Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Takılın Âlimler konağı, şairler yatağı…

        memisbetul@gmail.com

        “Tokat aklıma bile gelmezdi babam on beşli olmasa” diyen şair İsmet Özel ve “Hacı Beştaş Veli’nin hayırlı ve bereketli duaları ile bu eski tarihi şehir, âlimler konağı, fazıllar yurdu ve şairler yatağıdır” diyerek tarihe not düşen (1656) Evliya Çelebi…

        Yolumuz düşmezse hiç fark etmeyeceğimiz, derin ama durgun denizler kadar gösterişsiz, mütevazı bir kent Tokat…

        Kuzeyde Samsun, kuzeydoğuda Ordu, doğu ve güneyde Sivas, güneybatıda Yozgat ve batıda Amasya’nın çevrelediği Tokat; M.Ö. 4000 yıllarından başlayarak 14 devlet ve birçok beyliğin egemen olduğu, geniş, sulak vadilerle ve bunların arasındaki geçitlerden oluşan bereketli alanların orta yerinde konuşlanan, Karadeniz’in incilerinden bir tanesi…

        2010 TUIK verilerine göre merkez ilçeleriyle beraber 12 ilçe, 64 belde ve 583 köyü bulunmakta. Mimari bir medeniyet senfonisi olan Tokat, aynı frekansa geçemeyenlerin duyamayacağı, ancak onu duyanların tekrar tekrar mest olacağı bir senfoni adeta…

        TARİHE EV SAHİPLİĞİ YAPMIŞ KADİM ŞEHİR

        İngiliz Kraliçesi Elizabeth’in botanikçisi Tournefort’un 1714 yılında, Küçük Asya’nın önde gelen bir ticaret merkezi olarak övdüğü; “Gördüğüm güzellik ve gelişmişlik manzarasını dünyanın hiçbir yerinde görmedim” dediği Tokat, kitaplarda; “Atalarımızın uzak Asya’dan gelip, Avrupa içlerine kadar uzanan koşusunda nefes aldığı, gölgelendiği, mimarisiyle, sanatıyla ve düşüncesiyle Buhara’yı İstanbul’a, Semerkant’ı Mahmutpaşa’ya, Mahmutpaşa’yı Mamuşa’ya bağladığı serin gölgelik… Bilinen 7500 yıllık tarihiyle Hattiler’e, Hititler’e, Frigyalılar’a, Komana’ya ve Roma’ya; Danişmend’e, Selçuklu’ya, İlhanlı’ya, Ertana’ya, Kadı Burhanettin’e ve Osmanlı’ya ev sahipliği yapmış kâdim şehir”, tanımlamalarıyla geçiyor.

        Farklı dinden ve kültürden insanların yüzyıllardır, bu huzur şehrinde, kimseyi rahatsız etmeden ve kimseden rahatsız olmadan yaşadığı Tokat’ta; geçen yüzyılın ortasına kadar Ermeniler ile Yahudiler, dağ köylerinde, gelen Rum ve Müslüman dostlarıyla birlikte alışveriş yapmış, meşhur Tokat kebabı yemiş ve ince sazları dinleyerek, birlikte muhabbete oturmuşlar.

        800 METREDE 800 YILLIK BİR TARİH…

        Tarihi kokan sokakları, mimarisi, yemekleri, bitki örtüsü, etnik ve dinsel yapısı, el sanatları, bereketli bağları, hamamları, bostanları, bahçeleri ve muhabbeti kıvamında yöre sakinleriyle keşfedilmeyi bekleyen yitik bir hazine Tokat… O vakit gelelim Tokat’ı Tokat yapan tarihten günümüze düşen suretiyle, görenleri mest eden, yitik hazine kentinin devasa yapılarının keşfine…

        Güzergâhta ilk olarak Tokat’ın meşhur adreslerinden Sulu Sokak yer alıyor… ‘800 metrede, 800 yıllık tarihe götüren’ diyorlar burası için! Burada Osmanlı, İlhanlı’dan kalma Burgaç Hatun Türbesi’nin yanına, aritmetik hesapların bile ulaşamadığı bir güzellikte Ali Paşa Camii’ni inşa etmiş. Hemen ilerisinde, bir İlhanlı eseri, az yukarıda ise Selçuklu tarzı ancak bir Osmanlı eseri olan Ulu Camii yer alıyor. Aynı sokağın sağında ve solunda, medeniyetin yüzyıllar gerisinden, tüm albenisiyle hâlâ bizlere seslenen Takyeciler Camii, Deveciler Hanı, Arastalı Bedesten, Sulu Han, Paşa Han, Ali Tusi Türbesi ve Anadolu’nun ilk medreselerinden olan Niksar ve Tokat Yağıbasan Medreseleri bulunmakta. Sulu Sokak’ın hemen sağında ise Tokat’ın kadim ve doğal yapısı olan Tokat Kalesi, tüm ihtişamıyla selama durmakta adeta. Tipik bir orta çağ kalesi olan Tokat Kalesi, Danişmentli Melik Ahmet Gazi tarafından 1074’te ele geçirilmiş, daha sonra Selçuklu ve Osmanlı egemenliğine girmiş. Ayrıca kalenin Çardak-ı Bedevi denilen zindanında, Bizans İmparatoru A.Diogenis başta olmak üzere, birçok ünlü kişinin tutsak olduğu da rivayet edilmekte.

        MÜZELER KENTİ…

        Kentin sokaklarına ayak sürmeye başladığınızda kendinizi, tarihi bir platoda hissedeceğiniz kesin… Tokat’ta, keşfinize eklemeniz gereken adreslerden bazılarıysa şöyle: Gazi Osman Paşa Caddesi’nde bulunan, 100 odalı, tüccarların ve atlarının kalabileceği, günümüz konaklama anlayışını, 300 yıl önce gerçekleştiren bir mimarinin en naif örneği olan ve halk arasında Voyvoda Hanı olarak da bilinen Taşhan; Sultan Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılında halk tarafından yaptırılan, tam 109 yıldır zamanın hesabını tutmakta olan Tokat Saat Kulesi; verimli Yeşilırmak’ın üzerine bir gerdanlık gibi takılmış, 800 yıllık tarihiyle zamana meydan okuyan Taşköprü ya da Hıdırlık Köprüsü ve mimarisiyle dikkat çeken, 1288 yılında inşa edilen Garipler Camii…

        Adeta bir müzeler şehri olan Tokat’ta, başta Gaziosmanpaşa Caddesi’ndeki Gök Medrese binasını kullanan asıl müze, Mevlevihane, Atatürk Evi ve Latifoğlu Konağı’yla dört müze bulunmakta. Bunların yanında, mimarisi ve dokusuyla kenti daha da zenginleştiren yapılar arasında; Kentin merkezinde konuşlanan ve yine kentin ilk kütüphanesi olan İl Halk Kütüphanesi; Hıdırlık Köprüsü olarak da bilinen, Sivas - Tokat - Niksar kervanyolu üzerinde ve Yeşilırmak’ı geçmek için Anadolu Selçukluları çağında yapılan, Yeşilırmak Köprüsü; Niksar ilçe merkezinde, Melik Gazi Mezarlığı içinde bulunan Melik Danişmend Gazi Türbesi; Anadolu Selçukluları döneminde İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan Sivas-Tokat-Amasya-Samsun -Sinop kervan yolu üzerinde yer alan Mehperi Hatun Kervansarayı ve Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Bayezid’in damadı Ali Paşa adına yapılan, tamamen kesme taştan işlenmiş Ali Paşa Hamamı bulunmakta.

        BALLICA MAĞARASI VE KRAL YOLU

        Gelelim, görülmesi gereken Tokat şahaneliklerinden bir tanesine daha… Kazova’da kıvrıla kıvrıla akan Yeşilırmak’ı izleyen Tokat-Turhal karayolunun güneye ayrılan yolun sapağında, iki levha dikkatinizi çekecektir. İlki, XII. yüzyıldan bu yana Anadolu’dan Karadeniz’e gelen kervanların konaklama ve dinlenme merkezi olan, tarihle doğanın iç içe geçtiği, şirin bir ilçe olan Pazar; diğeri ise beyin loblarında frekans ayarına neden olacak olan, 1995 yılında turizme açılan Ballıca Mağarası... Mağaranın 8 salonlu keşfini tamamladıktan sonra, ön cephesinde yer alan tesislerde, manzaraya karşı, kuşbakışı dinlenebilir yahut yöreye ait el sanatları işlerini görebilir, yöresel çöreklerin tadına bakabilirsiniz. Pazar ilçesine ayrılan yol, birkaç km’den sonra Yeşilırmak’a ulaşıyor. Yol buradan, Anadolu Selçukluları’nın yaptırdığı köprüden geçerek tarihi Kral Yolu’na göz kırpıyor. Köprüyü biraz geçince ileride, Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad'ın birinci eşi Mahperi Hatun tarafından yaptırılan Mahperi Hatun Kervansarayı’nı göreceksiniz.

        İRAN İPEĞİ ÜRETİMİ…

        Tokat’ta, geniş çaplı ipek üretiminin yapıldığını biliyor muydunuz? Burada üretilen İran İpekleri, hafif kumaşların, dikiş ipliklerinin ya da düğmelerin yapımında kullanılıyormuş. Öyle ki; 18. yüzyılda Kırım-Fransız Konsolosluğu yapan Charles de Peyysonel kitabında, Fransız kumaşlarının satışında en büyük darbeyi Tokat’ta üretilen kumaşların sebep olduğuna, sadece Kırım, Rusya ve Kafkasya’ya 500.000 top Tokat Kumaşı satıldığını anlatıyor. İpek ticareti oldukça iyi durumda, ama Tokat’ın asıl büyük ticareti bakır-kap-kacaklar alanında; şamdanlar, tencereler, fenerler, taslar. Özgün bir şekilde işlenen eşyalar, İstanbul ve Mısır’a ulaştırılıyormuş. Ayrıca, Tokat’ta sarı maroken deri de üretiliyor ve bunlar kara yolu ile Karadeniz kıyılarındaki Samsun’a, buradan da Eflakın Limanı olan Kalas’a gönderiliyormuş.

        TOKAT KEBABI’NDAN YEMEDİYSEN!

        Kentin en ünlü lezzetlerinden biri olan Tokat Kebabı, yörede yetiştirilen taze domates, biber, patlıcan ve patatesin de kullanımıyla kuzu etinden yapılıyor. Lezzetinin ilk püf noktası ise; eti parçalarken satır kullanılmıyor sadece bıçak kullanılıyor. Bu sayede etteki sinirlerin alınması sağlanıyormuş. Ocakta kullanılan odun da mutlaka gürgen olmalıymış. Yöre insanının ve konukların vazgeçemediği lezzet olarak göze çarpan kebabın ustaları, yörede taze sebzelerin hasadının yapıldığı günlerde (Haziran ayından Ekim ayının sonlarına kadar olan dönem) Tokat Kebabı’nı tatmanın tam zamanı olduğunu belirtiyor.

        İçimden geldi notu:

        SREBRENİCA UNUTTMA, UNUTTURMA!

        Bundan tam 17 yıl önce, yine bir sıcak Temmuz ayında, Avrupa’nın göbeğinde tüm dünyanın gözleri önünde, film izlercesine bir katliam yaşandı-yaşadık, seyirci kaldık-sustuk, işimize öyle geldi ve yahut unuttuk. Srebrenica'da, Bosna’nın bu güzel kentinin 14 yaşını geçmiş tüm erkekleri, toplam 8373 kişi, 11 Temmuz 1995 tarihinde başlayarak 5 gün içinde yok edildiler-öldürüldüler. Balık hafızalı olan bünyelerimize ve fani bedenlerimize hatırlatma; diğer katliam ve soykırımları olduğu gibi Srebrenica’yı da hiç unutmamışlara ise davet niteliğindeki bilgiyi paylaşmak istiyorum, naçizane… Ama öncesinde es notu niyetine, Can Dündar’ın sitesinde, vakti zamanında paylaştığı Srebrenica’dan gelsin:

        http://www.candundar.com.tr/_v3/#Did=3228

        Ve son söz: Srebrenica Anma Komitesi adına Op. Dr. Mehmet Akif Göğüsgeren’den…

        “Dünyayı yeniden şekillendirmek isteyen güçlerin de desteği ve kışkırtması ile yapılan bu

        katliamı aslında Bratunac, Zvornik, Foča, Prijedor, Višegrad, Brcko, Sanski Most, Žepa,

        Doboj'da yaşananların devamı, Bosna'daki soykırımların taçlandırılmasıydı. Soykırım, şu

        anda Lahey'de yargılanmakta olan Radovan Karadžić ve Ratko Mladić komutasındaki ırkçı Sırp güçler tarafından gerçekleştirildi. Birleşmiş Milletler gözetiminde hatta onların ağır silahları kullanılarak 5 gün boyunca sürdürülen bu soykırımdan sonra ortaya çıkan vahşet görüntüleri akıllara kazındı. İnsan hakları konusunda faaliyet gösteren birçok kuruluşun kayıtsızlığı, devletlerin ‘derin’ sessizliği ile Srebrenica sonraki yıllarda unutturulmaya çalışıldı… Bu yıl bu kirli savaşın yirminci, Srebrenica’nın 17. yılındayız. Şehitlerimizi anmak, “Srebrenica’lar olmasın” demek istiyoruz. Srebrenica'da bugün yaşanan dramı da dile getirmek istiyoruz. Bu amaçla da “Srebrenica, Unutma, Unutturma” etkinliği ile toplumsal belleğimizi tazelemek istiyoruz...”

        Tören: 8 Temmuz Pazar, saat 18.00’de, Bayrampaşa Adapark’ta…

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ