ye hastır. Eserlerimin hanji ile üretimi çok zor ve uzun zaman alıyor. Doğru kâğıtların toplanması, kuruması, kesilmesi... Yuvarlanması, çubuk haline getirilmesi ve tekrar tekrar kesilmesi. Yaşam gibi...

        Günümüzde Kore’de hanjinin kullanımı nasıl?

        Geleneksel Kore köy okullarında öğrencilerin hanji kâğıdından elde edilmiş defter ve kitapları vardı. Okuma ve yazma hanji kitapları ve hanjinotlarından öğrenilirdi. Ben çocukken köyümüzde bir köy okulu vardı, hatırlıyorum. Ancak artık hiçbir köy okulunda hanji kullanılmıyor ama inanıyorum ki hanjinin varlığı yok olmadı, eski bir taş plak gibi, hissiyatı ve ruhuma kattığı değer devam ediyor.

        Serginizin adı “Sonsuza Dek”. Bu ismi koymanızın nedeni nedir?

        Hayatta bitmeyen, spiritüel Doğu felsefesiyle de beslenen doğal döngünün varlığına ithafen, serginin adı “Sonsuza Dek” konulmuştur.

        Uzakdoğu sanatında genelde bulunan şiirsel anlatım sizin çalışmalarınızda da var mı?

        Evet, eserlerim birçok metin ve şiiri, ayrıca bilgin ve Taocu felsefeyi içerir. Bu felsefeler benim kelimelerimi, sınırlarımı ve eserlerimi oluşturur.

        Dünyanın farklı şehirlerinde sergiler açtınız. Son yıllarda İstanbul’un da sanatın önemli merkezlerinden biri olduğu konuşuluyor. Sizce?

        Türkiye, Doğu ve Batı kültürlerini birleştiren ve köprü görevini gören, dünyadaki en önemli ülkedir. Türkiye’nin daha da büyüyeceğini ve sanat dünyasının önemli bir parçası olacağını düşünüyorum.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ