Haftanın Kitapları
Biyografiden öyküye, araştırmadan romana, anıdan şiire bu hafta da pek çok kitap okurla buluştu. İşte yeni çıkan kitaplar arasından sizin için seçtiklerimiz...
MERAK CEMİYETİ TUTANAKLARI
(Enis Batur)
"Bir insandan çok bir yazarın arka odasını gösteriyor günlüklerim ve bir yazarın en sıradan boyutu gündelik hayatı. Sıradan hayatın içindeki sıradışı damardan geliyor gerisi: Şiir, nesir, ötesi." Kırmızı Kedi Yayınevi'nden çıkan kitabında sıradan hayatın içindeki sıradışı damarın izini sürüyor Enis Batur. "Yanıtına erişmeyeceği soruların tutsaklığına" rağmen, geniş bir hayatın; farkındalığın, kendini genişletebilmenin izini... Hafifletici sebeplere sığınarak boş durmaktan kaçınan, sessiz duramayan, kendini dinlemekten kaçınan insan topluluklarına rağmen; yazıya, resime, plastik sanatlara, duruşa, geniş ve derin tabakalara doğru "merakını" sürdürüyor. Fikir hayatımızı boğan güncelliğe, kültür iklimimize çöken post-modern feodalizme, yerli komşuları uzaklaştıran, uzak yabancıları komşulaştıran globalleşmeye... Arayışın ayrıcalığına sahip çıkan, "merakı azalmadıkça yaşayan", kendi halindeki yazarın içbükeyleri: Merak Cemiyeti Tutanakları...
İZLER
(Louise Erdrich)
Geçtiğimiz yüzyılın başlarında Kuzey Dakota'da bir Yerli rezervasyonu. Topraklarının büyük bölümü ellerinden alınmış, kalanını da bürokratik oyunlarla yavaş yavaş kaybeden, yaşam tarzlarına ve inançlarına müdahale edilerek kültürleri erozyona uğratılan, yetmezmiş gibi bir de beyazların getirdiği hastalıkların kırıp geçirdiği bir topluluk. Herkesin çekindiği, doğaüstü güçler atfettiği, dikbaşlı, cesur, yabani Fleur'ü merkezine alan hikâye işte böyle bir ortamda başlıyor; hikâyenin iki anlatıcısından biri olan ihtiyar Nanapush'un onu bulup kurtarmasıyla. Yerli kültürüne sırt çevirerek Katolik öğretisini benimseyen ve giderek fanatikleşen melez Pauline ise olaylara başka bir perspektiften bakarak kendi gerçekliğini kuruyor. Pulitzer ödüllü usta yazar Louise Erdrich'in geleneksel hikâye anlatıcılığıyla çağdaş romanı harmanlayarak şiirsel bir dille kaleme aldığı, Metis Yayınları'ndan çıkan İzler, edebiyatseverlerin kaçırmaması gereken bir eser.
18+18 HİKAYESİ OLAN FİLMLER
(Nizam Eren)
Sinema yazarı ve iletişimci Nizam Eren'in "18+18 Hikayesi Olan Filmler" adlı kitabı raflardaki yerini aldı. 1990'lı ve 2000'li yılların kült yapımlarını mercek altına alan eser, sadece bir film rehberi değil, sinemanın büyüleyici koridorlarında çıkılan derin bir düşünce yolculuğu vadediyor. Yılların birikimi ve sinema sektöründeki engin tecrübeyle hazırlanan kitap, izleyicilerin hafızasında iz bırakan filmleri çok katmanlı bir perspektifle ele alıyor. Nizam Eren; seçtiği yapımların yalnızca bilinmeyen arka plan hikâyelerini paylaşmakla kalmıyor, aynı zamanda bu filmlerin kültürel ve psikolojik yansımalarını da ustalıkla masaya yatırıyor. Eser boyunca ele alınan her bir film, izleyiciye hissettirdikleri ve sinema tarihine bıraktıkları izlerle yeniden hayat buluyor. Eren, sinemayı salt bir eğlence aracı olarak görenlerin ötesine geçerek, hayatı ve insan doğasını anlamak isteyenler için eşsiz bir başucu kılavuzu ortaya koyuyor. 1990'lar ve 2000'ler sinemasının ruhunu, dönemin ruh hâlini ve unutulmaz anlarını bugüne taşıyan bu özel seçki; filmlere ve yönetmenlerin yaratım süreçlerine bambaşka bir gözle bakmak, izlenen sahnelerin ardındaki gizli kalmış detayları keşfetmek ve sinema arşivine entelektüel bir soluk getirmek isteyen herkes için benzersiz bir deneyim sunuyor.
GEÇ KALMIŞLIK HİSSİ: YENİDEN BAŞLAMAK MI, SIFIRDAN BAŞLAMAK MI?
(Emre Özarslan)
Diyelim ki hayatımızın hiç de istediğimiz gibi akmadığının farkındayız. Oturduk düşündük, kendimize yalan söylemeyi de bıraktık. Yapmak istediklerimizi bir yana, artık bırakmak istediklerimizi bir yana sıraladık. Ne güzel, elimizde kocaman bir “farkındalık” var artık! Hani şu her yerde, edinmemiz tavsiye edilen farkındalık... Peki, fark etmekle bitiyor mu iş? Bir de yapılacaklar var elbet. Seçenekler görünüşte bol, ne de olsa teknoloji çağındayız. Ama beynimizin gerisinden fısıldayan o ses ne olacak? Hani sürekli, “Geç kaldın. Herkes halletti, sen her şey için geç kaldın, artık çok geç!” diyen... Emre Özarslan, Mundi Kitap'tan çıkan kitabında bu kez geç kalmışlık hissi ve hepimizin kendisini içinde bulduğu şefkatsiz telaşa odaklanıyor. Yazar, psikolojik durumların sadece bireysel meseleler olmayıp zamanın ruhuyla yakından alakalı olduğunu, performans kültürünün hepimizi içten içe oyduğunu ortaya koyarken hem kendisinden hem de danışmanlık verdiği kişilerden yola çıkarak örnekler sunuyor.
YABANCILARIMIZ
(Lydia Davis)
Lydia Davis, Alfa Kitap'tan çıkan Yabancılarımız’da gündelik hayatın sıradan anlarını alıp onlara yeni birer anlam bahşediyor. Sokakta, trende veya restoranda yolları bir anlığına kesişen yabancıları büyük bir dikkatle gözlemliyor. Evlilikteki küçük tartışmalardan yaşlanma korkusuna ve kayıp duygusuna kadar genişleyen bir yelpazedeki insanlık hallerini son derece sade, fazlalıklardan arınmış bir bakışla ele alıyor. Davis, gösterişsiz ama oldukça etkileyici bir dille yazdığı bu kısacık öykülerde, bizi doğrudan hayatın içine davet ediyor. Ağaçları görebilmek için sandalyesinin yerini değiştiren bir anne, kulak misafiri olunan tuhaf diyaloglar ve kurumlara yazılan şikâyet mektupları Listeler, rüyalar ve bazen sadece tek bir cümlelik öykülerden oluşan kitap, hayattaki en ufak detayların bile ne kadar ilgi çekici olabileceğini kanıtlar nitelikte.
KAFESSİZ GÖKYÜZÜ
(Kylie Moore-Gilbert)
Eylül 2018. Avustralyalı akademisyen Kylie Moore-Gilbert, bir konferans için gittiği İran’dan ayrılmak üzereyken Tahran Havalimanı’nda Devrim Muhafızları tarafından tutuklanır. Asılsız bir casusluk suçlamasıyla on yıl hapse mahkûm edilir ve bir anda tüm hayatı hapishane duvarlarının dışında kalır. Evin ve Karçak hapishanelerinde bitmek bilmeyen sorgular, aylar süren tecrit ve sonu görünmeyen bir bekleyiş başlar. Ama duvarların arasında başka sesler de vardır: havalandırma boşluklarından gelen fısıltılar, gizlice gönderilen mektuplar, duvara kazınmış birkaç kelime… Kylie diğer kadın mahkûmlarla kurduğu dostluklardan güç alır. Açlık grevleri ve protestolarla kaderini yeniden eline almaya çalışır. Ne var ki özgürlüğü perde arkasında yürüyen pazarlıklara bağlıdır. Moore-Gilbert’ın İran hapishanelerinde geçirdiği 804 günü anlattığı Kafessiz Gökyüzü, Vis Kitap etiketiyle yayımlandı.
MUTLU ANILAR TAKASI
(Melih Aydın)
"Attığım her adım, uçurum kenarında düşmeyi bekleyen toz taneleri kadar müphem; içime çektiğim her nefesse oyuna alınmayan küçük bir çocuğun saf hüznü kadar nemruttu. Belki bedenim ayaktaydı ama ruhum ne ölü ne de diriydi." Melih Aydın'ın Romanoku Yayınları'ndan çıkan kitabı Mutlu Anılar Takası, okuru fantastik dünyanın büyüsü ve gerçek dünyanın yaşanması zor ikilemleriyle buluşturuyor. "Keşke"ler ve "iyi ki"ler arasında gidip geldiğimiz bu serüvende, mutlu anılarla geçmişte soluklanırken bazen de kaygıyla geleceği bekliyoruz. Yazarın masalsı anlatımı, kurgunun zenginliği, dilin akıcılığı ile soluksuz okunacak eser; yüzünüzde keşke diyeceğiniz bir tebessüm oluşturacak.
BUZ PİSTİ
(Roberto Bolaño)
Genç ve güzel İspanyol patenci Nuria Martí ansızın Olimpiyat takımından çıkarılınca, ona saplantılı bir hayranlık besleyen yozlaşmış ve kibirli belediye memuru Enric Rosquelles, Z kasabasının dışındaki eski bir malikâneye gizli bir buz pisti yaptırır. Ancak kimseye söylemediği bir şey vardır: Pisti, zimmetine geçirdiği kamu kaynaklarıyla yaptırmıştır. Ne var ki böyle bir aldatmacanın sonuçsuz kalması mümkün değildir; çok geçmeden hikâyeye Meksikalı kaçak göçmen Gaspar Heredia, yerel girişimci Remo Morán ve kasabanın nevi şahsına münhasır bazı sakinleri de dahil olur. Günler geçer ve kasabanın üstüne çöken bulutlar iyice kararırken buz pisti bir suç mahalline dönüşür. Can Yayınları etiketiyle okurlarla buluşan, siyasi yolsuzluklar, kıskançlık ve karşılıksız tutkularla örülü Buz Pisti, Latin Amerika edebiyatının özgün seslerinden Roberto Bolaño’nun gerilim dozu en yüksek romanlarından biri...
KUM BALIKLARI
(Didem Koç)
Didem Koç, Anadolu'nun derinliklerinde geçen ve insan ruhunun karmaşık yapısını derinlemesine inceleyen bir eser sunuyor. Ayrıkotu Yayınları'ndan çıkan "Kum Balıkları", genç Fidan'ın hayat mücadelesini ve karşılaştığı zorlukları, köy yaşamının gerçekleriyle harmanlayarak anlatıyor. Koç'un etkileyici ve samimi üslubu, okuyucuyu karakterlerin iç dünyalarına derinlemesine çekerken, her bir öyküde satırda Anadolu'nun toprak kokan atmosferini hissettiriyor. Fidan'ın içsel çatışmaları, Hasan ve Ahmet gibi karakterlerle kesişirken, okuyuculara köy hayatının tüm gerçekliğini sunuyor. Aşk, umut ve hayatta kalma çabası, bu romanın ana temasını oluşturuyor. Didem Koç, karakterlerinin duygusal derinliklerini ustalıkla işlerken, okuyucularını düşündüren ve etkileyen bir anlatı sunuyor. "Kum Balıkları", insan ruhunun derinliklerine yapılan bir keşif niteliğinde.
EŞEKARISI FABRİKASI
(Iain Banks)
Iain Banks'in yayımlandığı günden bu yana okurları ve eleştirmenleri ikiye bölen ilk romanı Eşekarısı Fabrikası, çocukluğun masumiyetini acımasız bir kâbusa dönüştüren, benzersiz bir modern klasik. Altı yaşındayken geçirdiği "talihsiz" bir kazanın ardından İskoçya kıyılarındaki ıssız bir adada, takıntılı babasıyla yaşayan Frank Cauldhame sıradan bir genç değildir. Onun dünyasında çocukluk oyunlarının yerini karmaşık ayinler, adanın sınırlarını koruyan totemler ve hepsinden önemlisi, tavan arasında gizlediği korkunç bir mekanizma almıştır: Eşekarısı Fabrikası. Frank için bu fabrika, böceklerin ölüme yürüdüğü bir labirentten çok daha fazlasıdır; kaderi, yaşamı ve ölümü kontrol altında tuttuğuna inandığı kendi küçük krallığının merkezidir. Ancak psikiyatri hastanesinden kaçan ağabeyi Eric'in eve dönüşü yaklaşırken Frank'ın titizlikle kurduğu karanlık düzen çatırdamaya başlar. Geçmişin gömülü sırları gün yüzüne çıkmak üzeredir. Ve Frank, kendi yarattığı dünyanın sınırlarının ötesinde, hiçbir ayinin onu hazırlayamayacağı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalacaktır. İthaki Yayınları'ndan çıktı.
SICACIK BİR EV
(Özgür Çırak)
"Bütün gece yatakta Girgin Abi'yle konuştuklarımızı düşündüm. Bir derdin mi var, diye sorup durmuştu adam. Neden dememiştim Girgin Abi, bir iş dönüşü kaldırıma yüzükoyun düşüp ölmekten, sonra senin ve mahallelinin başımda toplanıp beni muayene etmenizden, daha tam anlamadan ahkâm kesmenizden, cesedimin kaldırımda savcıyı beklemesinden korkuyorum, diye. Ayın on beşinden ve tıraş olmaktan ne kadar bıktığımı, şefin müdür yardımcısı olmak için duyduğu arzudan ne kadar yıldığımı, yıllardır çalıştığım iş arkadaşlarımla bir kuru selamdan başka bir bağ kuramamanın ne demek olduğunu, sabah artık altıda kalkmak istemediğimi falan, hiçbirini söyleyememiştim." Özgür Çırak, İletişim Yayınları'ndan çıkan, 2020 yılında Türkan Saylan Sanat Ödülü'nü kazanan öykü kitabı Sıcacık Bir Ev'de alt/orta sınıf insanların, işçilerin, yalnızların, toplumun kıyısında kalmış bireylerin içinde debelenip durdukları cendereyi anlatıyor. Kent yaşamının sert gerçekliğinin üzerine üzerine giderken, aynı zamanda hayatın o şaşırtan, tüm zorlukların varlığını bir an olsun unutturan, düşe yakın nadir anlarını da es geçmiyor.