Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat Sinema 'Ölü yıkamak cazip geldi'
        1

        Kübra PAR - HT PAZAR
        Fotoğraflar: Ece Oğultürk

        Nuri Bilge Ceylan, Tayfun Pirselimoğlu, Zeki Demirkubuz gibi önemli yönetmenlerin filmlerinden ve sevilen dizilerden, en çok da Kayıp Şehir’deki anne rolünden tanıdığımız Nazan Kesal, bu sefer bambaşka bir rolle karşımızda. Atıl İnanç’ın bu hafta vizyona giren yeni filmi “Daire”nin başrolünde, tiyatrosu kapanıp iş bulamayınca “gassallığa”, yani ölü yıkayıcılığa başlayan bir kadını canlandırıyor. Beylerbeyi’nde denize bakan bir otel odasında buluştuk, filmdeki karakterle kendi hayatındaki ilginç kesişmeleri, ölüme bakışını ve son dönemin en çok konuşulan oyuncularından Ercan Kesal ile ilişkilerini konuştuk.

        2

        Filmin sana geliş hikâyesiyle başlayalım. Oynadığın Betül karakteri de senin gibi tiyatrocu. Ama tiyatro kapanıp iş bulamayınca ölü yıkayıcılığı işini kabul ediyor... Senaryoyu okuyunca verdiğin ilk tepki neydi?

        Bana önerdikleri rol senaryodan daha enteresan geldi.

        Ölü yıkayan bir kadını nasıl oynarım diye endişelenmedin mi?

        Hayır, tam tersine bu tarz ters köşe kadın rolleri Türkiye sinemasında fazla yazılmadığı için çok cazip geldi.

        3

        ■ Korkutucu değil miydi?

        Bir oyuncu için korkutucu olabilir mi bilmiyorum. Önemli olan o karakterde yaşayacağım serüvendi.

        ■ Serüvenden kastın ne?

        Yani beni bilmediğim bir yere taşıyacak mı, tanımadığım duygular ile tanıştıracak mı? Canlandırdığımız karakterlere duygu ve ruh veriyoruz ama biz de onlardan çok şey öğreniyoruz.

        4

        ■ Bu rol ne öğretti sana?

        Aslında kaderci biri değilim. İnsanın kendi kaderini kendisinin yazdığına inanırım. Bu film bana “Yazgıya kulak ver, yaşam döngünü sadece sen belirleyemezsin, senin üstünde başka bir tasarruf var” dedirtti.

        ■ Gassal’ı oynamanın zor bir tarafı var mıydı?

        Olmaz olur mu? Morg insanı ister istemez bir havaya sokuyor. Kendi yaşamımdaki deneyimleri hatırlatıyor.

        5

        ‘GERÇEK HAYATTA DA ÖLÜ YIKADIM’

        ■ Kendi hayatında ölüm ile ilişkin nasıl?

        Bir tarafım ölüme karşı çok soğuk, öleceğimiz için yaşıyoruz diyorum. Diğer taraftan da “Ölüm varsa o zaman yaşamayalım” diyorum... Ölümle ilk tanışmam aile albümünde eski, siyah beyaz bir fotoğrafı görmemle başladı. Gözleri yarı açık bir bebek yerde yatıyor. Daha çok genç yaştaki annemle babam kaygıyla yerdeki bebeğe bakıyorlar. O fotoğraf hiç çıkmaz aklımdan. Yaşasaydı abim olacaktı. Adı Mehmet’miş.

        6

        Betül başkalarının ölü bedenlerini yıkarken son derece rahat davranıyor. Sen gerçek hayatta ölü yıkayabilir miydin?

        Yıkadım zaten. Anneannemi yıkadım.

        ■ Gerçekten mi? Ne zaman?

        Belki de ölüm yıldönümünde röportaj yapıyoruz şu an. 2 yıl oldu.

        7

        ■ Neden sen yıkadın?

        Uğurlamak, son yolculuğundaki halini görmek istedim. Birbirimizi çok severdik. Başkasının eline bırakmak istemedim.

        ■ Hep sorulur ya, nasıl hazırlandın bu role diye... Kendi tecrüben yetti mi?

        Gassallıkla ilgili araştırmalar yaptım. Bire bir ölü yıkayan kadınları seyrettim.

        8

        ■ Videoları mı vardı?

        Evet, buldum öyle bir kaç tane video.

        İrkilmedin mi seyrederken?

        Hayır. İrkilmedim. Ama anneannemin videosunu seyrederken kötü oldum.

        9

        Nasıl yani? Videosu mu vardı anneannenin?

        Evet. Kefenlenirken videoya aldırmıştım.

        ■ Neden?

        Görmek istedim son anını. Çok severdim onu.

        10

        ■ Yakınları öldüğünde insanlar bırak yıkamayı, cenazeyi bile görmek istemezler. Videoya aldırmak delice değil mi?

        Evet ama ben dönüp dönüp bakıyorum o anlara. Gündelik hayatımızda da onu videoya alır, “Anneanne senin kısa filmini çekeceğim” derdim ama kısmet olmadı.

        Araştırmalar sırasında ölümle ilgili bilmediğin enteresan bir şeye rastladın mı?

        Ölü yıkanırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini öğrendim.

        11

        Garip geldi mi?

        Kurallar var. Belli bir dizgi halinde yürümesi lazım. Yani kafanıza göre yıkayamıyorsunuz ölüyü. Tuhaf bir seremoni. Bir daha göremeyeceğiniz birini son kez tertemiz yapıp toprağa bırakıyorsunuz.

        Sen nasıl defnedilmek isterdin?

        Valla çalışmadığım bir yerden geldi bu soru! Nasıl ölmek isterdin diye sorarsan, uykuda ölmek isterdim. Ölüyorum duygusunu yaşamadan ve sevdiklerime yaşatmadan...

        12

        ‘Tarlada tütün kırardık’

        Nerede büyüdün?

        Manisa’ya bağlı bir ilçe olan Köprübaşı’nda. Kasabada büyüdüm yani. Hep beraber tarlaya gider, tütün kırar, tütün dizerdik. Kışın da halı dokurdu annemler. Büyük bir aileydik.

        Betül ölüm seremonisi için dualar öğreniyor. Senin dinle ilişkin nasıl? Filme ezber yaparken zorlandın mı?

        Çocukluğumda yaz tatillerinde Kuran kursuna giderdik. Kuran’ı hatmetmiştim. Filme hazırlanırken “Aa evet, ben bunu biliyorum” deyip hatırladım bir çok duayı.

        13

        ‘Şimdilik uzun metraj beni aşar’

        Daha önce Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Tayfun Pirselimoğlu, Erden Kıral gibi önemli yönetmenlerle çalışmıştın. Bu film oyunculuk hayatında nereye oturuyor?

        Bu artık benim ileri yaş dönemi filmim. Türkiye’de kadın oyuncuların tuhaf bir yazgısı var. Kırkı geçtiyseniz size ya yan roller ya da kişiliksiz roller teklif ediliyor. Son derece klişe, heyecansız şeyler yazılıyor. Betül o anlamda beni çok heyecanlandırdı. Yeni tanıştığı adama “Bu gece burada kalmanı istiyorum” diyecek kadar cesur ve özgür bir kadın.

        14

        Filmde bir tiyatro yönetmenini canlandırıyorsun. Diyarbakır Tiyatrosu’nda çalışırken senin de yönetmenlik tecrüben olmuş. İleride tekrar yönetmenlik yapmak istiyor musun?

        Seneye İstanbul Devlet Tiyatroları’nda kadınlarla ilgili bir oyunu yöneteceğim. Bir de kısa film yönettim. Adı Salıncak. Bir kadının son 12 dakikasına tanıklık ediyoruz.

        Yine mi bir ölüm filmi?

        Evet. Geride ufacık bir bebeğini bırakarak kendini asan bir kadının son 12 dakikasını çektim. Ercan Kesal, Şebnem Hassanioughi ve Ahmet Mekin oynadı. Farklı bir deneyimdi, tiyatrodan gelen reji yapma becerisi işime yaradı.

        15

        Sinemada uzun metraj çekme planın var mı?

        Yok, şimdilik uzun metraj beni aşar. Kısa metraj çekmek iyi geldi, şimdi ikinci kısa için çalışıyorum.

        16

        ‘Bu komik bir film aslında’

        Daire filmini neden seyretsinler?

        Daire hayatta bir biçimiyle karşılaştığımız bürokratik hantallığın bizden ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. Komik bir film aslında. Kara mizah tarafları da var. Bir kahkaha attırıyor ama sonra niye güldüm diye kendini sorguluyorsun. Kendi hayatına döndürüyor seni. Gülüyorum ama kendi hayatıma mı gülüyorum diye bir es verdiriyor insana...

        17

        Nazan Kesal hakkında bilmediğiniz 5 şey!

        ■ Kasalı Rus motoru kullanırım.

        ■ Tütün kırmasını, tütün dizmesini iyi bilirim.

        ■ Mekik oyası yaparım.

        ■ Çok komiğimdir.

        ■ İyi yemek yaparım.

        18

        ‘Ercan’la aramızda iktidar savaşı yok’

        Eşin Ercan Kesal da son dönemin parlayan oyuncularından biri. Geç ama hızlı bir giriş yaptı, çok sevildi. Doktorluk yaparken oyunculuğa başlaması ilişkinizi nasıl etkiledi?

        Beni daha iyi anladı. Çok işime yaradı bu durum aslında. Bu ülkede bu işin ne kadar zor yapıldığını fark etmesi bana çok iyi geldi.

        Kıskançlık oluyor mu evde?

        Hiç olmuyor. Onunla gurur duyuyorum.

        19

        Kim daha iyi oyuncu esprisi yapılıyor mu?

        Yok, yapılmıyor. Birbirimizi aşağı çeken insanlar değiliz, iktidar savaşımız yok.

        Onun yönettiği bir filmde oynar mısın?

        Oynarım belki, rolüne bağlı! (Gülüyor...) Ama kablo taşırım, çünkü yapacağı işe çok inanırım.

        O senin filminde oynar mı?

        Kısa filmimde oynadı zaten.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ